enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN GÖZLEM ve ANALİZİ… (1.BÖLÜM)

 

Eğrisi ve doğrusu ile Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimine yönelik görüşlerimizi, gözlemlerimizi ve analizlerimizi paylaşalım.

Aslında burada anlatacaklarım bir masal.

O nedenle bu yazıyı okurken sözleri Yavuz Turgul ve Cengiz Onural’a ait olan ve Yeni Türkü ya da Oya Küçümen tarafından seslendirilen “Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısı eşliğinde dinlemenizi öneriyorum. Hani “Süper Baba” filmi ile hit olan bu şarkı vardı ya. İşte o şarkı. Sözleri de çok manalı.

Bir var(mış), bir yok(muş).

Bundan 60-70 gün önce 18 Nisan 2018 günü; Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşme sonrasında, 24 Haziran 2018 tarihinde Türkiye’nin erken seçime gideceğini ilan et(miş).

Bu karara CHP cephesinden “Hodri Meydan” şeklinde bir yanıt gelirken, yurttaşlarımızın sosyal medya hesapları da “#Hodri Meydan” hashteg’leri ile yıkılmış. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Hodri meydan, erken seçime hazırız. Türkiye’yi bu sıkışmışlıktan çıkarmanın yolu seçimdir…” de(miş).

HDP Genel Başkanı Pervin Buldan da, “Bir karar aldıysanız, Halkların Demokratik Partisi olarak size hodri meydan diyoruz. Biz seçime de varız…” derken, İYİ Parti lideri Meral Akşener ise (istemeye istemeye de olsa) partisinin yasal olarak seçime girip giremeyeceği tartışmalarına rağmen “Zamanında ya da erken, bizim için fark etmez. Bizim için telaşlanacak bir durum yok…” diye konuş(muş).

Genel hava “Ok yaydan çıktı, seçim kaçınılmaz…” konusunda tüm partiler fikir birliğine vardıklarını ifade etmişler.

Gerçekten böyle mi düşünüyorlardı, yoksa ortam onu gerektirdiği için mi bilemiyorum.

İşte masal böylece başlamış oldu.

*******

Türkiye 22 Nisan 2018 günü on beş CHP Milletvekilinin, İyi Parti’nin TBMM’de grup kurabilmesi için CHP tarafından İYİ Partiye kiralandığı haberi ile çalkalandı. Yapılan açıklama şu şekildeydi; “CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan; “İYİ Parti’nin seçimlere katılabilmesi için, 15 CHP’li milletvekili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla istifa ederek İYİ Parti’ye katıldı. Bu adım demokrasinin önüne koyulan tuzağı kaldırma adımıdır…” dedi.

Tüm Türkiye şaşkınlık içindeydi. “Ezber bozuldu, her şey demokrasi için…” sözleri kifayetsiz kalmıştı. Hele hele CHP tabanı tam anlamı ile “sus” olmuştu. Daha sonra da buna benzer bir tutum, (daha önce yapıldığı gibi) gayri resmi bir şekilde içten içe HDP için yapılacak, HDP’nin meclise girmesi için fedakârlık yapmanın gerektiği ve HDP’ye oy verilmesi pompalanacaktı. (Bu pompalama çok sert mi oldu acaba?)

Fakat bulunmaz kaftan olan Meral Akşener, CHP’nin bu centilmen jestini elinin tersi ile iterek “Ben yüz bin imza toplayacağım. CHP’nin kiralık milletvekillerine ihtiyacımız yok…” diyerek, CHP’yi ters köşeye yatırmış. CHP tabanının yüzü kıpkırmızı olurken, üst düzey yöneticileri ise “Yarabbi şükür, yağmur mu yağdı…” demişler.

CHP başka ne gibi gariplikler yapabilirim diye etrafına bakmış.

Kimi görmüş dersiniz?

2 Temmuz 93’de Madımak Otelini içinde 35 insanın diri diri yakıldığı dönemde belediye başkanı olan ve olayları provoke ettiği iddia edilen Temel Karamollaoğlu’nun Saadet Partisi’ni. Hadi demişler, onu da meclise taşıyalım.

CHP üst düzey yönetimi hızlarını alamamış, daha başka ne gibi gariplikler yaparız diye bir sağa bir sola bakmışlar. Önce AK Parti kurucusu 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü sonra İlhan Kesici ve en son olarak ise eski AK Parti Kurmayı Abdüllatif Şener’i Cumhurbaşkanı adayı göstermek istemişler.

Bu arada İYİ Parti adayı Meral Akşener, Saadet Partisi adayı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi Doğu Perinçek için parti tabanına çağrılar yaparak “Demokrasi için bunlara imza verin…” kumpanyasını da yapmaktan çekinmemişler.

Bakmışlar CHP tabanının sabrı taşıyor. Yumrukları sıkılıyor, geri çark edip, hiç olmazsa kendi iç dengeleri ile oynamaya karar vermişler.

*******

muharrem-ince-ve-kemal-kılıçdaroğluGerim gerim gergin olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 4 Mayıs 2018 Cuma Günü “Gel bakalım Marem…” şeklinde kürsüye çağırdığı Muharrem İnce’nin 50 gün süren kampanya sonunda başına dert olacağı ihtimalini düşünmemişti. Kılıçdaroğlu yakasından CHP rozetini de aldığı İnce için; “Nasılsa Cumhurbaşkanlığını kazanamaz ve milletvekili de olamayınca siyasetin dışında kalır. Ben de rahat rahat genel başkanlığıma devam ederim…” diye düşünmüş olsa gerek. Çünkü daha önce de genel başkanlık için ciddi bir rakip olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ı da “Senin ön seçime girmene gerek yok, ben seni kontenjana yazacağım…” diye kandırmış ve milletvekili olmasını engellemişti. Böylelikle Umut Oran da (görece de olsa) siyasetin dışında kalmıştı. Lakin kazın ayağı bu sefer öyle olmamış.

CHP adayının Muharrem İnce olduğu açıklanır açıklanmaz, yurttaşlardan büyük bir teveccüh görmüş ve çok sayıda yurttaş Muharrem İnce’yi bir umut olarak kabul etmiş. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce  45 günlük seçim sürecinde 65 ilde 107 miting gerçekleştirmiş. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İnce’nin gölgesinde kalmış. Milletvekili listeleri hazırlanırken hıncını almış. Muharrem İnce’ye yakın olduğu bilinen 15 milletvekilinden sadece ikisini listeye yazmış. Diğerlerini dışlayıvermiş. Dışladıklarından birisi de bizim Muğla Milletvekili Akın Üstündağ. Neyse milletvekili listeleri hazırlanıp kamuoyuna açıklanınca kıyamet kopmuş CHP tabanında. Her zaman olduğu gibi “Şimdi iç işlerimizi eleştirme zamanı değil. Ülke elden gidiyor siz CHP’nin milletvekili adaylarını konuşuyorsunuz. Ayıp, ayıp. Şimdi susun sonra danışma toplantılarında boş boşuna konuşursunuz, eleştirilerinizi söylersiniz…” demişler. CHP tabanı hık-mık dese de her zaman olduğu gibi “sus” olmuş. Nedense burada aklıma Mehmet Akif Ersoy’un o şiiri ve o iki mısraı aklıma geldi;

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 

Siz anladınız onu değil mi?

*******

muharrem ince bodrum gündemBu arada CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce  45 günlük seçim sürecinde 65 ilde 107 miting gerçekleştirirken, AK Parti Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan, toplamda 31 ilde 43 miting, 29 iftar ve açılış törenine katılmış. İYİ Parti Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, 56 ilde 71 miting yapmış ve binlerce tülbent toplamış. HDP, 19 ilde miting yaparken, 35 ilde de halk buluşması adı altında vatandaşlarla bir araya gelmiş. En az mitingi ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yapmış. Bahçeli, seçim kampanyası boyunca sadece 3 miting gerçekleştirmiş. Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu’da MHP gibi tembel adaylardan birisi. Nasıl olsa sıkışırsak CHP destek verir diyerek, sadece 11 miting gerçekleştirmiş.

*******

recep tayyip erdoğan muğlada 1Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan 6 partinin cumhurbaşkanı adayları  seçildikleri takdirde neler yapacaklarını mitinglerde ve TV’lerde kamuoyu ile paylaştılar. Adaylardan beşi iktidarda olmadıkları için kamuoyuna asgari ücretten tutun, Türk Lirasının yabancı paralar karşısında değer kazanacağına, benzin ve mazot fiyatlarının düşeceğine kadar bir çok ekonomik ve sosyal vaatlerde ve taahhütte bulundular.    Cumhur İttifakının  adayı olan  Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan  ise genelde hem şimdiye kadar yaptıklarını kısmen de seçildikten sonra yapacaklarını açıkladı. Tüm adaylar taahhütlerini, ekonominin genel dengesini bozmadan ve enflasyona yol açmadan nasıl finanse edecekleri konusunda kamuoyunu  tam olarak  tatmin edememişler. Ekonomi, Kürt meselesi, terör, dış ilişkiler, tarım, enerji, sanayi üretimi gibi çok önemli konularda vaatlerde bulunan adaylar, halkı coşkusunu çoğunlukla birbirleri ile uğraşarak yakalayabilmişler.

Benim en çok beğendiğim vaat ve taahhüt Muharrem İnce’nin “Barışacağız, Büyüyeceğiz ve adil Bölüşeceğiz…” sloganı oldu.

Süreçle ilgili yazacak çok şey var. Bunlar ilk anda aklıma gelenler. Yerel sürecin masalını da bir sonraki yazımızda yazarız.

*******

Şimdi o günü yazalım sabahtan akşama, akşamdan sabaha ne oldu?

Herkesin merakla beklediği o gün geldi. Yurttaşlar büyük bir oranda sandığa gitti ve oyunu kullandı. YSK verilerine göre 3 Kasım 2002 seçimlerinde katılım oranı yüzde 79.14 olarak belirlenmişti. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde bu oran yüzde 84’e yükseldi. 12 Haziran 2011 seçimlerinde ise katılım oranı yüzde 83.16 olmuştu.

Anadolu Ajansı’nın verilerine göre, 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 180 bin 556 sandıkta kullanılan 51 milyon 747 bin 885 oyun, 51 milyon 199 bin 737’si geçerli sayılırken, buna göre katılım oranı 87.37 seviyesinde olmuş.

24 Haziran 2018 Milletvekili seçimlerinde ise 188 bin 80 sandıkta kullanılan 57 milyon 288 bin 801 oyun, 56 milyon 854 bin 638 geçerli sayılmış, buna göre katılım oranı 87.46 seviyesinde gerçekleşmiş. Çok iyi bir oran değil mi?

*******

24 Haziran 2018 Pazar günü saat 17:00 itibarı ile oy verme işlemi bitti ve sayımlara geçildi. Saat 18:45’de seçim yasaklarının kalktı ve TV’lerde seçim şovlarının başladı. Sonuçlar da saat 21:00 itibarı ile netleşmeye başladı.

Sonuçlar belli olmaya başlayınca sosyal medya üzerinden günün anlam ve önemine uygun mesajlar paylaşılmaya başlandı. İlk önce Anadolu Ajansının seçim sonuçlarını manüple ettiği ve özellikle Muharrem İnce’nin yüksek oy aldığı yerlerin sisteme girilmediği, TV’lerde duyurulan seçim sonuçlarının gerçek dışı olduğu yönündeydi. CHP’den sürekli olarak “Sandıklara sahip çıkın. Sandığı boş bırakmayın…” şeklinde uyarılar gelmeye devam ediyordu. Gerçekten de bütün partiler sandığa sahip çıktı. Oy pusulalarının üç kişi tarafından taşındığına şahit olduk. Helal olsun.

İlk açıklama, ilk turda yüzde 50’nin üzerine çıkarak Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, 24 Haziran seçimlerini “Demokrasi zaferi…” olarak niteledi. Lakin açıklamasında en dikkat çeken; Türkiye seçimlere yüzde 90 katılım oranıyla, yüzde 30-40 veya 60 ile seçim yapan sözde demokrat ülkelere ve dünyaya demokrasi dersini vermiştir…” şeklindeki cümlesi oldu.

Bu açıklamanın sonrasında sosyal medya yine yıkıldı. Erdoğan’ın neden bu kadar erken açıklama yaptığı eleştirisi yapılırken, “Balkon Konuşması”nın neden ertesi güne ertelediği de merak konusu oldu. Hatta bu ertelemenin altında da buzağı arandı.

Bu arada 24 Haziran seçimlerinden en karlı çıkan Devlet Bahçeli de bir basın toplantısı yaparak “Kriz bekleyenler şaşkına dönmüşlerdir…” dedi. MHP Lideri Bahçeli;  “Tarafımız Türkiye’dir, safımız büyük Türk milletidir. Hedefimiz milli birlik ve dayanışmanın güçlenmesidir. Elimizi taşın altına koymaktan asla vazgeçmeyeceğiz…” ifadelerini kullandı.

Bütün Türkiye Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce ve Meral Akşener’in yapması beklenen açıklamalara kilitlendi. Bekledikçe gerginlik hat safhaya yükseldi.

Bu sırada AK Partililer tüm yurtta eş zamanlı olarak sokağa döküldüler. AK Partililer zaferlerini havai fişekler ve sokaklarda konvoylar oluşturarak kutladılar.

Gergin bekleyiş sürerken gece yarısı 00:37’de Fox Tv’deki seçim şovu tamamlamak üzereydi ki, İsmail Küçükkaya son noktayı koydu; “Sevgili izleyenlerimiz şimdi Muharrem İnce’den gelen bir mesajı aynen paylaşıyorum; Kabul ediyorum. Adam kazandı!” şeklinde Muharrem İnce’nin kendisine gönderdiği mesajı Türkiye ile paylaştı. Tabi doğal olarak CHP’liler bu mesajın doğru olduğuna inanmak istemedi. Tam bu sırada sosyal medya üzerinden çeşitli mesajlar dolaşmaya başladı. Muharrem İnce’nin Albaylar tarafından teslim alındığı, karısının rehin tutulduğu ve Recep Tayyip Erdoğan ile 20 dakika telefonla görüştüğünün yazılı olduğu bu mesajlarda, Türkiye’nin kan gölüne dönmemesi ve iç savaş çıkmaması için İnce’ni kaybetmeyi kabul ettiği ifade edildi. Yine tam İnce’nin mesajının İsmail Küçükkaya tarafından kamuoyuna duyurulduğu anda Bülent Tezcan ve kurmayları CHP Genel Merkezinde bir basın açıklaması yaparak, İnce’nin kaybettiğini ve Erdoğan’ın da yüzde 50’yi aşarak kazandığını ilan ettiler.

Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’ndan hala haber yoktu.

Bir ara CHP Genel Merkezinin 11 katından atlayarak eve gittiği bilgisi gelse de, sonradan doğru olmadığı anlaşıldı. Çünkü 11 kat çok yüksekti ve atlanamazdı. Sonra ikinci katın arka kapısından bir araç ile bilinmeyen bir yere gittiği söylendi. Bunun daha makul bir açıklama olduğu ifade edildi.

*******

Son duruma göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 oy alırken, Muharrem İnce ise yüzde 31 oy aldı. Seçim süreci boyunca bulunmaz kaftan olan ve CHP’nin kiralık milletvekillerini bile elinin tersi ile geri çeviren, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikinci turda yarışacağına kesin gözü ile bakılan(?) Meral Akşener yüzde 7.29 oy oranı ile taraftarlarını düş kırıklığına uğratma rekoru kırdı. Meral hanımın bu oranda kalacağını herkes biliyor(muş) denilince Özcan Özgür ağabeyimin köşesindeki gibi; beni bi gülmek aldı…

Temel bey ile Doğu beyi dikkate almayacağım. Onların aldığı oy oranı ile ilgili bir şey demek abesle iştigal.

Gelelim Marem İnce ile ilgili değerlendirmelerimize;

Birincisi son yıllarda yurttaşların umutlanmasını sağlayan bir adam olması nedeniyle kutluyorum. Lakin aynı Meral hanımın yüzde 10 altında oy alacağını herkesin bildiği halde, Erdoğan ile yarışacağını söyleyenler gibi, İnce’nin de ilk turda işi bitireceğini yazan, çizen, umut edenleri düşününce (Özcan Özgür köşesinin altı) “Beni bi gülmek aldı…”

Matematiksel olarak düşündüğünüzde Muharrem İnce’nin yüzde 30 bandında bir oy alacağı belliydi. CHP’den yüzde 8 civarında fazla oy alması onu gıdıklamış belli. Çünkü bu gün öğleyin saat 12:00’de yaptığı basın açıklamasında net olarak söyledi. Ne dedi; “Bakın size bir şey söyleyeyim, diğer muhalefet parti üyeleri çok düşük oy aldı. Zaten biraz yüksek alsaydı, zaten seçim ikinci turdaydı.  Utanırım ben böyle şeyleri söylemeye, 8-9 puan fazla oy almışız. 77’den bu yana 41 yıl sonra 30 barajını geçmişiz. Bunu ben söylemeyeyim, ama diğer muhalefet partileri de 10’un üzerinde bir oy alsalardı seçim ikinci turdaydı zaten. Onun için bunu başarabiliriz diyorum. 30 barajını yıktık, 50 barajını da yıkacağız. Bana derlerse yürü önümüzden, ben yürümeye hazırım...”

Yani hem diğer muhalefet partilerine hem de CHP Genel Başkanına çaktı.

Bu “çaktı” kelimesini özellikle kullanıyorum. Çünkü anladığımız kadarı ile Marem İnce bundan sonraki süreçte çok kişiye çakacak.

Görünen o…

KISA KISA NOTLAR:

1-Bu yazımız çok uzun oldu farkındayım. En çok Nejat Altınsoy eleştirecek biliyorum. Dediğini duyar gibiyim; “Efecim acık kısa yaz, millet okumaz…” Lakin masallar bazen uzun olur. Aynı 1001 gece masalları gibi.

2-Bu masalda sosyal medya üzerinden beni eleştiren dostlarım Hilal Tan Sülün ve Laçin Karaöz ve diğer arkadaşlarıma da yanıt verebildiğimi düşünüyorum. İlerleyen günlerde Muğla ve Bodrum ile ilgili de yazacağım. Kerim Cangır’ı, Süleyman Girgin’i, İYİ Parti için emek harcayan Bodrumluların hayal kırıklıklarını Mehmet Onur Şahbaz’ı, Mehmet Tosun’u, Behçet Saatçi’yi ve daha daha kimler kimleri… Ve kadınları yazacağım. Emel Çakaloğlu’nu, Emine Yenilmez Aydemir’i, Nazmiye Halvasi’yi, Melek Topçu Yılmaz’ı ve Yelda Erol Gökcan’ı yazacağım…

3-Son olarak bir özür borcumu da ödeyip son vereceğim yazıma;

2011 seçimlerinde Bodrum CHP yüzde 57 oranında oy almıştı ve rekor kırmıştı. Ben o dönemin CHP ilçe Başkanı Durmuş Ali Öztürk’e “Bodrum’dan yüzde 57 oy almak öyle övünülecek bir şey değil. Bodrum aydınlık yüzlü insanların yaşadığı bir yerdir ve aslında yüzde 57 Bodrum için yeterli bir oy oranı değildir…” demiştim. Durmuş Ali Öztürk başkan özür dilerim…

24 Haziran seçimlerinde Bodrum CHP yüzde 51 oy aldı da ondan.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.