enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

BODRUMLU EMEKÇİ KADINLAR

20.03.2013
0
A+
A-

buy Vermox online Belediye destekli Sözlü Tarih Çalışma Grubu ?Anılarda Bodrum? aylık etkinliğini, bu ay kan ve gözyaşıyla kazanılan hakların günü, ?emekçi kadınlar?a ayırdı. buy Sildenafil Citrate

Hatice YÜCEL / Eğitimci Nolvadex online

Yetmiş yaşın üstünde sembolik yirmi kadın, yaşamında ilk kez Bodrum Belediyesi Meclis Salonunda erkek meclis üyelerinin yerine oturdu. Anlatılan zor ama güzel anılar, hepimizin ortak paydası olduğundan istekle, dikkatle ve hüzünle dinledik. Kadının önüne emekçi sıfatı eklenince konu daha da saygınlık kazanıyor. Bunlar, Bodrum tarihinde iz bırakmış kahraman kadınların arkasındaki isimsizlerdi.

Belli ki hepsi çok heyecanlı. Kiminin yüreği büyük sözcükleri küçük, kiminin onuru yaşadıklarından üstün. Kimi başı açık, kimi şifonlu, kimi beyaz tülbentli, kimi entarili, kimi şalvarlı. Şekilleri umurlarında değil. Çünkü onlar yaşamlarını anlatacaklar. Emeğin yerini ne alabilir ki? Güreceli Hafize?nin, Yeniköylü Pembe?nin önündeki göz nuru iğne oyalarıyla kim yarışabilir ki? Gençliklerinden kalanları taşımışlar. Ya yok olanlar? İşte amacımız tam da bunları unutturmamak, kayda almak. Böylece 1930?lardan bugüne Bodrum?un sözlü tarihi de ortaya çıkacak. Yol, su ve elektriğin henüz Bodrum?a ulaşmadığı günler. Her şey insan ve hayvan gücüne dayalı. Toprakla insan saygıyla birbirlerini tamamlıyor. Lamba ışığında evlerde doğumlar yaptırılıyor, çeyizler işleniyor, kilimler dokunuyor. Ortaokul ve lise yok. Mahalle dediğin yirmi-otuz ev. Yazın herkes tarlasının başında. İn cin yok sokaklarda. Gece geceliğini, gündüz gündüzlüğünün biliyor. Otla saman karışmamış. Denize balık ve sünger için gidilir. Acılı bir ekmek kapısı. Dut gölgesinde hasırlar dokunur komşularla. Yaşamı dokudukları gibi bir alttan bir üstten.

Nazım Hikmet?in insan manzaralarından farksız anlatılanlar. Hepsine göre hayat rüzgar gibi geçmiş. Çoğu genç yaşta ne olduğunu bilmeden evlendirilmiş. Araba saltanatının olmadığı o günlerde Bitez?e, Torba?ya, Kızılağaç?a günlük, yaya geliş gidişler yapmışlar. Her zaman ki gibi ilkleri denemişler. Turizmin başladığı 60?lı yıllarda ev pansiyonculuğunu gönül dostluğuyla yürütmüşler.

Turgutreisli Havva?yı binlerce yıl önce Bodrum?u temsil eden silahsız Amazonlu kadınlara benzettim. 1972?de eşini kaybettikten sonra evin hem kadını hem erkeği olmuş. Üstündeki kırmızı çiçekli şalvarı gençliğinin uğuru ve anısıymış. ?Yapmadığım iş kalmadı? diyor. Okuduğu türkülere, manilere bakılırsa kendi çapında ?mutluluğun resmini? yapabilmiş. Hayat onu ıskalayamamış. Getirdiği kır çiçekleri ve yaptığı kaşık helvasının sponsoru kendisi. Kimseye minnet ettiği yok. Değeri gözümüzde bin kat artıyor. Hepimize yaşam direnci vererek günün anlamını vurguluyor.

Ya 1927 doğumlu Hanife Turan? Gün görmüş bir aileden geldiği halde okuyamayan. Yıllarca kendindeki öğrenme isteğiyle çabalayan. Akşam sanat kurslarıyla kendini tamamlayan. Hala da başarma, yapma isteğiyle dolu. Terzi, hoca, anaç, babasının kızı, cumhuriyetçi şair Hanife Turan.

Ortakentli Şükriye, kaptan kocasını kaybedince yasını bile tutamadan teknenin başına geçmiş. O gün bugün ?Kaptan Şükriye.? İlk yıllar yadırgansa da sonraları desteklerle benimsenmiş. Kadınlığı unutulmuş, yaptığı işe bakılmış. Öksüz kalan kızını da on yaşında işin içine sokmuş. Bugün turizmci olan genç kız, annesi yaşamını anlatırken gözyaşlarını tutamayıp ?Böyle bir anneyle övünüyorum? sözleri en içten alkışları aldı.

Akyarlarlı Sabahat Kılavuz, Köy Enstitülü öğretmen eşiyle birlikte yorgan döşeğini alıp Bodrum?dan tekneyle Çiftlik?e gelirken korku ve kaygılarını anlatıyor. Eşi orada geceyle gündüzü birbirine katarken o, köy kadınlarıyla birlikte yokluğu ve yalnızlığı paylaşmış. Onu dinledikçe cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı?nın bu kişilerle götürülmüş olduğunu görüyoruz.

Ya Halide Ezer? Yoktan var ettikleri hayatlarındaki rolü Bodrum-İzmir arası mekik dokumuş. İçinde altın ve paralarla dolu siyah çantasıyla. Kuyumcu eşinin sermayesinin görünmeyen eli ayağı. Bunun yanında İstanköylü nice kız çocuğunun okumasına neden olmuş.

Ondeleci Fatma Gökbel ve terzi Saniye Satı ilk vergi levhası olanlardan. Makasın ucundaki sihir onların ellerinde. Güvenli, çalışkan, tuttuğunu koparan, çiçek ve böceğe düşkün, güzelden yana, meraklı, yaşamlarına sahip çıkan, önü gerilmez saygın kadınlar?

Yaşam zamana sığar mı? Hele bu emekçi kadının yaşamıysa. Doyamadan giderler her şeye. Çünkü bitmez tükenmez istekleri vardır. Çocukları için. Kendileri yansa da hayat sürmeli. Ayıplar, günahlar çemberinde kaybolur giderler. Ama o gizil güç öyle bir zaman gelir ki volkan olur patlar, sel olur akar, yıldırım olur çakar. İşte bugün kazanılan haklar da böyle günlerin ürünüdür.

Sonuç mu? Dünya kadın standartlarındaki yerimiz bize yakışmasa da, son yıllarda küresel kapitalist sistemin ağına düşmüşsek de, özellikle ülkemizde her türlü şiddetin içinde kalmışsak da ?Türk kadını omzular üstünde yükselmeye layıktır.? Yeter ki kendimizi bilelim. Yaptıklarımızın farkında olalım. Tüketim toplumunun oyuncağı olmayalım. Üretim gücümüzü dayanışma ve direncimizi kaybetmeyelim. Alınan hakların uygulayıcısı olalım. Katılımcılara, günü hazırlayanlara, ekmek ve barış uğruna emek verenlere teşekkür ederken bu tip çalışmaların büyüme adına hırsla yok edilmekte olan bugünün Bodrum?una da ışık tutmasını dilerim.

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.