enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

HÜZÜN – Ahmet Biçer Bodrum Gündem yazıları…

Keşke biraz daha kalabilseydin. Çok gelmiyor buralara senin gibiler. Seni göremedim ama yaptıklarını ilk duyduğumda bunları bir insan nasıl yapabilir diye çok şaşırmıştım.

Üzüntü deseydim başlığa, anlatamazdım duygularımı, yetmezdi.

Üzgün olmaktan fazlası hüzün. Sadece 10 Kasımlarda olmaz bana böyle, anlamsız zamanlarda da Atatürk aklıma gelince hüzünlenirim.

CEBITT teknoloji fuarı ile ilgili haberleri seyrederken gördüm resmini, kocamandı. Ne iyi etmişler baş köşeye koymuşlardı. Baktım uzun uzun. O, o arada fuarın tümüne bakıyordu. Yarattıklarına bakıyordu ve bence seviniyordu. Hüzünlenen bendim.

Hissetti elbet ya da biliyordu zaten. Benim anlamadığım 1930’larda nasıl gözüküyordu buralar, nasıl bildi de attı temellerini. Fraklı resmi tam da yerinde duruyordu. Bakışlarındaki anlamı okudum galiba, büyük ihtimalle telgrafçı Mehmet efendinin işaret parmağının hareketleriyle koşulan zaferden buralara geleceğimizi biliyor gibi bakıyordu. Gurur dolu bakışlarını sadece ben değil herkes görüyordu.

Beni küçüklüğümden beri hep dehşete düşürdü. Aslında ben tam anlayamadım Atatürk’ü .

Nasıl sığdırdı kısacık ömrüne bu kadar şeyi. Nasıl da her şeyi bu kadar bilebildi. Sümerbank’ı nasıl akıl etti, Etibank’ı nasıl düşündü. Türkiye İş Bankasını niye kurdu. Atatürk Orman Çiftliği, Türk Hava Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Dil Kurumu ve daha niceleri.

Çağdaş bir ülkenin temellerini atmayı nereden öğrendi.

Savaş kaç taneydi.

Kurtuluş Savaşı bittiğinde yeni savaşlar başladı. Cehaletle yoksullukla nasıl savaştı. Nasıl da yıkıntılardan yeni bir dünya yarattı.

Yakın tarihimizle ilgili bir konferans dinledim geçen hafta. Aslında Atatürk’ü anlatmıyorlardı. Kurtuluş Savaşı’na yaklaştığımız günlerdeki siyasi kimliklerle ilgiliydi.

Adım adım Kurtuluş Savaşı’na gidiliyorken neler olduğu anlatılıyordu. Keyifle dinlerken anladım ki Atatürk aslında yalnızdı. Onun yanında olmak için başarmasını bekleyen inançsız zavallıları tarih kitaplarımız Türk büyüğü diye yazdı. Zaferi hak edenlerin adlarını elif diye ezberledik.

Atatürk kiminle koşacağını da çok iyi biliyordu.

Halk yüceydi, yürekliydi. İnancın her zaman zafere dönüşeceğini bilirdi.

Diğerleri (tarih kitaplarında adlarını ezberlediklerimizden bazıları) aslında çok da önemli değildi.

Onlar nasılsa arkadan gelir ve her şey iyi gidiyorsa en öne geçerlerdi.

Önemsemedi.

Ona ne demeli bilmiyorum, zeki adamdı desek yeter mi?

Akıllıydı desek, belki de stratejist demeliyiz ya da ekonomist, sosyolog, siyaset bilimcisi, askeri bir deha, filozof, lider, öğretmen, modacı, hatip…

Ona her geçen gün artan hayranlığım yokluğuna duyduğum hüznü artırıyor.

Ve düşünüyorum.

Sahi Atatürk tek kişi miydi ?

2004 de yazmışım bu yazıyı. 16 yıl olmuş, Şimdilerde orta yaşın sonlarına geldim.

82 yıl olmuş sen gideli. Seninle aynı dönem yaşama şansım olmadı,

Sana aşkı her geçen gün artan milyonlardan biriyim ben; KEŞKE BİR DAHA GELEBİLSEN…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.