enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

SERAP EFLANLI

Serap Eflanlı

VE “ANNE”MİN ÖLDÜĞÜ YAŞTAYIM…

On dört yıldır “anne”yim… Kırk yıldır “anne”sizim… Ve “anne”min öldüğü yaştayım…

Mis kokulu, güzelim filbahri ağacı çiçekleridir anne. Reçel gülleridir, küçücük bir toprakta yetiştirilen; illâki reçel olması gereken. Sahan köftesi, domatesli pilav ve salatadır; paralı günlerin akşamlarında. Mutlaka puf böreği ve çekirdeksiz üzümdür, yaz akşam üstlerinde. Soba üstü, kestanedir kış akşamlarında.  Küçük tüp üzerinde, kalıpta pişirilen, peynirli maydanozlu böreği yiyebilmek için, “ben de oruç tutacağım” diye diretilen, ramazan günleridir.

Yatak yünlerinin hallaçlandığı, yorganların kaplandığı, bahçenin bir köşesinde ocakların yakılıp, çamaşırların bembeyaz olana kadar kaynatıldığı, eller buruş buruş olana kadar çitilendiği, gerekiyorsa ayaklarla çiğnendiği, bolca durulandığı, sonunda “tamam, sakız gibi oldular” diyerek ipe dizildiği, sabun kokulu zamanlardır.

Konuşmalarda,  isteklerin ricayla, verilenlerin teşekkürle karşılandığı; aynı mahalle çocuklarının her annenin çocuğu olduğu; (o zamanların çoğu dutluk olan yerlerinde) arkadaş annelerine “…..’nın annesi, hanım teeeyzeeee…” diye seslendiği bahçelerdir. Kalabalık ortamlarda yapılan çocukça yanlışların, sözle değil, gözle dövüldüğü anlardır.

Ağzımıza doldurduğumuz çitlembik tanelerini, içi boş bir kamışla birbirimize püskürtmelerimizdir en büyük savaşımız. En hızlı, en sert, en can alıcı yere üfleyendir, savaşın galibi. “… ooofffff! canımı acıttın amaaaa…” diyen kız çocuğuna, erkek çocuğunun sevindiği; kızların can acıtana kızdığı zamanların, tatlı sert “… bağrışmayın, kavga etmeyin…” diyenleriydiler.

Ebelemece oynanırdı gündüz. Hava kararmaya, babaların gelmelerine yakın bir saatte, bu kez de akşam ebesi oynanırdı. Yarı karanlık bir bahçede, birbirini kovalayan, neş’eli çığlıklar atan çocuklara, “pek de güzel oynuyorlar ama, artık tamam” diyerek, “… hadi çocuklar evleree, babanız geliyooor…” diye seslendi anneler.

Benim babam gelmezdi. İnanın umurumda da değildi. Benim derdim, başkalarının gelecek olan babaları yüzünden, oyunumun kesilmesiydi.

Yıllar içinde tanıdığım kişilerinin hâllerinden, nasıl bir annenin elinden geçmiş olduklarını anladım. Nerede, erdemli, vicdanlı, şefkatli, devrimci biri varsa, bu hele de erkekse, bildim ki başka türlü bir kadının, sağlam, yürekli bir annenin eli değmiş ona.

Bazı kadınlar, hayata değer katarlar. Kattıkları değerlerle nerede, nasıl, ne zaman, ne şekilde ve kim olarak karşılaşacağınız, sizin hayat yolculuğunuzla ilgilidir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.