enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Nebil Özgentürk ile Edebiyat Manzaraları’nın ilk Konuğu Zülfü Livaneli…

Nebil Özgentürk tarafından düzenlenen “Edebiyat Manzaraları” adlı Kültür ve Sanat programının ilk konuğu müzik, edebiyat ve sinemanın evrensel ustası Zülfü Livaneli oldu.

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem

Nebil Özgentürk tarafından düzenlenen “Edebiyat Manzaraları” adlı Kültür ve Sanat programının ilk konuğu olan müzik, edebiyat ve sinemanın evrensel ustası Zülfü Livaneli Atatürk’ten Uğur Mumcu’ya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Kimi zaman kahkaha, kimi zaman hüzün dolu etkinlik, Bodrum’un turizm serüveninde önemli bir marka haline gelmiş olan Manastır Otel’de gerçekleştirildi.

Her Fırsatta Bodrum’a Geleceğiz…

Zülfü Livaneli ile ilk bölümü gerçekleştirilen “Edebiyat Manzaraları” adlı kültür ve sanat programın yapımcısı ve yönetmeni Nebil Özgentürk; “Ben 30 yıldır yazı yazıyorum. 20 yıldır da belgesel yapıyorum. Hem yazılarımda hem belgesellerimde ve programlarımda bir uğur yakaladım. İlk olma uğuru. Bu uğurun kahramanı hep Zülfü ağabeydir. Benim yaptığım tüm projelerde ilk hep Zülfü ağabey oldu. Bu “Edebiyat Manzaraları” başlığı beni çok etkiledi. Boş vakit yakaladığımız her an Bodrum’a geleceğiz. Bugün ustalar ustası Zülfü ağabeyle ilkini yapıyoruz…” diye konuştu.

Nebil Özgentürk’ün hazırlayıp sunduğu “Edebiyat Manzaraları” Kültür ve sanat programına Özgentürk’ün Günaydın gazetesinde birlikte çalıştığı ve “ustam” diye hitap ettiği Can Pulak, Yazar Hamdi Topçuoğlu, Bodrum Belediyesi Başkan aday adaylarından Mustafa Saruhan, Ahmet Aras ve Kemal Güneri ile birlikte Zülfü Livaneli’nin hayat arkadaşı, yoldaşı Ülker Livaneli ve biricik kızı Aylin Livaneli ve çok sayıda edebiyat ve sanatsever katıldı.

İlk Bölüm Atatürk, İkinci Bölüm Livaeli’nin Yaşam Öyküsü…

Samimi ve dost ortamında bir program yapacağını da sözlerine ekleyen Özgentürk önce bu programın gerçekleşmesinde önemli katkı sağlayan Manastır Otel’in Genel Müdürü Fatih Can Ekşi’ye teşekkür ettikten sonra, Atatürk’ün ölüm yılı nedeni ile ilk bölümü Mustafa Kemal Atatürk’e ayıracağını kaydetti.

Ardından da sözü edebiyatın ve sanatın evrensel üstadı Zülfü Livaneli’ye bıraktı.  Livaneli, söyleşinin birinci bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle kültür ve sanata ilişkin görüşlerini ve anılarını katılımcılar ile paylaştı. Livaneli Mustafa Kemal Atatürk’ün sadece büyük bir asker olmadığını ki bunu dünyanın bütün dünya kabul ettiğini, sadece asker olarak bile bir dünya lideri olduğunu ifade ederek “Kendi kuşağında askerler arasında onun gibi birkaç yabancı dile hakim bir asker yok. Yaşar Kemal’in eşi Tilda’nın babası Selanik Bankası müdürü. İyi Fransızca bilen birisi. Mustafa Kemal Fransız kız arkadaşlarına yazdığı mektupları ona götürürmüş düzeltmesi için. Lakin çoğunlukla düzeltmeye gerek kalmazmış. Sadece küçük bir iki düzeltme yetermiş. İkincisi kitap okumaya çok meraklı ve kütüphanesinde binlerce kitabı var ve her kitapta önemli noktaların altı çizili…” dedi.

Atatürk Kemal adını Namık Kemal’den Esinlenerek Almıştır…

Zülfü Livaneli Mustafa Kemal’in sofraları ile ilgili birkaç anıyı da katılımcılar ile paylaşmasının ardından çok dikkat çekici bir konuyu da dile getirdi. Özellikle doğu toplumlarının bilimsel felsefi eserlerle değil şiirle değiştiğini söyleyen Livaneli “Bildiğiniz gibi bir halk edebiyatı vardı bir de divan edebiyatı. Bu ikisi birbirine karışmadan gitmiş. Dünyada şarkı dediğinizde, bir tek kelime ile ifade edilmiş. Ama bizde ikiye ayrılır. Birisi şarkidir, şarktan gelir. Diğeri türküdür Anadolu Türklerinden gelir. Birbirine karışmadan akan iki nehir gibidir. Cumhuriyetten sonra bu ikisi birbirine karışmaya başladı. O dönemde Namık Kemal diye bir şair çıktı ve Vatan Yahut Silistre diye bir piyes yazdı. O dönem vatan diye bir şey bilinmiyordu. İmparatorluk ya da padişahın mülkü diye bir kavram var. İşte bu Namık Kemal’i okuyanlar arasında da Mustafa Kemal Atatürk de var…”

Livaneli Mustafa Kemal’in şiire düşkün olduğunu ve şiir yazdığını ancak öğretmenleri bir askerin duygusal olmaması gerektiğini söyleyerek onun şiir yazmaması konusunda uyardığının bilgisini vererek; “Hani öğretmenin adı Mustafa onun adı da Mustafa sana bundan sonra Mustafa Kemal diyelim şeklinde anlatılan hikâyenin doğru olmadığını düşünüyorum. Zaten bu konuda kayıtlı bir şey de yok. Mustafa Kemal, vatan şairi Namık Kemal hayranı ve o nedenle Kemal adını kendine uygun gördüğünü düşünüyorum…” dedi.

Memleket Hasreti ile Geçen Yıllar…

Zorlu bir yaşamı olan Zülfü Livaneli yıllarca sürgün hayatı yaşadı. Livaneli yaşam öyküsü ile ilgili Nebil Özgentürk’ün sorularını da yanıtlarken, özellikle sürgünde geçen Türkiye’ye hasret o günlerdeki anılarını paylaştığı sırada, o günleri anımsayan ve duygulanan Livaneli’nin eşi Ülker Livaneli’nin gözlerinin dolduğu görüldü.

Livaneli hiçbir zaman yurtdışında yaşamak istemediğini vurgulayarak, o döneme ait anılarını da katılımcılar ile paylaştı. Livaneli Yaşar Kemal’i de anarak şu anısını anlattı; “Yurtdışında sürgündeyken ‘işler biraz düzeliyor derdik’ eşim Ülker ile ve başlardık evimizi eşyalarımızı toplamaya. Sonra bakarız dönülecek gibi değil. Yeniden açardık topladıklarımızı. Sonra aradan bir iki ay geçer gene heyecanlanırız, yine memlekete dönmek üzere toplarız  eşyaları. Bu şekilde belki 20 kere evi  ve eşya toplamıştır Ülker. Memleket hasreti olunca böyle oluyor işte. Bu arada Aylin’de Yaşara Kemal’e ‘Yaşar amca babama söyle, seni sever ve seni dinler ne olur Türkiye dönelim’ diye söylermiş…”  

Uğur Mumcu’yu Ağlatıyor…

Nebil Özgentürk’ün Zülfü Livaneli’ye Uğur Mumcu ile dostluklarına yönelik olarak sorduğu soruya, çok duygusal bir anısını anlatarak şöyle yanıt verdi; “Evde eşyam bile yoktu. Duvarlarda 10-12 tane Abidin Dino’nun kendi elleri ile astığı memleket resimleri vardı. İki sandalye bir tabureden başka eşya olmadığından ev resim galerisi gibiydi. Neyse Uğur Mumcu bana geldi. Oturduk dertleşiyoruz, memleketi konuşuyoruz. ‘Neler yapıyorsun?’ diye sordu bana. Ben de ‘Yeni bir albüm kaydı yapıyorum. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir şiirini besteledim.’ dedim. ‘Dinlemek isterim’ dedi. Hani o dönem vardır ya beş tuşlu kasetçalarlar. Koydum ve ‘Yiğidim Aslanım Burada Yatıyor’ şarkısını ilk defa ona dinlettim.  Dinlerken Uğur başladı hüngür hüngür ağlamaya. ‘Neden ağlıyorsun?’ dediğimde ise; ‘Bu sadece Nazım’a söylenmiş bir şarkı değil, bütün devrim şehitleri için söylenebilecek bir ağıt olmuş’ dedi. İşte tam 10 yıl sonra Ankara’da, yüzbinlerce kişi Uğur’u bu şarkıyı söyleyerek sonsuzluğa uğurladı…”

Nebil Özgentürk, Livaneli’nin yaşamına dair çok özel sorular ile birlikte yazarlığı, sinema ve müzik yaşamı ile ilgili olarak sorduğu Edebiyat Manzaraları Kültür Sanat programı yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Manastır Otel Genel Müdürü Bodrum Sağlık Vakfı ile ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra Nebil Özgentürk ve Zülfü Livaneli’ne engelli çocukların ürettiği mozaik-seramik plaket takdim etti. Zülfü Livaneli üzerinde sarı balıkları görünce “Benim bir şarkım vardır ya, “Denizin üstünde alabalık, dibinde mavi yosun, içinde sarı balık…” çok beğendim. Çok özel bir anı oldu…” dedi.

Livaneli programın sonunda kitaplarını imzaladı, hayranları ile fotoğraf çektirdi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.