enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yüreğe Dayalı Yıllık İş Planı hazırlama sevdasında 2. Aşamaya hoş geldiniz!

Yüreğe Dayalı Yıllık İş Planı hazırlama sevdasında 2. Aşamaya hoş geldiniz!
14.01.2012
0
A+
A-

Buy Orlistat

Yüreğe Dayalı Yıllık İş Planı hazırlama sevdasında 2. Aşamaya hoş geldiniz!

misoprostol buy Propranolol 20mg
İçinizden hiç ? Ben  Stratejik Çalışma  YAPMALIYIM?  diye geçirdiğiniz oldu mu¬?

Stratejik Çalışma  ile ilgili bir tanımla başlayalım

Stratejik İş; üretmeniz gereken sonuçları tanımlama işidir.
Taktik iş ise; stratejik iş ile tanımlanan bu sonuçları üretmek işidir.

Bir önceki yazımda size Günün yüzde kaçını başkalarının yapabileceği işleri yaparak geçiriyorsunuz? Bunu hiç düşündünüz mü?diye sormuştum. Bu soruya kendi işinizdeki bol keseden harcadığınız zamanları toplamayla cevap verebilirsiniz.

Zaman çalışmasındaki diğer bir adım,  eğer kaç saatini hangi işlere harcadığınızı yazdığınız bir not defteriniz varsa o defterdeki  bütün işleri bu iki kategoriye bölmek olacak.
Stratejik ve Taktik olarak. Her bir kategoriye zamanınızın yüzde kaçını harcadınız? Gerçek değer nerede? Gerçek değerin nerede yattığını düşünüyorsunuz?

İnsanın nasıl iş yaptığının, işini nasıl düşündüğüyle ne kadar ilgili olduğunu  işte bu çalışma size gösterecek. Aslında, işletmeniz  üzerinde düşünmenin, işleri nasıl yapacağımızı düşünmenin en yüksek öncelikli stratejik çalışma olduğunu anlayacaksınız. Bir numaralı işinizin, işletmenin sahibi olarak, nasıl iş yaptığınızı ve iş yapma şeklinizi geliştirmek için neler yapabileceğinizi düşünmeniz olmasındaki değeri görebileceksiniz.
Gün be gün. Bunu yaptığınız zaman işletmenize bir değer katacaksınız. Daha iyi bir işletme ürününe sahip olacaksınız. Kendinizi işletmenizin merkezindeki mıknatıs olarak hayal etmenizi istiyorum. Vizyonunuzu insanlara açıkladığınızı… Sonra işinizi yapma şeklinizi, işletmenizi özel kılacağınızı belirlediğiniz sistemlere dönüştürdüğünüzü… Sonra bunu operasyonunuzun her köşe başına enjekte ettiğinizi düşünün. Böylece sistemlerin kaldıraç etkisini kullanarak, vizyonunuzu, hayallerinizi, icadınızı ve girişimcilik tutkunuzu başka insanlar vasıtasıyla elde edeceksiniz.

Şu gerçeği düşünmenizi istiyorum: İşletmeniz her gün satılığa çıkarılmış gibidir. Her gün piyasadaki diğer işletmelerle beraber satılığa çıkmış gibidir.

Şimdi bir an için alıcının KENDİNİZ olduğunu düşünün. İşletmenizle ilgili tüm bilgileriniz, nasıl işlediği ve sahibinin odak noktaları vb. bunları biliyorsunuz. Bu işletmeyi satın alır mıydınız? Neden alırdınız? Neden almazdınız?

Ya da başka bir şekilde bakarsak: Eğer işletmenizi bugün satacak olsanız, bu satış sizin orada olup onu işletmeye devam etmenize mi bağlı olacaktı?
Cevapları duyar gibiyim, HAYIR ALMAZDIM, ALIRDIM AMA BENSİZ YAPAMAZLARDI?? VS?

Eğer GERÇEKTEN stratejik iş üzerine odaklansaydınız, hayatınız ve işletmeniz nasıl olurdu? Ne kadar farklı olurdu? Düşünün
Hayatınızın amacının işinize hizmet etmek değil, işinizin birinci amacının hayatınıza hizmet etmek olduğunu bir kere fark ederseniz, o zaman neden mutlaka gerekli olduğunun tam anlamıyla farkına vararak işinizin İÇİNDE değil ÜZERİNDE çalışabilirsiniz.
Neden bu konunun üzerinde bu kadar durdum, neden hala is planı hazırlamaya geçmiyoruz diye soruyor musunuz kendi kendinize? Hemen cevap vereyim, isin üzerinde çalışma hakkında vakit harcadık, çünkü iyice anlamanızı istiyorum, çünkü gerçekleşebilir bir plan yani yüreğe dayalı is planı ile kağıt üzerinde kalan geleneksel plan arasındaki en büyük fark burada. Yani plana karşı tutumunuz ve planla aranızdaki ilişkide. Yine biraz şifreli mi oldu? Merak etmeyin  her şey birer birer açıklığa kavuşacak, ama sırayla.
Şimdi bunu aklımızda tutarak, Yüreğe Dayalı Yıllık Is Planı?nın adımlarına bakalım. 5 adımımız var. Önce onları size yazacağım, sonra başa dönüp her birinin üzerinde düşünmenizi isteyeceğim.

1.    İş Planınızın 2012 yılı sonunda yaratmasını istediğiniz etkiyi tanımlayın.

2.    2012 yılında sizi etkileyeceğini düşündüğünüz şirket içi ve dışı tehdit ve fırsatları sıralayın.

3.    İşletmenize ait vizyonunuzu tanımlayın, diğer bir deyişle 2012 yılında gerçekleşmesini istediğiniz hedefleri belirleyin.

4.    2012 hedeflerinizi gerçekleştirmek için yönetimin her bir ilgi merkezinde ulaşılacak alt hedefleri ve uygulamanız gereken stratejileri belirleyin.

5.    Bu hedeflere ve plana kendinizi adayabilecek misiniz? Cevap ?evet? olana dek, planınızın üzerinde çalışın, revize edin.

Şimdi 1.adıma daha yakından bakalım. Is planınızın 2012 yılı sonunda yaratmasını istediginiz etki ne demektir? Bu kendinize su soruyu sormaniz demektir: 1 Ocak 2013 günü kendimi nasıl hissetmek isterim? Diger bir deyisle, işletmenizin o anki görüntüsünün size ne hissettirmesini istersiniz? Daha hedefleri belirlemediniz, planı yazmadınız. Bu yıl öyle bir geçsin ki siz 1 Ocak?ta hissetmeye ihtiyacınız olan ne ise onu deneyimleyebilin.
İşte yüreğe dayalı planlama… bir duyguyla başlar, bir düşünceye dönüşür ve tekrar bir duyguyla sona erer. Bu, bir düşünceyle başlayan, bir duyguya dönüşen ve yine bir düşünceyle son bulan akla dayalı planlamanın tam tersidir.
Geleneksel, akla dayalı ve statik iş planları işe yaramaz.
Neden olduğunu görebiliyor musunuz? Çünkü mantık, sebep ve düşüncelerle akılda başlayan bir plan, tutku, heyecan ve amaçtan yoksundur.
Böyle bir plana ne siz ne de çalışanlarınız kendinizi adayamaz ve sorumluluk hissedemezsiniz. Bu sebeple yüreğe dayalı bir planlamaya, firmanızın yapması gerektiğini düşündüğünüz şeyleri önererek, bunlar hakkında ne hissettiğinizi görerek ve ne yapmanız gerektiği konusunda bir sonuca vararak başlamamalısınız.
Bunun yerine, uzun dönemli bir hedefe ulaşmanın, en sevilen ürününüz ya da buluşunuzla bir ödül kazanmanın ya da çalışanlarınızı işletmenizde onlara sunduğunuz fırsatlardan ötürü duydukları minnettarlık hakkında konuşurken duymanın nasıl bir duygu olduğunu anlamaya çalışmakla başlamak istemelisiniz.
Bu işletmenizin gidişatı hakkında hissetmek istediklerinizdir. Bunu bir kez tattığınızda ve sizin için ne ifade ettiğini anladığınızda, bu duyguyu gerçekleştirmek için yapabileceklerinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Bu ?düşüncedir?. Etkiyi yaratmak için neler yapabileceğinizi bildiğiniz an, tekrar duyguya dönmek zorundasınız. Yine tüm bunları yapmanın vereceği hazzı hissetmeye çalışmalısınız.
Yüreğe dayalı iş planı, görünüşte geleneksel planlara çok benzer. Yan yana koyduğunuzda belki de hiçbir fark göremezsiniz. Ancak fark, benzerliklerin bittiği yerde ortaya çıkar. Yüreğe dayalı iş planı gerçekten işe yarar ve tek işe yarayan da sadece odur çünkü tamamen farklı bir noktadan, farklı varsayımlarla başlar. Yüreğe dayalı bir planlamayla yani sizin, çalışanlarınızın ve müşterilerinizin plan gerçekleştirildiğinde tadabileceği duyguların yaşanmasıyla başlar. Ve gerçek sonucu, yani neler hissedeceğinizi bir kez tanımladığınızda, mantık, analizler ve rakamların tümü bir şeyler ifade edecektir.
Bu aşamada ne demek istediğimi anlatan bir küçük hikayem var;
Bir yönetici, bir zamanlar ayna yapan bir firmada yöneticiymiş. Burası oldukça yüksek bir teknolojiye sahip bir yermiş. Aynı zamanda uzay mekiği için ısı kalkanları yapıyorlarmış. Aynaları, fotokopi makineleri ve büyük ekran TV ve kameralar için yapıyorlarmış. Burada aynalarla ilgili çok şey öğrenmiş. Örneğin, banyo aynanız (tıraş olmak ya da makyaj yapmak için kullandıklarınız) aldığı ışığın en fazla  %40 veya %60?ını yansıtır. Yumuşatır. Çarpıtır. Renklendirir. Sizin iyi görünmenizi sağlar. Bir fotokopi  makinesinde ise ayna, aldığı ışığın eksiksiz %99?unu yansıtabilir. Eğer bu aynaları sizin banyolarınıza koysalardı, hiç kimse evden çıkmak istemezdi.Kendimize dürüst olmanın da bir çeşit ayna olduğunu keşfedeceksiniz. Hayal edebileceğinizden çok daha dürüst ve olanı aynen yansıtan (size siz hiç iltifat etmeyecek) bir ışığa sahiptir. sistemlerinizi her gözeneği açığa çıkaracak şekilde dizayn edebilirsiniz. Siz bile kendinize dürüst olmadığınız zaman, bu düşünce sistemi  size ayna olur. Kısacası, yazacağınız plan ve iyi kurgulanmış bir şirket yönetim sistemi ve araçları sizinle ve işletmenizle ilgili çıplak GERÇEKLERİ açığa çıkarmak için ayarlanmış olacak.. Çünkü ancak sağlam, düzgün, çok iyi gözden geçirilmiş, çarpıtılmamış, doğru yoldan taviz verilmemiş temellere dayanan doğru kontrol noktalarınız olduğunda? Sadece bundan sonra işinizi inşa etmeye başlayabilirsiniz. İsletmenizi vizyonunuza ulaştırmak onu inşa etmektir, öyle değil mi?
İşte ilk kontrol noktası da vizyonunuza ulaşmanın size vermesi gereken hislerdir. Is planı hazırlarken, bu ilk adimi atlamak çok kolaydır. Ben hedeflere ulaşayım da kendimi çok iyi hissederim zaten demeyin. Biraz önce bahsettiğim geleneksel planlama tuzağına farkına varmadan düşmüş olursunuz. En basta söylemiştim, kendinize sormanız gereken 3 sorudan bahsetmiştim. Bir tanesi suydu: Gerçekleşebilir bir plan yapmanın gerektirdiği düşünce değişikliğine hazır mıyım? Cevabiniz evet mi?
1.adimi biraz daha açayım. Kendinizi nasıl hissetmeniz gerekiyor diye sorarken bir kelimelik bir yanıt aramıyoruz. İyi veya mutlu demek yeterli değil. Detaya inmeniz gerekiyor. İç dünyanıza şöyle bir uzanmanız gerekiyor.
Bu kendinizi adayabileceğiniz hedefleri belirlemenin tek yoludur. Bu arada hedefler demişken, bir parantez açayım, esasen gerçekleşecek hedefler koyabilmenin temelini yüreğe dayalılık oluşturur. Çünkü hayatımızdaki tüm değişimler için, biz o değişim fikrine kendimizi alıştırdığımızda harekete geçebiliriz. Yani yabancı duyguyu bildik duygu haline getirdiğimizde. Bir fikre kendini alıştırmak, o değişim gerçekleştiğinde ne hissedeceğinizi önceden zihninizde deneyimlemektir. Alisinca kendimizi adariz, kendimizi adayinca da harekete gecmeden duramayiz. Örneğin evlilik gibi. Birlikte olduğunuz kişiyi ne kadar çok severseniz sevin, ancak bir aile kurma fikrine kendinizi alıştırdığınızda evlenme adımı atarsınız. Ya da kilo vermek? kendinizi zayif olarak hayal edebildiginizde ve bunun hayatiniza getirecegi olumlu degisimleri duyumsadığınızda, bakın olumlu değişimleri düşündüğünüzde demiyorum, zayıf olmanın avantajlarını herkes bilir öyle değil mi, ama bunları başınıza gelmiş gibi hissetmek başkadır, kilo vermeye kendinizi adamanızı duygular sağlar, düşünceler değil.
Hala beni okumaya devam ediyor musunuz?
Harika! 1.adima donersek, 1 Ocak 2013 günü kendinizi nasıl hissetmek istersiniz? Gelin duyguları bir  bir sıralayalım.
Kolay bir başlama yolu, bu krizin sizi nasil etkilediğini, size ne hissettirdiğini düşünmek hatta kağıda dökmek olabilir. Sanırım 1 Ocak 2012?da bunun tam tersini hissetmek istersiniz. Örneğin diyebilirsiniz ki, bu kriz beni ?savunmasız? hissettirdi, biraz ?panikledim?, o sebepten 1 Ocak 2013 günü işletmesini herhangi bir olası krize karşı her zaman hazırlıklı tutan, ne yapacağını bilen bir iş sahibi olduğumu hissetmek isterim, yani ?soğukkanlılık? hissetmek isterim. Dolayısıyla kendi şirket yönetme becerime duyduğum ?güven? sayesinde ?rahatlama? hissetmek isterim. Veya diyebilirsiniz ki, bu kriz beni ?kızgın? hissettirdi, ?tepki? duydum. Ya da ?endişe? duydum. 1 Ocak günü bu kez limonu limonata yapmış olduğumu görmek dolayısıyla kendimle ?gurur? duymak isterim. Krizin değişim çağrısı olduğunu görmüş ve değerlendirmiş olabilmek isterim. ?Sevinç? hissetmek isterim. Finansal güvence hissetmek isterim. İşte bunlar duygulardı. Kendi içinize dönün ve gerçeğinizi görmeye calisin.
Is planımızın bize hissettirmesine ihtiyacımız olan etkiyi böyle bir çalışmayla ?anladıktan? sonra, sıra hedef belirlemeye geliyor. Ancak dış şartları da yani kendi içimizin dışındaki dış dünya şartlarını kısaca irdelemek gerek, bu da bizi 2.adıma getirir. Yani hedef belirlemeye.
Durmak yok yola devam,haftaya  Hedef belirleme konusunda görüşmek dileği ile .
Yasemin Tutal
06.01.2012
Bodrum

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.