AK Parti Parçalanıyor / Emin Varol Bodrum Gündem Yazıları…

Emin Varol
Emin Varol
  • 09.12.2019
  • 298 kez okundu

İçinden iki ayrı parti çıkartan, iktidar partisine ne denir?

“AK parti Parçalanıyor…”

Bu cümleyi, nedense kimse kullanmıyor, kullanamıyor veya kullanmak istemiyor.

Neden?

Medyanın geldiği noktadan…

AK Parti’nin beğenmediği 1990’lı yıllara gidiyorum.

Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, Cumhurbaşkanlığı’na adaylık sinyali verdiği anda, ben dahil  tüm medya, “Anavatan Partisi parçalanıyor” diye manşetler attık.

Üstelik, Anavatan Partisi içinden, Başbakanlık- Bakanlık yapmış, bir-iki isim çıkıp, parti veya partiler kuracaklarını ilan etmemesine rağmen “ANAP parçalanıyor” diye yazdık.

Sonunda parçalanmadı. Ama siyasi tarihin derinliklerinde, tabela partisi olarak duruyor…

Anavatan Partisi Genel Merkezi’ne tabelasının asıldığı günden, çöküşüne kadar izleyen bir Muhabir olarak;

Bırakın ayrı partiler kurmayı, ANAP’ın başına geçmek isteyen Mesut Yılmaz-Yıldırım Akbulut- Mehmet Keçeciler- Ekrem Pakdemirli  gibi isimlerin hiçbir zaman birbirlerinin “kirli çamaşırlarını” ortaya döktüklerine tanık olmadım.

Fetö…

Parçalanma sürecine giren AK Partililerin ise birbirlerine kızınca, herşeyi ortaya dökme gibi bir huyları var.

İlk örneğini 4 yıl önce, partide, Başbakan Yardımcılığı-Bakanlık-Hükümet Sözcülüğü-Meclis Başkanlığı, İstişare Kurulu Üyeliği yapan Bülent Arınç ile eski AK Parti Milletvekili ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında yaşadık.

23 Mart 2015 tarihinde Çankaya’daki Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan Bülent Arınç, hükümet sözcülüğü kürsüsünden Gökçek’i “Fetöcülükle” suçladı. Hem de zehir gibi sözlerle.

Hepsini yazamıyorum ama şu sözleri halen aklımızda olmalı:

“…ben kimin nerede havlayacağını iyi bilirim Gökçek, bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Zengin işadamlarına okul yaptırmıştır. Yurt, yer sağlamıştır…”

Rant…

AK Partililerin, birbirlerinin ayağına basınca, kamuoyunun önünde neler söyleyebildiklerine bugünlerde “canlı yayınlarda” da tanıklık ediyoruz, seyrediyoruz.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, Aralık -2019 sonuna kadar, AK Parti içinden çıkartacakları iki ayrı parti ile “partileşme” sürecini tamamlayacaklar.

Her iki Genel Başkan adayı, Televizyonlara çıkarak, 17 yıllık AK Parti Hükümetleri döneminde neler yaşandığını  şimdiden ortaya dökmeye başladılar.

Yine birbirlerine kızdılar…

Ve bu karşılıklı söylemlere  AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da karışarak, doğrudan topa girdi. Davutoğlu ve Babacan’ı Şehir Üniversitesi üzerinden suçladı.

Neden, partinin en tepesindeki isim, doğrudan bu kavgaya girdi?

Potansiyel bir tehlike mi gördü?

Gizli kalmış dosyaları, kamuoyunun bilgisine açtı. Bu sayede ne tahsisler, ne  temlikler yapıldığını öğrendik.

Erdpğan’a ilk tepki Ahmet Davutoğlu’ndan geldi.

Ahmet Davutoğlu, suçlamaların üzerinden 24 saat bile geçmeden, AK Parti Genel Başkanı’na, Cumhurbaşkanı’na yanıt verdi.

“Benimki  de dahil, Erdoğan’ın  mal varlığı  araştırılsın” dedi.

Böylece Erdoğan’ın mal varlığı, ABD Temsilciler Meclisi’nden sonra, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından da sorgulamaya açılmış oluyor.

ANAP’tan deneyimim var.

Bekleyin, daha nelere tanıklık edeceksiniz görün..

İçinden iki ayrı parti çıkartan, iktidar partisine ne denir?

“AK parti Parçalanıyor…”

Bu cümleyi, nedense kimse kullanmıyor, kullanamıyor veya kullanmak istemiyor.

Neden?

Medyanın geldiği noktadan…

AK Parti’nin beğenmediği 1990’lı yıllara gidiyorum.

Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, Cumhurbaşkanlığı’na adaylık sinyali verdiği anda, ben dahil  tüm medya, “Anavatan Partisi parçalanıyor” diye manşetler attık.

Üstelik, Anavatan Partisi içinden, Başbakanlık- Bakanlık yapmış, bir-iki isim çıkıp, parti veya partiler kuracaklarını ilan etmemesine rağmen “ANAP parçalanıyor” diye yazdık.

Sonunda parçalanmadı. Ama siyasi tarihin derinliklerinde, tabela partisi olarak duruyor…

Anavatan Partisi Genel Merkezi’ne tabelasının asıldığı günden, çöküşüne kadar izleyen bir Muhabir olarak;

Bırakın ayrı partiler kurmayı, ANAP’ın başına geçmek isteyen Mesut Yılmaz-Yıldırım Akbulut- Mehmet Keçeciler- Ekrem Pakdemirli  gibi isimlerin hiçbir zaman birbirlerinin “kirli çamaşırlarını” ortaya döktüklerine tanık olmadım.

Fetö…

Parçalanma sürecine giren AK Partililerin ise birbirlerine kızınca, herşeyi ortaya dökme gibi bir huyları var.

İlk örneğini 4 yıl önce, partide, Başbakan Yardımcılığı-Bakanlık-Hükümet Sözcülüğü-Meclis Başkanlığı, İstişare Kurulu Üyeliği yapan Bülent Arınç ile eski AK Parti Milletvekili ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında yaşadık.

23 Mart 2015 tarihinde Çankaya’daki Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan Bülent Arınç, hükümet sözcülüğü kürsüsünden Gökçek’i “Fetöcülükle” suçladı. Hem de zehir gibi sözlerle.

Hepsini yazamıyorum ama şu sözleri halen aklımızda olmalı:

“…ben kimin nerede havlayacağını iyi bilirim Gökçek, bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Zengin işadamlarına okul yaptırmıştır. Yurt, yer sağlamıştır…”

Rant…

AK Partililerin, birbirlerinin ayağına basınca, kamuoyunun önünde neler söyleyebildiklerine bugünlerde “canlı yayınlarda” da tanıklık ediyoruz, seyrediyoruz.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, Aralık -2019 sonuna kadar, AK Parti içinden çıkartacakları iki ayrı parti ile “partileşme” sürecini tamamlayacaklar.

Her iki Genel Başkan adayı, Televizyonlara çıkarak, 17 yıllık AK Parti Hükümetleri döneminde neler yaşandığını  şimdiden ortaya dökmeye başladılar.

Yine birbirlerine kızdılar…

Ve bu karşılıklı söylemlere  AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da karışarak, doğrudan topa girdi. Davutoğlu ve Babacan’ı Şehir Üniversitesi üzerinden suçladı.

Neden, partinin en tepesindeki isim, doğrudan bu kavgaya girdi?

Potansiyel bir tehlike mi gördü?

Gizli kalmış dosyaları, kamuoyunun bilgisine açtı. Bu sayede ne tahsisler, ne  temlikler yapıldığını öğrendik.

Erdpğan’a ilk tepki Ahmet Davutoğlu’ndan geldi.

Ahmet Davutoğlu, suçlamaların üzerinden 24 saat bile geçmeden, AK Parti Genel Başkanı’na, Cumhurbaşkanı’na yanıt verdi.

“Benimki  de dahil, Erdoğan’ın  mal varlığı  araştırılsın” dedi.

Böylece Erdoğan’ın mal varlığı, ABD Temsilciler Meclisi’nden sonra, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından da sorgulamaya açılmış oluyor.

ANAP’tan deneyimim var.

Bekleyin, daha nelere tanıklık edeceksiniz görün…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ