Bodrum’da İmar ve Yıkım Karmaşası / Mehmet Ülküm Bodrum Gündem yazıları

Mehmet Ülküm
Mehmet Ülküm
  • 14.05.2020
  • 10.072 kez okundu

Son günlerde yaşadığımız Bodrum’da yine kaçak yapı yıkımlarıyla ilgili bir kargaşadır gidiyor.

Ulusal basında yer aldığına göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca (Bakanlık) Bodrum’da 499 kaçak konut, villa, otel ve iskelelerin yerle bir edildiği haberleri yer almıştır. (4.Mayıs.2020 tarihli Hürriyet Gazetesi sayfa 7)

Öte yandan önce yerel, daha sonra ulusal basında yer aldığına göre ünlü bir köşe yazarı gazetecinin eşinin imara aykırı olduğu iddia edilen “villası”  ile ilgili haberler.

Yine siyasi kimliği de (!) olduğu anlaşılan bir vatandaşın basın toplantısı yaparak Bodrum Belediyesince komşusuna inşaat ruhsatı verildiği halde kendisine verilmediğine dair iddiaları.

Ayrıca, yerel seçimlerden hemen sonra belediyece tavizsiz başlatılan ve şu sıkıntılı günlerde basında pek duyulmayan kaçak yapı yıkım işleri.

Bunlar ve başkaları Bodrum’da neler oluyor anlamında kafa karışıklığına neden oluyor ve gündem olmaya da devam ediyor.

Öncelikle belirtelim ki;

Kaçak Yapı; gerçek ve tüzel kişilerin kendi arsa veya arazisi üzerinde ilgili ve yetkili makamdan, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata göre “İnşaat Ruhsatiyesi”  almadan gerçekleştirdiği izinsiz yapılardır.

İmara Aykırı Yapı; yetkili makamlarca verilmiş inşaat ruhsatiyesi ve eki projelere (mimari, statik, elektrik vb)  aykırı olarak üretilen yapılardır.

Şayet inşaat; devletin veya başkasının arsa veya arazisi üzerine izni olmadan yapılmışsa bu yapı da Gece Kondu olarak ifade edilmektedir.

**********

30.07.1966 tarihli resmi gazetede yayımlanan 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesine göre gecekondu tanımına giren yapıların iskân edilmiş olup olmadığına yani içinde insan olup olmadığına bakılmaksızın hiç bir makam ve merciden izin almadan usulünce hemen yıkılması gerekmektedir.

Kim yıkacak; kanuna göre devlet veya belediye zabıtası. Yıkılıyor mu; genelde yıkılmıyor.

Bu kadar imar affının çıktığı bir ülkede neden yıkılsın. Çünkü her imar affından sonra devlet kendi arsasına bina yapana uzun ve ödenebilir taksitlerle arsayı satıyor. Satın almak istemeyenler ise,  gelecek affı bekliyorlar. Nasıl olsa ülkemizde afların ardı arkası kesilmiyor.

Bodrum’da pek mümkün değil ama kişilerin özel mülkiyetindeki arsa ve arazileri üzerine başkalarınca yapılan gecekondular şayet yıkılmaz ise özel hukuk hükümlerine tabi oluyor. Uzun bir süreç, uzun bir uğraş diyelim…

**********

Bakanlığın yetkisi nereden geliyor diyorsanız ona da bakalım.

Bakanlığın; kuruluş ve görevleri hakkındaki 2011 tarihli kanun hükmünde kararnamenin 2 inci maddesine göre büyük yatırımcıların (turizm yatırımları vb.) imara ilişkin her türlü taleplerini belediyeler veya ilgili kurumlar iki ay içinde talep gibi sonuçlandırmazlarsa bunların “İnşaat Ruhsatını”, Yapı Kullanma İznin belgesini”  ve hatta “işyeri açma ve çalışma ruhsatını”  bakanlık vermektedir. Artık bu süreçte Belediyeler yoktur.

Herhalde gazete haberinde adları yazılı 18 büyük yatırımcının ruhsatları Bakanlıkça verilmiş. Bakanlık kendi projelerinin takipçisi.

Bakanlığın bu konulardaki yetkileri o kadar geniş ki, etüt, proje, haritalar ile her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını re’sen yapma, yaptırma ve onama yetkisi.  Başkaları da var…

Say say bitmez…

***********

Bir tespit yapmak gerekirse Bodrum’da başkasının arsası üzerine yapılmış gecekondu olarak tanımlanabilecek kaçak yapı genel olarak yoktur.

Ama aldıkları yapı ruhsatına uygun olarak kendi arsasına yapı yapan ve yapı kullanma izin belgesi (oturma ruhsatı) aldıktan sonra evin balkonunu kapatan, bahçeye kalorifer dairesi yapan veya benzeri bir takım eklentiler yapanlar çoktur. Ruhsatta yoksa bu açıkça binanın ruhsat ve eklerine aykırılık teşkil etmektedir.

Bunlar genelde belediye elamanları tarafından ve çoklukla şikayetler üzerine tespit edilmektedir.

Bu durumda, 3194 sayılı İmar Kanunun 42. maddesinde belirlenen aykırılıklara bakarak yapılan hesaplamalara göre ruhsat sahibine belediye encümenince idari para cezası kesilerek tebliğ edilmektedir. Kararda tespit edilen aykırılıkların olabiliyorsa ruhsata bağlanması veya proje ve eklerine uygun hale getirilmesi (yıkım) istenmektedir.

Bu nedenle yapı sahibine en çok bir ay süre verilmesi, aksi halde, bu işlemin (yıkım) belediyece yerine getirileceği de belirtilmektedir.

Encümen kararında verilen süre içinde yapı ruhsata bağlanmadığı veya yapının proje ve kelerine uygun hale getirilmediği tespit edilirse encümence bu kez 3194 sayılı imar kanununun 32. maddesine göre yıkım kararı alınıp, gereği yapılmak üzere oluşan dosya belediyenin ilgili birimine gönderiliyor.

Şayet, belediyece aykırılıların ruhsata bağlanamayacağı tespit edilirse en çok bir ay olarak verilebilecek süre verilmeden doğrudan yıkıma geçilebilir.

Yapı sahibi tarafından eklentiler ruhsata bağlanmaz ya da kendisi tarafın aykırılıklar giderilmemiş olursa da verilen süre sonunda yıkıma geçilir.

Bu takdirde, yapı sahibine tebligat yapılmalı ve kanımca tebliğ tarihinden itibaren makul bir süre verilerek,  gerekli önlemleri alması, özel eşyalarını taşıması ya da emniyete alması mülkiyet sahibinden istenilmelidir. Yıkım tarihi net olarak gün ay ve saat olarak bildirilmeli, yıkım yerinde kendisinin veya bir temsilcisinin yıkım yerinde bulunması istenmelidir. Aksi halde tüm güvenlik önlemleri alınarak özel eşyalar ile diğer gereçlerin belediye emanetine alınarak yıkımın yapılacağı tebliğ edilmelidir.

Yıkım sırasında oluşabilecek zararlara karşın, tazminat istemleri olabileceğinden belediyeler gerekli özen mutlaka göstermeli ve usulün esastan önce geldiğini gözeterek usule uyulmalıdır…

Her aşamada encümen kararları ile yıkım uygulamaları istenirse yetkili idari yargıda dava konusu yapılabilir. İdare mahkemeleri özellikle yıkımlar konusunda “telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağı” nedeniyle genelde yürütmeyi durdurma kararları vermektedirler ki, kanımızca çok doğrudur.

Adalet sadece adalet saraylarında dağıtılmaz. Yurttaşlara eşit ve adil davranış bildiğimiz saraylarda, kamu kurumlarında ve özellikle de yerel yönetimlerde de olmalıdır.

Peki öyle oluyor mu? Hayır olmuyor. Bodrum belediyesinin son uygulaması mesela.

Bodrum yarım adasında benzer durumda yıllardır yıkım bekleyen binlerce yapı varken, hiç bir usulü işlemleri yerine getirmeden, gerekli tebligatları yapmadan encümen kararının ertesi günü yıkıma gitmek. Eşit ve adil bir davranış değildir.

Yanlış anlaşılmasın, elbette yıkılmasın falan demiyorum yasalara ve kurallara aykırı kimin nesi varsa ve kim olursa olsun gereği yapılmalıdır.

Şimdi bir parantez açalım;

2005 yılında gümüşlük belediyesinde beldenin tamamında Muğla Anıtlar bölge kurulu kararıyla koruma amaçlı imar planları yapıldı. Gümüşlük beldesi (mahallesi) 2000-2500 yıllık tarihi MYNDOS şehri kalıntıları üzerinde olduğundan hiç bir yapılaşma yapılması mümkün olmayan birinci, ikinci ve kontrollü yapılaşmanın mümkün olduğu üçüncü derece arkeolojik sit alanlarından oluşmaktadır. İmar planları buna göre yapılmıştır.

Öteden beri Bodrum denizi güneşi ve kumu satıyor ve turizmini bunun üstüne yapıyor, kültür turizmi de olsun diye MYNDOS kazılarını başlatalım dedik uzun uğraşlardan sonra 2006 yılında “Bakanlar Kurulu Kararı” çıktı ve kazılar başladı. Böyle bir kararın çıkartılmasının ne zor iş olduğunu bilenler bilir. Uludağ Üniversitesi hocalarından Mustafa Şahin yirmi kadar öğrenci ile kazılara başladı.

Belediye tarafından Muğla Bölge kurulunun izini ile hem öğrencilerin barınması hem de çıkan eserlerin saklanması için mükemmel bir kazı evi yapıldı.

Bazı mülkiyet sahipleri bundan rahatsız oldular ve kazı izni maalesef iptal edildi.

İhtiyaç kalmayan kazı evinin de kurulca kaldırılmasına 2018 yılı temmuz ayında karar verildi. Kazı evinin bulunduğu birinci derece arkeolojik alanda kazı evi dahil yeni sahip burada halen inşayı faaliyetler yapıyor.  Lokanta yapacağı söyleniyor.

Bir tarafta encümen kararının ertesi günü yıkıma giden ilgililer, bir tarafta birinci derece sit alanında iki yıldır kaldırılmayan bir yapı (kazı evi) ve devam eden inşayı faaliyetler.

Bu sit alanlarını korumak, kollamak aykırılıkları önlemek asli görevi olan müze müdürlüğünce kamuoyuna yansıyan bir girişimi olmadığı gibi, inşayı faaliyetleri mühürleyen Belediyenin de devam eden bu inşayı faaliyetler için ne yapmayı düşündüğü doğrusu Gümüşlük kamuoyunca merak ediliyor.

Adalet sadece adalet saraylarında dağıtılmaz. Yurttaşlara eşit ve adil davranış bildiğimiz saraylarda, kamu kurumlarında ve özelliklerle de yerel yönetimlerde de olmalıdır.

Bu konuda eksik kalmasın şunu da ekleyelim ve bitirelim;

Yapı sahiplerinin bu fiili aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184. maddesi gereğince hürriyeti bağlayıcı (hapis) cezayı da oluşturmaktadır. Yargılama merci yetkili Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yapılan yargılamalar sonunda yapı sahibi mahkum olursa, encümence kesilmiş ve tahsil edilmiş para cezasının ilgilisine faizsiz olarak iade edilmesi kanun hükmüdür.

Sit alanlarındaki bu tür müdahaleler 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65. maddesine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Deniz dedi ki:

    Anlamadığım? Yıkım kararı çıkıyor bir gün sonra yıkıma gidiliyor tam o sırada yürütmeyi durdurma kararı çıkıyor yıkım kalıyor. Ben pergule üstüne yapılıp eve ilave yapılan yeri şikayet ettim 10 sene oldu hiç bir işlem yapılmadı sonunda imar affı çıktı dediler ki tek çatı altında olan binada imar affı İn olmadığını biliyorum

  2. osman dedi ki:

    cevat sakir mah(eskicesme mah) 1007 ada 2 parsel Leylak sokakta bulunan yapilar depo ruhsatli 15m2 yapilar belediye arazilerini isgal ederek 70 m2 ev varmi gibi kullanilmakta ve alinip satilmakta basvurularima ragmen belediye ve emniyet hiç bir islem yapmamistir belediye kullandirtmayada devam etmekte neden bahsediyoruz

YORUM YAZ