enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

TOPLUMSAL AYRIŞMA BELGESİ!!!…

fikret-karatas-bodrum-gundem-yazilarıBu kesenenin ne olduğunu bu günlerde epeyce öğrenen oldu ama, Nisan ayına dek iyi çalışılırsa  ve halkımıza gerçekçi bir yaklaşımla inilirse herkes öğrenecek.

Öğrenilecek, öğretilecek bu nesnenin  mecliste Bahçeli-Tayyip Koalisyonunca kabul edilen 18 maddelik dikta anayasası olduğu elbette anlaşılmıştır.

Bu 18 maddelik belge yeni bir anayasadır.Bu belge Anayasanın diğer maddeleri ile de istenildiği zaman ve istenildiği ölçüde oynamayı  sağlayacak ölçüde güçlendirilmiştir.  Bununla birlikte bu 18 madde ilerde tuzak olup birilerinin ayaklarına dolaşacak. O da başka bir güçlü olasılık.

Diyorlar ya : “Anayasa toplumsal uzlaşma belgesidir.” Diye. Biz de hep öyle sanıp, öyle inanıyorduk. Ta ki, bu belgeyle karşılaşıncaya dek. Meğer tersi de bu aralar halkın başına takke olarak geçirilinceye dek. Bunu da görmek kısmetmiş meğer. Keşke olmasaydı böyle kısmet.

15 Temmuz darbe girişimi başarıya ulaşmış olsaydı, darbeciler veya FETÖ  tarafından kullanılacak yetkiler, bu günkü değişiklikle Erdoğan’a verilenlerin aynısı olacaktı.

Şimdi ne değişmiş oldu?…Ha Mehmet Ali, Ha Ali Mehmet…Matematikte basit bir kural vardır: Bir eşitliğin iki tarafına aynı değer eklenirse eşitliğin anlatımına halel gelmez. Yani eşitlik bozulmaz.

Sanki 15 Temmuzu Erdoğan yapmış. Uyanık AKP ile  MHP nin Bahçeli eliyle AKP lileştirilmiş milletvekilleri, ilerde uğrayacakları olası zararların ceremesini peşinen Erdoğan’a yüklediler. Erdoğan severler dikkatinize!…

Toplumsal anlaşma belgesi olan Anayasa bugün oldu ayrışma belgesi. Bunu hazırlayıp ağa babalarının emrine sunanlar şimdilik goygoyculuk yaparak ayrışma çizgisini derinleştirip kesinleştirmekle meşguller.  Anlaşıldığı kadarı ile Kızıl Sultan Abdülhamit’in ruhu, karabasan olmak için Nisan ayına dek tertemiz semalarımızda nöbet bekleyecek.

Olaya İslami ölçüde yaklaşanlar doğru olarak : Tek adamlığın Yaratıcı Güç tarafından lanetlendiğini, bu misyonun Firavun ve Nemrut tarafından yerine getirildiğini, ancak onların sonlarının da ne olduğunun çok iyi bilindiğini söyleyerek.

Peygamberimizin tüm işlerde istişareye( Danışma fikir sorma) önem verdiğini ve aykırı işlerde “LA” nitelemesinin mutlaka kullanıldığını gündemde tutuyorlar. “LA” bilindiği gibi YOKTUR, HAYIR! Anlamını içerir. Ali İmran 3/159 Yaratıcı Güç, HZ. Muhammed, dolayısıyla tüm insanlara seslenerek “Yapacağın işler hakkında onlara (ashabına) danış. Azmedip karar verince de   Allah’a dayanıp güven.” Buyurmuştur  Eski Türklerde istişare yerinde “KİNGEÇ” cemiyetlerine yer verilmiştir.(Bahçeli’ye duyurulur)  Yani o zamanda tek adamlık yönetim gündemde yoktur.

Bir zamanlar aynı yolu beraber yürüyenlerden Prof. Mustafa Kamalak : “Adalet olmazsa devlet olmaz, yıkılır. Adaletten ayrılan devlet, organize olmuş en büyük çete durumuna düşer

Bu seslenişi de Adalet mensuplarına uyarı niteliğinde yapmış oluyor sanırım.

Önümüzdeki iki aylık süreçte omzuna şerbet güğümünü yükleyip Erdoğan’ın nabzına göre şerbet yetiştireceklerle, karşıtları, devrimciler, sosyal demokratlar, liberaller, demokratlar, Dinin ne olduğunu ve siyasete kesinlikle alet edilemeyeceğini çok iyi bilen yalın inanmışlar velhasıl Erdoğan’ın çizmeyi aştığına kesinlikle inanıp ondan yüz çevirenlerin yarışması izlenip gözlenecek.

Herkesten önce karar verip insanları tahrik eden müsveddeler, dayılık yapanlar, yaşamını onu bunu yıldırıp korkutarak malını, mülkünü parasını iç edenler, kendilerine bir takım süsler verip unvan yakıştıran ve halkın omzuna, tenine yapışan sülüklerin dediklerine taraflar kulaklarını kapatırsa daha rahat bir süreç geçiririz diye düşünüyoruz.

Bunlardan Şeytan denen Pakize Suda birkaç yıl önce soruyor: “Türkiye hangi yarımkürede ? yanıt önce yılışıyor, sonra da zorlama v.b Gibi homurtular… Türkiye kaç coğrafi bölgeye ayrılır? Yanıt:  önce, “dört” sonra da:”bilmiyorum” Ötekilerin de onlardan farkı yok. Bilmem ne Boz denene yurttaşın farkı var mı?

“Nabza göre şerbet  lafı 1956 yılında 36 yaşında bir Anayasa profu olarak bitirdiği Siyasal Bilgiler Fakültesinin başında Dekan olan Turhan Feyzioğlu tarafından zamanın iktidarına karşı söylenmiştir ve Bu laftan sonra hoca bakanlık emrine alınmıştır.Feyzioğlu: “Biz Türkler geçen yüzyıllarda işlediğimiz havsalalara sığmaz hataların cezasını çok ağır şekilde ödemiş  ve hala ödemekte olan bir milletiz. Yaptığımız hataların en büyüğü bence asırlarca ilme, müspet bilgiye, hür düşünüşe yer veremeyişimiz ve hakikatlerden habersiz, hurafeler ve hayaller içinde kendimizi avutmamızdır.”

Bundan sonra da esası söylemiştir: “Nabza göre şerbet vermeyiz!” Yalaka olmamayı ne güzel öğütlemiş….

Bu aşamada görevlerin en önemli büyük bir kısmı da Devlet Bahçeli’ye düşüyor. Ama o artık umutsuz vaka. Bu önemli görevi yapamayacak. Şimdiki halile önceki çok sevilen ve birçok insanın gönlünde taht kuran halini kıyaslamaktan MHP yi çok iyi tanıyan birisi olarak azap duyuyoruz. Şimdilerde yine bağırıp çağırıyor ve hamasete soyunuyor ama heyhat Vakit çok geç.

İnternette, TV kanallarında izleyip yayınlardan okuyor gözlüyoruz hallerini bir türlü anlam veremedik, çözemedik . Biz Ülkücü-Bozkurt toplumunu Sayın Alpaslan Türkeş’in Adana milletvekili olduğundan beri dikkatle izledik.Çünkü o zaman orada yaşıyorduk Kardeşlerimizden en büyüğü de o partinin milletvekilliğini yaptı. Onların yakın ilgisiyle devletin çeşitli üst görevlerinde bulundu. Ama  Devlet Bahçeli’ye benzer bir yanına ve tutumuna hiç denk gelmedim.

Ülkem adına çok endişeliyim. “Olur mu  böyle olur mu, Kardeş kardeşi vurur mu.” Dizelerini bir daha duymak istemiyorum.  Amaaa! İhlas haber Ajansı tarafından servis edilen bir habere göre Nezih Bakkaloğlu’nu umre ziyaretçilerine yaptırdığı aşağıdaki yemini okuduktan sonra umudumu yitirmekte geri duramıyorum. Ne diyor bakın şerbetçi münafık:

“Güçlü bir ülke için, güçlü bir Türkiye için, güçlü bir İslam alemi için evet diyoruz Ya Rabbi .Varız diyoruz Ya Rabbi. Kafirlere PKK ya karşı evet diyoruz Ya Rabbi. Fetoculara karşı evet diyoruz Ya Rabbi . Allah’ım senin yolunda olmaya evet diyoruz Ya Rabbi. Güçlü bir ülke güçlü bir lider için evet diyoruz Ya Allah’ım.

Ne kadar allayıp pullamış “sirkatini dinci şerbet tüccarı!….

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.