YER BİLİMCİLERİ İLE DEPREM ÖN SİNYALLERİ ARAŞTIRMACILARI ARASINDAKİ
POLEMİK !

Ronald Karel/Biliminsanı-25 Mart 2013

Aşağıdaki yazı NASA Ames Research Centre? dan ve aynı zamanda başkanlığını yaptığım Uluslararası Deprem Ön Sinyalleri Kurumunun yönetim kurulu üyesi olan Dr. Freund tarafından bana gönderilmişti. Bu mektubun içeriği son derece düşündürücüydü. Yer bilimcilerin  ?Deprem Ön Sinyalleri?  üzerinde araştırma yapan bilim adamlarına karşı tutumlarını açıkça gösteriyordu. Mektubun Türkçe özeti şöyle;

Bugün elime bir dosya geçti. Yer bilimcileri ile sismologlar bir araya gelip dünyaca ünlü American Geophsical Union?a ait bilimsel EOS magazininde deprem ön sinyalleri hakkında makalelerin yayınlanmaması için etrafa mektuplar göndererek imza toplamaya başlamışlar.

Kısacası yine sismologlar ve yer bilmcileri ?deprem ön sinyalleriyle? uğraşan bilim adamları ve araştırmacıları kategorik olarak bahaneler uydurarak dışlamak istiyorlar.

Deprem Ön Sinyalleri konusunda yıllarca çalışmalar yapan bilim adamlarının bazılarının isimlerini kara listeye almışlar. Bu kişilerin bazıları ve yazdıkları makaleler aşağıdadır.

Dr.Michel Parrot,
Centre National de la Recherche Scientifique, Orleans cedex, France; (Tübitak eşdeğer.)

Dimitar Ouzounov,
NASA Goddard Space Flight Center
Makalenin adı;

Surveying the Earth?s Electromagnetic Environment From Space

Dünyanın elektromanyetik alanını uzaydan incelemek

Dr.Masashi Kamogawa,
Department of Physics, Tokyo Gakugei University, Tokyo, Japan

Makalenin adı;

Preseismic Lithosphere-Atmosphere- Ionosphere Coupling

Litosfer- atmosfer- ionosferde deprem öncesi

Sergey Alexander Pulinets,
National Autonomous University of Mexico, Mexico City; E-mail: pulse@geofisica.unam.mx; on leave from IZMIRAN (Pushkov Institute of Terrestrial Magnetism, Ionosphere and Radiowave Propagation, Russian Academy of Sciences).
Makalenin ismi;

Natural Radioactivity, Earthquakes, and the Ionosphere

Doğal Radioaktivite, depremler ve iyonosfer

Mesajın geri kalanında Dr.Freund bir düşman arkadaşından ele geçirdiği mektupta sismologların EOS bilimsel magazinine karşı atağa geçtiklerini, deprem ön sinyalleri konusunda ?? sismolojide temel eğitim görmemiş?? araştırmacıların makalelerinin yayınlanmaması için baskı yaptıklarını dile getiriyor.

Dr.Freund kibarca yer bilimcilerin çok iyi iş yaptıklarını, ancak deprem ön sinyalleri araştırmacılarını dışlayacaklarına beraber çalışmaları gerektirdiğini hatırlatıyor.

Tarihe bakarak deprem tahmini yapmak bir yol olarak gözüküyorsa, sismolojik olmayan başka olaylar da, yani deprem ön sinyalleri üzerinde yapılan çalışmalarda epremleri ilerde tahmin edilmesi konusunda ufak bir ihtimal bile varsa, buna mani olmak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur diye mektubuna devam ediyor ? İnanıyorum ki birbirimize daha fazla zarar vermeden beraberce deprem konusunu çözmek için çalışmalıyız?, diye yanıt veriyor  Dr.Freund.

Dr.Freund mevkiisi itibariyle USGS ile polemiğe girmek istemeyebilir, ancak benim de bu konuda şahsi düşüncelerim mevcuttur.

Yer bilimcileri ve sismologlar yukarıda adları geçen bilimadamların ve araştırmacıların bu gibi makaleler yazmaya hakları olmadıklarını savunuyorlar, gerekçesi de bu bilim adamlarının sismolojik verilere ve yer bilimden anlamadıklarını belirtiyorlar.  Geçmiş depremlere bakarak deprem konusunda ilerlemeler kat etmek eğer bir yol, bir ümit ise ki ben şahsen bunun doğru olmadığını ve bir şeye yaramadığını ve hiçbir zaman bir şeye yaramayacağına inanıyorum.

Şöyle ki, eğer deprem mekanizması denilince yer bilimleri dışına sismologların anladığı dünya dışında başka bir fiziksel olay veya olaylar mevcut ise ve bu olaylar yirmi seneden fazla dünyanın değişik bölgelerinde gerek amatör araştırmacılar, gerek üniversite düzeyinde,  gerekse tanınmış bilim kuruluşlarında araştırılıp makaleler halinde yayınlanıyorsa, bazı araştırmacılar çeşitli yöntemlerle kendi çaplarında deprem tahminleri yapıyorsa,,,, bunlara mani olmak İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇTUR.  Bu cümleye ben de katılıyorum. Ben bu gibi makaleleri yazan gerek NASA gerekse diğer enstitülerden  arkadaşlarıma 100% katılıyorum..

Böylelikle kafalarını çukura sokup, deprem ön sinyalleri konusunda araştırmacıları dinlemeyen, küçümseyen, yaptıklarımızı  ört bas etmeye kalkan dünyadaki bütün yer bilimcilerini ve sismologları şiddetle kınıyorum?

Kendileri köstebek gibi yüzlerce yıl yer altında yaşamalarından dolayı, deprem bilimi dünyanın en geri kalmış bir bilim dalıdır. Kendileri deprem ön sinyallerinde meydana gelen diğer bilim dallarından anlamadıkları için araştırmacıları bütün dünyada sabote etmektedirler.

California Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri bölümü başkanının imza toplamaya başladığını aşağıdaki yazıda göreceksiniz. Karen Felzer adında bir bilim adamı American Geophysıcal Union?un bilimsel magazini olan EOS?un genel yayın yönetmenine mektup yazıp bu gibi bilimsel makalelerin yasaklanmasını istedi. Yer bilimcileri arkalarına USGS deki kodamanları da alıp deprem ön sinyalleri üzerinde araştırma yapan başta NASA Ames Research Centre ve NASA Goddard Space deki arkadaşlarımızdan başlamak üzere yeryüzündeki bütün araştırmacıları sabote etmektedirler.

Karen Felzer kimdir ?

USGS in ileri gelenlerinden gelen bu hanım araştırmacı 23 Temmuz 2012 tarihinde başkan Obama tarafından deprem tetikleme konusunda mükafatlandırılmıştır.

Dr Felzer in yazdığı mektup aşağıdadır.

Sevgili Dr Spilhaus,

Bu mektup yayınlanmamalıdır..

15 Mayıs 2007 ve 3 Ekim 2006 ve bunun gibi bilimsel makaleler değerli EOS mecmuasında yayınlanmaktadır. Bizi ürküten bu gibi araştırmaların bilimsel magazinlerde yayınlanmamsı için el birliğiyle mücadele vermeliyiz.

Bir zamanlar deprem öncesi elektromanyetik sinyaller, yok efendim radon artışı, hatta hayvanların büyük depremler öncesi etkilenmeleri konuları konuşuluyordu, hepsi yalnış çıktı?

Şimdi de LAIC çıktı, yani deprem öncesi litosfer, atmosfer, iyonosferde meydana gelen anormallikler.. Bu gibi makaleler çoğaldılar ve bizler korkmaya başladık?

Bu gibi hayali araştırmalar ancak halkın dikkatini çekerdi ama şimdi son yıllarda yüksek derecede önem taşıyan bilimsel dergilerde yayınlanması kabul edilemez oldu.

Gelecekte bizlere danışmadan bu gibi makaleleri yayınlanmamsını istiyoruz?

Biz derken kimden bahsediyor acaba ? Tabii ki sadece yer bilimcilerden.

Bugüne kadar daha deprem mekanizmasını çözemeyen, her büyük depremden sonra ahkam kesen, birbirleriye kavga eden, muattap kalamayan, deprem konusunu kendilerine mal eden dünyanın her ülkesinde daha fayların yerlerini, uzunluklarını derinliklerini bilmeyen bir avuç sismolog  yer bilimcilerden bahsediyor.

Eğer bu mektup olmasaydı, ben de daha yumuşak bir uslüp kullanırdım, ancak böyle korku dolu bir mektubun yayınlanması beni son derece rahatsız etti.

İstanbul u ele alacak olursak, devlet Marmaray projesini hazırlarken acaba yerbilimcilerine danıştı mı ? diye sormak geliyor içimden. Eğer danıştıysa hangi yer bilimci bu projeye ?deprem riski yoktur? diye imza attı merak ediyorum gerçekten.

İşte aşağıdaki haritaya baktığınızda gözlerinizle göreceğiniz gibi, projenin Avrupa yakasında canlı faylar yer almaktadır. Depremler muhakkak tam fayların üzerinde meydana gelmezler, gelseler bile o deprem olan merkeze 50 km hatta 100 km uzaklıktaki bölgeler de etkilenirler.

Resme iyice bakınız?.Yorum yok !

Acaba ülkemizde yapılmaması gereken başka proje var mıdır ? sorusuna aşağıdakş yanıtı verebiliriz.

AKKUYU NÜKLEER SANTRAL PROJESİ

Okan Üniversitesi nden Nükleer MÜhendisi Prof. Dr. Tolga Yarman ? hayatımda bu kadar nükleer cehaleti görmedim? diyerek teknik olarak Akkuyu? ya nükleer santral yapılamayacağını söyledi. Japonya daki nükleer patlamaların teknolojik bir zaaf nedeniyle meydana gelmediğine dikkat çeken Yarman, 1.nesil, 3. Nesil, 5ç nesil farketmez. Japonya daki deprem ve ardından gelen tsunami, tahayyül sınırlarının ötesinde, ancak korku filmi kurgusunu oluşturabilirdi? dedi.

Sevgili arkadaşlar.. O beyaz karenin içerisine nükleer santral yaparsak ve o karenin içerisinde herhangi bir yerde 6 kuvveti üzerinde bir deprem meydana gelirse bile bir ihtimal var ki radyasyon kaçması meydana gelsin.. Bu konu çok ciddi bir konudur. Çok iyi düşünmek lazımdır.. Halkını seven hiçbir yetkilinin böyle bir mesuliyeti üzerine almamsı lazımdır diye düşünüyorum… Haritada gördüğünüz bölge çok tehlikeli bir bölgedir, kırmızı halkalar 0 km ile 40 km derinliğe kadar meydana gelen depremleri işaret etmektedir.

DEPREMLERİ TAHMİN ETMENİN YEGANE YOLU

Deprem tahmini yapabilmek için, deprem ön sinyallerinin varlığını ispat etmek lazımdır. Yoksa bu çalışmalar ve araştırmalar, yazılan ve yayınlanan makalelerin hiçbir değeri kalmaz.

Bu çalışmaların ispatlanabilmesi için de deprem olan bir ülkede araştırma yapmak lazımdır. Bu olası araştırma en aşağı 5 sene sürmelidir. Araştırmayı gerektirecek yöntem aşağıdaki haritada gösterilmiştir.  Türkiye deprem konusunda çok önemli bir laboratuardır. Ülkemizde yüzlerce canlı fay yer almaktadır. Herkesin bildiği gibi en uzun fay hattı Kuzey Anadolu fay hattıdır ve her an tehlike teşkil etmektedir.

Şimdi gelelim Deprem Ön Sinyallerinin ispatlanabilmesi için ne gibi malzemelerle araştırma yapmamız gerektiğine. Bu çalışma için, araştırılacak fay veya fayların seçilmesi lazımdır. Ardından bu faylar ve fayların enlem ve boylamlarına denk gelen alçak ve yüksek atmosfer, yer yüzü, ve litosfer,  gerek uzaydan,  gerek yeryüzünden gerekse yer altından 7-24 incelenmeye alınmalıdır.

Yukarda görülen genel bir Türkiye haritasıdır. Bu haritanın üst kısmında çeşitli uydular yer almaktadırlar ve A,B,C,D,E,F diye sıralanmışlardır.

Ayrıca yer yer kamera resimleri mevcuttur. Bu kameralar da alçak atmosferdeki bulut dağılımını gözetlemek içindir.

Ufak alet ise ?iyonizasyon ölçme? aletidir, yani stresten sonra yer altında oluşan inanılmaz yoğunluktaki iyonizasyon yer yüzüne çıktığında havadaki iyonları arttırıyor.

R harfi de radón ölçümü içindir. Ayrıca yer altı suları da imcelenmeli, deprem öncesi kuyu sularının seviyeleri yükselmektedir.

En önemlisi de incelenecek olan faylarda değişik sismograflar konulmalıdır. Yer bilimcilerin üzerlerinde durduğu Erken Uyarı sistemlerini de unutmamak lazım.

Yukarda ismi geçen uydulardan gelen veriler, yer altında stres olduğunda olası iyonizasyon ve diğer deprem ön sinyal olayları, deprem anında sismografların verilerinin hepsi Orta Anadolu üzerinde çizdiğim resimde görüldüğü gibi bir ana bilgisayarda toplanmalıdırlar. Deprem öncesi, esnası, sonrası  iyonosferden taa yer altına kadar olan bütün bölümdeki veriler tek tek incelenmelidir.

Bu çalışma en az 100 kere tekrarlanmalıdır ve veriler statistiklerle mukayese edilmelidirler. Çıkacak olan sonuç muhakkak bilim dünyasında bomba gibi patlayacaktır.

Bu çalışmanın Türkiye üzerinde aynı anda yapılması büyük masrafa yol açabileceğinden, belli iki veya üç noktada çok aktif faylar üzerinde küçük çapta başlatılabilecek bir proje olabilir.

Deprem Ön Sinyalleri, ilerki tarhlerde depremleri tahmin edebilmenin yegane yoludur. Başka bir yol yoktur. Bunun için de çok çalışmak lazımdır.


Bu haber "682" kere okunmuştur

Etiketler:
  • mahmut gülbeyaz
    27 Mart 2013 | Cevapla

    Karınca resimleri ne anlama geliyor?

    • 27 Mart 2013 | Cevapla

      hayvanların zaman zaman deprem olmadan önce yerden yükselen yoğun iyonizasyondan dolayı rahatsız oluyorlar. Ben sembolik olarak karınca koydum, aslında balıklar oksijen almak için su yüzeyine çıkıyorlar, kurbağalar topluca kaçıyorlar vs vs.. NASA dan arkadaşım dr Freund bu konuyla ilgileniyor…