MİLLET-DEVLET-İNSAN / Cevat Öneş Bodrum Gündem yazıları…

Cevat Öneş
Cevat Öneş
  • 12.06.2018
  • 3.362 kez okundu

cevat öneş bodrum gündem yazılarıTürkiye’nin Hayati Meseleleri…

24 Haziran Seçimleri yaklaşırken, Türkiye’nin hayati olan, önemli sorunlarını tartışmak, her yurtsever için bir görev ve sorumluluk haline gelmiştir.

Milletin huzuru, özgürlüğü, yaşam seviyesi, güvenliği, adalet arayışı, birlik ve beraberliği ile gelecek kaygılarının cevaplandırılabilmesi, tartışmasız öncelikli meselelerdendir.

Devlet, modern çağın uluslaşan, millet vasfını kazanan toplumsal yapılara, hizmet üreten, adalet dağıtan, güvenlik sağlayan, kanuni/hukuki teşkilatlanma bütünlüğüdür.

İnsanlık tarihinin, mücadelelerle, bedeller ödenerek kazandırılan evrensel değerler bütünlüğünün yarattığı en önemli kavram ve gerçeklik ise İnsan İçin Hizmet Üretimi ve Demokratik yaşamın kurumsallaştırılmasıdır.

Bu noktadan hareketle, günümüz Türkiye’sinin başlıca temel sorunlarını şöyle tespit edebiliriz;

Temel Sorunlar…

Antiemperyalist mücadele sonucu küllerinden yeniden doğan Cumhuriyet; eksik demokrasi gelişim süreçleri sebebiyle, çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarıyla birlikte, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk ilkelerine karşı, Siyasal İslam yaklaşımı sebebiyle ortaya çıkan etkiler, toplumu ve siyasal mücadeleyi ayrıştıran şartları hazırlamıştır.

Etnik, mezhep, yaşam tarzı üzerinden kimlik politikalarına süreklilik kazandırılarak, iktidarın tahkim edilmek istenmesi, toplumsal çatışma risklerini ortaya çıkarmıştır.

Özellikle Nisan 2014 Referandumu ile kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Yönetimi modelinin getirdiği sistem/rejimin, ‘ Tek Adam’ iradesine dayanan otoriter bir yapıya yöneliş yolunu açması, hedef alınan, nitelikli Demokratikleşme için ciddi tehlikeleri davet edici mahiyettedir.

Liyakat prensiplerinden uzaklaşılarak,  yandaşlık uygulamalarıyla kurgulanan Devlet Kurumsal Yapısının işleyişinde, çok ciddi aksaklıklar ortaya çıkmış ve 15 Temmuz gibi unutulamayacak bir FETÖ darbe teşebbüsüyle karşılaşılmıştır.

Öncelikle Silahlı Kuvvetlerimiz, Güvenlik Teşkilatları, Yargı Sistemi, Devlet İstihbarat Örgütü, Milli Eğitim, Üniversiteler ile diğer Kurumsal yapılarda gerçekleştirilen FETÖ ve benzeri yapılanmalar, adalet ve hukuk sistemine dayanan bir Devlet Organizasyonu ve Yönetimi için kabul edilemez bir sonuçtur.

Üst Akıl ve benzeri açıklamalarla, sorumluluktan kaçınmanın da mümkün olmadığı bir gerçekliktir.

Kurulmak istenilen sistemde, “Kuvvetler Ayrılığı”nın yok edilişi, Kurucu Gazi Meclisin yetkilerinin, Kanun Gücünde Kararnamelerle kısıtlanması, Yönetimin Denetlene bilirlik/Hesap verilebilirlik fonksiyonlarının etkisizleştirilmesi, Yargı ve Kurumsal yapıların Tarafsızlık ve Bağımsızlıklarını ortadan kaldıran hukuki, fiili gelişmeler, modern bir Hukuk Devletinde, düşünce safhasında dahi, çok riskli olabilecek gelişmelerin göstergesidir.

Özellikle 2014 yılından itibaren, Dış Politikanın İç Politikaya endekslenerek, kurgulanmış söylemlere ve gerçekçi olmayan siyasi tavırlara dayandırılması, Türkiye’yi yalnızlığa mahkûm eden, ulusal çıkarlarımızı, siyasi-ekonomik-stratejik-psikolojik yönleriyle de zedeleyen sonuçlar üretmiştir.

Siyasi İktidar ve yandaşları dışında, tüm muhalefeti ötekileştiren söylem ve uygulamalar ise siyaset platformu dışında, tüm vasatlarda da, siyasi-ekonomik-sosyal olumsuzluklar yaratmıştır.

Kürt Sorunu; AKP-MHP ittifakının, ‘Güvenlik Eksenli ve Siyasi İktidarı Tahkim Etme’ anlayışına dayandırılan uygulamalar sonucu, ‘Bölgesel‘ ve ‘Küresel‘ bir mesele haline gelerek, çözüm şartları daha da ağırlaşmıştır.

Siyasi İktidarın; laiklik anlayışının, ‘kindar ve dindar‘ bir nesil yaratılacağını ifade eden, eğitim ve kültür politikalarında, sanata ve evrensel kültüre yaklaşımında görülen kırılmalar ise Cumhuriyetin, bilime ve insana odaklanan hedefleriyle çatışmaktadır.

Türkiye’nin 2014 yılı itibariyle yükselişe geçen Demokrasiden uzaklaşma, otoriter bir yapı oluşturma süreci, üretime dayandırılmayan politikaların şekillendirdiği ekonomide de, çok ciddi tahribatlara sebep olmuştur. Enflasyon, İşsizlik, fiyat artışları, döviz hareketliliği, borçlanma riskleri, siyasi-ekonomik-sosyal hayatımızı da etkileyerek, çocuklarımızın geleceğini de ipotek altına alacak şekilde, negatif gelişmeler göstermektedir.

Söz konusu tespitlerin ortaya çıkardığı, objektif ve bilimsel gerçeklik, AKP iktidarının siyaset üretimi, devlet yönetimi, vizyonu itibariyle, sorgulanması gereken çok önemli yetersizliklerinin ve hatalarının bulunduğu hususudur. Ayrıca bünyesinde muhafazakâr, milliyetçi, demokrat unsurları önemli ölçüde barındırmakta olan AKP’de yaşanacak bir özeleştiri süreci, Türkiye siyasetine yeni kazanımlarda getirebilecek potansiyele de sahiptir.

Dip dalgası şeklinde gelişme kaydetmekte olan toplumsal tepkinin de, açıklamaya çalışılan sonuçlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Çözüm Önerileri…

İlkeler ve prensipler çerçevesi dışına çıkmadan, çözümler için, zihniyet ve uygulamalar olarak, alternatifsiz gördüğüm bazı tespitlerimin sunulmasının da yararlı olabileceğini değerlendiriyorum.

Tüm renkleriyle demokrasiyi, hak ve hukuku savunan; demokratların, muhafazakârların, milliyetçilerin, ulusalcıların, solcuların, dindarların birlikteliği ve işbirliği, acili yeti olan, öncelikli konulardandır.

Demokrasiyi reddeden Siyasal İslam anlayışları, teorik ve pratik olarak, sürekli gelişen, değişen, dönüşen insan yaşamı için pozitif sonuçlar üretememiştir.

Evrensel değerleri içselleştiren, nitelikli demokratikleşme, hukukun üstünlüğünün şekillendirdiği Devlet Kurumsal Yapısının oluşturulması önem ve öncelik kazanmıştır.

İyileştirilmiş Parlamenter Sistem, Kuvvetler Ayrılığı, Meclis İradesinin hâkimiyeti, Denetlenebilir/Hesap verebilir Devlet ve Yönetim anlayışı sağlanmalıdır.

Bağımsız Yargı sistemi, acil ve öncelikli meselelerdendir.

Laik, evrensel bilimi, katma değeri yüksek üretimi hedef alan, ahlaki ve etik değerleri içselleştirmiş nesiller yetiştirebilecek bir eğitim sisteminin yaratılabilmesi ve sürekliliğe sahip şekilde uygulanabilirliği temel sorunlardandır.

Kürt Sorununun çözümü için; demokratikleşen bir Türkiye’de, ‘ GÜVEN ‘e dayanan şartlarda, çözümlerden düşünülen sürelerden çok daha kısa zaman dilimlerinden sonuç alınabileceğini ön görebilmeliyiz. Gelişen Türkiye şartlarının, küresel ve bölgesel etkilerin ortaya çıkardığı ‘Millet İttifakı’nın, genişleyerek ve nitelik kazanarak oluşturabileceği şartlar; Kürt Sorunu ve diğer temel meselelerin çözümleri için umut potansiyeline sahiptir.

Liyakatin, adaletin, hukukun, insani değerlerin hâkim olduğu bir siyaset üretimi ve Devlet Yönetimiyle; FETÖ, PKK, İŞİD ve benzeri ideolojik, kurgulanmış yapıların yaşama şansı olamaz. Küresel güçlerin, öncelikle Irak, Suriye, İran, Filistin uygulamalarında, terör yapılarıyla kurabildikleri ilişkilerin sonuçları, Türkiye siyasetleri, Devlet Kurumsal Yapıları ve Millet İttifakı için, çözüm çalışmalarında, zengin veri kaynaklarını oluşturabilecek niteliklere sahiptir.

Halkların Demokrasi Partisi (HDP)’nin 24 Haziran Seçimleri ve sonrasında, demokratik çözüm siyasetlerinin üretimi yönünden oynayabileceği roller, Türkiye Demokrasisinin, ülke, toplumsal birlik ve bütünlüğün sağlanması ihtiyacının karşılanabilmesi bakımından önemi haizdir. HDP’nin ve Millet İttifakının bu konuda göstereceği hassasiyet, çok önemli olup, Türkiye ve Bölge barışını da doğrudan ilgilendirmektedir.

SONUÇ…

AKP iktidarıyla ağırlaşan Türkiye Sorunlarının Çözümleri için, 24 Haziran ve 08 Temmuz Seçimleriyle, Türkiye’miz için bir “Değişim ve Dönüşüm” sürecinin başlatılması ihtiyacı, zorunluluk haline gelmiştir. Millet İttifakı’nın üstlenmiş olduğu tarihi görev, ancak evrensel değerlerin, ilkeli adımların, ulusal çıkarların ve insani değerlerin öncelik kazandığı, siyaset üretimi ve pratikleriyle başarıya ulaştırılabilir…

Not: Okurlarımızın Ramazan Bayramını kutluyorum.

Cevat Öneş, 

12 Haziran 2018/Bodrum

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ