SEVGİLİME, NE ALSAM?

Bodrum Gündem
Bodrum Gündem
  • 12.02.2015
  • 1.518 kez okundu

haluk_ortac_bodrum_gundem Professional Viagra without prescription

“9.Şubat.2000 tarihi anısına” cheap Prozac

cheap Topamax
Haluk Ortaç– Geniş toplum kesimlerinde kabul görmüş,yıllardır yaşatılan farklı ve anlam yüklenen günlerin bir tarihi,geçmişi ve öyküsü vardır.Çok da eskilere dayanır.Örneğin sevgililer günü için de, sözlü,yazılı bir tarih vardır.

“Roma Katolik Kilisesi’nin inancına dayanan gündür, bir din adamı adına ilan edilen bayramdır, mazisi 14 Şubat 496 yılına Papa Gelasins’e uzanır.Veya,

1381 tarihli Parlement Of Foules adlı kitaba göre; özellikle Fransa ve İngiltere de 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmesiydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer karşılıklı güzel sözler yazan notlar vermeleriydi. Bu notlarda sevgililer birbirlerine Valentine diye hitap etmeleriydi.Bir başka yaklaşımda ise;

Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı tarih dokümanların da hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsaneden ibarettir.”

Valentinaya dayanan bu günün icadı, ister gerçeğe, isterse efsaneye dayanmış olsa bile, Sevgililer Günü yıllardır her toplumda kabul edilmiş, benimsenmiş ve halen de yaşatılmakta, kutlanmaktadır.

Öncesin de başlayan sevgiyi teşvik kampanyasında ve sevgililer günün de, ortalık aşka,sevgiye,aşkın-tutkunun coşkulu rengi kırmızıya ve aşkın organı kabul edilen ve aşk a ithaf edilen irili ufaklı kalplere boğulacaktır.

Bu özel günde sevgiler- sevgililikler dile getirilecektir. İçinden aşk, sevgi geçen insani duyguların, faaliyetlerin, istemlerin, telaşlı çabaları da artacaktır.

Telefon,SMS, twitter,WhatsApp ( benim de var artık.! ) facebook, msn, skype tarzi iletişim araçların dan sevgi mesajları yağmur olup yağacaktır. Tüm TV kanalları-radyolar o gün sadece aşk şarkıları çalacaktır.İtina ile sevgilisi olana ayrı, kalbi kırılmışa ayrı,sevgilisiz kalanlara da ayrı –farklı şarkılar,türküler seçilecektir. Birileri mutlaka radyoların canlı-cansız yayınlarını arayıp, ‘ biricik Murat ’ ya da ‘hayırsız Ayten ’ için şarkı isteyecektir.

Yazılı, görsel tüm iletişim araçlarının incelikleri ile ve tüm zamanların en adalı aşk şarkıları,türküleri, şiirleri, sevda sözleri sıralanacak,aşkın ifadesi olan her malzeme reklam spotlarını dolduracaktır.

Bir de Sevgililer Günün de Gül Çiçeğinin başına gelenler vardır.Hem de hasat öncesi..!

Sevgi çiçek ise,aşk gül çiçeğidir denir.Peki niye.? Doğa sever olarak gül çiçeğinin geçmişini merak ettim.Konudan uzaklaşma dan kısaca öğrendim.

Gülün tarihi insanlık tarihinden önce başlamış. Yunan Mitolojinde tanrıçaların çiçeği gül’müş.

Çiçeklerin tanrıçası Cloris in tacı güllerden oluşurmuş.Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in simgesiymiş.Afrodit aşk tanrısı Eros ‘a bir gül sunmuş. Cloris-Afrodit-Eros üçlemesi ile gül çiçeği böylece aşkın sembolü kabul edilmiş.Böyle de gelmiş gülün aşkla olan birlikteliği günümüze.

İnsana dair duyguların,hissedilenin hele konu sevgi-aşk olunca, çoğu zaman karşındakine “kolay” anlatmanın  veya “anlatamama” güçlüğünü çözmenin ifadesi olarak çiçekler, simge olarak seçilmiştir.

Gül Çiçeği de insanın kendisine verdiği bu anlatım görevini, kokusu ve farklı renkleri ile yerine getirmektedir.Dalında durması gerekirken ,bazen gonca iken,bazen hasat öncesi, bazen de kurutulmuş olarak.Hatta gül çiçeğine yüklenen bu anlamlı görevin işlevi, yine insan zekası ile genişletilmiştir. Bu sefer de yerine, zamanına ,sırasına göre; sayıları ve renkleri değiştirilerek, anlatımın-gizemin-duygu içeriğinin-karşılıklı hissedilenin-vurgunun-çokluğun-derinliğin-özgürlüğün-vefanın veya zaman diliminin ifadesi gibi,Gül Çiçeği  kısacık ifade özetleri haline büründürülmüştür.

Örneğin güllerinin kırmızı olma koşulu ile ; sadece “ bir ” gül ile size odaklanmış sevgiyi ve hayranlığı ,gül sayısı “ üç ”e çıktığında sizin aşk ile sevildiğinizi,hele gül sayısı “ otuzüç ”e çıktığında aşkın derinleştiğini hissetmeniz kaçınılmazdır.

Yine aşkla çok bağlantılı olduğu düşünülen ve sevgililer günü de bolca başvurulan, pazarlanıp tüketilen bir coşkulu besinimiz de çikolatadır.Ben de severek yerim. Doğa sever olarak dünya da ,çikolatanın hammaddesi olan kakao çekirdeğinin ve ağaçlarının son dönemde giderek artan başına gelenler,acıklı hali aklımı kurcalıyor bu sefer.

Yağmur ormanlarının tahrip edilmesi nedeniyle, “çikolatanın geleceği” tehlikeye giriyor haberleri aklıma geliyor .Yeni kakao çekirdekleri yetiştirmek için,çiftçiler dünya atmosferin oksijen kaynağı olan yağmur ormanlarındaki ağaçları tahrip ediyor.

Yağmur ormanları, kakao çekirdeklerinin yetiştirilmesi için ideal bir ortam hazırlıyor.
Doğal yollarla yağmur ormanlarındaki biyo çeşitlilikle, gölgelik alanlarda yetişen kakao, son yıllarda güneş altında ve özünü bozacak alanlarda yetiştiriyor. Kısa dönemde daha fazla mahsul alımına yardımcı olan bu uygulama, toprağın kalitesini bozarak, bitkilerin ömrünün yaklaşık 85 yıldan 30 yıla düşmesine sebep oluyor. Kalitesi bozulan ve işe yaramaz hale gelen toprağı iyileştiremeyen çiftçiler ise, yeni kakao çekirdekleri yetiştirmek için yağmur ormanlarındaki daha çok ağacı tahrip ediyor.

Toprak kalitesi ve toplamda alınan mahsul azaldıkça, dünyadaki çikolata çekirdeklerinin üçte ikisini yetiştirildiği Batı Afrika ülkelerindeki verim de gittikçe azalıyor. Kakao çekirdekleri için ideal ortamın yağmur ormanlarında bulunduğu düşünülürse, çikolatanın geleceği yağmur ormanlarından bağımsız olamayacak Bilim insanları da gelecek 20 yıl içinde, çikolatanın çok pahalı olacağını öngörüyorlar. Tatsız duruma üzülüyorum.

Neyse konumuza dönelim. Sevgililer gününe…

Bence de mahsuru yok sevgililer gününü kutlamanın. İsmi bile güzel, sevgiye sevgililiğe adanmış bir gün. Birini sevmenin ve sevgili olmanın tadı yaşanırken “Sevgililer Günü” ile bir kez daha sevgiyi, sevgililiği vurgulama, üstüne bir de perçin atma gibi, ne güzel ve çok da insana özgü.

İnsanı insan yapan değerler düşünüldüğünde hemen akla gelen sevgidir. Yaşam sevgisi, insan sevgisi, doğa sevgisi, hayvan sevgisi, sanata olan sevgi. Ve sevgi düşünmenin, iyi-kötünün, doğru-yanlışın, mantık-iradenin, inanç-vicdanın katıksız harcıdır. İnsana ait bir hazine ve gerçek insan olmanın tutkulu gücüdür, kaynağıdır tartışmasız.

Ne yazıktır ki insan bu güçten ve kaynaktan uzaklaşmaktadır günümüz koşullarında. Yaşamın dayattığı sosyal, ekonomik, politik, kültürel nedenler insanda sevgi azalmasına neden olmaktadır. Toprağı kemiren, yiyip bitiren erozyon gibi sevgi de insanda erozyona uğramaktadır. Toprağı erozyondan korumanın yolu toprağı yeşil tutmaksa, insanı da yeşil tutmanın bir yolu sevgidir.

İşte “Sevgililer Günü” bu anlamıyla insana su taşıyacaksa sevgililer günü hep kutlanmalıdır,

Tüketmek, insanlığın tarihiyle eşdeğerdir ve insan nefes aldığı sürece de olacaktır. İnsan yaşama doğum öncesi tüketmekle başlar, ölümünden sonra da tüketmekle devam eder.

Günümüzde ise, popüler kültür kavramının en önemli özelliği “bir şeye ihtiyaç olmadığı halde o şeyi ihtiyaç haline getirmek ve tükettirmek” mesajını içermesidir.

Ticari Dünyada popüler kültür ve tüketim, insanları çağımızın en önemli hastalığı olan bilinçsizce bir tüketime sevk etmiş olmasıdır.

Başta Altın, Gümüş, Platin, Elmas olmak üzere toprak da var olan ve madencilik becerileri ile çıkarılıp işlenen takılara, kolyelere, küpelere, yüzüklere dönüştürülen süs eşyalarının doğaya maliyeti incelendiğinde madencilik sektörünün;

Dünyadaki enerjinin yüzde 10’unu tükettiğini,

Dünyada el değmemiş ormanların yüzde 40’ını tehdit ettiğini,

Her gün ortalama 40 madencinin ölümüne sebep verdiğini,

Gayri Safi Dünya Hasılasının yüzde 1’i kadar ekonomik değer yarattığını,

Maden işletme esnasında atmosfere 19 milyon ton(dünya toplam emisyon hacminin yüzde 13’ü) sülfür dioksit karıştırdığını,

Hava,su ve biyolojik çeşitlilik gibi asli doğal varlıklarımızı önemli ölçüde tahrip eden ve insan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden bir sektör olduğunu biliyor musunuz?

Yaşama ve tüketime hayat veren doğanın ve varlıklarının bu tür tüketimlere artık tahammülü kalmamıştır.

Tüketim kültürü dayatmalarına kanmadan, sadece hediye alma günü gibi algılamadan, “param var tüketmeye hakkım var” çılgınlığına düşmeden bugüne anlam yüklemek aşka, sevgililiğe ayrı bir nitelik katacaktır.

İşte “Sevgililer Günü” bu anlamıyla insana abartısız, klişesiz ve doğayı düşünme adına daha az tüketme bilinci verecekse, sevgililer günü hep kutlanmalıdır.

Ve her insanın sevgisi, sevgilisi olmalıdır. Bazen bir kadın veya erkek bazen bir ağaç, bazen bir hayvan veya bir ihtiyar, bir çocuk. İnsanda sevgiyi bulmanın, insana sevgiyi götürmenin 1001 yolu vardır.

İnsandaki bu sevme, sevgililik hallerine, sevgi kutlamalarına ,sevgililer gününe küçük maddi anlaşılabilir tüketimler ile romantizm sürprizi katmak hoş olmaz mı? Bence çok da güzel olur.

Sevgililer Günü’nde sevdiğine, sevdiceğine, yarine sevgiline bir mektup yazmak veya yemek eşliğin de bir şiir okumak, belki bir şarkı ezberlemek – söylemek (benim şarkım Neveser Kökdeş’den “kuş olup uçsam sevgilimin diyarına, bir Segah makamı) nasılda keyifli olacaktır.

Sevgi yine doğanın içinde kalacaktır, güç alacaktır, coşku katacaktır. Tüm güzel renkleri ile üreterek ve yıllarca. Bıkmadan ,usanmadan. Kutlu olsun Sevgililer Günü hepimize, sevenlere, sevilenlere…

sevgilime_ne-_alsam_haluk_ortaç_1

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ