EYY BODRUMLU, BU YAZININ ADINI SEN KOY! Reyhan Bayındır Gönenç yazdı…

Reyhan Bayındır Gönenç
Reyhan Bayındır Gönenç
  • 11.09.2017
  • 4.924 kez okundu

DSC_0080-3

Hemen hemen her hafta Bodrum’da cuma günleri kurulan pazara giderim. Bu benim için cuma namazıma gitmek gibi bir şey…

Yöremin zeytinini, peynirini, otunu, çiçeğini sepetime doldurur; bir de dost köylülerime hal hatır sorar, mutlu mesut evime dönerim. Bodrum da yaşamak benim için biraz da budur.

Arabamı pazarın altındaki Belediyeye ait otoparka koyarım. Çıkışta paramı öderken yöremin genç insanına içtenlikle kolay gelsin derim. Hatta kiminin ismini,  kiminin hangi köylü olduğunu bilirim…

Ancak bu alış verişim üç haftadır bana zulüm oluyor. Otopark Temmuz ve Ağustos aylarında dolu olabilir,  biliyorum ama sanki bu olay yalnızca otoparkın dolu olması değil.

Bayramdan önceki Perşembe günü kurulan pazar için otoparkın girişinde erken bir saatte bekliyorum.  15-20 dakika bekledim,  giremedim, otopark dolu imiş! Normal bir durum değil. Bodrum’da bir turizm patlaması da yok sonuçta!  Arabamdan inip otoparka girdiğimde en az on arabalık boş yer buldum!

Bugün yaşadığım ise daha bir acayip; dört araba otoparkın girişinde bekliyoruz. Bir baktım en öndeki iki aracın şoförü içinde değil, oysa bariyer açık. Trafik kilitlenmiş durumda. Arabamdan inip, görevliye bu araçların anons edilmesini çok sakin ve kibarca rica ettiğimde aldığım yanıt, tepemin tasını attırıyor!  Efendim tam otoparkın girişi olsa da orası yolmuş, oraya sürücüsüz park eden araç onu ilgilendirmezmiş.

Zabıtayı arayamazmış…

Cep telefonumdan zabıtayı arayıp durumu bildiriyorum, hemen anons yapılıyor. Ses kayıtlarından ve kamera kayıtlarından olayı tespit etmek mümkün tabii…

Bu normal olmayan durum için bir açıklama bekliyorum, yalnızca Bodrumlu bir vatandaş olarak!

Ama yok…

muğla menteşe zeytinli mahallesi yandı 7Muğla Zeytin köy cayır cayır yanıyor bu arada…

Herkes bir yardım peşinde, köy muhtarının telefonları sosyal medyada yardım sorularınız için diyerek havada uçuşuyor,  pazar günü Zeytin köye geçmiş olsun konvoyları yola çıkacak deniyor, yardım için bilmem ne dükkanı adres gösteriliyor, diğeri facebooktan yazıyor ki: durun, bekleyin! Gereksiz yardımlar stok sorunu oluşturacak!

Herkes sosyal medya da paylaşılan yangın fotoğrafları altına sırayla ‘Geçmiş olsun, Allah yardım etsin’ yazıyor.  Öbürü diyor ki; klavye başından konuşma,  bir yerel yöneticimiz gene sosyal medya hesabından diyor ki;  yalnızca geçmiş olsun…

Benimde, Heyyyyyt diyesim geliyor hepsine!

Bir Allahın kulu da(yani tüm yerel yönetimler ve Sivil Toplum Örgütleri) çıkıp ta sormuyor, ya da açıklama yapmıyor resmen;

Yangının çıkış nedeni nedir?

Yangın neden söndürülemiyor?

Yardım için örgütlenildi mi?

Ve bir de ben sosyal medyada bu cennet toprakların birilerine peşkeş çekilmek üzerine yakıldığını okuyunca, tüm yetkililere sormak istiyorum bunun aslı astarı var mı?

Bir ses istiyorum, bir yanıt bekliyorum;  oy verip seçtiklerimden!

Doğru değil değin, yaraları beraber saralım değin, oraları yansa da imara açılmayacak yeniden birlikte yeşillendireceğiz değin! Değin de tüm Bodrum sevenler olarak bir fidan dikelim, sulayalım!

Bu arada Bodrum’da yaşayan sokak köpeklerine karşı halkı kışkırtan bir gizli kampanya da sosyal medya üzerinden devam ediyor. Bir dost kalkıyor köşesinden ‘başıboş köpekleri’ Bodrum Belediyesi’nin toplaması gerektiğini yazıyor!

Söylemek isterim ki;  o köpekler sizin değiminizle ‘başıboş’ olsa da; bizim tasmasız, özgür, hepimizin sevdiği, ‘Bodrum Sokak Köpeklerimiz’, dostlarımızdır. Kiminin aramızda yerleşmiş adı bile vardır. Kumbahçe’nin ‘Eğlem’i, Umurça’nın Kocaoğlanı gibi…

Bu Bodrum sevenlere bir çağrımdır:

Bodrum’u seveceksiniz;  sokaktaki kedisiyle, köpeğiyle sevin…

İki kat beyaz badanalı evleriyle,

Dağlarını zeytin, bahçelerini limon-mandalin ağaçlarıyla sevin…

Lüfer balığını değil, kupas balığını sorun yemek için,

Dolmanın fıstıklısını değil, Bodrum usulü çiğden pişenini arayın.

Seviyorsanız eğer Bodrumu;  yalınayak dolaşan insanıyla, her olumsuzluğa “olsun çocum…” diyen nineleriyle sevin.

Buralarda deniz kıyılarına ‘yalı’, mandalinaya ‘mandalin’, greyfurtta ‘pomelan’, aleoveraya ‘sabırlık’ hatta ‘zabırlık’  dendiği için sevin…

Trafiğini; dar sokakların güzelliğini korumak adına sevin!

Bu toprakların hoşgörüsüne sahipseniz eğer;  tek yönlü yollarında su kasası boşaltan dağıtıcısına bip yapmayın, bakkala ekmek bırakan kamyona küfretmeyin!

Düğünlerinde göbek havası değil, Kerimoğlu çaldığı için sevin Bodrum’u!

Kalesini şapeliyle, Tepecik Camisi’ni yanında içki de içilen kahvesi ile kabul edin.

Edin ki bu kültür yaşasın…

Sahi sizler; bunlar ve sayamadığım yüzlerce özelliği için bu topraklara gelmeniz mi zaten?

Yoksa…

Yok etmek mi amaç…

Bodrum’da bir köpek birilerinin poposunu ısırmış!

Sanırsın Bodrum halkı bir olmuş, ‘O’ popoyu ısırmış, bunun için köşe yazıları yazılmış!

Bodrum Belediyesi göreve çağrılmış!

Ben Bodrum Belediyesini Bodrumlunun yüreğindeki yangınlar için göreve çağırıyorum!

Saygılarımla…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. sedef kaynarkan diyor ki:

    Sana bir sarılasım geldi Sevgili Reyhan…

  2. Reyhan Bayındır Gönenç diyor ki:

    Yazılarımla ilgili yapılan olumlu olumsuz yorumlara yanıt vermeme ilkesindeyim. Nedeni ise duygu ve düşüncelerim zaten yazım da var. Üstüne söyleyecek bir sözüm yok…
    Ancak böylesi bir yorum okuyunca benim de nasıl bir sarılasım geldi! Ötelemeyelim bunu yapalım!

  3. Leyla Özimir diyor ki:

    süper bir yazı tebrik ederim

YORUM YAZ