enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Gün Batımı Söyleşilerinde İç Karartıcı Konular…

Günbatımı Söyleşilerinin on altıncısı, çok önemli ancak bir o kadar da iç karartıcı bir konu ele alındı.

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem

Halk Sağlığı Uzmanı ve Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa ile Çevre Mühendisi Deniz Gümüşel konuşmacı olarak katıldığı, Termik santrallerin çevre ve sağlığına etkilerinin konuşulduğu Günbatımı Söyleşilerinin bu bölümü BESİAD sponsorluğunda Karia Princess Otel’de gerçekleştirildi.

İç Karartıcı Bir Konu Olduğu İçin Katılım Az…

Açılış konuşmasını yapan Kadir Vargı ”Çok önemli ve bir o kadar da iç karartıcı bir konu ile karşınıza geldik. Sanıyorum bu kadar iç karartıcı konun yanında, birde Termik Santrallerin halk sağlığına olumsuz etkilerinin konuşulduğu bir etkinliğe kimse gelmek istemedi. O nedenle bu gün on altıncısını gerçekleştirdiğimiz Günbatımı söyleşilerine ilk defa bu kadar az bir katılım oldu…” dedi.

BESİAD Özellikle Bu konuyu Seçti…

Besiad Başkanı Engin Ali Kaplan’da katılımın azlığından daha çok katılanların kalitesinin çok daha önemli olduğunu ifade ederek; “Biz Günbatımı Söyleşilerinde konuşulacak bu önemli konuyu özellikle seçtik. Biraz da ironi olsun dedik. Çünkü iş adamları olarak kapitalist sitemin temsilcisi olduğu düşünülen bir STK’yız. Ama biz BESİAD olarak çevre, doğa ve Bodrum yararlarına, değerlerine çok özen gösteriyoruz. Böylesine önemli bir konun konuşulduğu bu etkinlikte bizim de çorbada bir tuzumuz olsun istedik. Buna fırsat verdiğiniz için kurumum adına teşekkür ediyorum. Katılımın düşük olmasının bir önemi yok, iç karartıcı bir konuyu bırakın çok iştah açıcı davetlerde bile insanları toplamak çok zor. Önemli olan nitelikli katılım. O da burada mevcut. Bu konu burada kalmamalı ve gündemde tutulmaya devam edilmeli…” dedi.

Termik santral gerçeğiyle henüz 20’li yaşlarda yüzleştim…

Önce Vuslat ve Serhat Çiftdal kardeşlerin Gitar ve Kemanı ile mükemmel bir müzik ziyafetinin ardından, Yatağan Termik Santralinin etkilerini birebir yaşayan ve bununla mücadele eden birisi olan Hamdi Topçuoğlu kısa bir konuşma yaptı. Hamdi Topçuoğlu oldukça duygusal ifadeler içeren şu konuşmayı yaptı; “Termik santral gerçeğiyle henüz 20’li yaşlarda yüzleştim. Tarlalarımızı, bağlarımızı, bahçelerimizi korumak için köylüler olarak çok mücadele ettik. Yalnızdık. Yanımızda ne çevreciler vardı; Hikmet Çetinkaya dışında ne basın. Başarılı olamadık. Karşımıza hep aş iş bahanesi çıkarıldı. Oysa bizim aşımız da işimiz de fazlasıyla vardı. Bu alanda nasıl bir mücadele edebileceğimi sorguladım. Ben bir şair ve yazardım. Yaşadığımız acıları gelecek kuşakların belleğine böyle aktarmak istedim.

1981 yılında termik santral gerçeğini anlattığım Acemi Yaz şiirimle Gösteri şiir 3.lük ödülünü aldım. Gençler için Şehre Kaçış romanımı yazdım. Karya’dan İyonya’ya Günelşi Yağmurlar Ülkesi‘nde nasıl bir yurt parçasında oturduğumuzu olduğumuzu yetişkinlere; Ahtapot Mori ile denizlerde ne olup bittiğini çocuklara anlattım. Hepimiz kömür ve termik santral gerçeği içinde yaşıyoruz. Sağlığımız, doğal güzelliklerimiz tarihimiz yok oluyor. Günbatımı Söyleşileri’nde bugünü bu iki değerli konuşmacıya ayırmamızın nedeni de budur. Gerçekler acı. Ancak bu öyle bir acı ki yavaş yavaş öldürüyor. Kimse bu nedenle öldüğünü bile fark etmiyor. İstedik ki Bodrumlular da nasıl bir gerçekle iç içe olduklarını öğrensinler. Ola ki birkaç kişi başını kaldırıp yaşadıklarını sorgular…”

Enerji politikası bağlamında son derece yanlış bir tercih…

16.Günbatımı Söyleşilerinin konuşmacı konuğu olan Halk Sağlığı Uzmanı ve Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa, enerji ve bu enerjinin üretilirken halk sağlığı ve çevreye etkilerini katılıcılar ile paylaşacağını kaydederek; “Bugün termik santrallerin çevreye ve insana verdiği zararları hava kirliliği ile ilişkilendirerek ele alıyoruz. Termik santraller enerji politikası bağlamında son derece yanlış bir tercih. Kömür yaktığı için karbondioksit üretiyor. Bunun dışında doğaya başka gazlar verdiği gibi ağır metallerden tutun toksik kimyasallara kadar doğa ve insan için pek zor zararlı maddeyi salan bir tesisten bahsediyoruz. Anayasanın 56’ıncı maddesinden doğan bir hak olarak hepimizin temiz bir doğada yaşama hakkımız var. Termik santraller de bu hakkı en çok ihlal eden tesislerden biri…” dedi.
Kirli hava akciğer ve diğer kanserlere neden oluyor…
Termik santrallerden kaynaklı kirli havanın insan sağlığına olumsuz etkilerinin çok fazla olduğuna vurgu yapan Karababa şöyle konuştu; “Kirli hava özellikle kış aylarında karşılaştığımız solunum yolları enfeksiyonlarına ciddi bir yatkınlık doğuruyor. Bunun dışında kronik solunum sistemi hastalıklarına neden oluyor. KOAH, anfizem gibi sağlık sorunlarına neden oluyor. Hava kirliyse bu tür sağlık sorunları nedeniyle insanların krize girmesi, sağlık kurumlarının acillerine sık sık gitmesi gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Kirli hava akciğer ve diğer kanserlere neden oluyor. Kirli havayla ilgili bizim en çok üzerinde durduğumuz değişken de tanecikler. Başka bir söylemle partikül madde. Partikül maddede de 2,5 mikron ve altındakilere çok önem veriyoruz. Çünkü bu boyuttaki tanecikler akciğerde, alveol dediğimiz yapılarda kana karışarak vücudun her tarafına dağılma olasılığı var. Ulaştığı bütün sistemlerde de zararlı etkileri var. Örneğin beyinden bahsettiğimiz zaman inmeye neden olabiliyorlar. Akciğerden bahsettiğimiz zaman kansere ve solunum sisteminde yapısal değişikliklere ve bu nedenle akciğerin solunum kapasitesinden düşüşlere neden oluyor. Damarlara gittiği zaman damar yolu dolaşımını engelliyor. Ulaşımı engelliyor, damar çeperlerini bozuyor. O nedenle hava kirliliği ve partikül madde sağlık açısından çok çok önem verdiğimiz bir değişken olarak karşımızda duruyor…”

İçtiğimiz Suyun İçerisine Zehirli Maddeler Bırakıyor…
Günbatımı söyleşilerinin diğer bir konuğu Çevre Mühendisi Deniz Gümüşel de, termik santrallerin insan sağlığı kadar çevreye de çok fazla zararı olduğunu ifade ederek; “Termik santraller esas olarak kömürü alıp, yakıp burada elektrik üretme üzerine kurulu bir sistem. Ama bunun yanı sıra suyu tüketiyor, kömürün çıkarılması sırasında ekosistemi yok ediyor. Yakma sırasında hava kirliliğine neden oluyor. Kömürün içerisinde bulunan pek çok ağır metal yakıldıktan sonra havaya, toprağa, suya karışıyor. Bütün bunlar ekosistem zinciri içerisinde insan sağlığını etkiler hale geliyor. Temiz havanın içerisine zehirli maddeler bırakıyor. İçtiğimiz suyun içerisine zehirli maddeler bırakıyor. Örneğin zeytinin yapraklarında meyvesinde ağır metaller birikebiliyor. Bu gibi süreçlerle insan sağlığına zararlı pek çok kimyasalın ortaya çıktığı bir işlem…” dedi.
Gelişmiş Ülkeler Kapatıyor, Bizde ise Sayıları Artıyor…
Gelişmiş ülkelerdeki termik santrallerin kapatıldığının bilgisini veren Gümüşel, “Gelişmiş ülkelerde yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmeye dönük politika yürütülüyorken, termik santrallerin belirli vadeler çerçevesinde kapatılması planlanıyor. Türkiye, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler yerli kaynaklarını kullanma ihtiyacı olduğunu öne sürerek, bu yatırımlara devam ediyor. Avrupa Birliğinde kömür santraller kapatılırken Türkiye, Hindistan ve Çin’de maalesef artıyor. Böyle bir farkımız var…” şeklinde konuştu.

Gün batımı Söyleşileri Vuslat ve Serhat Çiftdal kardeşlerin Gitar, Keman ve Mandolin ile verdikleri mini konser ile sona erdi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.