Celal Gürsoy Yazıları… / Basılı Yayın Sona Yaklaşıyor Mu?

CELAL GÜRSOY
CELAL GÜRSOY
  • 18.01.2020
  • 537 kez okundu

Her ne kadar bizim yaşımızdakiler inatla “her sabah gazetemi elime almadan rahat etmiyorum” dese de işin sonuna yaklaşıyoruz.

Bundan yaklaşık 40 yıl önce ilk kişisel bilgisayarlar evlere girmeye başladığında gazete ve kitapların geleceği hakkında endişelenmiştik. Haklıymışız. Kabul etmeliyiz ki artık gazete alan kişi sayısı giderek azalıyor. Kitap basımında son yıllarda artış gözlenmesine rağmen kitap okuyan sayısı da giderek azalıyor. Acıdır ama ileri yaştaki kitapseverler hayata veda ederken yerlerini alacak olan gençler daha çok ekran başında vakit geçiriyor. Hele yakın zamanda cep telefonlarına indirilen aplikasyonlarla kitapları okumak değil dinlemek o kadar kolay oldu ki tanıdığım bazı gerçek kitap kurtları bile bu kolaylığı kullanmaya başladı.

Okullarda kitap okumak (bazı) öğretmenler tarafından desteklenirken öğrenciler için hazırlanmış kitap özetleri internette en çok arananlar arasına yer alıverdi.

Bu kolaylığa karşı koymak mümkün mü? Gençlerin öğrenme hızı, bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ile doğru orantılı olarak arttı. Bu hız arasında kimsenin yüzlerce sayfalık bir eseri okumaya ayıracak vakti de sabrı da kalmadı.

Elektronik ortamın hayatımıza bu kadar kesin bir şekilde girmesine karşı dayanabilen tek basılı yayın organı mecmualar oldu. Konularına göre alıcılarını kaybetmeyen mecmualar, ilgi alanlarına hitap ettikleri okurları için giderek daha derin bilgiler ve resimlerle donatılmaya başladılar. Bir mecmuada yer alan araştırma, makale, anı vs gibi bilgi dolu yazıların elinizin altında bir arada bulunması insana büyük kolaylık sağlıyor. Tüm o bilgileri internette kendiniz arayıp bir araya getirmeye kalksanız çok vakit harcamanız gerekir, bazılarına erişemezsiniz bile. İşte ilgi duyduğumuz konuları işleyen mecmualara olan desteğimiz bundan dolayı eksilmeden devam ediyor.

Ancak burada ironik olan bir şey var. Mecmuaların yayın periyoduna göre her seferinde ilginç konular yetiştirmesi ve o konularda derin bilgi toparlaması gene büyük oranda internet sayesinde gerçekleşiyor. Yani Basılı Yayının düşmanı olan elektronik ortam, onların hazırlanmasında en büyük yardımcı rolünde kullanılıyor.

Buna karşılık aynı elektronik ortam gazeteler için en büyük düşman olarak görülebilir. Eğer biraz bilgisayar kullanmasını biliyorsanız sabah gazeteyi bakkalınızdan aldığınızda içindeki haberlerin tümünü dün gece bilgisayarınızda okumuş, hatta sabah daha gazeteyi almadan önce gece gelişen olayların internette yayınlandığını fark etmişsinizdir.

Gazetelerin orijinal haber toplaması ve “olay yeri” haberciliği de aksamış durumda. İnternetten toplanan resimler ve haber özetleri bütün gazetelerde aynı şekilde çıkınca okuyucunun orijinallik arayışı da kaybolmaya başladı. Resmin altındaki yazı birbirinin kopyası olunca haberin manşetini değiştirmek olayı kurtarmadı. Bu iş o kadar ileri gitti ki olay yerine gitmeden masa başından haber yapan muhabirler türedi. Maça gitmeden maç yorumu yapan köşe yazarları artık okurlarını kaybediyorlar.

Kendi branşım olan Kürek Sporu hakkında bir örnek vereyim. 60’lı, 70’li yıllarda amatör sporu yakından takip eden, o zamanlar aktif sporcu olan bizleri isimlerimizle tanıyıp, yakın geçmişimize şahit olan spor muhabirleri vardı. Onlar sadece yarış sezonu ortaya çıkıp iki satır haber yapmaz, kış antrenmanlarında bile bizi takip ederlerdi. Şimdi Federasyon uluslar arası parkurlarda bir yarış kazandığı zaman dahi medyanın ilgisini çekmekte zorlanıyor.

Neticede azalan satışlara karşılık gazeteler de ortama ayak uydurarak yayınlarını elektronik ortama taşıdılar ve takipçilerini kaybetmemeye çalıştılar. Aslında bir bakıma iyi de oldu, bilgisayarla biraz yakınlaşabilirseniz onun muhteşem bir bilgi deposu olduğunu fark edeceksiniz. Örneğin okumaktan hoşlandığınız bir köşe yazarı varsa onun bütün yazılarına gazetenin arşivinden bir tıkla erişmeniz mümkündür. Kabul etmeliyiz ki bunu elektronik ortam olmadan sağlamak hiç kolay olmayacaktır.

Bu konuda yazacak çok şey var ancak elektronik ortamın da tehlikeli bir yanı olduğunu gözden kaçırmayalım. Bir bilgi aradığımızda evet çok hızlı olarak birçok dataya ulaşıyoruz ancak onların doğru olduğu konusunda çok dikkatli davranmalıyız. Hele “Sosyal Medya” denilen platformda filtrelenmemiş, gelişi güzel ortaya atılmış bilgiler ne kadar çarpıcı olursa o kadar çok ilgi görüyor. Bunların insanları yanlış yönlendirdiğini gördüğümüz zaman iş işten geçmiş oluyor. Hele insanların kasıtlı olarak birbirine yalan yanlış yakıştırmalar yapması telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor, kutuplaşmalar yaratıyor.

Keşke internette akıllı ve etkin bir filtre sistemi kurulsa…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ