enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

HERŞEYİN ARDINDAN ÜZÜNTÜM;16 NİSAN- 23 NİSAN/Ayla Gürpınar yazdı…

HERŞEYİN ARDINDAN ÜZÜNTÜM;16 NİSAN- 23 NİSAN/Ayla Gürpınar yazdı…
Spread the love

ayla-gürpınar-yazdı-bodru-gündem

Öfkeliyim, kızgınım, kabullenemiyorum…

Sözcükleri son zamanlarda, benim de dahil olduğum % 49 toplum tarafından, en çok telaffuz edilen kişisel  “ durum ifade “ sözcükleri oldu.

Ama Neden?

Bizler birer yurtsever olarak;

Her türlü darbe ve terörü lanetleyerek, Türkiye Cumhuriyeti Coğrafi Bütünlüğü, Ulusal Egemenlik, Tam Bağımsızlık, Tam Demokrasi, Güçlü Parlamento, Hukukun Üstünlüğü, Eşit ve kayırmasız Adalet, Adil-dürüst Yönetim, Tarafsız Cumhurbaşkanı, Bağımsız Yargı ve Yasama, Düşünce ve ifade Özgürlüğü, Haklarda tam Eşitlik ( cinsiyet, siyasi görüş, mezhep, köken ayrılığı olmadan), İsteyen,

Siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun aynı bayrak altında ve bölünmez coğrafyamızda, birlik ve beraberlik içinde yaşamak, İsteyen,

Ne Mutlu Türküm ( buradaki Türk sözcüğü Ulusun adı olduğu içindir, yanlış anlaşılmasın diye belirtiyorum) diyebilen Türk Ulusunun birer fertleri olarak, Türkiye Cumhuriyeti Rejimi, bir Sosyal Hukuk Devleti olmanın adına, gelecek endişesi yaşadık.

15 yıldır iktidar olan bir siyasi parti ve yöneticileri tarafından ülkemiz siyaseten öyle bir noktaya getirildi ki “ bizler seçilmişler anlaşamadık, sistem tıkandı ( elbette ki bu tıkanıklığa son 2,5 senedir uygulanan tek adam yönetiminin neden olduğunu halktan gizleyerek) halkımız sıra sizde, sizlere soruyoruz, Anayasa değişikliği yapalım ve tabi ki bazı değişiklikler olacak” dendi. Bir referanduma itildik.

Mevcut iktidar tarafından ne istendi;

Cumhurbaşkanı tarafsız olmayacak-bir siyasi partinin genel başkanı olsun. Güçlü parlamento olması için milletvekilleri sayısını arttıracağız ve sözlü önerge veremeyecekler ( yani hükümet denetlenmeyecek – memleket meseleleri topluma anlatılmayacak, denmek isteniyor.) Başbakan görevi artık olmasın-çift başlılık bürokrasiyi tıkıyor. Seçilmiş milletvekillerinden bakanlar ve kurulu da olmayacak, çünkü bu kişiler Cumhurbaşkanı tarafından dışarıdan atanacak. HSYK ya cumhurbaşkanı kararı ağırlıklı üyeler atanacak. Meclis kanunları yapar ama bir tıkanıklıkta veya cumhurbaşkanının herhangi bir nedenle istemesi halinde, kanun hükmünde kararnamelere de ( KHK) ihtiyaç olacaktır ( …ki 2011 yılından beri bu uygulama yürürlükte tutulmuş ve geriye dönüşü olmayan yanlış adımlar atılmıştır ) ve bu hakkı cumhurbaşkanı kullanacaktır. Cumhurbaşkanı kendisine yardımcı olsun diye tanımlanmamış sayıda yardımcıyı Meclis dışından bizzat kendisi atayacaktır ve cumhurbaşkanının yurt dışı seyahati veya hastalık hallerinde seçeceği ( Millet tarafından seçilmemiş ) bir yardımcısı kendisinin yerine başa geçecek ve ülkeyi bizzat yönetecektir…. ve diğerleri. ( toplam 18 madde ve madde içi maddecikleriyle önerilen büyük bir paket)

Günlerce bu paketin içeriği üzerine toplumda farkındalık çalışmaları yapıldı, siyasi partiler-sivil toplum örgütleri-mesleki odalar-hukukçular-siyasi partilere kayıtlı millet vekilleri-örgütler – üyeler, sade vatandaş…vs. toplumun her kesiminden eğitimli, deneyimli ve bilgili insanlar ( kadın-erkek ) paketin yanlışlarını anlattılar. İktidarın bu paketine muhalif olanlar, siyasi görüş farklılıklarına rağmen, bir arada buluştu ve yoğun bir biçimde halkla bulaşarak anlattı, anlattı ve de tüm yanlışları ve tehlikeleri anlattı.

Ana muhalefet partisi CHP siyasi kimliğini öne çıkarmadan ki (çok doğru bir karar) kısıtlı yayın organları aracılığıyla, kısıtlı TV programlarıyla veya millet vekilleri kendi imkânlarıyla birebir yollara dökülerek en ücra köşelere kadar gidip vatandaşa ulaşarak, anlattı, anlattı ve iktidarın kışkırtmasına hiç muhatap olmayarak, halkı bilgilendirmeye yoğunlaştılar ki, her birine ayrı, ayrı ve G.Başkan Sn.K.Kılıçdaroğlu’ na kendi adıma, ülkem adına teşekkür ederim. CHP çok doğru bir seçim kampanyası yürüttü.

İktidar ise, hiç adil olmayan bir şekilde tüm devletin olanaklarını kullanarak, fors ve imkânlarını değerlendirerek, AKP yi öne çıkararak, değişikliğin neden olması gerektiğini anlatamadan, sadece “evet” deyine indirgeyerek, ana muhalefet partisi ve liderine doğrudan hakaret ederek, bir propaganda yürüttü.

Ülkenin geleceği adına pek çok insan endişelendi, Türkiye günlerce uyuyamadı.

Ve OHAL ( olağanüstü hal ) içinde Türkiye referanduma gitti.

% 51, 16 Nisan da yapılan referandum ile bu değişikliğe ( kimisine göre rejim, kimisine göre sistem değişikliği) Evet, kabul ediyorum, dedi.

% 49, Hayır, kabul etmiyorum, dedi.

Adil bir seçim miydi?

Seçim ülkenin her bölgesinde sürerken, Yüksek Seçim Kurulu son anda, sonuçları etkileyecek bir yasa değişikliği yaptı ve mühürsüz oy pusulaların da sayıma dâhil edileceği kararını verdi ancak bu değişiklik kanuna aykırı olduğu için, toplum ve bazı siyasi partiler tarafından onay görmedi. CHP ve diğer bazı siyasi partiler ve bireylerin birebir yasal itirazlarına rağmen, Yüksek Seçim Kurulu seçime şaibe karışmasına neden olacak şekilde davrandı, itirazları kabul etmeyerek bu konuda ki tartışmaların daha uzun süre devam edeceğinin yolunu açtı.

Peki, % 49 Kabul etmiyorum, Hayır, diyenler, neden üzüldük?

Çünkü artık 2019 dan itibaren tek adam yönetimi, hatta bazı kesimlere göre diktatörlüğün yolu açılacak, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının 96 yıl önce TBMM’nin kabul ettiği  Anayasanın 1.maddesi “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” (1921) kabulü sonrası 1923 de kurulan Türkiye Cumhuriyeti rejimi şekil değiştirecektir.

23 Nisan’da güne hüzünle başladım.

Neden mi?

Emperyalist güçlere karşı bağımsızlık savaşı vererek, büyük kayıplarla kazanılmış zaferimiz 97 yıl önce kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla taçlandırılmış ve Egemenliğin padişahtan alınarak Kayıtsız Şartsız Türk Milletine verilmiş olmasının, bir siyasi parti tarafından, halk kullanılarak, Millet – Ulus olma yönetim biçiminin, 2017 de -7 gün önce değiştirilmesi için adım atılmasıdır,

üzüntüm.

Aynı zamanda Çocuk bayramı olan bugün, komşu ülke savaşlarındaki çocuk katliamları ve kendi ülkemdeki terör ile ölen-yaralanan-sakat kalan çocuklarımızı unutmamış olmamdır, üzüntüm.

Ülkemde, 10 çocuktan 8 inin okutulmadan çocuk işçi olarak, güvencesiz, çalıştırılmasıdır, üzüntüm.

Ülkemde, canlarımız, geleceğimiz olan çocuklarımıza yapılan cinsel tacizler, tecavüzlerdir, üzüntüm.

Ülkemde, yatağa aç giren çocuklarımızadır, üzüntüm.

Ülkemde, şehit olanların yetim kalmış çocuklarınadır, üzüntüm.

Ülkemde, gelin çocuklarımızadır, üzüntüm.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız da, bugün, hiçbir şey samimi, içten ve doğru değildi. Devlet erkânı ülkemizin bunca sıkıntısında rol yapmayı tercih etti, mış gibi yaptı.

Günün önemi gereği Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş olan çocuk cumhurbaşkanına, bir gazeteci, bir soru sordu; 16 Nisan referandumu çocuklar için ne getirdi?

Cevap yoktu.

Çocuk çok haklıydı, çünkü bu referandum paketinde çocuklarımızın sorunlarına çare olacak, güncel yaşamları ve gelecekleri için hiçbir madde yoktu. Sadece yanındaki gerçek cumhurbaşkanının yüzüne bakarak, henüz yok olmamış masumiyetiyle, “çok iyi şeyler olacak” diyebildi.

Ben de bu kadar masum düşünebilmek isterdim.

Gerçek ise, çok can yakıyor.

Henüz, gidişimizin farkında olmayanlarımız olabilir.

Siyasi partiler ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını sanabilirler, özellikle CHP, uyum yasaları çıkarılırken mecliste olma kararını vererek, sert muhalefet yapacaklarını söyleyerek, yolunu belli etmiştir.

Katılıyor muyum? Hayır.

CHP’den beklentim sadece yurtseverlik ve demokraside buluşarak bir araya gelmiş olan  “hayırcılara” siyasi liderlik yapabilmesiydi, durumu sindiremeyen % 49’a önderlik etmesiydi.

Bu illaki insanları sokağa davet ederek mi olur! Elbette tek bir yurttaşımızın burnu bile kanamasın, gençlerimizin can güvenliği korunsun, ancak siyasi strateji ile erken seçim koşulları oluşturulabilir, şu an kan kaybetmiş olan iktidarın programı bozulabilir ve-veya meclisi tek ederek, o süreçte % 49 desteğiyle, yeniden yapılanarak, 2019 da iktidar olunabilirdi.

Olmadı.

Şimdi ise alternatif bir sağ veya merkez sağ parti oluşumu hızlanabilir, belki de bu parti % 49’un sesi olarak, 2019 da meclisteki güçlü parti konumuna gelir ( elbet iktidar Türkiye’yi erken seçime çağırmaz ise…)

Olmaz mı?

Olur.

Cumhurbaşkanı seçimi ile yönetim seçimi aynı anda olacağına göre CHP % 49 un kabul edeceği bir aday çıkarmak zorunda, ancak bu süreçte yeni bir parti oluşursa % 49 ile ayrı yürüyeceği için ne kadar başarılı olabilir, yaşayıp göreceğiz.

İnsanlarımız bazı ürünleri kullanmayarak, boykot ederek, durumu değiştirebileceklerini düşünebilirler. Bunların kişiye verdiği tatminden öte bir faydası olur mu, bunu da zaman gösterecektir.

Evet oyu verenler, eğitimsizliklerinin farkında olmayabilirler ( evet oyu verenlerde eğitim seviyesinin düşük oluşu, ben değil, araştırmacıların vardığı bir sonuç) ve ülkemizin çağdaş, medeni ve eğitilmiş ülkeler arasında yerini alamamasındaki doğrudan etkilerinin hiç farkında olmayabilirler.

Sonuçta mevcut iktidar, toplumumuzun eğitimsiz bölümünü kullanarak, istediği rejim değişikliğine kavuşacaktır.

Bugünlere bir anda geldiğimizi sananlar, büyük bir yanılgı içinde olurlar.

Zamanında adım, adım bugünlerin geleceğini görenleri hor görenler, çeşitli seçimlerde 15 yıldır iktidar olan parti için oy kullananlar,

Çeşitli nedenlerle iktidara bağlı olan yandaşlar,

Kendi güncel çıkarlarını, ülkenin ulusal çıkarları önünde tutmakta sakınca görmeyenler,

Bir Ulus olmanın, Demokrasinin bir ülke için ne kadar önemli olduğunu kavrayamayanlar,

Hukukun üstünlüğüne inanmayanlar,

Adil yönetimin, düşünce ve ifade özgürlüklerinin çağdaşlaşma ve medeniyetin esasları olduğunu anlamak istemeyenler,

Hep birlikte,

Eğitimsiz ve eğitimli olanlarla aynı ülkeyi paylaşıyor olacağız.

Tek liderimiz, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ülkeme kavuşma hayallerim git gide benden uzaklaşıyor.

İşte,

Üzüntüm bu yüzdendir.

Ayla Gürpınar

23.Nisan.2017

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.