ÖĞRETMENLERİMİZ / Başar Münir Yazıları…

BAŞAR MÜNİR
BAŞAR MÜNİR
  • 24.11.2016
  • 3.626 kez okundu

başar cudi münir

Ortaokul ve liseyi İstanbul’da Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’nde okudum. 1984’e açılmış okulumuza 1986 girişliyim. Okulda bir avuç öğrenci ve öğretmendik. Düşünsenize, koskoca okulda sadece 10 sınıftık.

Okulumuzda iki adet resim öğretmeni vardı: Hayrettin ve İlksen Kılıçkan çifti. İlksen Hanım bizim dersimize geliyordu. Eşi Hayrettin Bey ise müdür başyardımcısı idi. Benim dersime hiç girmedi.

Hayrettin Bey, okulun “kötü polisi” idi. Bu görev kendisine verilmiş miydi yoksa kişisel özelliklerinden dolayı davranışları neticesinde mi bu role kendiliğinden bürünmüştü bilmiyorum. Ama okulda ne zaman ters bir olay olsa, ne zaman öğrencilerin “sigaya çekilmesi” gerekse Hayrettin Bey en ön safta olurdu. Okulumuzda gerek velilerin duruşu gerekse öğretmenlerin yaklaşımları yüzünden disiplin fiziksel şiddetle sağlanmaya çalışılmazdı. Hayrettin Bey’in bu konuda çok zorlandığını, hatta bazen kendisini tutamayıp arkadaşlarıma 1-2 tokat aşkettiğini bilirim.

Beni tanıyanlar bilirler, girişken bir yapım vardır. Okulda da öğretmenlerle iletişim kurmada herhangi bir problem yaşamadım. Çok iyi anlaştıklarım da oldu, yerine göre gençlik ateşiyle kavga ettiklerim de. Ama Hayrettin Bey, okulda okuduğum 7 yıl boyunca hemen hemen hiç temas kurmadığım, konuşmadığım, nadir insanlardandır. Bunda belki onun biraz hoyrat oluşunun, benim ise bu hoyratlık karşısında ne yapacağımı bilemememin payı vardır. Mezun olalı 24 yıla yakın bir süre oldu, hiç görmedim kendisini.

Bugün 24 Kasım 2016, öğretmenler günü. Aynı okuldan mezun bir arkadaşımın sosyal medyada yayınladığı kutlama mesajından, Hayrettin Bey’in vefat etttiğini öğrendim. Ve bir anda yıllar yıllar öncesine ışınlandım.

Ortaokulda falanım herhalde. Bir kapının önündeyim. Kapı hafif aralık. İçeride Hayrettin Bey’i görüyorum. Şövale önünde, kendisini kaptırmış, resim yapıyor. Okulun resim atölyesi. Cesaretimi toplayıp kapıyı tıklayıp içeri giriyorum. “Gel gel,” diyor,”bak bakalım, nasıl olmuş?”

Dalgalar yapıyor. Sahile vuran, köpük köpük, azgın dalgalar. Gemileri yan yatıran, korkutucu dalgalar… Şaşırıyorum. Atölyeyi ilk kez görüyorum. Duvarlarda onlarca yağlıboya dalga resmi. “Hepsini siz mi yaptınız,” diye soruyorum. “Evet,” diyor,”dalgaları severim.”.

Düz çizgi çizebilme yeteneği bile olmayan ben, dalga resimlerine hayran hayran bakıyorum. Hayrettin Bey ise şaşkınlığıma gevrek gevrek gülüyor. İlk kez ve belki de son kez bu kadar keyifli görüyorum onu.

Aradan az bir süre geçiyor. Eşi İlksen Hanım’ı kaybediyoruz. Hayrettin Bey adeta kendini kaybediyor. Üzüntüden gözümüzün önünde günden güne eriyor bitiyor adam. O heybetli, sağa sola bulaşan adam gidiyor, içine kapanık bir adam geliyor. Sonra da emekli olup ayrılıyor zaten. Ben mi küçükken fazla korkmuşum, yoksa büyüyüp liseye gelince mi farklı bakıyorum olaylara, bilmiyorum.

Bugün Hayrettin Bey’in vefat etmiş olduğunu öğrendiğimde içimde bir şey “cız” etti. Bir yanda sert, hoyrat, bazen öğrencisine bir tokat aşketmekten çekinmeyen bir öğretmen portresi, diğer taraftan içinde kopan fırtınaları yaptığı resimlere dalga dalga işleyen, sevdiği kadın çekip gittiğinde kelimenin tam anlamıyla yıkılan naif bir insan. Keşke konuşabilseydim, keşke niçin sürekli dalga yaptığını sorabilseydim, keşke niçin okulda öyle davrandığını sorabilseydim, keşke, keşke…

Öğretmenlerimiz…

Üzerine titrediğimiz, onlar için herşeyin en iyisini istediğimiz çocuklarımızı emanet ettiğimiz insanlar…

Sevinçleriyle, üzüntüleriyle, hayata karşı kırgınlıkları ve yenilgileriyle, insani zaafları ve erdemleri ile öğretmenlerimiz…

İstisnasız hepinizin ellerinden öpüyorum.

Öğretmenler gününüz kutlu olsun!

Başar Münir

Kasım 2016

Önemli Düzeltme: Yazım üzerine HASAL camiasından birçok tepki aldım. Hayrettin Bey ile ilgili anılar, vs. Benim gördüğüm o sert mizacın altında yatan naif insanı birçok arkadaşımın da gördüğünü öğrenmekten mutlu oldum. Ancak beni sevindiren en önemli şey, vefat haberinin yanlış olduğu ve öğretmenimizin halen hayatta olduğunu öğrenmem oldu. Fısıltı gazetesi sosyal medyanın da hızı ile böyle bir haberi yaymış ve ben de araştırmadan buna inanmıştım. Yazımın içeriğini değiştirmiyorum, vermek istediğim mesaja etki eden bir durum değil zira. Ama “keşke”lerimi azaltabileceğim için mutlu olduğumu da ifade etmeliyim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Hâlenur Kor dedi ki:

    Acı – tatlı anılarıyla yüreklerimize yer eden o güzel insanları sevgiyle saygıyla, rahmetle, anıyorum. Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyorum.

    Çok güzel bir yazı idi, değerli kalemi kutluyorum.

    1. Başar Münir dedi ki:

      Çok teşekkür ederim Sevgili Hâlenur Kor.

YORUM YAZ