enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

UMUTLAR SÖNMESİN-1/Nuran Yüksel…

MERMİNİN HEDEFİ HEPİMİZ… HEPİMİZ KİMLER?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ayağının dibine atılan mermi “aslında kime atıldı” diye sormuş yazısında Çiğdem Toker. Evet ben de soruyorum.

O mermi sadece Kılıçdaroğlu’na mı?

Sadece CHP’ye oy vermiş 12.5 milyon kişiye mi?

O merminin asıl hedefi neydi?

O mermi aslında “hepimize” bırakılmıştı.

Peki, “Hepimiz” kimler?

Mermiyi bırakan o saray soytarısı densiz, “bakın arkamda Başbakan, önümde yığınla polis varken yapıyorum” dedi eyleminde. Başı dikti ve kararlıydı. Nitekim yakalandıktan iki gün sonra salıverildi.

Bu şu demekti “HEPİMİZE” yönelik saldırılar bundan sonra daha da artacak. Şimdi sıra, HDP VE MHP’den sonra CHP’de.

İşte bunun olmasını hiç istemediğim için her ciddi yol ayrımlarında “GÜN BUGÜNDÜR” demiştim. Bugün artık bütün mesele, esas o merminin hedeflediği “hepimizin” o bir türlü bir arada olmayı beceremeyen büyük kitlenin nerede ve nasıl duracağında.

Bir parti 14 yıldır ülkeyi yönetiyor. Sonunda neredeyse umutlarımızı da alıp götürüyor. Bütün olanlara ve yaşanılanlara rağmen meclis ve muhalefet sürekli toplanıyor. Liderler sürekli konuşuyor. Ve artık her birinin siyaset dili tıpkı Tayyip Erdoğan gibi oldu. Hep aynı sloganlar, aynı açıklamalar. Yıllardır aynı şarkıyı dinliyoruz. Halkın artık bu şarkılara kulaklarını tıkadığının farkında değiller sanki.

Sisteme egemen güya “cumhurun başı” Avrupa’ya “sen yoluna, ben yoluma” derken, eli silahlı tetikçiler, Adliye’nin önünde Can Dündar’a ateş ettiler. Bugün ise aynı anlayışla Kemal Kılıçdaroğlu’nun önüne mermiyi bıraktılar.

Böylesi bir cüret… böylesi kin nefret… Ve bende her şeye rağmen, UMUT…

Nasıl mı?

Can Dündar’ın saldırganının yakasına yapışan bir KADIN ve saldırganın kollarından kıskıvrak yakalayan genç bir CHPli milletvekili. Bugün ise genel Başkanı’na her şekilde sahip çıkan bir örgüt. Umut için her şeye sahibiz. UMUT İÇİN ASLA GEÇ KALINMIŞ DEĞİL.

14 yıldır iktidar, demokrasinin bütün kurum ve kurallarını göz göre göre yozlaştırmıştır. Bugün ülkemiz hukuksuz bir şekilde diktatörlüğe doğru yol alıyor. Bu nedenle yarın çok geç olmadan, umutlarımız tükenmeden, ana muhalefet olan CHP’nin kendi iç dinamiklerini harekete geçirmesi gerekir. Bunun için önce kurumun içindeki adalet ve güven duygusunu tekrar yaratması şart ve elzemdir. Ana muhalefet ve “hepimiz” yani yurttaşlık bilinci içinde olan tüm yurtseverlerin, Türkiye üzerinde oynanan oyuna TÜRK’ÜYLE, KÜRT’ÜYLE beraber son vermesi gerekir.

Evet… Türkiye ve Türk halkı artık çok yoruldu. Ülkemizin ve insanlarımızın önce normalleşmesi için yapılması gereken en önemli şey BARIŞIN SAĞLANMASI, TERÖR KONUSUNUN GÜNDEMDEN ÇIKARILMASIDIR. Bu da ancak siyasi partilerin terör konusunda ortak değerlerde uzlaşabilmeleri ile mümkündür. Meclisteki tüm guruplar parlamenter mücadeleyi asla reddetmemeli ve sahip çıkmalıdırlar. Meclisteki Kürt siyasal hareketi silahlı mücadelenin içinde olmayacağını çok net bir şekilde ifade etmekten çekinmemeli, Türkiye’nin partisi olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. Sonuç ne olursa olsun demokratik siyasal mücadeleden vazgeçilmemelidir.

Bugün maalesef meclisteki Kürtler Kürt halkına, Cumhuriyetçiler cumhuriyet ve değerlerine, İslamiyet adına siyaset yapıyorum diyenler İslamiyet’e, Türk milliyetçiliği adına siyaset yapanlar da  milliyetçiliğe yanlış ve uzlaşmaz politikalarıyla çok büyük zarar veriyorlar. Olan ülkemize, insanlarımıza kısaca HEPİMİZE oluyor.

Bu yaz sezonu da, ülkem ve Bodrum için çok sıcak geçeceğe benziyor. Geçen yazın yüreklerimize kazıdığı “Aylan bebek ve mülteciler”, bu sezon yerini meclisten geçen dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ortaya çıkacak olan tutuklanmalara ve nereden geleceği belli olmayan canlı bombaların heyecanlı ve korkulu bekleyişine bırakacak gibi görünüyor.

Tüm olumsuzluklara rağmen dokuz günlük bayramın gelişiyle, turizmin başlayacağına duyulan umut var insanlarımızın içinde.

Umutlar sönmesin… Umutlar tekrar yeşersin istiyorsak eğer; farklılıklarımızdan güç almayı öğrenmeliyiz.

Bugünün sorumlularının, bugünü yaratan siyasilerinin, artık temel değerlerimizde bir arada olabilmeyi, uzlaşabilmeyi becermeleri gerekiyor.

Unutmamalıyız… Hiç kimse unutmamalı…

Farklılıklarımızdan güç almayı beceremediğimiz sürece, güç sarhoşluğunun yarattığı kaos daha çok acılarla sürmeye devam edecektir.

Yine de her şeye rağmen şairin dediği gibi;

“yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak

unutma

aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak”

Nazım Hikmet

NURAN YÜKSEL/12 Haziran 2016

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.