enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

CHP MİLLETVEKİLİNDEN DEMOKRASİ REÇETESİ…

CHP MİLLETVEKİLİNDEN DEMOKRASİ REÇETESİ…

chp_mugla_milletvekili_akın-üstündağ-bodrumgundem-2

CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ yazılı bir basın açıklaması yaparak, 15 Temmuz Darbe girişimi ve sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. Üstündağ’ın maddeler halinde sıraladığı görüşler adeta bir manifesto niteliği taşıyor.

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem

CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ 15 Temmuz Başarısız Darbe girişimi ve sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili görüşlerini dile getirdiği yazılı basın açıklamasında, geçmişte cemaat ve dini yapılanmalar üzerinden devlet içinde kadrolaşmalar sonucu, başarısız da olsa tehlikeli bir darbe girişimi gerçekleştiğini kaydetti. Üstündağ açıklamasının başında; bundan sonraki aşamada sadece geçmiş olsun yada darbeyi kınama gibi basit dileklerin dışında, demokrasinin gelişmesi ve devlet içinde sağlıklı bir yapılanmanın oluşturulması için çalışılması gerektiğini vurguladı.

HUKUK DEVLETİNDE DARBE OLMAZ…

Üstündağ açıklamasına şöyle devam etti; “Hukuk Devleti özelliği taşıyan hiçbir ülkede darbe olmaz, darbe girişimi olmaz. 15 Temmuz ülkemiz için Hukuk Devleti haline gelmesi için tarihi bir fırsattır. Devletin kadroları liyakat, bilgi, birikim esaslarına göre yapılanmadığı takdirde demokrasi her zaman tehlike altındadır. Demokratik özellikler tam olarak uygulanmadığı, hem seçilmede hem de atanmada hak ve adalet ölçütlerinin kurallara bağlanmadığı sürece bu tür tehlikelerin her zaman ortaya çıkabileceği aşikardır.” dedi.  

ÜSTÜNDAĞ DEMOKRATİK DÜZENİN REÇETESİNİ VERDİ…

“Önümüzde büyük bir fırsat vardır ve toplumun her kesimi demokrasi istiyorken bu konsensusu değerlendirmeliyiz.” diyen Üstündağ, bu anlamda yapılması gerekenlerin bir kısmını adeta bir manifesto şeklinde hazırladığı maddeler şu şekilde sıraladı; “Kuvvetler ayrılığı ilkesi tam olarak uygulanmalıdır, bağımsız yargı ve yargıçlık teminatı sağlanmalı, yasama organının özellikle yürütmeden bağımsız olarak çalışabilmesi için siyasi partiler kanunu değişmeli, Adalet Bakanlığı’na bağlı kolluk kuvveti kurulmalıdır, atama ve yükselme kriterleri liyakat ve bilimsel kurallara göre bilgi, birikim ve esaslarına göre yeniden düzenlenmelidir. Seçim Kanunu mutlaka değiştirilmeli ve Sivil Toplum Örgütleri güçlendirilmelidir. Yerel Yönetimlerde temsil hakkı tanınmalı, darbeyi araştırma komisyonu etkin bir şekilde çalışmalıdır. Medya Anayasa’da bir güç olarak yerini almalı ve bağımsız bir medya yapılanması sağlanmalıdır. Eğitimin çağdaş özelliklere kavuşturulmalı, toptancı bir yargılama yerine, hukuki bir yargılama sistemi kurulmalı, sapla saman birbirinden ayrılmalı, cemaat mağdurlarının itibarları ve hakları iade edilmeli, OHAL uygulamaları temel hak ve özgürlüklere dokunmamalı ve laiklik ilkesi güçlendirilmelidir.”

DEVLET YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR…

CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ “Ülkemizin bir daha darbe ortamlarına geri dönmemesini sağlayacak tedbirler bu saydıklarımızdan çok daha fazladır. Ancak ilk etapta ortak bir vatandaşlık ve birlikte yaşama ekseninde bir kurallar ve işleyişler manzumesi halinde devleti yeniden yapılandırmalıyız. Bana göre bunları yaparsak demokrasiye, cumhuriyete ve halk egemenliğine daha fazla hizmet etmiş oluruz. Ülkemizi de bu şekilde geri döndürülemez bir demokrasi ülkesi haline getirebiliriz.” dedi.

Üstündağ-bodrumgundem-1-demokrasi-reçetesi

ÜSTÜNDAĞ’IN HAZIRLADIĞI MANİFESTO’NUN DETAYLI AÇILIMI…

CHP Muğla Milletvekili Av.Akın Üstündağ’ın adeta bir manifesto olarak maddeler halinde hazırladığı demokrasi reçetesinin detaylı açılımı ise şu şekilde;

Kuvvetler Ayrılığı İlkesi Tam Olarak Uygulanmalıdır; Kuvvetler ayrılığı esası çerçevesinde yasama, yürütme ve yargı erkleri bağımsız olarak karar verebilen ve birbiri üzerinde tahakkümü ve etkiyi ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmalıdır. Başkanlık sistemi arayışlarına son verilmeli, parlamenter sistem güçlendirilmelidir. TBMM nin denetim imkanları daha da arttırılmalıdır.

Bağımsız Yargı Ve Yargıçlık Teminatı Sağlanmalıdır; Yargının bağımsızlığı için en önemli değişim HSYK da yapılmalıdır. Öncelikle en önemlisi olan yürütmeden gelen Adalet Bakanı ve müsteşarı kurumdan ayrıştırılmalı, başkanlığı ve üyeliği ortadan kaldırılmalıdır. Bağımsız yargı için Hâkimler ve Savcılar kendi yapılanması içerisinde başkanlarını kendileri arasından seçmeli, meslekte yükselme ve hiyerarşik yapı gibi hususlarda liyakat ve bilimsel kurallara göre hareket etmelidir. Suç işlemediği sürece hiçbir yargıç ve savcı görevinden alınmamalı, meslekten ihraç edilmemeli, başka bir yere atanmamalıdır.

Yasama Organının Özellikle Yürütmeden Bağımsız Olarak Çalışabilmesi  İçin Siyasi Partiler Kanunu Değişmelidir; Siyasi Partiler Kanunu  daha demokratik hale getirilerek her partide üyelerle önseçim istisnasız zorunlu olmalı, liderlik ve her türlü oligarşik yapılanma ortadan kaldırılmalıdır. Dokunulmazlıklar sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmalı, siyasi etik ilkeleri ve siyasetin finansmanı konuları ortaya konulmalıdır. Siyasetin zenginleşme aracı olarak kullanılması önlenmelidir.

Adalet Bakanlığına Bağlı Kolluk Kuvveti Kurulmalıdır; Adalet Bakanlığına bağlı bir etkin ve güçlü bir kolluk kuvveti kurulmalıdır. Böylece suç ve suçluların  takibi ve önlenmesi Silahlı Kuvvetlerden ayrı ve uzman bir kuvvet tarafından daha etkili bir şekilde sağlanabilecektir.

Atama Ve Yükselme Kriterleri Liyakat Ve Bilimsel Kurallara Göre Bilgi, Birikim Ve Esaslarına Göre Yeniden Düzenlenmelidir; Devlet kadrolarında ilk atama, yükselme, yer değiştirme kuralları bilimsel olarak ele alınacağı bir sistemi getirmek gerekir. Liyakat, bilgi, birikim devlet kadrolarında esas olmalıdır. Devleti ele geçirme ve karşıtlık üzerinden bir yapılanma yerine devleti güçlendirme, vatandaşa daha verimli hizmet etme anlayışı yer almalıdır.

Seçim Kanunu Değiştirilmelidir; Siyasette her toplumsal kesimin temsil edildiği bir sistemi getirmek için seçim kanunu değiştirilmelidir. Seçim barajı tamamen kaldırılmalıdır. Her türlü etkiden uzak çalışabilecek ve seffaf bir seçim sistemi  ortaya konmalıdır. YSK yürütmeden bağımsız olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

Sivil Toplum Örgütleri Güçlendirilmeli, Yerel Yönetimlerde Temsil Hakkı Tanınmalıdır; Sivil toplum örgütleri siyasal karşıtlık üzerinden değil, fonksiyonel ve mesleki  farklılıklar üzerinden örgütlenmelidir. Sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, meslek kuruluşlarının örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır. Sivil toplum örgütleri ne kadar güçlü olursa Demokrasi de o kadar güçlü olur.

Darbeyi Araştırma Komisyonu Etkin Bir Şekilde Çalışmalıdır; TBMM de kurulan ve bütün partilerin yer aldığı araştırma komisyonu etkin ve verimli bir şekilde çalışmalı, darbeyi oluşturan şartlar ve gelişmeler ortaya konmalı, darbe girişimi ile ilgili soru işaretleri ortadan kaldırılmalıdır. Darbeyi ortaya çıkaran etkenler, destek verenler, sebep olanlar, ortam hazırlayanlar, kullananlar ortaya konmalıdır. Cemaat yapılanmasına hem siyasi hem de psikolojik olarak destek verenler, devlet kurumları içerisinde yerleşmelerine ortam hazırlayanlar, destek verenler, kullananlar, yardım ve yataklık yapanlar ortaya çıkarılmalıdır.

Medya Anayasada Bir Güç Olarak Yer Verilmeli Ve Bağımsız Bir Medya Yapılanması Sağlanmalıdır; Medyanın önemi darbe girişiminde bir kez daha ortaya çıkmıştır. Medyayı dördüncü güç olarak güçlendirmeli, Siyaset- Medya ilişkileri yeniden düzenlenmeli, bağımsız bir medya yapılanmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Özellikle yerel medyaya ekonomik destek ve imtiyazlar verilmelidir.

Eğitimin Çağdaş Özelliklere Kavuşturulması Gerekir; Dindar ve kindar bir gençlik yaratma yerine, Atatürk ilke ve devrimlerine,  Cumhuriyet ve demokrasiye bağlı, çağdaş, bilimsel, üretime yönelik bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Temel eğitimde özel demokrasi dersleri müfredata alınmalıdır. Toplumun her katmanı bir arada tutacak bir ortak yaşam ortamını sağlayacak bir uzlaşma, hoşgörü ve anlayış zemini eğitimde sağlanmalıdır.

Toptancı Bir Yargılama Yerine Hukuki Bir Yargılama Yapılmalı, Sapla Saman Birbirinden Ayrılmalıdır; Darbe ile ilgili kovuşturmalarda hukuk kuralları mutlaka uygulanmalı, işkence, savunma hakkı, suçsuzluk karinesi, avukat tutma hakkı ve ödevi, kanunilik konularına özel dikkat verilmelidir. Darbeye fiili olarak katılanlar dışındaki bu yapıyla bir şekilde ilintilendirilen kişilerin suç işleme ve suça katılma veya örgüte bilinçli olarak katılma gibi konular dikkatle incelenmelidir. Geçmişte cemaate verilen imtiyaz ve desteklerden dolayı bu cemaate yakın durma zorunluluğu hissederek okullarında okuyanlar, bankalarına para yatıranlar, gazetelerini okuyanlar,  hastanelerinde tedavi olanlarla ilgili olarak suça bilinçli katılım ve suçun maddi unsurlarının oluşup oluşmadığı dikkate alınmalıdır. Darbe girişimi sonrasında teslim olmuş veya etkisiz hale gelmiş hiçbir şeyden habersiz erlere linç girişiminde bulunanlar, linç edenler, kamuoyu önünde küçük düşürenler ve suç işleyenler de tespit edilerek yargılanmalıdır. Silahlı Kuvvetler toptancı bir anlayışla mahkûm edilmemeli, darbe girişiminin emir- konuta zinciri içerisinde gerçekleşmediği göz önünde bulundurulmalıdır.

Cemaat Mağdurlarının İtibarları Ve Hakları İade Edilmelidir;

Balyoz, Ergenekon ve diğer soruşturma ve davalar sonucunda mağdur olmuş tüm kişilerin hakları iade edilmeli, meslekten atılmış olanlar geriye doğru mesleklerine geri dönmeleri sağlanmalı, özlük ve diğer her türlü hakları ödenmeli ve devlet bu kişilerden özür dilemelidir.

Ohal Uygulamaları Temel Hak Ve Özgürlüklere Dokunmamalıdır; Anayasanın 120.maddesine göre ilan edlmiş olağanüstü hal uygulamaları toplumsal düzenimizi bozmayacak ölçütte, temel hak ve özgürlükleri ihmal etmeyecek şekilde amacına uygun olarak sadece darbe girişimini kovuşturacak şekilde kullanılmalı, toptancı bir anlayış yerine hukuki soruşturma ve yargılamalar yapılmalı, devletin vahametine uygun olarak suçlu ve suçsuzlar ayrıştırılmalı, bireylerin kazanılmış haklarına zarar verilmemeli, OHAL muhalefete yönelik olarak kullanılmamalıdır.  OHAL süresi uzatılmadan bir daha uygulanmamak üzere Anayasadan tamamen çıkarılmalıdır.

Laiklik İlkesi Güçlendirilmelidir; Dini özgürlüklerin sağlanması, din ve siyaset ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, dinin siyasette kullanımı konuları ve devletin belli bir mezhebe dayalı olarak örgütlenmemesi ve her tür dini ve mezhebi ibadet özgürlüklerinin sağlanmalıdır. Diyanet işleri Başkanlığı yürütmeden ayrı bir hale getirilmelidir. Dinin siyasete karıştırıldığı zaman ülkeyi nerelere kadar getirebildiği unutulmalıdır.

Yorumlar
  1. fikret karataş dedi ki:

    Sayın Milletvekili, Saray’a gidenin eline tutuşturuverseydiniz orada okusaydı. O zaman bunun manifesto niteliğinde olduğu konusunda Fatih kardeşime katılmaktan büyük zevk duyardım!…