enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

İSTEK LİSTESİ…

25.08.2010
0
A+
A-

Öğretmen çatık kaşları, dimdik vücudu, döpiyesi ve kırmızı dudakları ile sınıfa girdi ve duyurdu;

—Kompozisyon yarışmasına katılmak isteyenler kütüphaneye insin…
Ailesinin “edebiyata meraklı” demeyi sevdiği kız da ayağa kalktı.
Bir başka arkadaşı daha kalkmış olmasa, cesaret edemezdi belki…
O diğer arkadaş kimdi hatırlamıyor bugün, ama kütüphaneyi hatırlıyor.
Uzun masaya sıra sıra oturdular. 10 kişi kadardılar.
Okulun bazılarınca tapılan bazılarınca da hiç sevilmeyen öğretmeni kuralları anlattı. treatment with Dapoxetine
Üzerinde okulun logosu bulunan kendinden çizgili sınav kâğıdına bir kompozisyon yazacaklardı.
Konuyu o anda seçeceklerdi.
Yazının tamamen kendilerine ait olduğuna ancak böyle ikna edebileceklerdi öğretmeni.
“Kompozisyon” kelimesini öğrencilerin çoğu sevmiyordu, o da öyle..
Kendini okulda olduğu hissinden kurtarmaya çalıştı.
Okulda da şehirde de 4. yılıydı ama hala biraz yabancı hissediyordu kendini.
Rahat yazması için evinde olması gerekiyordu.
O zaman kendini evindeymiş gibi hayal etmekti çaresi.
O da öyle yaptı.
Ruhunu deniz kenarındaki evine götürdü. Baclofen without prescription cheap valacyclovir
Sonra gittiği yeri yazmaya karar verdi.
Kompozisyonunda olgun bir kadın-ne anlardı ki o yaşta olgun bir kadının hislerinden-çocukluğunun geçtiği evde geçmişi ile yüzleşiyordu.
En azından buna yakın bir şeydi yazdığı, şimdi öyle hatırlıyor.
Bir saat miydi vakit, daha mı az, bitti, teslim ettiler kâğıtları.
Sonra günler geçti… Bir tören vardı, şimdi hatırlamıyor hangi sebeple…
Orada kompozisyon yarışmasında başarılı olanlar da anons edilecek ve ödülleri verilecekti.
4’ü ödül almıştı yanlış hatırlamıyorsa…
3. olmuştu yarışmada. 
Kimse bir diğerinin ne yazdığını bilmiyordu.  Bilmeyecekti de… Hiçbir yazıyı okutma gereği duymadılar çünkü öğrencilere…
İsimler okundu, sahneye çıkıldı, içinde kalem olduğu belli olan paketler öğrencilere verildi.
Ama o sırada nasıl bir karışıklık olduysa, ya da belki çekingenlikten nasıl görünmez yapıyorsa kendini, onun hediyesi verilmedi.
“3. olanlara hediye verilmiyordur belki” diye düşündü.
O kaleme sahip olmak istemiyordu, olsa da olurdu olmasa da…
 Ama o paket onunsa ona verilmeliydi, bunu istiyordu.
Göz ucuyla sehpada duran kutuya baktı.
Kazananlar alkışlandı, herkes sahneden indi.
Düşündü ki öğretmen fark eder, “Kim almamıştı ödülünü” diye sorar.
Kimse sormadı ne o an, ne sonrasında…
Almış olsaydı o kalemi, şimdiye çoktan kaybetmiş olacaktı.
Ama alamadığı hiç bu anıyı hiç unutmadı.
Ve unutmadı çünkü…
Bu olaydan hiç ders almadı ve sonraki yıllarda da hep aynı şeyi yaptı.
Hak ettiğini isterken bile utandı, çekindi.
İnsanlar  rahatlıkla –hatta bazen arsızca-isteyebilirken…
O hep tıkandı…
Ama belki artık istemenin vakti geldi…
Hatta artık bir İSTEK LİSTESİ yapsa…
Önce evrenden sonra çevreden…
Ne güzel olur…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.