TEŞKİLAT…

SERDAR ANLAĞAN
SERDAR ANLAĞAN
  • 13.04.2015
  • 875 kez okundu
Serdar Anlağan/Bodrum-2015

Sildenafil

En sonunda müzelere uyandılar. Atatürk’ün kurduğu gizli derin devletin, gerçek “teşkilat”ın “Kültür Bakanlığı” olduğunu sonunda anlamışlardı.
Her ne kadar 12 eylül 1980 faşist cuntasının ABD’nin içindeki savaş lobisinin emri ile ile gerçekleştirdiği darbenin sonucu dayatılan türk-islam sentezi propagandası doğallıkla Atatürk Cumhuriyeti’nin kültür anlayışına düşman idiyse de cuntacılar o kadar cahil ve şuursuzlardı ki “teşkilat”ı bitirmeleri epey zaman aldı.
Önce, teşkilattaki “solcu”ları temizlediler. Sürdüler, erken emekli ettiler, pasif görevlere atadılar ya da doğrudan attılar.
Sonra, üniversitelerin klasik arkeoloji, önasya arkeolojisi ve prehistorya bölümlerinden mezun olanların müzelere kadrolu olarak alınmalarını gizlice yasakladılar. Bunların yerine sanat tarihi mezunlarının ve özellikle “türk-islam sanatı” konusunda çalışanların bakanlığa ve müzelere doldurulması sağlandı. Bu uygulama otuz yıl sürdürüldü. Başarılı ve hevesli genç arkeologlar, iş bulamadıkları için başka meslekler edinmek zorunda kaldılar.
Sonra, üniversitelere el attılar. Arkeoloji bölümleri üvey evlat muamelesi gördü. Bilimsel çalışmalar engellendi, zeki, yetenekli ve çalışkan öğrenciler kaçırıldı. Üniversiteler, müzeler, kazılar işbirlikçilerin çiftliği haline getirildi.
Müzeler cahil, gerici, taşralı işbirlikçilerin idaresinde ihmal edilmiş, terkedilmiş, bilimsel çalışma üretmeyen, bilimsel çalışmanın engellendiği ve cezalandırıldığı, tozlu, bakımsız, pis yerler haline geldi. Müzelere ziyaretçi kazandırmak, halka müze ve tarih sevgisi, merakı aşılamak, bilimsel çalışmalar ve toplantılar yapmak isteyen müzeciler cezalandırıldı. Müzeler bilimsel çalışmalar yapan kurumlar, yaşayan ve üreten organizmalar olmaktan çıkarıldı, popülerleştirilerek disneylandlara, fuarlara dönüştürüldü. Eşi benzeri bulunmayan “ünik” eserler yurtdışı sergilerinde çalındı, zarar gördü.
Hiçbir iş yapılmayan kazılar aynı işbirlikçi hafirlerin onyıllarca yazlığı olarak kullanıldı. Hiçbir özgün tez yazmamış profesörler üniversitelerde asistanlarına çantalarını taşıttı, sivilcelerini sıktırdı. Yalakalık yapmayan onurlu gençler “tezin çok kalın olmuş, incelt de gel” diye meslekten soğutuldu.
Clonidine Online Türkiye eski eser kaçakçılığında kokainin Kolombiya’sı oldu. Anadolu yağmalandı.
“Teşkilat” direniyordu. Hakikaten Atatürk”ün ifadesi doğruydu : “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdü.”
Önce sırf özel müzelere ve koleksiyonerliğe yol verecek kanunu yapmak için Türkiye’nin “ilk” kültür bakanı Halman geldi, işini yaptı, gitti. Ahmet Taner Kışlalı’yı, belki de tek “gerçek kültür bakanı”nı sonradan öldürdüler. Mesut Yılmaz’ın kültür bakanlığında ise “teşkilat” artık tamamen deşifre oldu. Sağ iktidarlar “teşkilat”a vurdukça daha yüksek mevkilerle ödüllendirileceklerini anladılar. Bu arada “teşkilat”ı iyice yıkmak için kültürü turizmle birleştirmeyi de öğrenmişlerdi.
Bu tehlikeli “teşkilat”, siliklerin, milliyetçilerin, faşistlerin, ırkçıların elinde ama ne yaparlarsa yapsınlar, “teşkilat”ı yok etmeye kararlı bir zihniyetin idaresinde seneler seneler geçirdi. Hırslı, genç, cahil, mevki peşinde, züppe, mugalatacılar da geldi, “solcu” geçinen ama donmuş buzhane balığı gibi bakan kifayetsizler, kurnaz ama aptala yatan hacivatlar da geçti gitti seneler içinde.
Koca devletin “teşkilat”ı dağıldı, un ufak oldu, direnen ikinci kuşağın son temsilcileri de teker teker elimine edildi.
“Teşkilat” bitirildi.
Şimdi ne mi olacak?
Kuşak atlanıyor anlamıyor musunuz?
Yeni kuşak yeni bir devlet kuracak ve yeni bir “teşkilat” oluşacak.
Aydınlık günler gelecek.
Çok yakında hem de!
Mücadeleye devam! Valtrex buy online
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ