“ADAMA GÖRE İŞ” DÜNYASI / Celal Gürsoy yazıları…

CELAL GÜRSOY
CELAL GÜRSOY
  • 26.01.2018
  • 935 kez okundu

Dünyadaki tüm kurumlar büyümeye, gelişmeye çalışırlar. Şirketler, holdingler, ülkeler sürekli olarak yeni planlar yapar, projeler üretirler. Bunu yapmayanların zamana karşı kaybetmeye, küçülmeye ve giderek yok olmaya mahkum olduğu düşünülür ancak bu gerçek değildir. Kalitesini bozmadan ama büyümeye de çalışmadan tek şube ile yüz yıldır faaliyet gösteren firmalar olduğu gibi, büyümek için etrafa saldırmadan kendi kalitesini yükselterek ayakta duran birçok ülke de vardır.

Kurumlarda birinci derecede önemli olan liderlerdir. Onların hayat felsefeleri kuruma ve topluma yol gösterir. İkinci önemli olan da üst düzey yönetimde görev alan diğer şahısların bilgi ve tecrübeleridir. Eğer lider ile aynı felsefeyi paylaşmıyorlarsa yapı yukarıdan aşağıya doğru bozulmaya başlar. Dışarıdan bakıldığında alt yapının iyi çalışmadığı gözlemlenir ama asıl sorun yukarıdadır. İşe gereken yeteneklerde adam alınmamış, adamlara iş yaratılmıştır.

Gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkeler arasında giderek büyüyen uçurumun ana sebebi işte budur.

Dünyada her kurum, ister bir şirket olsun, ister bir ülke hiç fark etmez, hepsi kendilerine yeni liderler yetiştirmeye çalışırlar. Zamanı gelince değişim yaşanır ve yeni lider yönetime geçer. Bu atletizmdeki bayrak yarışı gibidir. Değişim belli bir mesafe içinde yapılmalı, bayrak yere düşmemeli ve yeni koşucu en az eskisi kadar mükemmel olmalıdır. Eski Yunan’da bayrak yarışında koşucular meşale taşırlarmış. Bu ifade etmeye çalıştığım kavramı daha iyi ifade ediyor.

Çevremde bu değişimin yeterli sıklıkta ve kalitede gerçekleşmediğini izliyorum. Kurumların yapısı adama göre uydurulmuş işlerle dolu, daha da kötüsü işe göre adam alınırken bu sefer de “ahbap-çavuş ilişkileri” ön plana çıkmış. Sistem beklendiği gibi çalışmıyor, liderler beklendiği gibi çıkmamış ama koltuğu kaptırmamak için yeni lider arayışı da engelleniyor.

Biz olayı en son noktasından izlediğimiz için hizmetin kalitesinin düşüklüğünü, hizmeti veren son kişinin yetersizliğine bağlıyoruz. Aslında gerçek daha yukarılarda ve derinlerde yatıyor. “Balık baştan kokar” cümlesi burada olayı tam olarak ifade ediyor.

Peki ne yapmalı? Liderleri değiştirmek mümkün mü? Konu bir şirket olunca müşterilerinin şikayetleri artınca bunu kalite düşüklüğünün neticesi olarak algılayıp değerlendiren ve kendini toparlamaya çalışanlar kazançlı çıkıyor, diğerleri müşterilerini kaybederek piyasadan silinmeye doğru gidiyor.

Kurum, vakit kaybetmeden ekonomideki “Eğik Düzlem” tabir edilen yokuş aşağı düşüşe geçmeden önce yöneticilerinin yeterliliğini test etmelidir.

Genel bir kanıya göre Eğik Düzlem’de frenler tutmaz…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ