Yaşamak:   Ölüm Korkusuyla mı, Yaşama Sevinciyle mi? Tutsaklık mı, Özgürlük mü?

Dr. Metin Aycıl
Dr. Metin Aycıl
  • 28.07.2019
  • 437 kez okundu

Yaşamak, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar,

Doğumla, doğmakla değil.

Yaşam da sevgisizlikle biter,

Ölümle, ölmekle değil.!

                                               Özdemir Asaf – Yaşamak

Büyüdüğüm evde aile büyüklerim sigara içerlerdi. O zamanlar filtreli sigaralar henüz çıkmamıştı, ilerleyen yıllarda onlar da tiryakilerin hizmetlerine sunuldu. Babam ve Amcam günde dört pakete yakın içerlerdi; bunu arkadaşlarıyla yaptıkları sohbetlerden hatırlıyorum. Biz çocuklar sigara içmedik.

Bir akşam Babamın sigarası bitmiş, mahalle bakkalı da kapatmış, evde dört dönüyordu; nikotin krizi tutmuştu. Sonra beni çarşıdaki büfeden sigara almak için göndermeye karar verdi. Herhalde ben daha Ortaokula başlamamıştım; zira tek başıma daha çarşıya gitmeme izin yoktu. Babam kendisi gitmek yerine, neden beni gönderiyordu? Çok kızmıştım. Evde kimsenin de bunu sormak aklına gelmemişti. Belki de Babamın kriz hâli nedeniyle, kimse bulaşmak istememişti.

Yıllar böyle geçerken, Amcamın sağlığında bozulma oldu ve sigarayı can korkusuyla bıraktı; bu ifadesi de kendisine aitti. Bir daha sigara içmediği gibi, yanında da içilmesini arzu etmedi. Yıllar sonra aynı olayları Babam da yaşadı ve o da bir daha sigara içmedi. Her ikisi de içtikleri yıllar için üzülüyorlardı. Benzer durumlara çoğumuzun tanık olduğunu düşünüyorum.

Sigarayı bırakmak için ölüm korkusuyla mı karşılaşmak gerekiyor? Madem sigara bırakılabiliyor, ölüm korkusu yerine yaşama sevincini koysak olmaz mı? Örneğin, bu sayede sportif bir yaşam tarzımızın olması gibi, çocuklarımızla birlikte maç yapmanın ortak sevincini yaşamamız gibi, torunlarımızla birlikte güzel anlar yaşamanın saadeti gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Netice itibarıyla; terazinin “Yaşama Sevinci ve Özgürlük” kefesini her zaman doldurmaya çalışmamızın daha anlamlı olacağı çok açık.

Oğlum İlköğretim yıllarındayken onunla basket oynardık, benimle böyle bir zamanı paylaşmak çok hoşuna giderdi; tabii benim de. Lise yıllarında da halı sahada futbol maçı yapmıştık; “liseliler babalarına karşı”. Oğlumun arkadaşları bizi küçümsemişlerdi. Oğlum, arkadaşlarını uyarmıştı; ancak faydası olmadı. Açık farkla yendik onları. Bugün hâlâ anılarımızı süsler bu güzel anlar.

Sigara içenlere üzülüyorum. Bu yanlış ve zararlı seçimi neden hâlâ sürdürdüklerini anlamakta zorlanıyorum. Bazen “Ben zevk alıyorum” gibi cevaplar duyuyorum. Bu söyleme akılcı bir anlam yüklemek tabii ki mümkün değil. Sohbet sırasında çok güzel konuşan, erdemlerden söz eden arkadaşlarımız veya tanıdıklarımız oluyor. “Söylediklerin çok değerli ve çok güzel; ancak sen sigara bağımlısısın, sen söylediklerini kendinde uygulayamamışken, benim sana inanmamı nasıl bekleyebilirsin?” diyorum. Bu tarzda nice sağlık insanı tanıyorum, içtenlikle söylüyorum ki, açıklayamıyorum.

Ben sigara içmeyen biri olarak konuyu daha da uzatıp, içenleri de rencide etmek istemiyorum. Çok sevdiğim insanlar arasında sigara içenler de var; çok üzülüyorum.

Hepimiz iyi çocuklar yetiştirmek isteriz. Bunun için onlara iyi örnek olmamız gerekir ki, inandırıcı olalım. Bu sadece sigara için geçerli değil tabii ki; hayatın her alanında sergilediğimiz tavırlarımız, tutumlarımız ve değerlerimiz belirleyici niteliktedir. Ailemizin ve çocuklarımızın geleceği için elimizden geleni yaparız, uzun ve zor çalışma koşulları bize bu sayede zor gelmez. Ailemize ve çocuklarımıza iyi bir hayat ve gelecek sağlama tutkusu, bizlere her türlü zorluğa rahatlıkla göğüs gerebilme gücünü verir.

Şimdi bir örnekleme ya da bir kurgu yapalım: Ailenin babası, küresel ve ünlü bir sigara fabrikasında yöneticidir. Eşi ve çocukları onu her sabah “Hayırlı İşler” diyerek işe uğurlarlar. Babanın işi nasıl “hayırlı” olur? Daha çok insana sigara satabilmek için yöntemler geliştirmesiyle değil mi? Çok sık duymaz mıyız: “Size iyi bir gelecek için çok çalışıyorum” söylemini? Çok çalışırsa yükselecek ve çok daha iyi kazanacaktır baba. Koşul: Daha çok insana, daha çok sigara satarak.

Babaya sormak istiyorum: Çok satmaya çalıştığınız sigaradan, bir paket de çocuğunuzun cebinde görürseniz, başarıya ulaşmış ve çocuğunuza iyi bir gelecek hazırlamakta olduğunuza inanmış olacak mısınız?

Bu ne yaman çelişki Anne

Yazımı yine güzellikle bitirmek istiyorum. “Yaşama Sevinci” konusunda ilk akla gelen Antik Çağ filozofu Epikuros’un (İ.Ö. 341-270) satırlarını sunuyorum:

Ölümün bizim için hiçbir anlamı yoktur. Biz buradaysak, o burada olamaz; o buradaysa biz burada olamayız. Bu durumda ölüm, ne yaşayanı ilgilendirir ne de ölmüş olanı.

Herkese sağlıklı, huzurlu ve gönlünce bir yaşam diliyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ