ÇELEBİ ADASINDA KUZULARIN SESSİZLİĞİ…

SABAHATTİN EFE
SABAHATTİN EFE
  • 09.07.2015
  • 2.383 kez okundu

       Bitez ile Ortakent ‘in önündeki Çelebi Adasına çocukluğumuzdan beri balığa gideriz. Ancak bu sefer Çakıroğlu’nun koyunlarının yünlerini kırpmaya gittik. Pazar sabahı “Çakır “ isimli piyade kayıkla adaya geçtik, Bu koyun kırpma işi biraz kalabalık istiyor. Kafilede Çakıroğlu, demirci Resul, balıkçı İbrahim , Konacık’tan Yaşar ve ben vardım. Ayrıca Bodrum’dan Esnaf Kefalet’ten Muharrem de kayığı ile geldi.

Buy Strattera ÇELEBİ-ADASIKoyunlar adada doğup büyümüşler, insana alışık değiller, yakalamak mümkün değil, bu adada koyun kırpma işi adanın Kos tarafına bakan deniz kenarındaki mağarada yapılıyor Ellerimizde kurumuş köhrek bitkisinden iki metre boyunda mızraklar yaptık. “Cesur Yürek “ filmindeki askerler gibi mızraklar önde koyunların üzerine yürüyoruz. Hepsi birer geyik olmuş üzerimizden atlayıp uçan balık gibi kaçıyorlar, sonra koyunların en yaşlısını “ kös koyunu” yakaladık, mağaranın girişine bağladık.

Bağla tarafındaki ince buruna sıkıştırılan koyunlar mağaraya doluştular, kaçacak yer kalmayınca etten duvar gibi birbirlerine kenetlendiler , içlerinden birisini çekip çıkarmak için ayaklarını, başlarını, gövdelerini diğerlerinden tek tek kurtarmak gerekiyor. Kırpıcının önüne getirerek ayaklarını bağladıktan sonra koyun artık, insan oğluna teslim oluyor. Kara gözlerinde salhaneye giden koyunun anlamsız bakışlarına benzer donukluk içinde, sırtındaki yağlı ağır yapağıdan kurtulunca yeniden doğmuş gibi oluyorlar, denizde güzel bir banyodan sonra, denizin beyaz köpüklerinin aynısı kar gibi ağarıyorlar.

Yün kırpma işini aileden koyuncu Niğde’li Resul yaptı, ince işçiliğini koyunların ense tıraşları, kaşları, kepiçleri, kuyruk etrafını bir berber titizliği ile İbrahim makastan geçirdi. Sürünün koçunun boynunu çevreleyen doğal bir siyah kravatı var, kırpılınca kravat ortaya çıktı . Çakıroğlu “ damat gibi oldu godeş, bu kıyağımızı unutmaz gari .” dedi. Yün kırpma işi bitince beş çuval yapağıyı kayığa yükledik, adanın Bitez tarafındaki beyaz kumlu sahiline hareket ettik.

Kumsala başına baştan kara yanaştık. Burada küçük bir pınar var, yazın suyu azalıyor. Muharrem’ in kayığından yirmi beş adet su dolu bidonu elden ele sahile çıkardık, yalaklara doldurduk, koyunlara arpa buğday karışık yemlerini de verdik. Sonra hayıtların gölgesinde mangal sefası başladı, salatalar yapıldı, rakılar açıldı, “ deli sarpa “ balıklarını yedik.

purchase Lithium buy methotrexate online        Koyunların kuzuların da uyku vakitleri geldi, tuzlu deniz suyunda yıkanmış

kar gibi bembeyaz olmuş, koşarken yorulmuş bedenleri, yanımıza diz çökerek yattıktan sonra bir gözleri ara sıra açarak bakarlarken kimisinin ağzı Dağbelen’den gelen rüzgara açık uykuya daldılar. Çakıroğlu “ arkadeşlee biz eskiden yeniden muhabbet ederken sesimiz zaten dangırak, harıltımızdan bu garibanlar uyuyamecek , biz yaveşçe kalkalım gari .” dedi.

Kumların üstünde sessizce ayaklarımızın ucuna basarak terliklerimiz elimizde denizin içinde göbek boyuna kadar kayığı ittik, motoru ortalarda bir yerde çalıştırdık, muhabbete iskelede hava kararıncaya kadar devam ettik.

Halikarnas Balıkçısının dediği gibi “ Bodrum Ege’ye bırakılmış bir çiçek “ Bu çiçek , havasıyla, suyuyla yaşatılmalı !…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ