enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

BOŞ HAVUZA ATLAMAK

19.04.2013
0
A+
A-

 
Tadalafil online

buy Retin-A 15. yüzyıldan itibaren Anadolu coğrafyası Türk tarihine baktığımızda, devlet erki üzerinde hakimiyet kurmak isteyen iki ana akım görürüz; yenilikçiler ve gelenekçiler. Bir çok yenilikçi çıkarmıştır bu topraklar. İstanbul?u fetheden Sultan Mehmet büyük bir yenilikçidir örneğin. Yalnızca İstanbul?u almakla kalmamış, kendisine ?Yeni Roma İmparatoru? diyerek bir nevî imparatorluğun çizgisini belirlemiştir. Sanıldığı gibi Bizans?ı yok etmemiş, tam tersi koruyarak kendi yönetimini pekiştirmek amacı ile kullanmıştır. Zamanının çok ilerisinde bir liderdir; bu sebepledir ki devlet ricâli tarafından çekinilmekte ama pek sevilmemektedir.

4.Murad, Genç Osman, 3.Ahmed, 2.Mahmud, 3.Selim, Abdülaziz, Abdülmecid hep bir şeyleri değiştirmeye çalışan ve devlet ricâlinden tepki gören padişahlardır. Hepsi de ya hunharca öldürülmüş, ya darbe ile tahttan indirilmiş yahut da şüpheli bazı hastalıklar yüzünden terk-i diyar etmişlerdir. Sonrasında gelenler ise reformları devam ettirememişler, o çok övündüğümüz 600 yıllık imparatorluğun elimizden kayıp gitmesine sebep olmuşlardır.

M.Kemâl Atatürk, Anadolu?da yetişen son büyük yenilikçidir. Her büyük yenilikçi gibi o da çevresindekilerden tepki görmüştür. Latin harflerine geçiş aceleye gelmiştir, şapka-kılık-kıyafet devrimi zamansızdır, tevhid-i tedrisat kanunu gereksizdir. Halifelik niçin ilga edilmiştir? Gazi paşa çok kimseyi kızdırmıştır.

M.Kemâl?in devri de maalesef 10 Kasım 1938 günü saat 09.05?te kapanmıştır. Cenaze töreninden itibaren her geçen gün gittikçe artan bir şekilde yenilikçilik yerine iktidar hırsı ve bunun getirdiği popülizm baş tacı edilmektedir.

Son dönemde RTE Gazi Paşa?dan sonraki en büyük yenilikçi olarak pazarlanmaktadır. Şurası bir gerçek ki RTE ve çevresi oyunu harika oynamaktadırlar. İnsanların duymak istedikleri şeyleri istedikleri gibi söylemek büyük bir maharettir ve yabana atılmaması gerekir. ?Vah benim cahil halkım,? diye bir üstten bakış durumu izah etmeye yeterli bir sav değildir. Cahillik, her toplumda vardır ve olacaktır da. Önemli olan cahillikten çok çıkar dağıtımı ile alakalıdır. Şu anda cumhuriyet tarihimizin en iyi çıkar bölüşümü yapan hükûmeti ile karşı karşıyayız. Bunun iyi veya kötü bir durum olduğunu siz okuyucuların takdirine bırakıyorum.

Not: Son yazımdan sonra ?Bayhan? ile ilgili bir çok geri dönüş aldım. Bazıları belirli bir kişiyi hedef alıp almadığımı sordu, çoğu kişi ?o da kim,? diye meraklandı, kimisi üzerine alıp sayfa sayfa yazılar döşendi. Kafa karışıklığını çözmek için sanıyorum ?Bayhan?ın kim olduğunu açıklamam gerekiyor ki bazıları boşu boşuna heyecanlanmasın.

?Bayhan? tam bir popüler kültür ikonu. Fırsatçı mı fırsatçı. Para onun için önemli değil, o önemsenmek istiyor, kendisinden konuşulsun istiyor. Herkes onu tanısın, onun hakkında konuşsun istiyor. Hani Çocuklar Duymasın isimli dizide bir karakter vardı yüksekten atan; ?Ben olmasaydım uzaya bile gidemezlerdi,? diyen. Aynı o! Geçmişinde çok acılı hikâyeleri olmasına rağmen şimdi sistemle barışık. O kadar barışık ki, ekranlarda tatlı tatlı gülümsemeyi iyi başarıyor.

En son yazımda bir sahil kasabasında mevzilendiğinden bahsetmiştim. Daha 3-5 gün önce televizyonda gördüm onu. ?Ben Buradan Atlarım? isimli bir gösteride havuza atlamak üzereydi. Programın ileriki bölümlerinde taklalar da atacakmış. Malum, olumlu puan almak için takla atmak lazım bizim memlekette. Zavallıma üzülmüyor da değilim; aşağıya hiç bakmadan atlıyor. İçinde su dolu olduğunu sanıyor ama bir gün atladığı suyun yerinde olmadığını fark ettiğinde iş işten geçmiş olacak.

Topamax online Başar C.MÜNİR

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
  1. ayhan ongun dedi ki:

    KİRALIK KALEMLER YAZMAYA DEVAM EDİYOR.
    Bodrum Gündem ini etkilemeye ve yansıtmaya çalışan bir gazeteyi kullanarak, uzaktan atışlarla sözüm ona çok Münir görüşlerini! sergilemeye çalışan, başar-şaşar bir zat yine zırvalarına devam ediyor.
    Hani Adalarda viskisini yudumlarken Kadı-köy?e bakıp sözüm ona köy romanları yazan, en uzak köy olarak Hadımköyü tüm romanlarında anadolunun yoksul köyleri diye bize yutturmaya çalışan yazarlar vardır ya!
    Şimdi bu zavallı da İstanbul dan Bodrum? a ayar vermeye çalışıyor. Tabi buradaki çok sevgili gazeteci dostu da onu kullandığını sanıyor.
    Boş havuza atlayanın belki ayakları kırılır da, derin sulara batanı boğulmaktan kimse kurtaramaz.
    O dolu sandığınız havuzdan ağa babalarınız kendilerine yarayanı alır da size de ancak kurbağaları temizlemek düşer.
    Geçmişteki Osmanlı imparatorlarını yenilikçi olarak sunan bu çok Münir zat, Atatürk?ün devrinin 10 kasım 1938 de sona erdiğini iddia ediyor.
    Bodrum?un anlı şanlı Kemalistlerinin ona söyleyecek sözleri vardır elbet.
    Hiç sevmediğim bu tür polemiklerle gündeminizi işgal ettiğim için üzgünüm.
    Doğrudan ?barışa karşıyım? diyemeyenler, nefret söylemleriyle barış gönüllülerine saldırmayı, barış girişimlerini itibarsızlaştırmayı kendilerine iş edinmişler.
    Ne diyelim kendilerine, ?kolay gelsin?
    Bu tür bulanık havalarda oluşacak çıkar dağılımlarından yararlanmak, pastadan pay kapmak için her türlü şaklabanlığı yapan, kendilerini başkan ve adamlarının hizmetine sunanlara söyleyecek sözüm yok.
    Kendileri ne yaparlarsa yapsınlar ancak başkalarının onur ve kişiliğine yönelik bu tür kepazeliklere de kimsenin prim vermeyeceğini öğrensinler artık.
    AYHAN ONGUN 30.04.2013/BODRUM