KÜLTÜR BAKANI/Serdar Anlağan yazıları…

SERDAR ANLAĞAN
SERDAR ANLAĞAN
  • 25.09.2017
  • 841 kez okundu

Kültür_bakanıBen Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Teşkilatı’nda, bir müzede doğdum, bir müzede büyüdüm, mimarlık fakültesinden mezuniyet projem müzeydi, iş hayatımdaki projelerimin ve uygulamalarımın büyük çoğunluğu müzeydi.

Ahmet Taner Kışlalı diye bir Kültür Bakanı vardı bu ülkede. Öldürdüler.

Onun dönemine bir bak bakalım ne işler yapılmış, TRT nasılmış…

Sonra “Onlar” geldiler.

“Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim,

akar suyun,

meyve çağında ağacın,

serpilip gelişen hayatın düşmanı.

Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:

– çürüyen diş, dökülen et -,

bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.

Ve elbette ki, sevgilim, elbet,

dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,

dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla

bu güzelim memlekette hürriyet…”*

Afedersiniz?..Bodrum mu?..

Ben Bodrum’a ilk kez 1978’de, 10 yaşındayken geldim. Gümüşlük’te deniz, bir bebeğin gözleri kadar parlak ve berraktı. Kızıl çıyanlarla doluydu ve o kadar da temizdi.

Ben doğmadan, beni yetiştiren adam, Halikarnas Balıkçısı‘yla dostmuş, Çakır Ayşe‘nin tek fotoğrafını o çekmiş. Harita gibi kırışık yüzünde, mistik bir gülümsemeyle sımsıkı yummuş kadın, saklamış, göstermemiş üzerine “Çökertme Türküsü” yakılan o efsanevî gözlerini.

Bin yıldır bir daha adım atmadı o adam Bodrum’a.

1978’de Yozlaşma başlamıştı.

“Ayneeen…ayneeen…” diye meydanda birbirine kur yapan “Burjuva entelleri” daha o zamandan “Göğsünün kılları lacivert tanrının kenti”ni işgal etmişti. N’olacağı belliydi.

1993’te Bodrum Kalesi’ne Karyalı Prenses Salonu’nun freskolarını boyamak için geldiğimde, Özal’ın sattığı koylar inşaat sahasıydı. Gümbet’e, Bitez’e giremiyordun.

2006’da Çocuğumu büyütmek için geldiğimde nüfus 40.000’di. Şimdi 160.000 oldu.

…Bodrum!

Sen ne bilirsin Bodrum’u sömürücü asalak!

Sağmış solmuş, ilericiymiş gericiymiş, hepsi birbirine karışmış.

Okulda kız çocuğunun elini nezâketle öpen bir kültür bakanı!..

Tüm bunlardan sonra umutlanalım mı?..

Zor…

Yine de, Veysel‘in söylediği gibi “…Toprak her şeyi affeder.”

*Nazım Hikmet Ran

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Çetin Anlağan diyor ki:

    1978-79 Yıllarında Kültür Bakanlığında, Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı emrinde , Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdür yardımcısı olarak, çalışma mutluluğuna erişmiştim.
    Tanıdığım en kibar, en kültürlü ve dürüst insandı.
    1972 Yılında Türkiye’nin de imzaladığı eski eserlerin menşe ülkelerine iadesine ilişkin UNESCO Konvansiyonu, mecliste onaylanmadığı için, işlev kazanamamıştı.
    Konuyu sayın Bakan’a anlattıktan sonra derhal ilgilenmiş ve gerekli yazıyı hazırlatıp beni meclise gidip Eğitim komisyonunu aydınlatmak üzere görevlendirmişti. ,Hayatımda ilk kez meclise gidiyordum Komisyona açıklamamı yaptım. Komisyon başkanı Milli Eğitim Başkanı eski baş müfettiş ve CHP Antalya Milletvekili Rahmetli Reşat Yaşat, gereken kararı aldırdı ve kısa bir süre sonra konvansiyon TBBM den geçti.
    Unesco konvansiyonunu o güne değin hiçbir kültür bakanı meclise sevk etmemişti. Sayın Kışlalı konunun önemini hemen anlamıştı.
    Yurt dışına kaçırılan eski eserlerimizin iadesi konusunda gösterilen çabalarda konvansiyonun meclisçe onaylanması, mücadelelerin kazanılmasında çok büyük rol oynamıştır.. Bunu görerek gerekeni yapan Sayın Ahmet Taner Kışlalı’yı saygı ve rahmetle an

YORUM YAZ