DEPREM GERÇEĞİ DE ÇÖZÜMSÜZLÜK DE HALEN SÜRMEKTE!

  • 16.08.2012
  • 244 kez okundu

Anımsanması dahi acı veren, binlerce insanımızın ölümüne, bölgedeki birçok kentimizin harap olmasına yol açan Marmara depreminin üzerinden tam 13 yıl geçti. Deprem, tek bir gecede onbinlerce insanımızın hayatını alt üst etmiş, yol açtığı şokun ardından yaşanan çaresizlik depremi adeta toplumsal bir travmaya dönüştürmüştü.

buy Colchicine Geçen 13 yıllık süre içerisinde beklenilen ve yapılması olanaklı mühendislik tedbirleri hayata geçirilmemiştir. İnşaat Mühendisler Odası olarak yaşananları anımsatmakta fayda görüyoruz.

Depremin hemen ardından 9 Haziran 2000 tarihinde ?Bilim insanlarınca yapılan deprem tahminlerini bilimsel açıdan değerlendirerek sağlıklı sonuçlar üretme ve kamuoyunun bu konuda en güvenilir bilgiyi sağduyu biçiminde alabilmesini sağlayacak açıklamalar yapma? ve ?Ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, deprem zararlarının en aza indirilmesine yönelik araştırma çalışmaları için öncelikli alanları belirleme? konularını öncelikli çalışma alanı olarak belirleyen Ulusal Deprem Konseyikuruldu.Konsey 2002 yılında öncü ve kapsamlı bir çalışma ile ?Ulusal Deprem Stratejisi?ni tüm boyutları ile kitaplaştırmış, 2005 yılında ikinci bir çalışma ile deprem alanında yapılması gereken araştırma konularını tanımlamıştı. Ulusal Deprem Konseyi 6 Ocak 2007 tarihli Başbakanlık genelgesiyle lağvedildi. Oysa kapatılan Konsey, dünyadaki politika değişikliklerini göz önüne alarak Türkiye?de hangi sistem ve yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymayı hedefleyen bir çalışma yapmaktaydı.

Bayındırlık Bakanlığı koordinatörlüğünde, çalışmaları Şubat 2004 tarihinde başlatılıp yedi ayrı grupta sürdürülen Deprem Şurası, kesin raporlarını Temmuz 2004 ayında elde etmiş, yapılan çalışmalar Deprem Şurası Sonuç Bildirgesi?ne dönüştürülerek Bakanlık tarafından ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılmıştı.

Son olarak yine 2004 yılında ?Türkiye İktisat Kongresi Afet Yönetimi Grubu Raporu? hazırlanarak kamuoyuna sunulmuştu.

Bu raporlar ayrıntılı olarak incelendiğinde hemen hepsinin aynı konularda benzer sonuçlara eriştiği eşdeğer konulara işaret edip eşdeğer çözüm önerilerinde bulunduğu görülür.

2004 yılından sonra aradan geçen 7 yıllık süreçte çözüm önerilerine ilişkin hiçbir girişimde bulunmayan siyasi iktidarın 2011 yılında hazırladığı ?Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı? (UDSEP)  ise geçmiş çalışmalarda ayrıntılı olarak açıklanan tespit değerlendirme ve çözüm önerilerinin yüzeysel bir kopyasıdır.

Van Depreminin hemen ardından 26 Ekim 2011 tarihinde Başbakan Erdoğan?ın ??Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, bu binaları biz yıkacağız?? söylemiyle başlatılan çalışmaların sonucu olarak ?Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun? 16 Mayıs 2012 tarihli Resmi Gazete?de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kamuoyunda Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen Yasa ise, bırakınız geçmiş dönemde yapılan bilimsel çalışmaların gereklerini dikkate almayı, henüz bir sene önce yürürlüğe giren ?Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı?ndaki hedefleri bile karşılamamaktadır.

Sürekli olarak mevzuat eksikliklerinden yakınan sorumluların bizatihi kendilerinin hazırlayıp yürürlüğe koydukları Yasa ve Yönetmelikler, özleri itibariyle insan hayatından çok her tür hizmetin piyasalaştırılmasını sağlamayı hedeflemektedir. Bu nedenle büyük puntolarla kamuoyuyla paylaşılan yeni yasalar, yönetmelikler veya mevcut mevzuat üzerinde yapılan değişiklikler, yaşanan sorunların kaynağına müdahale etmediği için çözüm sunamamakta, aksine yeni ve daha büyük sorunlar yaratmaktadır.

Anti Viral Yapılan tüm bilimsel çalışmalar,sağlıklı bir kentleşme için yerleşme ve yapılaşma süreçlerinin risk yönetimini içerecek biçimde yenilenmesi gerekliliği ortaya koymaktadır.Öte yandan göz yumulan kaçak yapılar veya projesine aykırı yapılar, imar afları, parçacıl planlamalar ve plan tadilatları nedeniyle ülkemizdeki yapı stokunun sorunlu olduğu bir gerçekliktir.

Bu bağlamda afet zararlarını azaltma kapsamında, onarım ve güçlendirme çalışmaları ile kentsel yenileme uygulamalarının birlikte düşünülmesi, acil durum planlarının hazırlanması, toplumun afettehlikesi ve riski konusunda bilinçlendirilmesi, arama-kurtarma faaliyetlerinde eğitim ve örgütlenmenin sağlanması, kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanması hatta ve hatta mühendislerin meslek içi eğitimi ve yetkinliği konularının birlikte planlanması gerekmektedir. Kentsel Dönüşüm Yasası ise tüm bu gerekleri karşılamaktan uzak olup uygulama alanlarının sınırsız tutulması nedeniylebaşta metropol kentlerimiz olmak üzere tüm ülkemizi bir rant alanı haline dönüştürebilecektir.

İktidarın yeni hedefi yapım sürecinin denetimine ilişkin kuralların düzenlendiği Yapı Denetim Yasası?nı değiştirmektir.

Marmara depremi sonrasında 2001 yılında fenni mesuliyet sistemine göre nispeten ileri bir denetim sistemi olan Yapı Denetim sistemi 19 pilot ilde uygulanmaya başlamıştır. Eksikliklerin bir an önce giderilmesi amacıyla yapılan pilot bölge uygulamasına tam on yıl boyunca devam edilmiş ve Yasa ancak 2011 yılında ülke geneline yaygınlaştırılabilmiştir.

Meclis tatil edilmeden hemen önce kamuoyuna “Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı” adıyla bir çalışma sunulmuştur. Yeni Yasa taslağı ise hizmetin kamusal niteliğini öne çıkartma yerine daha fazla ticarileştirilmesini öngörmekte ve bu niteliğiyle denetim hizmetlerinin formaliteye dönüşmesi potansiyelini taşımaktadır. Zira sunulan çalışma, aslında teknik müşavirlik kuruluşlarının görev ve sorumluluklarını düzenlemektedir.

Bu noktada Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde yapılan bazı değişiklikleri vebu değişikliklerin yol açtığı sorunları paylaşmak isteriz.

Bürokrasiyi azaltma gerekçesi altında yapılan Yönetmelik değişikliği ile; projelendirme, onay ve ruhsat süreçleri parçalanarak içinden çıkılmaz bir noktaya getirilmiş, Odamız tarafından verilen ve projelere imza atan, şantiye şefliği ya da fenni mesullük üstlenen kişilerin mühendis olup olmadığının yanı sıra mesleki faaliyette bulunma hakkının olup olmadığını da kontrol etmeye yarayan ?belge? kaldırılmış, yerine bu kişilerin taahhütnameleri konulmuştur.

Meslek Odalarının üyeleri üzerindeki denetimini dışlayan bu düzenleme esasen kamunun güvenilir mimarlık ve mühendislik hizmeti almasını engellemektedir ve değiştirilmediği müddetçe de yapıların projelendirme ve üretim süreçlerinde giderek artan telafisi güç sorunlara yol açmaya devam edecektir.

purchase misoprostol Konuyu rakamlarla açıklamak gerekirse;

Türkiye genelinde yapı ruhsatı verme yetkisine sahip toplam 3649 belediye, il özel idaresi ve organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Mevzuat zorunlu kılmasına rağmen bu idarelerden sadece 234?üOdamıza yapı ruhsatlarını göndermiştir.

Az sayıda idareden Odamıza iletilen yapı ruhsatlarından elde edilen bilgiler ile üye kayıtlarımızın karşılaştırmalı incelemesinde, Türkiye genelinde gönderilen toplam 2723 ?yeni? yapı ruhsatında;

Oda kaydı olmayan proje müellifi sayısının 4,

Oda kaydı olmayan fenni mesul sayısının 1,

Oda kaydı olmayan şantiye şefi sayısının 11,

İşyeri Tescil Belgesi (İTB)* olmayan ya da yenilenmeyen proje müellifi sayısının 28, bu kişiler tarafından üretilen proje sayısının 56,

İşyeri Tescil Belgesi olmaksızın fenni mesuliyet üstenilen ruhsat sayısının 23,

Yapı Denetim çalışanı ya da ortağı olan proje müellifi sayısının 8, bu kişilertarafından üretilen proje sayısının 34,

Yapı Denetim çalışanı ya da ortağı olanşantiye şefi sayısının 6 olduğu tespit edilmiştir.

Sonuç olarak yaklaşık 60 kişinin proje müellifi, şantiye şefi ya da fenni mesul olarak imza attığı yaklaşık 115 yapı ruhsatının iptal edilmesi gerekmektedir.Odamız bu tespitlerini Bakanlık ve idarelere iletmiş ve gereğinin yapılmasını talep etmiştir. Bu durumda arsasına yapı ruhsatı alan veinşaa ettirmeye başlayan 115 vatandaşımızmağduriyetyaşayacaktır.

Bilgi edinilemeyen 3415 idare tarafından verilen yapı ruhsatları açısından bakıldığında ise sorun daha vahimdir. Zira mühendis olup olmadığı dahi bilinmeyen kişilerce proje üretilmesi ya da fenni mesullük üstlenilmiş olması olasılığı yüksektir.

Mühendislik hizmetinin niteliğini yükseltmek yerine meslek odalarını işlevsizleştirerek sahte mühendisliğin önünü açan bu düzenlemelere imza atanlara soruyoruz; Deprem riskini mühendislik hizmeti almamış yapıları çoğaltarak mı azaltacaksınız?

Siyasi iktidarı tercihini bilimden ve insandan yana kullanmaya, ülkemizin deprem gerçeğine uygun ulusal bir deprem politikası belirlemeye ve daha da önemlisi bu politikaları bir an önce hayata geçirmeye çağırıyoruz.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

Etiketler: /

ORTAKENT SAHİLİNE YILLARDIR KADIN ELİ DEĞİYOR…
Kadın olmak Türkiye’de zor değil diyen kaç kişi var bilmiyorum. Kaldı ki çalışan kadının yükü diğerine nazaran kat be kat...
   TORBA KAVŞAĞINDA YAŞANAN BORU PATLAMASI KORKU YARATTI
  Bodrum yarımadasının içme suyunu karşılayan ana isale hattının Torba Kavşağında bulunan kısmında bir patlama meydana geldi. Bodrum Gündem Haber...
BİLİM İNSANINDAN BODRUM’A ANLAMLI MİRAS…
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr.Gürdal Alaeddinoğlu yaşamını yitirdi. Kendisi tarafından yürütülen, Sivrisinekler ile...
“GEREKİRSE MUĞLA’DAN, ARTVİN’E KADAR YÜRÜRÜZ”
Belediye Binası açılışı ve çeşitli ziyaretler için Artvin’in Şavşat İlçesi’nden Ardanuç İlçesi’ne giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki...
HAYDİ DENİZLERDE NÖBETE / Can Pulak…
     Demokrasi nöbeti bitti.Şimdi denizlerde nöbet vakti… Aslında deniz nöbetlerini hiç bitirmemek lazım.Tehlike sürekli çünkü. Kirletmeyi sonlandırmaya hiç niyetimiz...
BİR BİLİM İNSANI DAHA TÜRKİYE’NİN  GURURU OLDU… MÜMTAZ İŞCAN
Prof. Dr. Mümtaz İşcan, 2016-2018 yıllarını kapsayan 2 yıl süre için Avrupa Toksikologlar ve Toksikoloji Dernekleri Federasyonu (EUROTOX) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. Prof. Dr....
AK PARTİ BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINDA TOPLU İSTİFA
AK Parti Bodrum İlçe Başkanı Çiğdem Demiralp ve  ilçe yönetiminde bulunan 22 yönetim kurulu üyesi ile bugün itibarı ile birlikte...
“HER ÖNÜNE GELEN ŞAMAN DEĞİL”…
Türkiye’de kültür turizminin öncüsü, profesyonel rehber, araştırmacı – yazar, gezi tasarımcısı, gezgin Faruk Peker,  Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü Orhan...
İNANDIĞINI GÖRENLER: WALT DİSNEY (1901 -1966)
Geçen haftaki yazımda, bu hafta Walt Disney’den ve sonraki hafta da Vehbi Koç’un hayat hikayelerinden kesitler sunacağımı ifade etmiştim. Bundan...
HER YER ALEV ALEV…..
Cumartesi günü içimize bir kez daha kor ateş düştü. Artık ülkemizde   bu ateşler o kadar çok sıradanlaştı ki insanlar ruhsuz...
MÜLK SAHİBİ İŞLETMECİNİN HESAPLARINA EL KOYMUŞ…
22 Ağustos günü Bodrum gündemine bomba gibi düşen “Bodrum’da oteller kapanmaya başladı” başlıklı haberde, “Bodrum’un farklı noktalarında 6 oteli bulunan...
TİCARİ TAKSİLERE DÜZENLEME GELİYOR…
Muğla İli Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) 18.08.2016 tarihinde yapılan toplantısında, Muğla ilinde faaliyet göstermekte olan Ticari Taksilere düzenleme getirilmesi için...
SEVDALI OLDUĞU BODRUM’DA TOPRAĞA VERİLDİ…
  20 Ağustos Cuma günü Bodrum’dan Havalimanına giderken Güvercinlik’te feci bir trafik kazasında yaşamını kaybeden CHP’nin emekçi kadınlarından ve amatör...
BOZÜYÜK (GÜZELKÖY), GEVEENEZ (ÇAYBÜKÜ) / Fikret Karataş yazdı…
Çöplük yangınının tokadını ağır yiyenlerden (eşim nedeniyle) birileri olarak kaçalım birkaç günlüğüne dedik ve internete baş vurduk.  Öyle uzaklarda değil...
FECİ KAZADA ANNE ÖLDÜ, BABA ve KIZ YARALI…
Tatillerini geçirdikleri Bodrum’dan memleketlerine dönen aile yolda trafik kazası geçirdi. Anne kaza anında can verirken, baba ve 11 yaşındaki kız...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ