DEPREMLERİ KESTİRMEK MÜMKÜN MÜ? Ronald Karel Bodrum Gündem yazıları

Ronald Karel
Ronald Karel
  • 04.08.2017
  • 5.528 kez okundu

ronald_karel_deprem_bodrum_gundem_haber

Eğer bir bilim dalı, kendi dalına ait bilimini çözemiyorsa ve tabiat olayları o bilim dalını aşıyorsa burada büyük problem yaşanıyor demektir.

Eğer çözemediği bilim dalı muazzam can ve mal kaybına sebep oluyorsa, ülke ekonomilerine zarar veriyorsa burada daha da büyük problem yaşanıyor demektir.

Bu durumu kabul etmek istemeyen, yani başka bilim dallarının yardımlarını ellerinin tersiyle itenler suçlu duruma düşüyorlar demektir.

Jeoloji, deprem mekanizmasını çözemedi.

Israr ediyorum.. İddia ediyorum!

Çözemedi!

Bugünkü Deprem Mekanizması anlayışı, sadece sismik olaylar, faylar üzerinde yani sadece yer altındaki tektonik aktiviteler üzerinde odaklandığı için başta USGS olmak üzere dünyadaki bütün deprem araştırma kurumları depremlerin ne kuvveti, ne zamanı, ne de yeri hiç bilinemedi.

Ve yıllardır aynı cümleyi tekrarladılar; “Depremler tahmin edilemez…” diye.

Gelin hep beraber bu işi burada anlamaya ve çözmeye çalışalım. Öncelikle 1970 yılından bu yana hayatımı feda ettiğim DEPREMLE ilgili bazı konuları aydınlatmak gerekir diye düşünüyorum.

Tabiat olayları, yani tabiatın sesi hiçbir zaman tek bir bilim dalının tekelinde olmamalıdır!

Bu insanoğlunun var oluşundan bu yana yaptığı büyük bir hatadır diye düşünüyorum. Güneş korundan, dünya koruna kadar meydana gelen her fiziki olaylar birbirlerine bağlıdır. Bu iki kere iki, dört eder kadar bariz bir durumdur. Bunu inkâr eden derhal bilimden, ilimden uzaklaşsın.

Kısacası, her ne kadar okullarda bilim dalları kollara ayrılmışsa da, dünyadaki bütün ders kitaplarında “Fizik kanunları bütün bilim dalları için geçerlidir ve birbirlerine bağlıdır. Hele hele çözülememiş ve dünyaya zarar veren tabiat olaylarını araştırmak bütün bilim dallarını kapsamalıdır…” diye herkese öğretilmelidir.

Bilimsel araştırma memur kafasıyla yapılmaz. Canı gönülden ve çok büyük fedakârlıklarla yapılır. Maddi karşılık beklenmeksizin gece gündüz çalışarak ve araştırılarak yapılır. Hele insan hayatı başta olmak üzere, büyük ekonomiler ve ülke menfaatleri söz konusuysa ki, deprem bu konuya giriyor, insanoğlu, kamu kuruluşları ve üniversiteler vs depremleri önceden haber vermek için gecesini, gündüzünü birbirine katan her araştırmacıya, araştırma şirketlerine vs iştirak etmelidir diye düşünüyorum.

GeoCosmo nedir?

Onlarca seneden beri dünyanın birçok ülkesinden gerek resmi kurumlar, gerek üniversiteler, gerekse izole araştırmacılar deprem ön sinyallerini değişik parametrelerden incelediler. Bunların hepsini burada yazmaya yerimiz yok. Birkaç tanesini yazalım.

H.Toriyama, M.Tsutsui, T.Moriya, T.Yoshida, M.Hayakawa, K.Hattori, Y.Hobara, Ouzounov, Parrot, Strachimir Mavrodiev, Freund, B.Ustundağ ve daha yüzden fazla akademisyen ve araştırmacı EOS ve NATURE gibi çok saygın dergilerde bilimsel makaleler yayınladılar.

California Üniversitesi Yer Bilimleri ise imza toplayarak deprem tahmini üzerinde makalelerin yayınlanmaması için harekete geçtiler. İşte imza toplayan isimler aşağıda sıralanmıştır.

Karen Felzer and Sue Hough, USGS, Pasadena Office, Dave Jackson, University of California, Los Angeles, Duncan Agnew, Scripps Institution of Oceanography, University of California, San Diego, Dr.Robert van der Hilst, Dr.Karen M. Fischer, Dr.Justin Revenaugh, and members of the AGU publications committee.

Bu bir utanç duvarıdır.

Bu bilime ve araştırmaya yakışmaz.

Bu zavallılıktır. Acizliktir.

2007 yılının Temmuz ayında İtalya nın Peruggia şehrinde uluslararası büyük bir bilimsel toplantıya gittim ve orada NASA dan Dr. Freund ile aynı otelde kaldık. Sabah saat 07.00 de Dr. Friedemann Freund ile otelin kahvaltı odasında ikili bir toplantı sonucu GeoCosmo’yu kurma kararı aldık.

ronald karel depremi kestirmek mümkün mü 1

Yukarda bahsettiğim gibi birçok araştırmacı deprem ön sinyallerini incelerken sadece tek bir parametre üzerinde araştırma yaptılar. Örneğin kimisi sadece deprem öncesi, esnası ve sonrası olası radon çıkışlarını, kimisi deprem öncesi elektromanyetik dalgaların ölçümü üzerine, kimisi de TEC, yani Total Electron Content üzerinde araştırmalar yaptılar.

GeoCosmo 14-15 parametreyi birleştirip yer istasyonu kurmaya karar verdi.

Buna bugüne kadar dünyanın hiçbir ülkesinden bu denli geniş bir araştırma yapmaya kimse cesaret edemedi.

Yer istasyonlarında yer alan sensörler haricinde ayrıca NASA nın ve NASA nın ortak çalıştığı başka uydulardan da veri toplamaya karar verdik.

Açıkça yazalım.. Burada sadece veri toplama ve ölçüm yapma söz konusudur.

İlk istasyonumuzu 28 Temmuz tarihinde Silivri de DOHAD ın zaten var olan istasyonuna birkaç sensörümüzü ilave ederek kurduk. Bütün haber merkezleri bu haberi yayınladı. Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum.

Dikkat edilmesi gerek önemli husus şudur. Kulağıma gelen haberlere göre bazı belediyeler sadece elektromanyetik alan ölçen şahıs veya şirketlerle anlaşma yapmaya başlamışlar. Bu tamamen yanlıştır. Elektromanyetik ölçüm ile hiçbir şey elde edemezsiniz. Endonezya da büyük bir deprem öncesi meydana gelen elektromanyetik dalgalar Türküye de kayıt edilebiliyor. Eğer duyduğum bu haber doğruysa bu araştırma durdurulmalıdır.

Bu araştırmayı yapabilmek için çok sağlam bir alt yapıya ihtiyaç vardır. Verilerin yani datanın doğru toplanması.. Ondan fazla data ve artı uydulardan gelecek datanın doğru toplanması yanı sıra, konvektörlerde doğru işlenmesi ve en önemlisi o datanın doğru okunması lazımdır.

Daha sonra deprem başlamadan önce meydana gelen stres ile bağlantı kurulması lazımdır.

Stres başladıktan sonra meydana gelecek olan bütün tabiat olaylarının sırayla ve kusursuz bir şekilde meydana gelmesi ve ölçüm aletlerinin tek tek bu sinyalleri kaydetmesi lazımdır. Bunun için en az 15-16 adet monitör lazım ve monitörler arasında iletişimin doğru olması ve doğru okunması lazımdır.

Bütün bu verilere de uzaydan değişik uydulardan gelecek veriler de ilave edilmelidir.

Daha sonra deprem meydan geldiğinde bazı sensörlerin neden hareketsiz kaldıklarını, bazılarının aşırı derecede hareketlilik gösterdiğini araştırmak lazım.

TEST proje bir yılı bulabilir ve test projenin sağlıklı olabilmesi için muhakkak aynı bölgede en az 10 ar km en fazla 30 ar km farkla 3 istasyonun kurulması lazımdır.

Bizim NASA Ames ve NASA Goddard Space in laboratuvarlarını kullanma hakkımız vardır. Ama bu proje GeoCosmo ya aittir, NASA nın değildir. GeoCosmo özerk bir vakıftır ve NASA Ames Reserach Park ta yer almaktadır.

27 Şubat 2015 tarihinde NASA Ames başkanı benim Türkiye ye dönmemden bir gün önce bizi ofisine çağırarak, GeoCosmo nun arkasında olduğunu söyledi. Bak resim 2. 6 ay sonra emekli olan Pete Worden GeoCosmo da yönetim kuruluna girdi.

ronald karel depremi kestirmek mümkün mü 2

Soldan sağa Friedemann, John Scoville, başkan Pete Worden ve ben

Ayrıca kurucumuzun NASA Araştırma Merkezinde de ofisi var ve NASA nın alt yapısında faydalanabiliriz.

Dr Bob Twigs bizim danışmanlarımızdan birisi.

Yunanistan sırada bekliyor. NOA adalara ve Atina ya istasyonlarına bizim sensörlerimizi yerleştirmemize çok sıcak bakıyor.

Gürcistan bekliyor ve 4 büyük istasyonlarına bizim sensörlerimizi yerleştirmemizi bekliyorlar.

ronald karel depremi kestirmek mümkün mü 3

En büyük avantajımız

Dr. Freund ve ekibi senelerce değişik parametreleri laboratuvarlarda denemek için NASA dan maddi destek aldılar. Değişik desteklerin toplamı Dr Freund ün bana verdiği bilgiye göre aşağı yukarı 2 milyon doları bulmaktadır.

Nihayet, birkaç sene önce deprem ön sinyallerinin arkasında yer alan FİZİKSEL BİLİMİ bulduğumuzu ilan ettik. Bunun şeması mevcut. Şimdi bu defalarca kez laboratuvarlarda tekrarlanan sonuçları sahaya tatbik etmek kaldı.

ronald karel depremi kestirmek mümkün mü 4

Kısacası biz Deprem Mekanizması denilince içerisine Deprem Ön Sinyallerini de ilave etmiş olduk.

İşte mülti sensörlü yer istasyonlu ve uydu destekli projemiz…

Depremleri birkaç gün ile birkaç ay öncesinde yerlerini, zamanını ve kuvvetlerini kestirmek.

Hangi parametreleri topluyoruz?

  1. Air İonization
  2. Elektromanyetik alan
  3. ULF
  4. VLF
  5. Total Electron Content
  6. Thermal İnfrared TIR
  7. Radon
  8. Helyum
  9. CO
  10. CO2
  11. Metan
  12. Rüzgar hızı
  13. Nem
  14. Isı
  15. Rüzgar yönü
  16. Seismometre ile deprem ölçme
  17. Kuyu sularını ölçme
  18. Deniz suyu kimyasal yapısını inceleme
  19. Kamera ile yerden alçak atmosferi inceleme

Bütün bu parametreler son derece hassas sensörlerle incelenmedikçe, veriler büyük bilgisayarlarda toplanmadıkça, toplanan veriler arındırılmadıkça yapılacak bütün çalışmalar doğru sonuç vermez.

Bunların gerçekleşebilmesi için çok büyük bir alt yapının oluşturulması lazımdır.

Japon hastalığımız…

Japon hastalığı nedir?
Japonlar her şeyi bilirler, Japonlar bu işi halletmiş, Japonlar şöyledir, böyledir.
İnceleyelim bakalım şu Japonları.

Japonların hallettiği en önemli unsur, binalarıdır.

Fukushima rezaletine bakalım. Almanya da yaşayan Dr.Yüksel Atakan, Radyasyon Fizikçisi bakın ne diyor.

General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu. Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe (elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler.

Fukuşima reaktörlerinin, reaktör binalarını çevreleyen ‘Koruyucu Kabının’ (Containment), büyük bir reaktör kazasında ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha 1970’de ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Buna rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Kiler katındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği, uzmanlarca bir çok kez açıklanmasına rağmen bunlar üst katlara hem yer sorunu olduğundan hem de ek gider oluşturacağından taşınmadı.

2002 yılında TEPCO elemanları 16 yıl boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar durduruldu ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletildi. Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama aldıran olmadı. Kısacası: Kaza geliyorum diyordu.

Japonlara ders oldu mu?

Yeni bir nükleer santral projesinde Fukuşima kazasından alınacak önemli derslerin başlıcaları ve yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik özellikleri şöyle ortaya çıktı.

Santral depreme daha dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı.

Santrala verilen elektriğin kesilmesinde, ivedi (acil) dizel jeneratörleri sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde konuşlandırılmalı.

Hidrojen gazı patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya çıkmamalı.

Nükleer yakıt maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı dıştan soğutularak çeliğin yapısı (sertliği) bozulmadan ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı.

Çok yüksek sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma çanağı bulunmalı.

Santralda ivedi komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden hazırlanmalı.

BUZDAN DUVAR YAPACAKLAR…

Yetkililer, inşaatı Şubat 2016 tarihinde tamamlanan dondurucu yapının devreye sokulmasına onay verdi.

Yaklaşık 312 milyon dolara mâl olan yapı, nükleer santralin çevresindeki toprağı donduracak borular ve radyoaktif su için de türbinler içeriyor.

Dondurma işlemi tamamlandığında reaktör çevresinde yer altında 1,5 kilometre uzunluğunda buzdan bir duvar oluşacak. Böylece reaktörden sızan radyoaktif suyun yayılması önlenmiş olacak.

Nükleer santralde 800 bin tondan fazla su bulunduğu sanılıyor.

Kulağıma gelen haberlerden en önemlisi ise Fukushima santralını olası bir tusunamiden korumak için örülen duvarın yüksekliği sadece 2 metreymiş. Dalgalar 10 metre yükseklikten nükleer santrale erişmişler

Buz kütlelerinin kırılması ve suyun yükselmesi sonucunda oluşacak tehlikelere karşı Japonlar, ülkelerine 400 metre uzunluğunda, 14 metre yükseklikte duvar örüyorlar. Proje bütün karşı protestolara rağmen başladı.

Özellikle Iwate, Miyagi ve Fukushima en savunmasız illerin 1.700 km uzunluğundaki kıyı şeridi yüzde 23 kapsayacak.  Projeye harcanan miktar ise 6 milyar euro. Amaç ise suda gerçekleşen depremin yarattığı dalgalanmalarda da kimse ölmesin.

DEPREM isimli makalemizde Erken Uyarı Sistemini iyice açıklamıştım ve bizim yaptığımız Erken Uyarı sistemiyle farkını yazmıştım.

Bir gün deprem tahmini yapmak mümkün müdür?

Evet mümkündür!

Yok efendim Charles Francis Richter demiş ki; Depremleri önceden tahmin etmek isteyenler delidir.

Ama be arkadaşım, bir bilim dalında onlarca sene çalışmışsın.. Sen ve bugüne kadar olan zamana kadar sismologlar, depremciler, yer bilimcileri…
Deprem konusunun o kadar yanından geçmişsiniz ki, bütün bu patırtılarınıza ve harcadığınız yüzlerce milyon dolarlara rağmen sonuç sıfır olmuş.

USGS in yıllık 200 milyon dolarlık bütçelerine rağmen bugüne kadar hiçbir depremin ne zamanını, ne yerini, ne de kuvvetini hiç ama hiç bilemediniz.

Bugün ABD de Silikon Vadisinde son model arabalarla cirit atan salon bilim adamları, hem bu denli önemli bir bilim dalında son derece başarı elde edememişler, hem de bu konuya eğilen, yıllarını veren araştırmacılara köstebek olmaktadırlar.

Bu bilimsel değildir, bu olmaz, yayınlanmış makale var mı? Diyeceğinize

ÇALIŞIN ve ARAŞTIRIN. Beceremediğiniz bir konuya başka açıdan eğilin.

Artık dünya deprem konusunun çözülmesini bekliyor.

Ronald Karel

GeoCosmo Bilim ve Araştırma Merkezi
Başkan Yardımcısı
NASA Ames Research Park
California-ABD

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Fikret Semin dedi ki:

    Değerli Üstat sizi candan kutluyor, çalışmalarınızın devamını diliyorum. Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 16 yıl önce İstanbul Teknik Üniversitesinde araştırma görevlisi olan Berk Üstündağ adlı genç, yer altından gelen deprem darbelerinin yer üstüne ulaşana kadar piezoelektrik özellik taşıyan kayaçlarda yaratacağı elektriksel değişikliklerin ölçülerek bunun depremi kestirmeye yardımcı olacağını savunmuştu. Yukarıda “GeoCosmo nedir?” başlıklı bölümün ikinci paragrafında ismi geçen bu arkadaşın tezini yararlı buldunuz ve ölçüm parametreleri arasına aldınız mı, kişinin yakını değilim, sadece merak ettim. Bilimsel miyopiden uzak, çok yönlü çalışmalarınızın başarıyla devamını diler, KSSlarımı sunarım.

  2. Nurten Akzanbak dedi ki:

    Muhteşem bir yazı olmuş..Tebrikler.

  3. Tezer ALTINOK dedi ki:

    Hayatını Depremin Gizemini çözmeye adamış , SJoseph Prep 1-A ‘dan Sevgili Arkadaşım RONALD , İnsanlık için yapmış olduğun Bu Uğraşlar ve GEOCOSMO Girişimlerinden Dolayı Seni canı gönülden TEBRİK Ediyorum , Başarılarının Devamını diliyorum. Tezer ALTINOK.

  4. Kalender Kılıç dedi ki:

    Öyle bir Makale okudum ki, kaybolan umutlarım yeşerdi! Sayın Ronald Karel, gelmiş geçmiş en değerli bilim adamı. Ben sessiz bir çığlık atıyordum deprem erken uyarı sistemleri bir çok algılayıcıların hızlı analizleri neticesinde, tek bir merkezde elemeden geçirilerek karar verilmesi esas olan bir gerçek olduğunu araştırmacı olarak net görebiliyordum. Çok hassas sensörler hayatımıza katıldı, iletişim teknolojileri ile birlikte. İnanın bu makaleyi okumadan bir kaç hafta önce yine deprem araştırması konusunda birlikte çalışma görüşmesine gittiğim doçent arkadaşıma bunun aynısını anlattım. Fiziksel,kimyasal biyolojik izleri, kara da havada denizde yakalamalı bir sistem mühendisliği içinde bu çok algılayıcı verileri bir çok istasyonla paralel izleyerek karara ancak varabileceğimizi anlattım. Bu makale beni temize çıkardı! İnanın kurbağa gibi şiştim, sesimi içimde çığlıklaştırıyordum. Ronald bey bu dünyaya çok işler başaracak ve doğru kararlar almamızı sağlayacak yüksek bir değer! Kendisini içtenlikle kutluyorum. Desteklerim olacaksa da seve seve katılırım. Saygılarımla…

YORUM YAZ