İSTANBUL DEPREMİ TAHMİNİ…/ Ronald Karel Bodrum Gündem Yazıları…

Ronald Karel
Ronald Karel
  • 16.08.2018
  • 2.161 kez okundu

İSTANBUL DA OLASI BÜYÜK BİR DEPREMİ KESTİREBİLMEK İÇİN YEGÂNE YOL!

NASA Ames’te kurulan GeoCosmo Araştırma Merkezinde büyük değişiklikler meydana geldi. Merkezin operasyonlu bölümü İngiltere’den idare ediliyor. GeoCosmo Araştırma Merkezi’nin yeni başkanı, bu yıl 22 Şubat tarihinden itibaren ben oldum.

Geçen yıl Temmuz ayında Silivri’de DOHAD’ın zaten var olan istasyonuna, yeni sensörler ilave ettik ve bugün Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Bilgisayar Bölümü’yle yaptığımız anlaşma çerçevesinde, sensörlerden elde edilen sinyalleri göndermekteyiz.

Sensörlerden elde edilen sinyallerin bir bilgisayarda toplanması her ne kadar önemli olsa da bu sinyaller özel bir yazılım gerektirmektedir ve daha sonra elde edilen sonuçların zaten meydana gelen bir depremlerle ilişkisi bulunmalıdır. Şimdilik, zaten olan depremleri ele alıp önceden meydana gelen sinyalleri okuyoruz, lakin Silivri ve çevresinde 5.0 kuvveti veya daha üstün bir deprem olmamıştır. Bu yüzden yurdumuzun güney ve güney batı bölgelerimizdeki belediyelerle ile iş birliğine girdik. Ümit ederiz yakın bir tarihte belirli bir sonuca ulaşırız.’

Bütün sinyaller okunabilse dahi bir ‘deprem kestirme’ bölümünün çok önemli olduğunu ve bu ofiste yer istasyonların bulunduğu bölgelerden alacağımız veriler değerlendirilecektir. Veriler sadece yer istasyonlarından değil, beraber çalıştığımız İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay ve Meteoroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Orhan Şen in yardımlarıyla birçok uydu verilerin de toplanacağını da ifade etmek istiyorum.

ronald karel int 1

Yukardaki resimde Silivri de DOHAD’ın önceden kurmuş olduğu deprem kestirme istasyonuna eklediğimiz sensörler ile oluşan tabloyu görüyorsunuz.

Bütün parametrelerin incelenmesi gerektiğini ve yer istasyonlar arasındaki veri ilişkilerin de çok önemli olduğunu belirtmek isterim. Depremlerin kestirilmesi için her bir istasyondaki bütün sensörlerin, yani değişik ölçüm cihazlarının kaydettikleri sinyallerin birbirleriyle kıyaslanması lazım geldiğini ve böylelikle yer altında oluşabilecek stresin tam yerini kestirmenin mümkün olunabileceğini de düşünüyorum.

İdeal bir çalışmanın ancak iki istasyon arasında en fazla 75 km olması gerektiği ve her bir istasyonda değişik gazları ölçen aletlerin de mevcut olması ve her bir yer istasyonun birbirleriyle bağlantılı olması gerektiğini savunuyorum. Gaz sensörlerinin lokal olarak ölçüleceğini ama elektromanyetik ve air iyonizasyonu ölçümleri ile TIR (Total Infrared) ve TEC ölçümlerinin (Total Electron Content) ve diğer bazı ölçümlerinin çok geniş sahalara yayıldıklarından onların ilk çıkış bölgelerinin çok önemli olduğu aşikardır.

Aşağıdaki tabloda büyük bir depremi kestirebilecek bütün parametreleri koymaya çalıştım. 2014 Aralık ayında NASA’da yaptığım konuşmada bu parametrelerden de bahsettim ama konuşmam daha fazla deprem öncesi oluşabilecek iyonize bulutlardı.

ronald karel 2

DEPREM TAHMİNLERİ

Bugün sadece yer altını inceleyerek deprem tahmini yapmak imkânsızdır. Ülkemizde hele İstanbul hakkında deprem tahmini yapan birçok akademisyenin, ne derece yanıldıklarına hep şahit oluyoruz. 1999 yılından beri İstanbul hakkında onlarca deprem tahmini yapıldı ve hiç birisi tutmadı. Bu tahminlere her nedense Japonlar, Fransızlar vs. de katıldılar ve sonuç yok. Çünkü deprem tahmini yapabilmek için deprem ön sinyallerine hâkim olmak lazımdır. Değişik disiplinler gerektiren bu araştırmalar, yaklaşmayan yer bilimcileri deprem konusunda hâkim olmamışlar ve bu gidişle hâkim olamayacaklardır.

Bugün ‘erken uyarı’ adı altında dünyaya yayılmakta olan sistemde deprem zaten meydana gelmiştir. Yani ‘P’ dalgaları zaten yola çıkmıştır ve hatta deprem ışıkları bile meydana gelmiştir. Beş ile on saniye sonra yıkıcı ‘S’ dalgaları zaten etrafı kasıp kavuracaktır. Bu Erken Uyarı sistemi ile tek bir hayat dahi kurtarılamaz.

‘USGS’ ve bazı Japon şirketlerinin icat ettiği bu erken uyarı sistemi milyon dolardan fazla bütçeye mal olmaktadır. Bu sistemin en büyük ve yegâne yararı, eğer her şey doğru giderse ‘P’ dalgaları sinyali bilgisayarlara varırsa, o anda elektrikler kesilir ve nükleer santrallar faaliyetlerinin durdurabilirler. Lakin 2 Ağustos 2016 tarihinde Tokyo’da, Kanto bölgesinde bir erken uyarı sistemi 9.1 kuvvetinde bir depremi kaydetmişti ve halk büyük paniğe kapılmıştı. 40 milyon kişinin hayatı felç olmuştu. Trenler durmuştu, sular kesilmişti milyonlarca insan sığınaklara koşmuştu.

Bilim çalışmak ister, araştırmak çalışmak ve inanılmaz bir fedakârlık ister. Hele yeryüzünde çözümlenememiş deprem konusu on kat daha fazla araştırma ve fedakârlık ister…

1983 senesinde Paris’te Jussieu Üniversitesi’nde Prof. Dr. Denise Cruette’e; “Güneş korundan dünya koruna kadar her bilim dalı birbirine bağlıdır, güneş rüzgârları esnasında daha keşfedemediğimiz bazı maddeler faylara etki edebilir” cümlem ile üniversite doktoramdan atıldım. Okul kitaplarında öğrenilen bir bilim eğer geliştirilmezse hakikate ulaşamayız. Çünkü güneş – dünya ilişkisi hakkında daha bilmediğimiz bir yığın olay mevcuttur.

Konuyu dağıtmadan deprem konusuna devam edelim.

Bugün ‘USGS’ in inadı yüzünden deprem bilimi dünyanın en geri kalmış bilim dalı olmuştur. Bu guruba maalesef Japon sismologlar da katılınca bu bilim dalı yerinde saymıştır. GeoCosmo olarak ilk kez Romanya Yer Bilimleri Bölümü ile Gürcistan Jeoloji bölümüyle ortak çalışmalar yapmak üzere bir araya geldik. Gerek Bükreş ve gerekse Tiflis’e yaptığım seyahatler sonunda gerek Romanya ve gerekse Gürcistan resmen GeoCosmo ile iş birliğine girmeyi kabul ettiler. Buna Azerbaycan ve Yunanistan’dan da pozitif cevaplar aldık. Bu dünya insanlığına son derece yararlı olacağına inandığım büyük projeyi hayata geçirmek için çalışmalar birkaç ay önce başladım. 2014 Yılının Aralık ayında DHA bir haberimi yayınladı. Tarih yazalım demiştim. Aynı ay NASA’da bir konuşmam oldu. GeoCosmo’nun Doğu Akdeniz projesini yazdım. Pilot proje olarak bana yardım edin, olası IP ve patentleri paylaşırız, dedim.

İSTANBUL DEPREMİNİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMEK

Aşağıdaki haritada görüldüğü gibi donanmış yer istasyonlarının yerleştirilmesi gereken yerler çizilmiştir. Tabii ki o bölgelerdeki yerleşim merkezlerine göre istasyonlar yer değiştirebilirler.

ronald karel int 3

Soldaki şemada gereken ölçüm cihazları her bir istasyona koyulmalıdır. Yani bir nevi veri ağı kurulmalıdır. Bu ağdaki bütün yer istasyonların verileri bilgisayarlarda toplanıp Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü’ne gönderilmelidir. Burada verilerin sismik olmayanları arındırılmalı ve yazılım yapılmalıdır. Zaten Zürih’teki EH Üniversitesi’nde Dr. Didier Sornette, arındırmalarını kendileri yapıp bizlere tekrar göndereceklerini defalarca ifade etti. Zaten Alaska’nın Kodiak şehrinde bir okulda testleri yapmıştık, Peru’nun Lima şehrinde ayrı test yapmıştık, şimdi bütün bu pratik bilgilerle olası bir büyük İstanbul depremini kestirebilmek için hayata geçirmek lazımdır. Yazılım olmazsa, yüz adet istasyon koyup her bir istasyona 50 tane cihaz bile koysak hiçbir işe yaramaz.

Her bir istasyonda değişik on adet veya daha fazla sensör bulunmalıdır.

Daha sonra Deprem Kestirim bölümünde birçok ekranlarda bütün veriler canlı olarak gözükmelidir. Ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Sayın Prof. Dr. Orhan Şen de meteorolojik verileri bizlerle paylaşacaktır. Başka bir ekranda ise canlı olarak o anda meydana gelen depremleri yayınlayacağız. Depremlerle değişik cihazlardan elde edilen arınmış sinyaller karşılaştırılacaktır.

Bu muazzam bir alt yapı ve inanılmaz bir emek ister. Lakin sonuçlar elde edildiğinde ki bizde zaten bazı sonuçlar mevcut, paketler halinde yer istasyonları hazırlanacaktır. Uydu destekli bu paketler bazı bölgelerde rahatlıkla faaliyete geçebilecektir.

Şunu da ilave etmek gerekir, her sensör her ölçüm cihazı verileri doğru dürüst kayıt edemez. Hassasiyetleri çok önemlidir. Eğer yer istasyonlarına konulacak her bir ölçüm cihazının yani sensörün hassasiyetlerine dikkat etmezsek hata etmiş oluruz.

Üzülerek görüyorum ki bazı belediyeler sadece elektromanyetik dalgaları ölçerek deprem tahmini yapmak isteyen arkadaşlara yeşil ışık yakmıştır. Endonezya da büyük bir deprem olmadan İran’da bile elektromanyetik dalgalar yayılabilir. Bunun listesi var bizde.

PİLOT PROJENİN YAPILABİLMESİ İÇİN SİSMOLOGLARLA ÇALIŞMALIYIZ

İstanbul’daki olası bir depremi birkaç gün önceden haber verebilmek için harcanacak meblağ 1 milyon doları geçmez, 3 sene sonra elde edilecek sonuca göre bu sistemin dünyaya yayılması yatırımdan en az bin kat daha fazla kar getirir.

Bugün GeoCosmo’nun başkanı olarak 65 yaşına girdim ve 16 yaşında başlayan deprem-bulut ilişkisinin deprem ön sinyalleri araştırmasına dönerek bu konuda yaptığım çalışmalarıma son nefesimi verene kadar devam edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Ülkemdeki duyarlı bir devlet adamının ve/veya bir iş adamının beni çağırmasını ve sadece “Be kardeşim bize bir açıklayıver” demesini bekliyorum.

Bizim ekibimiz tamamdır.

Yer istasyonlarını kuracak kapasitemiz mevcuttur.

İTÜ Uzay ve Meteoroloji bölümü uydu verileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri bölümü yazılımı yapmaktadırlar.

Lakin sismologların ve jeologların bizlere el vermeleri işlerimizi ve araştırmalarımızı son derece kolaylaştırır. Çünkü fay kırıklarının yerlerini bizlere gösterirlerse biz de bazı yedek cihazlarımızı o bölgelere yerleştirebiliriz, mesela değişik gaz sensörleri gibi.

İleriki yıllarda başka bir ülkede GeoCosmo’nun çalışmalarının IP ve patentlerinin alındığını gördüğümüz zaman her şey çok geç olmuş olacaktır. NASA Ames’de yıllarca laboratuvarlarda testler yapıldı ve hatta Dr. Freund NASA Goddard Space’de çalıştı. Bizler depremleri önceden kestirebileceğimizi çok iyi biliyoruz. Bu konunun devletler için inanılmaz mühim olduğunu da biliyoruz. Savunma konusunda çok önemlidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ