enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

İlticacılar!

22.12.2020
0
A+
A-

Bizim dünyamızın bir alt seviyesinde var olan ve bizlerin görmemezlikten geldiğimiz facialar devamlı bir şekilde tekrarlanmaktadır. Lütfen aşağıdaki resme iyi bakınız.

Sky news un 21 Aralık 2020 tarihinde yayınladığı bu 39 kişi İngiltere nin Essex şehrinde iki kişi tarafından bir TIR ın içerisinde öldürülen göçmenlerin resmidir. Eamonn Harrison and Gheorghe Nica bu katliamı yapan iki yaratık. Bizim gibi aynı vücuda sahip ama ne ruhu ne de beyni insan sıfatını kazanamamış iki yaratık. Bu TIR Ekim 2019 tarihinde Essex in Gray kasabasında bulunduğu zaman içini açan güvenlik yetkilileri bu Vietnam lıların cesetleriyle karşılaştılar.

Bu insanlar TIR da 38 decelik bir sıcaklıkta en aşağı 12 saat kalmışlar. Her biri ise bu iltica için muazzam bir para ödemişler. Adam başı £ 13.000 yani 130 000 Türk lirası.

Bu konuyu burada kapatıp başka örnekler vermeye çalışayım.

Ama bütün örnekler arasında daha korkunç olan bir olay var. Parası az olanların nedense tekneleri batar, paraları çok olanların tekneleri ne olursa olsun hedefe ulaşırlar. Artık istediğiniz kadar koplo teorisi yapalım..

Üç Gün İçerisinde Akdeniz de 110 Kaçak Öldü!

74 ceset Libya kıyılarına vururken ufak bir erkek bebek de bunların arasındaydı. Ölenlerin arasında genç kadınlar da bulunuyorlardı.

6 Haziran 2019 da The Guardian şöyle bir manşet atmıştı.

Kurtarıcı Botlar Olmazsa Akdeniz Bir Kan Gölü Olacak..

Akdeniz daki NGO kurtarıcı gemisinin görevi denizdeki sağ veya ölen ilticacı adayları kurtarmaktır.

Mülteciler dergisi şöyle yazmış..

Ülkelerindeki savaş, açlık ve hastalık sebebi ile yaşadıkları bölgeyi terk edip daha iyi bir gelecek için Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmak isteyen binlerce insan bu hayallerini çok riskli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. 2014 yılından bu yana Akdeniz’i kullanarak Avrupa’ya göç etmek isteyen 15 bin 839 kişi hayatını kaybetti. Her gün sahil güvenlik ekipleri tarafından kapasitesinin üzerinde yolcu taşıyan birçok mülteci teknesi yakalanıyor. Göç etmek zorunda kalan kişilerin çok azı Avrupa’ya ulaşabiliyor. Aşağıdaki rakamlar sadece tespit edilebilen kişilerin sayısını göstermektedir.

Evet 15.839 sadece bilinen rakam.

Sadece Akdeniz’de Boğularak Ölen Mülteci Sayısı:

2014 yılı: 3.166 kişi

2015 yılı: 3.794 kişi

2016 yılı: 4.329 kişi

2017 yılı: 3.003 kişi

2018 yılı: 2.117 kişi

2019 yılı: 1.336 kişi

2020 yılı: 825 kişi *12 Kasım 2020 tarihi itibarıyla (Kaynak IOM)

Hedef Ne Olmalı?

Evet bu konuyu daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Hepimiz az çok bu haberleri her hafta büyük bir üzüntüyle okuyoruz. Herhalde 113 milyar dolar servete sahip Jeff Bezos veya 98 milyar dolara sahip olan Bill Gates veya 76 milyar dolara sahip olan Bernars Arnault ve ailesi de doya doya okuyorlardır. Eminim onlar bizden çok daha fazla üzülüyorlardır ama dünyayı idare etmelerine rağmen bu ufak sorunu gideremiyorlardır.. Çık çık..

İroniyi bir kenara bırakalım…

Hepimiz biliriz ki Büyük Britanya neredeyse dünyayı fethetti.. Commenwealth adı altında bugün bile Kraliçe, Büyük Britanya başta olmak üzere, Kanada, Avustralya, Bahamas, Barbados, Belize, Grenada, Jamaika, Yeni Zellanda, Papua Yeni Gine, St Christopher ve Nevis, Tuvalu nun hala başkanıdır ve o ülkelerin kraliçesidir.

Amacım İngilileri övmek değildir.. Aşırı kötü şartlar altında yaşadığımız bu dünyada daha az kötü şartlarda nasıl yaşayabilirz? Konusunu açmaya çalışacağım.

Evet Büyük Britanya gittiği ve zapt ettiği, idare ettiği ülkelerden çaldı ve çırptı, müzelerini doldurdu ama o ülkelere medeniyet de götürdü.. Büyük devlet binaları, okullar vb yaptılar. Bugün Büyük Britanya da çalışan Hintli ve Pakistanlıların hemen hemen hepsi yaka kravat ya doktorluk yapıyorlar, ya devlet memurudur ya da telefon şirketlerine, bilgisayar konularında uzman olarak çalışıyorlar.

Demek istediğim, Afrikayı sömüren Fransa ve Belçika, Portekiz veya İspanya gibi oraları yağmalayıp, yakıp yıkıp hatta ve hatta kadınlarını iğfal ettikten sonra onları köle olarak kullanmadılar.

Sonuç zaten belli… Cezayirliler Fransa da, Faslılar Belçika da iğne üzerinde yaşayan toplumlar hale geldiler. Hepsi de patlamaya hazır bombalardır. Bu iki ülkede de ikametim olduğu için değişik kültürlerin düşüncelerini çok iyi bilirim.

Afrika da Tutsi ve Hutuların katliamlarını çoğumuz bilir. Son anda Birleşmiş Millet askerlerini çektiği için soykırım yapılmıştı.. Hem de baltalarla.. Çocuk, genç veya yaşlı, kafalar parçalanarak öldürülmelere dünya tarihinin bu acımasız sahnelerine herkes seyirci kalmıştı.

Çok uzağa gitmeye de sebep yok aslında.. Eski Yugoslavya da yapılan katliam ve soykırımlar Avrupa kıtasının göbeğinde oldu ve çıt çıkmadı.. Maden yok, petrol yok, şu yok, bu yok. Kim takar gerisini.

Eğer batı Avrupa ülkeleri gittikleri Afrika ülkelerine biraz medeniyet (diyelim) götürselerdi, yani biraz eğitim ve yaşamlarını kolaylaştıracak alt yapı götürselerdi, Akdeniz bugün bu kan gölü olmaktan kurtulmuş olurdu.

Fransa 1789 da revolution (kanlı devrim) yaptı, Büyük Britanya evolutionary (evrimsel) ihtilal yaptı. Yani kansız.  Bu büyük farkı görmek lazım.

Bugün Büyük Britanya da bazı iç kesimlerde az ırkçılık mevcutsa Fransa ve Belçika da on misli ırkçılık vardır.. Fransa da yahudi mezarlarının hemen hemen yüzde yirmisi kadarı nazi işaretleriyle kaplıdır.

Milyarlarca dolara sahip olan kişiler veya çok zengin ülkeler eğer her gün binlerce çocuğun öldüğü Afrika ülkelerine pozitif yatırım yapsalardı ki hala bu kapı açık, o zaman iltica konusunda büyük bir adım atılmış olacaktır.

Yeryüzünde her canlının temel bir yaşam hakkına sahip olması lazımdır… Temiz hava, temiz su ve belirli bir temel gıda… Bu çok zor görünse de kısa zamanda halledebilecek bir konudur.

Yok efendim Afrika devlet adamları zorbaymış, efendim batı tarafından beslenip Afrika kıtasının değerli madenlerine, altınlarını kaçak olarak satıyorlarmış vb vb. Örnekleri çok fazla..

Bu basit ve haydut düşüncelerle dünyamız batmaya mahkumdur.

Büyük bir ülkenin dealist bir yöneticisi yumruğunu o bilinen kokmuş, tozlanmış, üzerinde fakir insanların cesetleriyle dolu kirli masaya yumruğunu vurduğu zaman ‘Büyük Uyanış’ gerçekleşmiş olabilir.

İşte o zaman UMUT DOĞAR.. Birçok ülkelerin de o kirli masalarındaki tozlar ve kurumuş kan lekeleri de atmosferde yok olurlar.

Başlamak işin yarısıdır…

Yoksa evlerde sıcak çaylarını içerken ‘Vah zavallılar, ne biçim dünyada yaşıyoruz’ diyen o trilyonerleri yukarıda büyük bir hesap beklemektedir…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.