VAZGEÇMEMEK-1 / Dr.Metin Aycıl Bodrum Gündem yazıları…

Dr. Metin Aycıl
Dr. Metin Aycıl
  • 14.02.2020
  • 1.671 kez okundu

Her insan kaybeder; ama sevmeyen vazgeçer.

Bil ki aşk; kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde biter.

Paulo COELHO

 

“Vazgeçmemek” kararının temelinde; “Kendime inanmaktan vazgeçmemek” olduğunu düşünürüm. Belirleyici olan budur.

Hepimizin hayat yolculuğu birbirinden farklı da olabilir benzer de olabilir; bu son derece doğaldır. Çoğumuz, kendi yolculuğumuzun içinde sürprizlerle karşılaşmışızdır, yine de karşılaşabiliriz. Vazgeçmemek; yolculuğumuz sırasında, beklemediklerimizle karşılaştığımızda yeniden aynaya bakmak gibi geliyor bana. Ne demek istiyorum?

Hayatımıza; anlamlı ya da bilinçli olarak, geçmişten getirdiklerimizle, hayallerimizin kesiştiği noktadan başlıyoruz. Yolumuzda ilerlediğimiz sürece, geçmişimizden uzaklaşıyor ve kendimizi, kendimizce yaratıyor ve oluşturuyoruz. Bu nedenle, şu söylemi sıklıkla dile getiriyorum:

Geçmişimiz geleceğimiz değildir

Hiçbirimizin hayalinde işsiz kalmak, aşksız kalmak yoktur mutlaka; ancak bunlarla yolculuğumuz sırasında karşılaşabiliyoruz, çok da canımız acıyor. Ancak ne olursa olsun, ayağa kalkıp hayata yeniden başlıyoruz; kendimize inanmaktan asla vazgeçmiyoruz. Bu nedenle diyoruz ki:

Düşmek başarısızlık değil, kalkmamak başarısızlıktır

Bir bebeğin dünyaya gelişi ve yetişmesi bana her zaman esin kaynağı olmuştur. Çocuğun, iki ayağı üzerinde durana kadar verdiği emek çok kutsaldır. Düşer, kalkar; düşer yine kalkar. Kafasını bir yerlere vurur, canı çok acır; hatta yaralanabilir. Hangimiz canı çok acıdığı için yürümekten vazgeçen bir çocuk biliriz? Bunu düşünmek beni her zaman umutlandırır.

Her yeni doğan çocuk, Tanrı’nın insanlıktan hâlâ umudunu kesmediğini bir göstergesidir

Bu cümleyi, bilge bir büyüğüm söylemişti. Yazlıkta sohbet ediyorduk kendisiyle, etrafta çocuklar koşuşturuyordu cıvıl cıvıl. Bu esnada söyledi bu güzel cümleyi.

Kendi hayatıma baktığımda, vazgeçmemenin; kendimizi keşfetmenin ve temel değerlerimizi oluşturmanın sonucunda anlam kazandığını görüyorum. Daha basit bir anlatımla; “Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?” sorusuna vereceğimiz cevap, beraberinde nelerden vazgeçmeyeceğimizi de getiriyor.

Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?” sorusunu ben de, çoğumuz gibi kendime sordum. Yaşamak istediğim hayatta, yanımda nasıl biri olacağını da sordum kendime; hem de uzun yıllar ve ayrıntılı olarak. Bu konunun felsefesini de oluşturmuştum kendimce. Ne mutlu bana ki, otuz yılı aşan birlikteliğimiz, bize neden vazgeçemeyeceğimizi çok güçlü bir biçimde anlatıyor.

Muhtelif sohbetlerde şu tür söylemleri duyarız: “Aşk dediğin gelir geçer, sonraları birbirine alışırsın…” Benim kesinlikle kabul edemeyeceğim bir yaklaşımdır bu. Bana göre aşk, her gün daha çok güçlenir; zira temelinde vazgeçmemek vardır. Bu da ‘emek’ demektir. Emek; insanı insan yapan, onu yaratan bir değerdir. Hayatı beslemektir emek.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ