enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Hayat Devam Eder – Dr.Metin Aycıl Bodrum Gündem yazıları

metin-aycıl-bodrum-gündem-yazıları

Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır.

O, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansız davranır.

Atatürk (1925)

Ortaokuldaydım; malum daha ilkokul ve ortaokul eğitimleri birleştirilmemişti. Her zaman saygı, minnet ve rahmetle andığım Almanca hocam Nimet Uluğtuğ bizlerle anılarını paylaşıyordu. Bunu çok sık yapar ve tecrübeleri aracılığı ile somut mesajlar verirdi; öğretmen değildi yalnızca, eğitmendi. O kadar değerli ve birikimli bir eğitmendi ki, Atatürkçülük abidesiydi adeta; hem de sözde değil yalnızca; özünde, eyleminde, hayatının her alanında.

Köken olarak Türkistanlıydı, bir de kitabı vardı “Çin’in Şimal (kuzey) Komşuları” adıyla. Öğrenimini Almanya’da yapmıştı; bizlere II. Dünya Savaşı yıllarındaki öğrencilik anılarını aktarırdı. Ben de bunlardan iki tanesini bir bütün halinde okurlarla paylaşarak, kendisini tekrar anmak istiyorum:

Savaş yıllarıydı, kaldığım yerin yakınında küçük bir lokanta vardı, her sabah erkenden dükkânını açar ve çorba pişirirdi. Ben sürekli giderdim; ama öyle çok sayıda müşterinin gelmesi gibi bir durum söz konusu değildi. Savaşın getirdiği ekonomik ve sosyal çöküntü zaten çarpıcı bir şekilde kendisini gösteriyordu. Bir de küçük dükkânının görünen bir yerinde bir tabela asılıydı ve üstünde şu cümle yazıyordu: ‘Das Leben geht weiter’ (Hayat devam eder).

Bir gün kendisine sordum: ‘Hiç kimse gelmiyor, ama yine de her sabah dükkânı açıyorsunuz, neden?’ Bana verdiği cevap şöyleydi: ‘Cepheden dönen ve cepheye giden askerler bana uğrar ve çorbalarını içerler. Ben açık olmasam, karınlarını doyurmak için oldukça uzak bir yere gitmek zorunda kalırlar. Bu nedenle benim işime devam etmemem düşünülemez…’

Savaş sona ermiş, adeta taş taş üstünde kalmamıştı. Ev sahibim, balkonundan dalgın gözlerle ve ağlamakla tebessüm etmek arasındaki hazin bir ifadeyle uzaklara bakıyordu. Yanına yanaştım ve hatırını sordum; bana döndü ve konuşmaya başladı: ‘İleri bak ne görüyorsun?’ ‘Yıkıntılar’ dedim. ’Daha dikkatli ve biraz daha derine bak, neler görüyorsun?’ ‘Yıkıntılar arasından otlar çıkmış’ dedim. ‘Evet, iyi tahmin ettin. Oradan çıkan yeşillikler bizim geleceğimizi temsil ediyor. Biz de yıkıntıların içinden, çalışarak yeniden bir ulus yaratacağız’.”

Evet, Almanya güçlü bir ülkeyse, inancını ve umudunu hiçbir koşulda yitirmeyen insanlarının çalışkanlıkları sayesindedir. O insanlar, saati otuz kuruştan enkaz kaldırıp taşıyarak bugünü yaratmışlardır.

Almanlar bunu gerçekleştirmişler de biz ne yapmışız? Biz de şanlı bir Kurtuluş Savaşı gerçekleştirmişiz; bir Kutsal İsyan. Bunu kelimelerle anlatmaya kalkmak benim haddim olamaz.

Netice itibariyle biz Kurtuluş Savaşı kazanarak yeni bir ulus yarattık, geriye dönüp baktığımızda kazanımlarımızın ne kadar çok ve önemli olduğunu görebiliriz. Ancak neden bir Almanya ya da benzeri olamadık? Bu sorunun cevabı var; ancak oldukça kapsamlı ve çok boyutlu.

Taşların arsından fışkıran yeşillikleri, başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyeti kuranlar çok iyi gördüler ve bize de işaret ettiler…

Taşların arasından fışkıran yeşilliklere takıldı aklım. Yıkıntıları temizleyip yeşilliklere yol açmak… Ya da yeşillikleri ‘temizleyip’ meydanı yıkıntılara bırakmak…

Atatürk yukarıda ne söylüyor?

ÖNEMLİ NOT: Bu yazıyı YAŞAMAK VE ÖĞRENMEK isimli kitabımdan paylaştım; ilk baskısını Ağustos 2010 tarihinde yapmıştı. Eski yazdıklarımı tekrarlamayı pek tercih etmem; bana kolaycılık gibi gelir. Ancak bu yazıyı çok kez tekrarlayabilirim.

Neden bugün tekrarladım? Nimet Hocamın kızı ve benim de Bakırköy Lisesi’nden sınıf arkadaşım Sevgili Acunay, bugün sosyal medyada rahmetli Babasını bir aile fotoğrafı eşliğinde anmış. Çok sayıda geri dönüşler oldu vefalı öğrencilerinden. Ben de Acunay’a, yıllar önce yazdığım bu yazıyı bugün (7 Mayıs 2017) paylaşacağımı söyledim. Almanca Hocam Nimet Uluğtuğ’u bu vesileyle tekrar; Sevgi, Saygı ve Rahmetle anıyorum. Işığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
  1. Fevziye AKÖZ dedi ki:

    Öğretmenlerimiz yolumuzu açtı, yol gösterici oldu; olmaya devam ediyorlar. Biz de gençlerimize örnek olabilirsek onlara olan gönül borcumuzu az da olsa ödeyebileceğiz..

    1. Metin Aycıl dedi ki:

      Sevgili Fevziye Hocam duygu ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Eminim öğrencileriniz sizin için, benim Hocam için hissettiklerimi hissediyorlardır.