BODRUM VE YANARDAĞ/Ronald Karel Bodrum Gündem yazıları…

Ronald Karel
Ronald Karel
  • 25.08.2017
  • 6.624 kez okundu

Mart ayında yanardağ araştırması yapmak için Santorini’ye gelen Poseidon araştırma gemisi ve Nisan ayında bu gemideki su aracı olan ABYSS’in denizin dibine indirilerek numuneler alması, olası bir yanardağın uyanması konusundaki tedirginlikleri ortaya koyarken ve hemen ardından 12 Haziran tarihinde Midilli’de meydana gelen 6.3 kuvvetindeki deprem, ardından Bodrum’da 20 Temmuz 2017 tarihinde meydana gelen 6.7 kuvvetindeki depremler kafaları karıştırdı.

Yunan ve Alman bilim adamları Ege denizinde Santorini Adası etrafında volkanları araştırıyorlar. GEOMAR Helmholtz Center’a ait Poseidon araştırma gemisiyle 8 Mart 2017 tarihinden itibaren Ege Denizinde araştırma ve çalışma yapıyorlar. Poseidon ise AUV isminde ufak sualtı araştırma gemisiyle Santorini Adasının doğusunda hydrotermal aktiviteleri araştırmak için çalışmalara başlamış. İleriki tarihlerde yanardağın ne zaman faaliyete geçebileceğine dair bilimsel delil topluyorlarmış.

Nisan ayında ikinci bir araştırma daha başlamış ve Dr. Jörg Geldmacher sualtından magmaların gelişimini görmek için volkanik kayaları toplamaya başlamış.

Mayıs ayında, yani İzmir depreminden bir ay önce Dr. Armin Freundt (GEOMAR), son 160.000 yılda meydana gelen patlamaların kaydını içeren derin deniz sedimanları çekirdeğini almak için iki haftalık bir sefer başlattı. Bu numuneler, gelecekteki volkanik aktivitelerden kaynaklanan risk için bir ölçüt olarak, geçtiğimiz püskürmelerin neden olduğu tehlikeleri nicelleştirmeye yardımcı olacağını söyledi.

Aşağıda araştırma yapılan alanın sınırları gözüküyor.

bodrum ve yanardağ 1

 

Hemen konuya girelim ve Fatih Güllapoğlu’nun 8 Ağustos 2017’de yayınladığı makalesini özetleyerek aktaralım.

Değerli Bodrumlu ve Değerli Ege’li Dostlarım, bugün Bodrum’da meydana gelen son depremden sonra, “BODRUM’DA GERÇEKTEN NELER OLUYOR?” başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Yazımın amacı, bu ardı arda gelen depremlerin ciddiye alınmasını ve çok ciddi bir araştırma yapılması için birilerini hareketlendirmeyi amaçlıyordu. Birçoğunuz yazıyı paylaştınız, birçoğunuz “beğen” yaptınız, ama birkaç dostumuz da, “Her şeyi hükümetten, belediyelerden, muhalefetten aramayın” türünden şaşırtıcı yorumlar yaptılar. Ben de üzerime düşeni yapıp gerekli cevapları verdim. Bir gazeteci olarak görevimin ne olduğunu da yukarıdaki son başlıkta tekrar dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.

DENİZDEKİ ISINMANIN NEDENİ

Bir teze göre, son depremler, Ege denizindeki Santorini ve Nisiros adaları bölgesindeki volkanların uyanmaya başladığı ve yeryüzünün derinliklerindeki magma tabakasının yukarı doğru hareket etmesinden kaynaklandığı yönünde. Son ölçümlere göre, o bölgedeki sularda 5 Fahrenheit’lik bir ısı artışı tespit edilmiş. 1 Fahrenheit, 0.556 Santigrat’a, yani dereceye eşit olduğuna göre, suyun sıcaklığı 2.75 derece artmış. Bu ısının 5 dereceye çıkması ise magmanın yukarıya çok yaklaştığının, yani volkanik bir patlamanın göstergesi olduğunu gösteriyormuş. Kısacası şimdilik tehlikeli sınırda değiliz. Ama devletimizin ve “Üniversiteyim” diyen gerçek üniversitelerimizin bu konuyu ciddiye alıp acilen inceleme altına almaları gerekiyor. Bu onların görevidir.

Ülkemizin tüm Ege kıyılarını etkileyebilecek bir felaketten önceden haberdar olabilmek için Alman ve Yunan bilim adamları, “POSEİDON” araştırma gemisi ve bu gemideki “ABYSS” isimli sualtı aracı ile Santorini ve Nisiros volkanik bölgelerinin deniz tabanını inceliyorlar. Son 160 bin yılda Ege’de meydana gelen faciaların izlerine ulaşıyorlar ve bir yandan da son dönemde artan hareketlilikleri yakın incelemeye alarak, olası bir faciayı önceden haber vermeyi amaçlıyorlar. Bu araştırmayı da Alman Devleti’nin “GEOMAR Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi” ile “Atina Devlet Üniversitesi” birlikte yapıyor. Yani Alman Devleti ve Yunan Devleti bu işi finanse ediyor. Tabii son dönemde artan tektonik ve volkanik hareketlilik bir hayli ciddiye alınması gereken doğa olayları.

AFRİKA KITASININ KAYMASI YÜZÜNDEN OLUYOR…

Bilim adamlarına göre, Ege’de tarih boyunca meydana gelen facialar, Afrika plakasının Ege mikro plakasının altına doğru kaymasından kaynaklanıyor. Afrika plakası her yıl 4 santimetre kadar Ege mikro plakasının altına doğru kayıyor ve bu büyük sismik kuvvet de zaman zaman, volkanların harekete geçmesine, depremlere ve her ikisinin sonucu olarak da tsunamilere neden oluyor.

YAPILMASI GEREKENLER NEDİR?

1.) Şimdilik görünen o ki, en azından Almanya ve Yunanistan’ın bölgeyi mercek altına almasından dolayı, onların inceleme yaptıkları yerlerdeki bir faciadan daha önce haberdar olma imkânımız olacak. Dolayısıyla şimdiki durum facia boyutunda bir tehlike çanının çalmadığını gösteriyor. Ancak doğanın şakası yoktur ve acımasızdır. Öncelikle bırakın Bodrum’u, tüm Egelilerin, hükümete ve üniversitelere çağrıda bulunarak bölgedeki tektonik hareketleri mercek altına alacak çalışmalar yapılmaya başlanmasını ve bunun için hem Almanya hem de Yunanistan ile işbirliği yapılmasını talep etmesi gerekmektedir. Bizim bölgemizdeki volkanik tabanlar da acilen incelenmelidir.

2.) 4-5 Kuvveti dolayındaki depremleri küçümsemeyin. Ardı ardına gelen bu sarsıntıların yıpratması nedeniyle evlerinizde yıkıcı hasarlar meydana gelebilir. Evlerinizi her sarsıntıdan sonra kontrol ettirin. Gerekirse kuvvetlendirici önlemler alın.

3.) Yalı Çiftlikteki çökme küçümsenecek bir olay değildir. Çökertme’de çökmeler olduğu söyleniyor. Yetkililerden toprak çökmeleri yaşanabilecek yerleri öğrenmeye çalışın ya da yetkilileri çökme olabilecek yerlerin tespiti konusunda hızlı bir çalışma yapmaları için zorlayın.

YANARDAĞ MESELESİ 2012 YILINDA BASINDA YAYINLANMIŞTI…

18 Aralık 2012… Gazete Vatan

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yüksek Mühendis Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın da aralarında bulunduğu çeşitli üniversitelerden alanında uzman 12 biliminsanı bir ayda meydana gelen 2 bin 340 depremin araştırılması için Muğla’nın Marmaris İlçesi’ne gelmeye başladı. Bölgede ilk incelemesini yapan Prof. Dr. Ercan, “Yanardağ deniz dibinde oluşumunu tamamladı, ancak bu hemen püsküreceği anlamına gelmez” dedi.

Marmaris İlçesi Bozburun Beldesi ve Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) Adası arasında bir ayda 2 bin 340 deprem meydana gelmesi üzerine Marmaris Belediye Başkanı CHP’li Ali Acar harekete geçti. Başkan Acar, İstanbul Teknik, Eskişehir Anadolu, İstanbul, Hacettepe, Ankara, Süleyman Demirel Üniversiteleri ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nden yanardağ bilimi konusunda uzman 12 biliminsanını, araştırma yapmak üzere bölgeye çağırdı.

DENİZ DİBİNE SİSMİK HAREKET ÖLÇER YERLEŞTİRİLDİ…

İlk olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yüksek Mühendis Prof. Dr. Ahmet Ercan ile Anadolu Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Enstitüsü Birimi Başkanı Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu Marmaris’e geldi. Grubu, Marmaris’te yaşayan Jeofizik Yüksek Mühendisi Hakan Beyaz karşıladı. Alanında uzman biliminsanları, belediye tarafından tahsis edilen bir gezi teknesiyle denize açılıp Bozburun ve Söğüt çevresini inceledi. Deniz dibine, sismik hareketi ölçen cihazlar yerleştirildi.

‘YANARDAĞ DENİZ DİBİNDE OLUŞUMUNU TAMAMLADI’

Prof. Dr. Ahmet Ercan, “Bozburun Beldesi ve Yunanistan’ın Simi Adası’nda bir ayda meydana gelen 2 bin 340 depremciği incelemek için cihazlarımızı yerleştirdik. Marmaris’e halkımızı korkutmaya değil bilgi ile korkuyu sindirmek için geldik. Öncelikle, burada deprem mi yoksa deniz dibinde bir yanardağ oluşumu mu var onu tespit etmemiz gerekiyor. Salı gününden itibaren çeşitli üniversitelerden biliminsanları Marmaris’te olacak. Yanardağ varsa bu hemen patlayacakmış gibi algılanmasın. Edindiğim kanıya göre yanardağ denizin dibinde oluşumunu bitirdi ama püskürmedi. Yakın zamanda burada bir yanardağ püskürmesi olmayacak durumu diye oldubittiye getirmenin bir manası yok. Belki 2, belki de 5 yıl sonra bir püskürme olabilir. Yerin altında basınç olduğunda, bir püskürme olursa diye önceden bunu tahmin etmek için buradayız. Ege Bölgesi dalma batma yanardağ kuşağıdır. Burada bu tür hareketlerin olması çok doğal olmadığı zaman düşündürücüdür” diye konuştu.

‘EGE DEPREM GERDANLIĞI’

Özellikle Marmaris ve Bodrum’da 7.3’lük gibi büyük depremlerin beklenmesinin yanlış olacağını savunan Prof. Dr. Ercan, “Ege Bölgesi ve Yunanistan çevresi, deprem gerdanlığı olarak adlandırılır. Rodos’tan başlayan Girit, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Didim, Kuşadası, İzmir, Dikili, Ayvalık, Çanakkale, Trakya, Selanik, Mora, Larissa ve tekrar Rodos Adası’na dönen sanki pasifik gerdanlığı gibi Ege’nin deprem gerdanlığı vardır. Buradaki yer kabuğu gevrek olur, 28 veya 30 metre kalınlığındadır ve sürekli depremler meydana gelir.

bodrum ve yanardağ 2

27 Ocak 2012 Milliyet gazetesi

Ege’de bir yanardağ uyanıyor

Bodrum’a 260 km mesafedeki Santorini Adası’nda bulunan yanardağ endişe verici aşamaya geldi.

AA

Yunanlı yerbilimciler, Bodrum’a 260 km mesafedeki Santorini Adası’nda son aylarda “karmaşık bir jeolojik fenomenin” gelişmekte olduğuna dikkati çekerek, bölgede son dönemde artan sismik faaliyetlerin yer kabuğunda gözle görülmeyen ancak, GPS ile tespit edilebilen değişikliklere yol açtığını, bunun da Santorini Yanardağının faaliyetlerini etkilediğini açıkladı.

Girit Adası Yerbilimleri Enstitüsü profesörlerinden Filippos Valianatos devlet radyo ve televizyon kurumu ERT’ye yaptığı açıklamada, Santorini Yanardağındaki gelişmelerin bir uyarı anlamında olduğunu söyledi.

Santorini Yanardağının son durumunu “aşırı kabararak şekli bozulan bir kek”e benzeten Valianatos, “Depremler önceden bilinmiyor ancak, yanardağlar uyarıyor. Bizi endişelendiren şey, Santorini ‘keki’nin kabarmaya başlamış olması” dedi.

Bu arada, Yunan medyasında çıkan haberlerde de, bu konuda bölgedeki yetkili makamların uyarıldığı ve vatandaşların en küçük olasılığa karşı hazır olmalarının istendiği bildirildi.

DEPREMLER ARTIYOR…

Diğer yandan, bölgede, dün meydana gelen ve merkez üssü Girit ile Santorini Adası arası olarak belirlenen 5,3’lük depremin ardından bugün de 5,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği bildirildi. Santorini ve Girit Adası’nın kuzeyinde şiddetle hissedilen sallantılarda Hanya ve Kandiye kentlerinde iki kişinin hafif yaralandığı belirtildi.

1950’DE PATLAMA OLMUŞTU…

Arkeolojik bulgulara göre ilk kez yaklaşık 2,5 milyon yıl önce patladığı tahmin edilen ve faaliyetlerini bugüne kadar sürdüren Santorini Yanardağında en son 1950 yılında büyük bir volkan patlaması olmuştu.

bodrum ve yanardağ 3

BODRUM’DA YANARDAĞ MESELESİ…

Şahsen Bodrum’daki yanardağ hakkında Prof. Ercan’a tamamen katılıyorum. İşte DHA’nın yayınladığı makale.

DEPREM uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, son haftalarda Bodrum, Rodos ve Marmaris’te meydana gelen depremlerin, Bodrum’daki yanardağdan kaynaklandığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Bodrum’da geçen 21 Temmuz tarihinde meydana gelen 6.6 büyüklüğünde deprem sonrası artçılar sürerken, depremlerin yanardağdan kaynaklandığına ilişkin haberlerin yayılmasına Deprem Uzmanı ve Jeofizik Profesörü Ahmet Ercan tepki gösterdi. Bodrum depremlerinin yanardağ ile hiçbir ilişkisinin olmadığını savunan Ercan, çıkarılan haberlerin Türk turizmine ve ekonomisine zarar vermeyi amaçladığını belirterek, “İnsanlar sanki bizim bir şeyler bilip gizlediğimizi düşünüyor. Bugünlerde bazı maksatlı haberler yayınlanıyor. Almanlar ve Yunanlılar birlikte araştırma yapıyor, bize bilgi verilmiyor, haberleri düzmece ve korku yaratan haberlerdir. Türkiye’nin gezginciliğine ve ekonomisine zarar verici haberlerdir. Ne Yunan, ne de Türk tarafından böyle bir çalışma yoktur. Yapılan tek çalışma, 2009 yılında bizim yaptığımız çalışmadır” dedi.

‘YANARDAĞI BİZ BULDUK’

Prof. Dr. Ercan, Bodrum’da yeni bir yanardağ oluşumu olmadığını belirterek “Deniz içi yanardağ araştırmalarını Bozburun ile Simi Adası arasında 2009 yılında Anadolu Üniversitesi ile birlikte başlattık. Türkiye’nin Küdür yanardağını bulduk. Bu yanardağdan çıkan lavlar çok akışkan olması nedeniyle Santorini gibi bir yanardağ bacası oluşturmaz. Isı aksı ve sıcaklık çalışmaları yaptık, batı metrik derinlik çalışmaları yaptık, titreşimci ölçümler aldık, yanardağın sismik çalışmalarını yaptık. Sonuçta bu yanardağın üç boyutlu biçimini belirledik. Yerini ve derinliğini de belirledik. Küdür’ün etkinliği konusunda 2009 yılından bu yana jeofizik çalışmaları sürdürüyoruz. Arada bir püskürme yapıyor. Püskürme yaptığında da deniz altında 30 metreye kadar bir püskürme görüyoruz. Gayzerlerde gördüğümüz gibi çıkardığı lav deniz altında kalıyor, bir ada oluşturmuyor. Kısacası çevrede bir yaşam biçimini değiştirmesi gezgincileri etkilemesi söz konusu değil” diye konuştu.

‘YANARDAĞ DEPREM NEDENİ DEĞİL’

Bodrum depreminin bu yanardağdan kaynaklanmadığını kesin bir dille vurgulayan Prof. Dr. Ercan, “Bodrum depreminin nedeni bu yanardağ değil. Bu yanardağın oluşumu ile Bodrum, Rodos, Marmaris depremlerinin tek ortak yanı Güney Ege yayı boyunca, Afrika ana karasının Anadolu ve Batı Anadolu’nun Ege’yi kuzeye doğru 3-4 cm hızla germesi ve kaktırması ve altına dalan dilimin ise eriyerek hafifleterek yüzeye çıkarmasından ibarettir. Anadolu’nun ve Ege’nin altına dalan Afrika, Ege ve Anadolu’yu yükseltirken yükselen bölümün göçmesi Gökova Koyunu, Marmaris Koyunu, Büyük Menderes Çukurunu, Küçük Menderes Çukurunu, Gediz Çukurunu ve Bakırçay Çukurunu oluştururken, bu çukurlar boyunca deprem olmaktadır. Bodrum yanardağının bu depremle ilintisi yoktur” dedi.

Makale son derece bilimsel. Lakin Santorini’deki yanardağ hakkında tek bir bilgi yok.
Yine de bir beyin jimnastiği yaptığınızda Bodrum’daki depremin Santorini ile alakası olmadığı aşikârdır. Neden mi?

Bir fay kırılması meydana geldi. Bu yeni fay kırılması 6.7 kuvvetinde oldu ve artçı depremler son derece doğaldı. Birkaç hafta sonra Bodrum’daki eski fay yerinden oynadı ve 5.0 küsur deprem yaptıktan sonra 4.0 küsurlara ve 3.0 küsurlara inerek yerleşmeye çalışıyor. Yeni kırılan fay ise yine 2.0 küsur ve zaman zaman 3.0 küsur depremciklerle yerleşmeye çalışıyor.

Gürcistan seyahatimde Prof. Dr. Melikadze bana yer yer çökmelerin son derece doğal olduğunu, yani 5 metre uzunluğunda ve 1 metre derinlik yapan çökmelerin son derece normal olduğunu defalarca söyledi. Öte yandan Santorini şu an incelenmekte ve gerçekten Ege’deki su ısısının yükselmemesi lazım geldiğini de düşünmeden edemiyorum.

Kendisine güvendiğim ve NOA’nın Araştırma Müdürü Dr. Papadopoulos bana gönderdiği elektronik postada Santorini Yanardağı olayında hiçbir tehlike olmadığını iletti. Sadece araştırma yapıldığını belirtti.

bodrum ve yanardağ 4

HAARP HAKKINDA KOMPLO TEORİLERİ…

HAARP yetkilileri bu komplo teorilerinden o derece bıkmışlar ki, 2016 yılının Ağustos ayında kapılarını halka açmış ve insanlar istedikleri bölümlere girip istedikleri soruları sormuşlar.

HAARP bu yıl da 19 Ağustosta kapılarını halka açmış.

HAARP 2013 yılından beri Alaska Jeofozik Enstitüsünün yani üniversitenin kontrolü altına girmiş. Yani ABD Hava kuvvetleri ve Marine elini ayağını çekmiş.

HAARP neyle itham edildi?

  1. Venezuela’nın eski başkanı Hugo Shavez büyük Haiti depremini HAARP’ın yaptığını iddia etmişti.
  2. Rusya Askeri gazetesi HAARP’ın dünyanın manyetik alanını değiştirebileceğini iddia etmişti.
  3. Birçok araştırmacı HAARP’ın meteorolojiye etkisi olduğunu iddia etmişti.
  4. HAARP’ı Naziler kurmuş ve bunun gibi akıl almaz ithamlar.

Türkiye eksik kalır mı? 1999 depremini HAARP tetikledi, gibi makaleler bulursunuz.

Pekiyi ama HAARP daha 1993 senesinde kuruldu. O yıldan önce dünyada büyük depremler olmuyor muydu? 1993 yılından önce büyük kasırgalar meydana gelmedi mi?

Tabii ki ABD’nin her yaptığı daima dünya insanlarının midesini bulandırmıştır.
Tabii ki senede bir gün açılan kapılar HAARP’ın gerçekten ne yaptığını göstermez.

Neden bu komplo teorileri havada uçuşuyor?

Benim şahsi kanaatime göre, en büyük neden ABD her konuda araştırma yapmayı çok seven, aşağı yukarı her araştırma için kolay maddiyat veya çalışma ortamı bulan bir ülke. Hele hele kendi menfaatleri söz konusu olursa bu işlemler çok daha kolay oluyor. Hâlbuki Avrupa Kıtası başta olmak üzere diğer kıtalarda bilimsel araştırmalara ayrılan meblağlar çok düşük. Bazı ülkelerde sadece teknolojiye dönük oluyor.

İnsan beyni yaratır ve yarattığını icra etmek ister. Lakin kanunlar vs. buna müsaade etmez. Yaratan beyin bu sefer olumsuz çalışır ve halüsinasyona başlar. Yani negatif düşüncelere rağbet gösterir. Maksadı kendisini ortaya atıp, dikkat çekmektir. Uç düşünceler, komplo teorileri birbirlerini takip eder. Ortalığı karıştırmaktan zevk alır.

Eğer bir toplumda bilimin, araştırmanın yolu açılmazsa, bu araştırma yapmak isteyen gençlerin, toplumların önü bürokratik sebeplerden dolayı kesilirse, o zaman o toplum boşluğa düşer ve beyinsel terör yaratıp kendilerine de bazı kitleleri çekerler. Negatif düşünce daima zararlıdır. Var olmayan bir şeyleri varmış gibi gösterip insan kitlelerini korkuturlar.

Herhangi bir toplumda Bilim, Sanat ve Spor gelişmiş değilse ve bu konulara maddi ve manevi yatırım yapılmıyorsa, o toplumlar ilerleyemez, gelişemezler ve dünyadaki gelişmiş medeniyetler arasına giremezler,  sadece her olaya tepki gösterirler diye düşünüyorum. Bu üç dal dünya insanlarını birleştirir, büyük kaynaşma sağlar, uluslararası kültürlere denge getirir diye düşünüyorum…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Mithat Erdem diyor ki:

    Sürekli oturmakta olduğum konutta Gökova Körfezi, Datça ve Kos’un bir bölümü görünmektedir. Bodrumda 21 Temmuzda olan deprem olduğunda balkonumda oturuyor ve yönüm Gökova ve Datça dağlarına doğruydu. Deprem binayı sallama başlayınca geçici olduğunu düşündüm ve sandalyeden geriye doğru yaslandığımda Datça ve Kos arasındaki bölümdeki dağların arkasında kızıl bir ışık bir kaç saniye kadar gökyüzünü aydınlattı ve tekrar söndü. Deprem devam edince balkondan çabucak bahçeye çıkmak zorunda kaldım. Bu görmüş olduğum kızıl ışığı bazı komşularında gördüklerini söyediler. Merak ediyorum. Bu ışık yanardağ patlaması öncesi gaz sıkışmasının açığa çıkması olabilir mi?
    Bu konudaki bilgisi olan yazarsa sevinirim.
    Saygılarımla.

  2. ronald karel diyor ki:

    Bu gördüğünüz ışıklar yanardağ patlaması değildir. Deprem ışıklarıdır. 1999 depremiöncesi ve dünyanın her yerinde 6.0 kuvveti üzerinde meydana gelen deprlemler olmadan hamen önce çoğu zaman yeryüzünün alçak tabakalarında ateş görülmüştür.Bu konuya gelecek yazımda değineceğim.

YORUM YAZ