enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Zeki Köylü ile Bodrum, Siyaset ve Ekonomi..

Salih Zeki Köylü Bodrumun en bilinen ve en popüler isimlerinden birisi. Cumhuriyet Halk Partisi içinde de dışında da mutlaka bir sözü vardır. Siyaseti de konuştuk, Milletvekilliğini de..

Zeki Köylü ile Bodrum, Siyaset ve Ekonomi..
30.05.2010
0
A+
A-

Her seçim de mutlaka onu görürüz, etkisini de elbette. Karizmatik görünüşü ve kültürü ile seveni olduğu kadar sevmeyeni de çok. Geniş bir söyleşi yaptık. Siyasetçilerin ekonomi konuşmadığı, konuşmak istemediği bu dönemde ana konumuz ekonomi oldu.


 


Bodrum Gündem: Bodrum’da herkes sizi tanır. Sizden sizi anlatmanızı istiyoruz. En başından itibaren.


Zeki Köylü: 1956 Bodrum doğumluyum. İlk Okulu Bodrum Cumhuriyet İlk Okulunda bitirdim. Turgut Karabağlı Ortaokulundan sonra  liseyi de İzmir Atatürk Lisesinde bitirdim. Üniversite hayatım İstanbul İktisat Fakültesinde geçti. İktisat Fakültesinden mezun olduktan sonrada Bodrum’a geri dönerek iş hayatına atıldım. Ailemin toprakları ve oteli vardı, o işlerin başına geçtim.


 


Bodrum Gündem: Bodrum yapılaşması arttıkça Bitez daha bir özel hale dönüşüyor, değeri artıyor. Bitez ne ifade ediyor sizin için?


Zeki Köylü: Bitez Bodrum’un yaylası gibiydi. Biz kış aylarında Bodrum’da kalır, yaz aylarında da Bitez’e göçerdik. O dönemdeki gelir kaynaklarımız mandalina bahçelerimizdi. Ocak ortalarına hatta Şubat başına kadar Bitez’de kalıp,  sonra tekrar Bodrum’a dönerdik. Bodrum’da çok kalamazdık aslında Nisan aylarında tekrar Bitez’e geri dönerdik. Kısaca bu. Bitez bizim ekonomik kaynağımız esasında. Kökenimi tam olarak bilemiyorum, ancak 200 senedir Bodrum’da yerleşik olduğumuzu biliyorum, yani 5-6 kuşaktır Bodrumluyuz.


 


Bodrum Gündem: Siyaset denildiğinde Zeki Köylü adı hep anılır. Siyasete ne zaman girdiniz?


Zeki Köylü: Bu bir yürek ve eğitim meselesidir. Ben daha lisede okurken o günkü öğrenci olayları, Deniz’lerin idam edilmesi, o dönemki olayları genç beyinlerimizle kendi içimizde yorumlamamız, lise çağlarında sol ve hümanist hareket yüreğimizde yuva yaptı. İzmir Atatürk Lisesini bitirdiğim 1973 yılında CHP Gençlik Kollarında göreve başladım. İlk seçimim de 1974 seçimidir. Üniversitede de öğrenci derneklerinde yer aldım. Üniversiteyi bitirip Bodrum’a döndükten sonra da aktif olarak Cumhuriyet Halk Partisi İlçe yönetimlerinde, birkez İlçe Başkanlığı, iki kez saymanlığı yaptım. Bunun yanında Bodrum Ticaret Odası Meclis Başkanlığı, BODER Başkan Vekilliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği, Bitez işletmeciler Derneği Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği gibi bir çok siyasi ve sivil toplum örgütlerinde aktif ve yönetici olarak görev yaptım. Şimdide Muğla İl Genel Meclisi Başkanlığını yaklaşık 14 aydır yürütmekteyim.


 


Bodrum Gündem: Siyasette ve Sivil Toplum Örgütlerinde hep görev alarak bu güne gelmişsiniz anlaşılan, kaç yıl oldu bu aktif yaşam?


Zeki Köylü: Hemen hemen 37 yıl. Neredeyse bir ömür.


 


Bodrum Gündem: İktisatçı olmanızdan dolayı ekonomi ile ilgili soru sorulacak kişilerden birisi de sizsiniz. Öncelikle Bodrum ekonomisi ve yapısı sonrasında da Türkiye ekonomisi ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?


Zeki Köylü: Bunu iki şekilde açıklayayım. Ben üniversiteyi bitirdiğimde Bodrum’a dönmek için can atardık. Çünkü gelişen ve değişen bir Bodrum vardı bizi bekleyen. Ama şimdi bakıyoruz, bizim çocuklarımız üniversiteyi bitirdiklerinde Bodrum’a dönmek istemiyorlar. Benden önceki kuşaklar gibi İzmir veya İstanbul gibi büyükşehirlerde kalmayı tercih ediyorlar. Demek ki Bodrum heyecan veriyor olsaydı, Bodrum umut veriyor olsaydı, bizim kuşağın çocukları da Bodrum’a gelmek için can atacaklardı. Bu kuşak geri dönmek istemiyor. Demek ki şuan Bodrum’’da bir kriz var. Bu şu anlama geliyor; bu güne kadar Bodrum’da üretim ilişkileri çok farklıydı. Birçok yerli ufak tefek toprak parçalarını satmış küçük evler, küçük işyerleri yapmıştı. Birçoğu bunların kirası ile geçiniyorlardı. Ne yazık ki yeni üretim ilişkileri büyük oteller mallarının önemli bir kısmını dışarıdan alıyorlar, büyük, mega alışveriş marketleri küçük işletmelerin, esnafın işine son verdi. Dolayısı ile küçük dükkanlarını ve evlerini kiraya vererek geçinen yerli halk ne kiraya verebiliyor nede alabiliyor. Küçük oteller, büyük oteller karşısında artık yenik düştü. Böylelikle üretim ve gelir değişikliği içerisinde. Belki bu değişiklik içinde işini kaybeden Bodrum’lu belki yönetici olarak veya hizmet elemanı olarak yerini alabilse sıkıntılar sona erecek, ama şu an bir geçiş dönemi yaşıyor Bodrum ekonomisi ve sosyal yapısı. Buna bir de dünyayı kasıp kavuran global kriz de eklenince bir iktisatçı ve taşın altında eli olan bir işletmeci ve siyasetçi olarak hiç uygun bir ortam göremiyorum.


 


Bodrum Gündem: Peki bu yapı değişikliği sonucu olumsuz gelişen ekonomik yapı veya evrimini tamamlayamamasının hatasını Bodrum’a mı yüklemek gerekir. Yoksa global krizin etkisi mi? Bu sorununun çıkış nedeni tam olarak nedir?


Zeki Köylü: Bence birini aramaktan ziyade, hepimizin hatalı olduğunu görmek ve anlamak gerekiyor. Hepimizin toplamında hata yapıyoruz. Kendimizi global dünyanın lüksünden yararlandırma ülküsüne kaptırmamız, bir anda heyecan duymamız, artık topla tüfekle gelmiyorlar yeşil dolarları ile geliyorlar. Cazip renkleri ve yaşamları, kredi kartları ile geliyorlar. Bunların cazibesine kapıldığımız için de kendimizi bir anda farklı bir ortamın içinde bulduk. Yani üretmeyen ve çok tüketen bir yapıya büründük. Global krizin elbette çok etkisi var ama bu üretim değişikliğinde bizimde çok etkimiz var. Bu üretim değişikliğinin gelecekte ne gibi sorunlar yaratabileceğini göremedik. Global ekonominin daha.. daha.. daha da fazla istemi, bizim küçük Bodrum kasabası ile çok çakışmadı. Kan uyuşamadı. Turizmin sürdürülebilirliliğini, denizlerin kirlenmemesi gereğini, suyumuzun yeterli olup olmadığına bakılmaksızın yatırımlar yapıldı ve değerler elimizden alındı. Önümüzdeki yıllar bunun daha büyüklerini yaşayacağız ve buna hazırlıklı olmamız gerekiyor.


 


Bodrum Gündem: Bodrum ekonomisi uzun zamandır sadece turizm odaklı olarak yaşıyor. Ancak farklı ekonomik kaynaklar ve sektörler yaratılamamış olması her hangi bir krizde elimizde yedek ekonomik kaynak olmamasına neden olmuyor mu? Yat imalatı, tarım ve benzeri alternatif sektörler turizm altında eziliyor mu? Ekonomi kaynaklarını yaratılmasında bir eksiklik var mı?

buy diflucan

Zeki Köylü: Bunlar politikalardır. Devlet politikalarıdır. Devletin kendi mekanizmaları ile bunu taşrada da etkin hale getirebilmesidir. Ama son yıllarda dünyada, hele hele bizim gibi az gelişmiş ülkeleri ele geçirebilmek için sadece iktisatın finans enstrümanlarını kullanarak aldığımız borçları nasıl ödeyeceğiz bilemiyorum. Biz ekonominin üretim tarafı ile hiç ilgilenmedik. Üretimi göz ardı eden ekonomik politikalar kaybetmeye mahkumdur. Son sekiz yılda bölgemizde yol haricinde ne gibi önemli bir yatırım yapıldı?  Hava limanı, liman ne yapıldı? Yok. Üretim esasen zordur ve üretim dünyanın her yerinde korumacılık ister. Bu gün Hollanda da çiçek ve sebze seralarına destek verilmediğini söyleyebilir misiniz? Fransız hükümetinin çiftçilerini korumadığını kollamadığını mı düşünüyorsunuz? 24 saat seralarını ısıtıyorlar elektrik ile gün ışığı sağlamaya çalışıyorlar, bu yüksek maliyetleri destek almadan yapmaları mümkün müdür? Bizim bunlara ihtiyacımız yok, Mumcular ovasında bu seraları kursam ne lambaya ihtiyacım var gün ışığı için, ne doğal gaza ihtiyacım var ısıtmak için. Daha da önemlisi benim çalışma saatimle, onların çalışma saat ücreti arasında çok fark var maliyet açısından. Neden onların ki piyasada varda bizimki yok? Çünkü AB sürecinde bizlere söylenen şey sübvansiyonlar kalkacak söylemidir. Türk köylüsünün, üreticisinin yalnız bırakılmasından kaynaklanıyor bu üretim eksikliği. Diyeceksiniz ki tarımsal sübvansiyon var, kimlere var? Eğer 300 baş hayvan üretecekseniz var. Ama 5 baş hayvanınız varsa sana destek yok. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Üretim ilişkileri değişmesi gerekiyor.


 


Bodrum Gündem: Tarım ve turizm politikalarını bu açıdan değerlendirerek, fikir sunmak ekonomist olmanızdan kaynaklanıyor sanırım. Anladığım kadarı ile Bodrum ekonomisindeki değişim ve gelişimi dünya ve ülke politikaları ile ilişkilendiriyorsunuz. Bodrum’da süreç nereye gidiyor, önümüzdeki günlerde daha da sıkıntı olacağını iddia ediyorsunuz, bunun önlemlerini Bodrum nasıl almalı?


Zeki Köylü: Sürecin nereye gideceği konusunda Türkiye’de en iyi iktisatçıların bile öngörüsü olduğunu sanmıyorum. Taşın altında eli olan bir işletmeci olarak ve gözlemci olarak şunu ifade etmeliyim, baştan söylediğim gibi çocuklarımız buraya dönmeyi istemiyor. Gençlerin duyargaları ve bakış açıları bizden daha güçlü. Bizim alamadığımız kokuları onlar daha iyi alıyorlar. Bodrum için büyük tehlikenin bu olduğunu görüyorum. İkinci olarak; dünyada altın hızla yükseliyor. Ne zaman büyük savaşlar olsa ve ya krizler yaşansa altın hep yükselir. Bu dünya ekonomisinin iyiye gitmediğini düşünüyorum. Bu ne anlama geliyor, para yastık altına kayıyor. Bu ölü yatırım demektir. Yani üretime gitmiyor. Bodrum’da durum nasıl gelişiyor? Küçük esnaf yerini büyük marketlere ve üreticilere bırakıyor, küçük otelci de yerini büyük otellere bırakıyor. İşte bu noktada bizler nerede olacağız? İşlerimiz ne yönde etkilenecek? Muhtemelen kaybedeceğiz ve kaybettiklerimizin yerine yenisini nasıl koyacağız? Bunları henüz daha yorumlayamıyorum. Bunları Bodrum Ticaret Odası yapmalı. Bunu Bodrum Otelciler Derneği yapmalı. Belki bunların birleşerek oluşturdukları bir konsorsiyum yapmalı ve yorumlamalı. Bu konuda çözüm üretmek bir kurum işidir. Öyle inanılmaz şeyler oluyor ki bunlara bireysel olarak karşı durmak yada çözüm üretmek çok zor. Örneğin 15 bin satılık ikinci konut olduğundan söz edilirken TOKİ Bodrum’da evler yapmayı planlıyor. Su sorunu var, Golf Yatırımı yapılarak 8 bin konut yapılacağı söyleniyor. Ben yüzde 15 otel doluluğundan bahsediyorum, turizmin çeşitlenmesinden bahsediyorum, çeşitlilik anlamında önemli bir yer olan Kisse Bükü’ne otel yapılması gündeme geliyor.


 


Bodrum Gündem: Buy cheap Lasix Siz yerel parlamento diyebileceğimiz ilimizin en önemli yerinde Meclis Başkanısınız. Orada neler yaptınız? Orada Muğla için çalışıyorsunuz elbette ama bizim için Bodrum söz konusu.


Zeki Köylü: Bulunduğum nokta artık Bodrum’u aşan bir yer. Bodrumlu olarak onur duyuyorum elbette. Ama Meclis Başkanı olduğunuz andan itibaren Muğla’nın 12 ilçesinin malı oluyorsunuz. İl genel Meclisleri 2005’de çıkan bir yasa ile yepyeni bir yapıya kavuştu. İl Özel İdaresi dediğimiz kurum, 5 organdan oluşuyor. İl Genel Meclisi Başkanı, İl Genel Meclisi, Vali, Genel Sekreter ve Encümen. Başında bulunduğumuz İl Genel Meclisi karar organı, Valilik, Genel Sekreterlik ve Encümende icra organı. Yani bizim aldığımız kararlar onlar tarafından uygulanıyor.


 


Bodrum Gündem: Ne kadar bir bütçeyi yönetiyorsunuz? Zorlukları neler?


Zeki Köylü: 70 trilyonluk bir bütçeye ek olarak 30 trilyonluk GEKA bütçesini eklediğinizde 100 trilyonluk bir bütçeyi yönetiyoruz. Bu bütçe üzerinde söz söyleme ve daha adilane paylaştırmak durumundasınız.


Bunun hem güzellikleri, hem de sıkıntıları var. Örneğin bir Belediye Başkanı hem meclis hem de encümen başkanı, dolayısı ile meclisin aldığı kararları uygulayanda kararı alan ve uygulayan aynı. İl Genel Meclisleri çok sesli orkestralar gibidir. Eğer iyi uygularsanız mükemmel bir armoni oluşur. Eskiden muhtarlar Milletvekillerinin peşinde koşardı, köyüne su getirmek için, şimdi ise İl Genel Meclisi üyelerinin peşinde koşuyor. 43 kişiden oluşan yerel bir parlamento görevi yapıyor artık. Her şey Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi çalışıyor.


 


Bodrum Gündem: Türkiye’de CHP’li kaç tane İl Genel Meclisi Başkanı var?


Zeki Köylü: 8 tane var. Önümüzdeki günlerde İzmir gibi bir yerde buluşarak ortak neler yapılabilir ve neler paylaşılabilir diye bir toplantı organize edeceğiz.


 


Bodrum Gündem: Tam burada açıkça sormamda bir sakınca yok sanırım. Yerel parlamentonun başındasınız, peki ulusal parlamentoya gidecek misiniz?


Zeki Köylü: Hep söylediğim bir şey var. Benim mesleğim iktisatçı, işim otelcilik ve görevim ise İl Genel Meclis Başkanlığı. Bunların mutlaka birbirinden ayrılması gerekiyor. Aslında en büyük sıkıntı bunları birbirine karıştırdığımızda çıkıyor. Mesleklerde talep vardır. Ben otelciyim siz tur operatörüsünüz sizden iş isterim, müşteri isterim, pazarlıkta yaparım. Ama görevler talep edilmez. Görevler verilir. Ben İl Genel Meclisi Başkanlığını kendim talep etmedim. Hatırlarsanız seçimlerde bizim halkımızdan bir talebimiz olmuştu. Biz bir ekibiz ve güçlü olabilmek için bizim beşimizi de İl Genel Meclisine gönderin dedik. Elimizi güçlü yapın dedik. Halkımız bizi 4 kişi ile oraya gönderdi, biz orada şimdi iktidarız. Şükrü bey encümende, Mükerrem Bey Plan ve Bütçe Komisyonlarında görev aldı, Cesur Bey İmar ve Bayındırlık Komisyonunda görev aldı. Başka komisyonlarda da görevleri de var. Bize inandılar. Arkadaşlar bize geldiler ve Meclis Başkanı olmamı istediler. O dönem İlçe örgütümüzün benimle ilgili böyle bir tasarrufu oldu ve 6 aday ile yarışarak biz kazandık. Oysa şimdi İlçenin benimle ilgili böyle bir tasarrufu olduğunu sanmıyorum. Yani seninle Milletvekilliğine gönderelim gibi bir taleple gelmediler. Başka arkadaşlarım ile gidelim diyorlar bir iki isim duyuyorum. Bunu yadırgamıyorum. Bu günkü ilçe örgütünün yoğurt yiyişi budur. Bir diğer önemli nokta da şu; kendi ilçesinden destek alamayan bir isimde ileride hiç başarılı olamaz. Bu nedenle kendi ilçemden bana böyle bir talep gelmediği sürece, yani 400 delegemiz var, en 350 delegeyi garantilemeden başarıyı bulmaz zordur.


 


Bodrum Gündem: Bodrum’da ön seçim olmaz mı?


Zeki Köylü: Hayır. Bence yanlış olur. Bunu daha önce yaptılar. İlçe örgütü benim de divan başkanlığını yaptığım il yönetimi ön seçiminde Duran Bey seçildi. Sonra allem ettiler kalem ettiler Duran beyi göndermediler. Üstelik, Duran bey disiplin kurulunda da beraat etti.


 


Bodrum Gündem: Hep konuşulan görevinizden dolayı Muğla iline hakimsiniz. Bu bir avantaj değil mi? Eğer illa Bodrum’dan birisinin de Milletvekili olması isteniyorsa bunu avantaj olarak görüyor musunuz?


Zeki Köylü: Ben 14 aydır İl Genel Meclisi Başkanlığı yapıyorum. Bana oy vermeyen arkadaşlarım bu gün yanımdalar. Bir sonraki dönemde başkanlığa tekrar aday olursam ne MHP den, ne de AKP den karşıma aday çıkarmayacaklarını iddia ediyorum. Muğla’daki yerim o kadar sağlamdır. Seçildiğim gün verdiğim mesaj şuydu “Ben sizi Halikarnas Balıkçısı’nın merhabası ile selamlıyorum. Hırçın, yerinde duramayan Ege’nin lodosu gibi güçlüdür, ama aynı zamanda Akdeniz güneşi gibi ılımlı ve sevecendir. Ben güneyden esen bir yel olacağım ve bu esen yelin farkını hissedeceksiniz” dedim. Geldiğim nokta o kadar enteresandır ki yılın siyasetçisi seçiminde ilk üçe kaldım. Önümüzdeki günler açıklanacak sanırım.


396 köyün muhtarı ile çalışıyorum. Başka bir tandanstaki Vali ile çalışıyorum.


Sağ partilerde siyaset rant için yapılır, sol partilerde ise siyaset hizmet için yapılır. Eğer dürüst biriyseniz ve siyaset yapmaya devam ediyorsanız, bunun tepe noktası da milletvekilliğidir. 37 yıldır siyaset yapıyorum. Açık yüreklilikle söyleyebilirim herkesin rüyası olan milletvekilliği benimde isteğimdir. Ama bu bende idefiks şeklinde değildir. Bu bir görevse onu sonuna kadar yapmaya hazırım. Ama ille de olmalıyım diye bir şey düşünmüyorum.


 


Bodrum Gündem: Yani Bodrum bütün bunları göz ardı mı eder diyorsunuz?


Zeki Köylü: Şunu açıklıkla söyleyebilirim, Muğla’nın ilçelerinden alabileceğim oy oranı ile Bodrum’u karşılaştırdığımda, ne yazık ki kendi ilçemden daha düşük oy alacağımı düşünüyorum. Ben hep dik oldum, bana biraz eğilip bükülmemin gerektiğini söylerler ama ben hep dik oldum ve olmaya da devam edeceğim. İnsanlara özel hayatımda küserim ama siyasette küsmem. Çünkü siyasette birbirimizi kırmak için değil iyi hizmet edebilmek için varız. Eğer böyle bir yarışa girersem 400 delegenin 350 sinin oyunu garantilemek isterim.


 


Bodrum Gündem: Peki Bodrum’da 350 delegenin oyunu alacağınızı hissederseniz, diğer ilçelerden oy alabileceğinize inanıyor musunuz?


Zeki Köylü: Elbette. Benim her ilçeden İl Genel Meclisi Üyem var. Hepsi de mutlaka İl Genel Meclisinden birisini TBMM’ne göndermek istiyor. Ancak beni kuşkuda bırakan iki nokta var. Birincisi bu bir görevdir ve talep edilmez, size verilir. İkincisi de ben 5 yıllığına İl Genel Meclisi üyesi olarak seçildim. Halk bana bu görevi verdi. Bu gün çıkıp ben vekil olacağım dediğimde sanki yarı yoldan dönüyormuşum gibi geliyor. Eğer ben talep edersem tabi. Bunu halka ancak ilçe örgütü anlatabilir. Yani biz Bodrum’dan Zeki Köylü’yü Meclise göndermek istiyoruz demesi gerekir. Ama bu anlayıştan çok uzağız.


 


Bodrum Gündem: Kurultay değerlendirmesini aldığımızda sizden bu konuya tekrar dönmemiz gerekebilir. CHP Kurultayında esen rüzgara bakılırsa CHP ilk seçimlerde Muğla’dan kaç milletvekili çıkarabilir?


Zeki Köylü: Altıda beş kesindir. İl Genel Meclisi oylarına baktığımızda zaten 4 milletvekili çıkartacağımız kesin. Kurultayın havası ve değişimin sonucu artı bir vekil daha çıkartacağımız artık kesin diyebilirim. Muğla’daki oy oranımız yüzde 36, bu rüzgar Muğla’da da estiğine göre yüzde 45 oy oranı neredeyse kesin gibi görünmektedir. Bodrum’dan CHP dışında aday gösterebilecek başka parti yok. MHP ve AKP şu anki vekilleri ile gideceğine göre Bodrum’dan çıkacak bir adayı ancak 5 yada 6. sıraya koyarlar.


 


Bodrum Gündem: Bodrum’dan blok oy çıkabilir mi?


Zeki Köylü: Eğer Ticaret Odasının, Esnaf Odasının, Mimarlar Odasının ve diğer sivil toplum örgütlerinin kabul ettiği bir isim olur ise Bodrum’dan 50 bin oy rahatlıkla çıkar.


 


Bodrum Gündem: Kurultayın havasını kokladınız. Havası tüm yurdu sardı. Neler yaşandı değerlendirebilir misiniz?


Zeki Köylü: Bu kurultay değil aslında buna miting artı kurultay denmelidir. Eskiden ikinci gün sadece delegeler olurdu. Ama bu sefer başka oldu. İkinci günde dahil coşku ve kalabalık hiç azalmadı. Benim siyasetteki yaşamım CHP deki merkezcilere karşı solda, Baykalcılara karşı yenilikçilerle birlikte olarak hep mücadele ile geçti. Doğal olarak Baykalcıların egemen olmasından dolayı siyasette pek sevilemedim. Geçtiğimiz Kurultayda 25 ret oyu verenlerden birisi bendim. Ama Baykal’ın bu şekilde gitmesi beni üzdü. Yine onu arayıp güneşin balçıkla sıvanamayacağını, bu konuda her zaman yanında olduğumu belirttim. Kim ne derse desin son iki yılda Baykal çok iyi bir muhalefet yapmıştır. CHP’yide Amerikan emperyalizminin tüm saldırılarına karşı belirli bir yerde tutabildi.


Ama bu kurultay, 72 kurultayından sonra ilk defa bir halk hareketi olarak başladı. Hatırlayın o kurultayda “Halkçı Ecevit” sloganı ile çıktı. Şimdi ise “Gandi Kemal” diye yeni bir halk hareketi ile ortaya çıktı. Konuşmasına baktığımızda ise, Demirel gibi çok halk ağzı ile olmasa bile, basit ve kısa cümleler ile halka inebilecek çok düzgün bir konuşma yaptı. Belki hitabet çok güçlü değildi, ama tanı müthişti, tanının etrafında dönme ve tedavi için önerdiği kısa mesajlar çok önemliydi. Teşhis koydu yüzde 10 barajını kaldıracağım dedi, teşhis koydu özel statülü mahkemeleri kaldıracağım, yolsuzluklar ile ilgili komisyon kuracağım ve başına muhalefetten birini başkan yapacağım. Kurulan ekibe bakıyorsunuz müthiş. Ekibin içine baktığınızda 10 tane genel başkan var. Kurulan ekibin iktidar olacağının garantisi var ki bakanlar kurulu gibi. Süheyl Batum, Hurşit Güneş, Umut Oran, Haluk Koç hepsi birbirinden değerli. En önemlisi Rahşan Ecevit desteğidir. Şu an anlatmak güç. Ben aslında gitmeyecektim ama değişimden sonra gitmem gerekli dedim.


 


Bodrum Gündem: Bodrum ile ilgili maddeler halinde uyarılarda bulunabileceğiniz şeyler var mı?


Zeki Köylü: Ekonomi bir bütündür. Ekonominin tek tarafından bakmaktan vaz geçelim. Örneğin Muğla Bodruım’dan daha az etkilendi bu krizden. Öğrencisi, memuru, askeri var biri diğerini tamamlıyor. Fakat bizde ise sadece turizm odaklı ekonomi var. Turizme bir şey olursa hepimiz birden dökülüyoruz. Ne olursa olsun sektörlerin çeşitlenmesi için çalışmalıyız.


Var olan sektörlerimizi, balık üretimi, denizdeki yatak sayımız yani mavi yolculuk, küçük butik otelcilik yapmaya yönelmeliyiz. Kıyı kullanım planı yapmalıyız. Sektörleri birbirleri ile savaştırmamamız lazım. Eğer kıyı planımız yapılmış olsaydı, örneğin Kisse Bükü’nde insanlar uğraşmazlardı. Büyük Antalya tipi otellerden butik ve konseptli otellere geçmemiz lazım. Kimisi yürüyüşe götürsün, kimisi vitray yaptırsın, kimisi resim. Şarap yaptırsın, mandalina toplatsın. Bizim otellerimiz ve bölgemiz buna çok müsait. Mumcular’da engelli bir kardeşimiz şarap üretiyor. Markasını da aldı Garaova Şarapları diye. Olabiliyor yani istenildiğinde. Bir an önce Bodrum envanterini çıkartarak verimli olarak nasıl kullanabileceğimizi çözmemiz gerekir. Yat imalat sektörümüz çok önemli ve değerli. Ne yazık ki son dönemde can çekişiyor. Bu sektörü nasıl canlandıracağımızı çözmemiz gerekiyor. Mumcular tarafını tarımsal bölge haline getirmemiz gerekiyor. Çiçekçilik sektörünü hayata geçirmemiz gerekiyor. Bölgenin kaybolan çiçeklerini tekrar canlandırmamız gerekiyor.


 


Bodrum Gündem: Son olarak Bodrum Belediyesi ve Başkanımız ile ilgili görüşleriniz nedir?


Zeki Köylü: Geçenlerde Mazlum Ağan’a söyledim, “iyi ki kaybetmişsin, eğer bu gün sen başkan olsaydın, belediyenin önüne dar ağacı kurup sallandırmışlardı seni”. Ben bu halkı anlayamıyorum. Bu piar nasıl yapılıyor bilemiyorum. Irak’ta 1 buçuk milyon insan öldürüldü. CHP iktidarda olsaydı her gün Beyazıt camiinde olaylar olurdu. Ama başta AKP olduğu için hiç ses çıkmıyor ve tepki verilmiyor. Şimdi bu yıkımları CHP’li bir belediye yapmış olsaydı, şimdi bizi çoktan ipe dizmişti halk. Ben Mehmet Kocadon’u kutluyorum. Belki Temmuz’un başına kadar bitmeyecek, sezon çoktan başladı. Yapılanlarda hatalar var bir sürü. Plansız  programsız olması çok fena. Ama yine de Bodrum halkından ve Bodrum Basınından tek bir tepki yok. Hayret.


 


Bodrum Gündem: Çok teşekkür ediyorum. Sizi siyaset sahnesinde renkli ve farklı kişiliğiniz ile izlemeye devam edeceğiz. Order Disulfiram

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.