BODRUM DEVE ZORLAYAN YOKUŞU OLDU..

Topkapı Sarayındaki Enderunda Homeros dan okumuştu. Ionia ile Likia arasında kalan Karyanın önemli bir şehriydi Halikarnassos, Ebedi mavilikler ülkesiydi.

Bodrum Gündem
Bodrum Gündem
  • 01.04.2011
  • 505 kez okundu

 


 


Tarihçi Heredot’u, tarihin ilk kadın amirali olan I. Artemisia ve II. Artemisia’yı, Leachares, Shepas gibi sanatçıları yetiştirmişti. Deve zorlayan yokuşunu tırmandılar. Önce doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen Ege mavisinin üstündeki inanılmaz zariflikteki Bodrum Kalesini gördü Sultan Süleyman. Hürrem Sultan ve Pargalı İbrahim de vardı yanında. Hayranlıkla denize bakarken yüksek sesle“İyi çalışmış Rodoslu Şovalye’ler kale hala ayakta, diye seslendi Pargalı’ya. Onayladı Pargalı. Hürrem arkadaydı. Arada bir yeşillikler okşuyordu gözlerini. Ama O yol boyunca en çok, bembeyaz evlerin arasından sarkan kırmızı begonvilleri, pencere ve balkonlardan sarkan renkli çiçekleri sevdi.


 


Manzaranın sarhoşluğuyla Yokuştan aşağıya indiler. Uzaktan toz bulutları yükseliyordu. “Cenk mi var Pargalı” diye sordu Süleyman? “Daha önce kazılarak yola döşenmiş olan taşları çıkarılıyorlar Sultanım  merak buyurmayın, bu işi her sene, olmadı iki senede bir yapıyorlarmış. Halk alışmış ses etmiyorlar.”dedi. İş makinesi kazı işlemi yapıyor, hafriyatı çıkarıyor 180 derece dönerek kamyona ulaşıyor ve yüklüyordu. Şehrin en işlek noktasıydı. Yaya ve araç trafiği tüm yoğunluğuyla sürüyordu. Hiçbir önlem alınmamıştı. Bu, büyük iş makinelerinin; yol ve kaldırım taşlarıyla savaşıydı. “Biz halkları savaşlarda bile korurduk burada canlar Allah′a emanet.” diye söylendi Süleyman. Bu makineler bizim zamanımızda olsa dünyanın her köşesine dehlizleri, su yolları olan İstanbul gibi kentler kurardık…   


 


İş makinesi seslerinin sustuğu bir an “Aganta burina burinata” sesi geldi liman tarafından Cevat Şakir ve Neyzen Tevfik’in içınde bulunduğu tekne demir atmıştı nihayet. Medeniyetten uzak günleri peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve rakıları bittiği için sona ermişti. Yeşillikler ve ormanın olduğu yerlerde taş binaları, güzelim mavi denizde tekne atıklarını görmüşlerdi. Koylar çöp yuvasıydı. O yüzden Tekneden inerken yüzleri asıktı biraz. Kendi diktiği palmiyeleri gördüğünde biraz rahatladı Cevat Şakir. Heyecanla Elini uzatıp dokunmak istedi onlara. Birden bastığı yer ayağının altından kayıverdi. Her taraf moloz kum toz topraktı. Yüzüstü düştü yere. Çok uzaklardan getirdiği ağaç tohumları çevreye saçıldı. Tohumlar önemliydi onun için. gelecek demekti. Kalkmaya çalıştı bir iki tanesini aldı yerden. Başını kaldırdı büyük makineleri, kırık kaldırımları, bozuk yolları, yoğun trafiği, şantiyeyi andıran çarşıyı gördü. Sanki, aşık olduğu Başka yerlerde ölüp nur içinde yatılacağına, burada nur içinde yaşanır” dediği küçük balıkçı kasabası değildi burası! Sinirlendi, duygulandındı, öfkelendi. Bütün duyguları aynı anda yaşadı sanki. Sadece kendilerini düşünen insanlar, hiçbir şey yokmuş gibi kırık taş ve molozlar üzerinden atlayıp, zıplayıp yürüyorlardı. Daha önce kitaplarıyla anlatmıştı her şeyi, şu an susma zamanıydı belki ama elini kaldırdı, bir şey söyleyecek gibi oldu. Kelimeler düğümlendi boğazında. Gözleri kanlandı İki damla yaş göründü sonra…


 


Neyzen uzakta kalmıştı biraz. Nede olsa muhabbet adamıydı O. Konuşa konuşa geliyorken balıkçılarda takıldı. Yaptığı muhabbet biraz keyiflendirdi onu. Eskiden, yeniden, memleket meselelerinden konuştular. Neyzen anladı ki değişen bir şey yok. Yola koyuldu. Cevat Şakir’e yaklaşırken koluna yaşlı bir amca girdi. Görme özürlüydü amca ama Neyzen’i tanıdı. “Durumu nasıl görüyorsun Tevfik′cigim?” dedi yaşlı amca. Neyzen “karanlık” diyecekken vazgeçti, “Sizin gördüğünüz gibi”,diye cevap verdi…


 


buy Kamagra Balıkçılar kahvesinde buluşurlar hepsi. Masalarda yerel gazeteler vardı. Çaylarını içerken Bodrum için çevirdiler sayfaları birer ikişer. Yerel yöneticinin cümlelerini kazıdılar zihinlerine. Başka yöneticilerden de çok duymuşlardı bunun gibi kelimeleri; “….Altyapı çalışmalarının, her şey dört dörtlük olana kadar sürmesi gerek. Bu sabrı, bu inancı göstereceğiz. ……Bodrum′u ışıl ışıl yarınlara taşıyacağız. …….Ben esnafımın, halkımın bana olan inancını biliyorum. ……Özellikle bodrum için doğru olanı yaptığımıza…., suyu kesilmeyen, elektriği, telefonu, interneti kesilmeyen, lağım kokularına boğulmamış, kış aylarında selden mağdur olmayan, eğlence mekanları sürekli, dükkanları sürekli açık, sokakları ışıl ışıl bir bodrum için….


 


Aralarındaki sessizliği Hürrem bozdu. Sultanına seslendi “ Sülümannn, Cihan Sultanım, Deve Zorlayan Yokuşu’ndan bir saray alalım oradan Halikarnassos daha güzel”…

Cytotec without prescription

 


 


 


 


Cheap Albendazole  

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ