ÇOK KORKMAK AZ KORKMAKTAN İYİDİR / Serdar Anlağan yazıları…

SERDAR ANLAĞAN
SERDAR ANLAĞAN
  • 16.10.2017
  • 293 kez okundu

Eski bir söz vardır: “Çok korkmak az korkmaktan iyidir!”

Herhalde az korkmanın tedbirsizlik getireceği ve çok korkmanın ise bilinçli bir cesaret sağlayacağı söylenmek isteniyor.aziz-nesin-1

Aziz Nesin‘e sordular: “Neden korkarsınız?” diye, “Korkmaktan korkmaktan korkarım” diye yanıtladı. Büyük Mizahçı burada, korkmuyormuş gibi yapanın acziyetini dile getiriyor. Zaten “Mezarlığın yanından geçerken ıslık çalanı” yani korktuğu halde bunu göstermekten korkanı ve düştüğü komik durumu da ekliyor yanıtına.

gulcin_cayligil (1)

Devrimcilerin ve aydınların avukatı, şiirin savunmanı Gülçin Çaylıgil‘e sormuştum bir seferinde, ölmesine yakın: “Gülçin, hiç korkmadınız mı?” diye. “Yoo!..Niye korkayım?.. Korkacak bir şeyim yok ki!” dedi. Pek inanmadım. Gülçin‘in her adımı izlenirdi. Gülçin“Açık açık MİT olduğunu söyleyenden korkma, o da bir devlet memuru sonuçta, işini yapıyor, biliriz biz kim olduğunu ama gizli olanı tehlikelidir, muhbirler tehlikelidir asıl…” derdi. Ben, Gülçin‘in “…hiç korkmadığına” inanmıyorum. O ölümden korkmazdı, tamam, ama hiç korkmayan insan olur mu?

Bu konuda en beğendiğim yanıtı Adalet Ağaoğlu vermiştir. Adalet Hanım, soruya nadalet-agaogluet, somut ve aynı zamanda edebî bir yanıt verdi: “Kuduz köpekten korkarım, hem gerçek hem de mecâzi olarak söylüyorum…”

“Kuduz Köpek” deyince akla, Ankara’da devrimci öğrencileri soğukkanlılıkla katleden, tel elbise askısıyla boğan “Câni Kuduz Köpekler” geliyor tabi ki…Unuttuk mu sanıyorsunuz?

Bu kuşak aydınların yaşadıkları, şahit oldukları ve onlara yapılan zulmü…Unuttuk mu sanıyorsunuz?

Bir de affetmek üzerine…

Nebbaş dedikleri mezar soyguncuları Vehbi Koç‘un naaşını çaldılar. Sonradan yakalandılar. Bu arada, Koç Ailesi ve Aydın Doğan ile ilgili şehir efsaneleri, rezil dedikodular, aptalca komplo vehbi koç cenazesi çalındı haberteorileri üretildi, tahmin ediyorum hâlâ bunlara inanan dangalaklar bulunur.

Vehbi Bey‘i mezarından çıkarıp, Aile‘ye geri vermek için fidye isteyenler yakalandığında ise, bunların hakîkaten sümüklü, zavallı bir kaç amatör suçlu olduğu anlaşıldı. İşledikleri absürd suç ve zekâ seviyelerindeki düşüklük, bunlara karşı insanda bir acıma hissi uyandırıyordu.

Aile çok üzülmüştü.

Vehbi Bey inançlı birisiydi, İslâm ve özellikle Bayrâmî geleneğine göre defnedilmişti. Merhûma yvehbi koçapılan bu saygısızlık, bir ritüel ile ikinci kez defnedilmesini mecbur kılmıştı.

Naaş tekrar mezara konuldu, acar muhabirler Koç Ailesi‘nin önde gelen üç mensubuna teker teker sordu: “Nebbaşları affedecek misiniz?”

Suna Kıraç, otomobiline binerken, son derece sert bir ifadeyle:

“Bu soruyu bana nasıl sorarsınız?” dedi ve gitti.

Rahmi Koç, otomobiline binerken, gülümseyerek:

“Hayatta her şey affedilir” dedi ve gitti.

Sevgi Gönül, mezarlıktan aracına doğru yavaş yavaş yürüyordu, çok üzgün bir ifadeyle soruyu soran muhabire baktı:

Affetsem n’olur, affetmesem n’olur?” dedi.

En beğendiğim yanıt budur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ