enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

BAHARDAN UTANMAK / Hatice Yücel Yazdı…

BAHARDAN UTANMAK / Hatice Yücel Yazdı…

hatice-yücel-bodrum-gündem-yazıları

Hatice Yücel / Eğitimci

Doğa ve insan. Hem birbirinin parçası, tamamlayıcısı; hem yönetmeni, hem de birbirine rakip. Son yüzyılda bilimin öğretileriyle ulaştıklarımız için gururlanırken doğadan uzaklaşmamız da affedilir gibi değil. Doğa yalan söylemez. Yasalarını gelene gidene göre değiştirmez, sözünü tutar, sürekliliğini korur. Geceden sonra gündüzün, kıştan sonra baharın geleceğini biliriz. Hatta kışın şiddetinin, zorluğunun, gizemli uykusunun ardından uyanışın, güzelliklerin, yeniden var olmanın, renkliliğin, doğuşun çabasını görürüz.

Martta doğaya bakarak kendimize gelmenin tam zamanıdır. Takvime baktım da tüm etkinlikler bu aya toplanmış. Eğitimde birlik, emekçi kadınlar, Çanakkale şehitleri, su, orman, şiir, Âşık Veysel, Nevruz, yaşlılar ve Tiyatrolar Günü. Hepsi insan merkezli. Toprak el, ağaç bakım, çiçek sevgi, su saygı isterken insan; hakça, özgürce, insanca yaşama isteği içinde olmuş. Gelişmeden anladığımız da bu olsa gerek.

Ne yazık ki toplumsal sorunlarımız doğanın bize sağladıkları güzellikleri görmemizi, duymamızı, koklamamızı, yaşamamızı engelliyor, baharımızı unutturuyor. Eğitimdeki bilinmezlikler, emekçi kadınların taşıdığı yük, Çanakkale Zaferini arayış, suyun, toprağın, ormanın kayboluşu, şiirsiz, tiyatrosuz yaşayan, bugününden ve yarınından emin olmayan, ruhsuz bir toplum… Oysa “bahar ülkesi”, “dişi şehir”, “mavi şehir”, “Halikarnasos”, “kültür şehri”, “cennetten bir parça”, “dünyanın yedi harikası”, “Artemisler şehri” Bodrum’a bahar gözüyle bakmak hakkımız değil mi?

bodrum antik tiyatrosu27 Mart Dünya Tiyatrolar Gününde antik çağlardan kalan, 13.000 kişilik açık hava tiyatrosunda, Göktepe’den Arşipel’e karşı tiyatro izlediklerini düşünün. Binlerce yıllık değişimlerden sonra, bugünle karşılaştırdım. Sonucu hepimiz biliyoruz. Hele son günlerde gündemden düşmeyen, büyük şehir planlamasının içinde yer alan Bodrum’da Tokilerin, yeni iş merkezlerinin, Diyanet’çe planlanan, en güzel plajımıza yerleştirilecek ucube, Bodrum mimarisine ve insan yapısına ters Dini ve Kültürel İslam Tanıtım ve Bilgilendirme Merkezinin Bodrum kimliğine vurulacak en büyük darbedir. Bodrum, bugüne kadar, her ne kadar magazinsel bir dille öne çıkarıldıysa da tarih, kültür, doğal ve stratejik yapı yönünden farklılığı tartışılamaz. Ancak, bu zenginliğe katılan entelektüel yapı, Bodrum’da bir tiyatro binasını yapamamış ve tiyatro kültürünü yaratamamıştır. Yaşamım boyunca ışığı, sesi, havası, planlaması ile standartlara uygun bir tiyatro binasından yoksun olduğumuz gibi küçük, özel grupların dışında yerel yönetimimizin profesyonel bir tiyatro ekibi kurulmamıştır. Oysa deve güreşlerini, futbol maçlarını çok iyi organize eden kişi ve kuruluşlar tiyatroya da yetebilir. Okullardan başlayarak özel kurumların, bankaların, iş merkezlerinin, yerel yönetimin, STK’ların katkısıyla İNSANI İNSANLA, İNSANCA ANLATAN, okullara eş değer, eğitim aracı tiyatroyu yaşamımıza katamadık. İzmir’in küçücük Bademli köyünün, 83 yıldır Köy Tiyatrosuyla marka oluşunu unutmayalım. Okul yıllarımda, mezuniyet günlerimde, toprak okul bahçelerine, kalaslar üzerine kurulan sahnede, içimizden hâlâ silinmeyen, bize bizi anlatan ne güzel piyesler sergilerdik. Bugün, okul bitirme törenlerinde kep atarak, platform topuklu ayakkabılarla şekil gösterisi yaparak, markaları yarıştırarak, otellerin havuz başlarında gördüğümüz bitirme törenleri, güvenlik önlemleri nedeniyle yapılması sakıncalı görülen Dünya Tiyatrolar Günü kutlamaları, gelinen son noktayı gösteriyor.

HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ AÇIK HAVA TİYATROSU

HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ AÇIK HAVA TİYATROSU

Oysa tiyatro, bir şehrin ocak başıdır. En güzel masallar, en sıcak sohbetler orada anlatılır. O, herkesi kucaklayabilir, barışçıldır; orada her şey söylenebilir, özgürlükçüdür; her zaman yaşatılabilir, ölümsüzdür. Tiyatrosuz bir toplum, yeni doğmuş çocuk gibidir. Çocuğun insan olma serüveni tiyatrodan geçer. Tiyatro zor günlerin, yok günlerin ilacıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanlar, yakıp yıkılan şehirlerinden önce, insanının ruhunu onarmak için tiyatrolarını kurmuşlardır. Onun için Cumhuriyet devrimlerinin içinde tiyatroya ağırlık verilmiştir. Her Köy Enstitüsünün içinde bir tiyatro alanı vardır ve kendi yazdıklarını kendileri oynamıştır. Tiyatro bir imece işidir. Yazarından, oyuncusuna, yönetmenine kadar sese, söze, duyguya, düşünceye, direkt insana dayanan en eski bir sanat dalıdır.

Baharla birlikte ağaçların dallarına, yapraklarına, çiçeklerine kadar yaşam suyu geldi. Henüz satılmadığı için başında kalan mandalina ağacım bile çiçeklerini yeniden açtı. Ama toplumumuz gözyaşları içinde. İnsan olana ağır gelecek ama BAHARDAN UTANALIM!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.