enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Cevat Öneş yazdı; TÜRKİYE’NİN DEĞİŞİM, DÖNÜŞÜM İHTİYACI…

cevat-öneş-bodrum-gündem-yazıları

24 Haziran Seçimleri için üç haftalık bir zaman kaldı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin Cumhur İttifakı olarak dayattığı baskın seçim şartlarının ağırlığına rağmen, seçim sonuçlarının ortaya çıkaracağı gerçekler, Türkiye’nin geleceğini, bekasını, çocuklarının ve milletin umutlarını etkilemesi bakımından hayati önemi haizdir.

Seçimlerin Önemi;

Alışılagelmiş seçimler gibi siyasi partilerin yarışması, iktidar mücadelesi olayının üstünde, ülkemizde insanca, huzur içinde, hak-hukuk-adalet ilkelerinin şekillendirdiği bir devlet ve toplumsal yapı içerisinde yaşama isteğinin sınavı olacaktır.

Kurtuluş Savaşının kazanılmasında, Cumhuriyet’in kuruluşunda olduğu gibi tüm kimliklerimizin birlikteliği ve dayanışması içerisinde, ortaya çıkan yaratıcı ve inşa edici enerjiye benzer bir “Değişim”, “Dönüşüm” iradesinin 24 Haziran Seçimleriyle ortaya çıkarılması gibi bir gerçeklikle karşı karşıyayız.

Fenerbahçe Kongresi’nde, dip dalgası olarak ortaya çıkan toplumsal tepkinin, yozlaşmış, vesayet altında olan, otoriter yönetim anlayışına karşı çıkarak, demokratik-hukuki-kurumsal-ahlaki-etik değerler için Değişim-Dönüşüm yönünde aldığı karar, 24 Haziran için de, bir işaret fişeği mahiyetindedir.

Bazı Türkiye Gerçekleri;

Haziran 2018 itibariyle Türkiye’nin içerisinde bulunduğu gerçeklerin, tüm yurtseverler ve vatandaşlarımız tarafından bilinmesi, anlaşılması önem kazanmıştır.

Atatürk’ün önderliğinde, Cumhuriyet’in kuruluşu ve benimsenen ‘Muasır Medeniyetin Üstüne Çıkma’ hedefleri, çağdaş, medeni dünya ailesinin bir parçası olabilme iradesini yaratmıştır. AKP’nin Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle oynama girişimleri, arka planda farklı bir zihniyetin bulunduğu tartışmalarına yol açmıştır.

AKP’nin 16 senelik iktidar döneminde, eğitim ve kültür politikalarının yarattığı çöküntü ile laikliği yozlaştıran uygulamalar ve söylemler, çağdaş-bilimsel-insani demokrasinin gelişiminde engeller yaratmış ve Devlet Kurumsal Yapısını yozlaştırmıştır.

Devlet yönetiminde liyakat yerine, yandaşlık uygulamalarının sonuçları, yönetilemeyen bir sistemi ortaya çıkararak, Devlet-Toplum, Devlet-Kurumsal yapılar ilişkilerinde zafiyetler yaratmıştır.

16 Nisan Referandumuyla getirilen Yönetim Sistemi değişiklikleri, ‘tek adam’ yönetiminin yol taşlarını döşerken, nitelikli demokratikleşme ihtiyacının karşılanmasında, engelleri güçlendirmiş ve otoriterleşme eğilimleri riskleri artırıcı şekilde yükselme kaydetmeye başlamıştır.

Silahlı Kuvvetlere yönelik, bazı noktalarda haklılık payı da olan ‘vesayetçi’ suçlamaları ve Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi kurgulanmış yargılamalar ile Yargı Sisteminde, Güvenlik-İstihbarat kuruluşlarında FETÖ hâkimiyetini gerçekleştirici şartların oluşumu, Devlet Yönetimi yetersizliklerinin sonuçları olarak görülmelidir.

15 Temmuz darbe teşebbüsünün yarattığı şaşkınlık, aynı zamanda 15 Temmuz şartlarını yaratan gelişmelerin, siyasi-sosyal-ekonomik-küresel bağlantıları yönünden önemli tartışmalara sebep olmaktadır. FETÖ’nün siyasi ayağına dokunmadan, FETÖ bağlantılarının muhalefet içinden aranması ve suçlamalar yapılması gayretleri ise tehditle mücadelede, engeller ortaya çıkarmaktadır.

Kimlikler, inanç (siyasal İslam, mezhep) üzerinden siyaset yapma ve seçmeni konsolide etme anlayışının yarattığı sonuçlar, toplum ve devlet yönetiminde çatışma, bölünme gibi çok tehlikeli riskleri güçlendirmiştir.

Ekonomik gelişmeler, Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı döneminin yaşanmakta olduğunu göstermektedir. Yurt dışı borçlanmanın yüksekliği, iç ve dış faiz yükü, kontrol edilemeyen kur hareketliliği, yatırımlarda üretici-katma değeri yüksek alanlara yönel inmemesi, plansızlık, yolsuzluklar, yaşanmakta olan şartları ağırlaştırmıştır. Mayıs 2018 üretici enflasyonunun son 15 yılın rekorunu kırması, geciktirilen/beklenen tüketici zamları yönünden çanları çalmaktadır.

Kürt Sorunu, zamanında çözülemediği, iç politika malzemesi olarak kullanıldığı ve nitelikli demokratikleşme süreci içerisinde, T.B.M.M bünyesinde, ortak çözüm yolları sonuçlandırılamadığı için, bölgesel ve küresel bir mesele haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 4 Haziran’da Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, ‘Kürt Sorunu diye bir sorun yoktur. Terör sorunu var…’ şeklinde açıklama yapmasına rağmen, Fırat’ın doğusunda, ABD destekli PYD/YPG silahlı güçlerinin düzenli kuvvetler halinde statü arayışları ve bölgesel, küresel ilişkileri, meselenin tehdit seviyesinin yükselerek, devam ettiğini göstermektedir.

Genel olarak, dış politika bağlamında, ülkeler arası ilişkilerde yaşanan kırılganlıklar, kaybedilen güven ortamının yarattığı sonuçlar, Türkiye’nin potansiyelinin kullanımında, güçlükler de yaratmaktadır.

Millet İttifakı’nın Demokratik, Kurumsal, İdeolojik nitelikleri, toplumun, kitlelerin ve gelecek hayali olan gençlerin; özgür, huzurlu, yaratıcı, üreten dünya içinde olabilme taleplerine cevap verebileceği güvenini geliştirmektedir.

Genel olarak, eksik noktalarına rağmen, çizilmeye çalışılan Türkiye gerçekliğinin fotoğrafı, seçimlere katılımın ve Millet İttifakı üzerinde, özgür irade mührünün vurulmasının önemini göstermektedir.

Millet İttifakı’nın, Halkların Demokrasi Partisi(HDP)’nin de desteğini alarak oluşturabilecekleri Siyasi İktidar ve T.B.M.M çoğunluğu, tarihi kurucu siyaset rolünü oynayarak, Cumhuriyet’imize nitelikli demokrasi elbisesini giydirerek, Toplumsal hak taleplerine ve beklentilere cevap verebilecek potansiyele sahiptir…

Cevat Öneş

06 Haziran 2018 Bodrum

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.