enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Eski MİT’çi Cevat Öneş’ten dikkat çeken bir yazı; Fezleke Tuzağı

       Freni boşalmış otobüsün karşılaşabileceği sorunları, normal düşünebilen her insan öngörebilir. Yol, iklim, trafik, kavşak şartları yaklaşan tehlikeyi şüphesiz etkileyecektir. Otobüs kaptanının kontrolü kaybetme durumu ise yolcular için en büyük risktir. Olması gerekeni, mümkün olanı zamanında yapamayan ve yolcularına güven veremeyen kaptanın yaratabileceği sorunları tahmin edebilmek dahi güçleşir.

Son yıllarda, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilen tarihten itibaren, Cumhur İttifakının kaptanlığını yapmakta olduğu ülkemiz, öngörülebilen, ancak endişeleri de yükseltmekte olan bir yolculuğa çıkmış gözüküyor.

Pandemiyle yükselen risklere paralel olarak, siyaset-ekonomi-sosyal alanlardan, kültür-sanat şartlarına, iç politikadan-dış politik gelişmelere kadar uzanan her alanda, milli potansiyelimizin gerileyişini görememek imkânsızdır diyebiliriz.

Sadece; yargının siyasallaştırılması, parlamento denetiminden uzaklaşma, kurumsal yapıların dönüştürülmesi, eğitimde kadrolaşma, ekonomide çöküş, sağlıkta tedbirsizlikler, muhalefeti tecrit, dış politikada tehditlerin artması, laiklik kavramının içinin boşaltılması gibi siyasetin bütünlüğünde ortaya çıkan negatif gelişmeler, sorumluluk duyan her vatandaşta, kurumsal yapılarda kaygıları artırmaktadır.

Siyaset var olan, muhtemel oluşabilecek sorunları çözebilmek için yapılır. Siyasetin sadece iktidar için, iktidardan düşmemek için yapıldığından söz edilmesini, insanlığın haklar mücadelesi tarihi kabul edemez.

Toplumsal yapımızda, insanlarımızın, çocuklarımızın açlık çığlıklarının yükselmekte olduğu bir ortamda, Gare operasyonu, Merkez Bankası rezervleri ve yedek akçeleri, Boğaziçi Üniversitesi öğrenci direnişi üzerinde yapılan tartışmalarla, daha da kirlenen siyaset dilinin ortaya çıkardığı tabloyu, Türkiye’miz ve milletimiz hak etmemektedir.

Özetle açıklanmasına çalışılan Türkiye şartlarında, Halkların Demokrasi Partisi  (HDP)’li dokuz vekil hakkında hazırlanan “Kobani Fezlekelerinin” TBMM’ne sunulması da, yeni bir siyasi oyunun kapısını açmıştır.

PKK ve her türlü terör faaliyetlerine karşı milletçe duyulan öfke ve tepkinin psikolojik şartlarından yararlanılarak, Cumhur İttifakı iktidarını koruyabilmek için, Millet İttifakının genişlemesini ve somut hale gelişini engellemek amacıyla atılan adımların sonuçlarını değerlendirmek, milli bir görev haline gelmiştir.

24 Şubat 2021 tarihinde, Cumhurbaşkanı ve Adalet Kalkınma Partisi (AKP) genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Süreç neyse aynen işleyecek, Komisyon da müzakere yapar. Genel Kurulda eller hemen iner, kalkar.” şeklindeki beyanı gelişmelerin işaretini verir mahiyettedir.

2016 yılında, HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması için CHP’nin de içerisinde bulunduğu muhalefetin, yaşananlardan dersler çıkarılarak, kurulan tuzağa düşülmemesi hususunda, gösterecekleri duyarlılık, milli bir sorun haline gelmiştir. Mesele, PKK’nın kimliği ve vesayeti karşısında, HDP’de görülen yetersizliklerin boyutlarını aşmış olup, HDP’nin de etkileyebildiği kitlelerle, vatandaşlarımızla birlikte, Cumhuriyet’in Demokrasi ile taçlandırılması zorunluluğu gibi, tüm demokratları bütünleştirebilecek siyasetler üretimi ihtiyacının önemini göstermektedir.

Demokrasi İttifakı Zorunluluğu…

Cumhuriyetin kurtuluş/kuruluş ilkeleri ve hedefleri, yirminci yüzyılın mucizevi sonuçlarındandır.

Cumhuriyetin anti-emperyalist mücadele şartları, halkçılık, millet iradesi, aydınlanma, laiklik, toplumsal refah, demokrasi gibi yirmi birinci yüzyıla devredilen insanlık mirasına cevap verebilen niteliklere sahiptir.

Çok partili hayatımızın gelinen noktasında, son 18 yıllık AKP iktidarları döneminde, Cumhuriyetin laik demokratik kurumsal yapılarının dönüştürülmesi gibi şartların oluşturulmakta olduğu gözlenmektedir.

Ergenekon, Balyoz, Casusluk ve türevleri gibi kumpas yargılamalarıyla başlatılan, 15 Temmuz Darbe teşebbüsüyle tehlikeyi somutlaştıran ve Anayasa değişiklikleriyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi otoriterleşme sürecini başlatan bir yapı karşısında, tüm demokrasi güçlerinin birlikte hareket edebilme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılması için, normalleşme, nitelikli demokratikleşme sürecine geçiş, kimlikler-inançlar-farklılıklar üstünde, insani yaşam şartlarını geliştirebilecek kurumsal yapılar ve siyasetler üretiminde bütünleşme ihtiyacı aciliyet kazanan hususlardandır.

HDP Meselesi…

Kürt Sorunu, Türkiye’nin milli, bölgesel, küresel bağlantıları olan önemli bir meselesidir.

Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel boyutlarıyla, tarihsel birikimin yarattığı psiko-sosyal yönüyle, jeo-politik bağlantılarıyla ve politik mücadelelerde araçsallaştırılmasıyla, derinlik kazanan bazı tehditleri de bünyesinde bulundurmaktadır.

Cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılamayışının yarattığı eksik demokrasi şartları içerisinde çözülemeyen Kürt sorununun sonuçlarındandır, PKK.

       HDP PKK’nın etkileyebildiği vasatların da destekleyebildiği bir siyasi harekettir. PKK’nın silahlı vesayet baskısına rağmen, Türkiye partisi olabilme ve Kürt sorununun, PKK terörünün demokratik siyaset içerisinde çözülmesi arayışlarının güç kazandığı bir siyasal oluşumdur.

HDP’nin PKK vesayetine karşı yetersizliklerinin de bulunduğu gerçeği karşısında; Türkiye demokrasisinin nitelikleri, iktidarları ve muhalefetleriyle, sorunların çözümlerinde, ortaya çıkan eksiklikler/yanlışlar dikkate alınmadan, HDP ve benzeri siyasetlerin değerlendirilmesi sonuç vermemektedir.

PKK ve diğer tüm radikal ve hukuk dışı mücadele içerisinde olan örgütlü yapılarla mücadelede, demokratik siyaset içerisine çekebilme çalışmalarındaki süreklilik, öncelikli önemini korumaya devam etmektedir. Tartışmasız, olması gereken güvenlik tedbirlerinin etkinliği de vazgeçilmez unsurlardandır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin otoriterleşen uygulamaları ve zihniyeti karşısında, muhafazakâr-milliyetçi-ulusalcı-sol demokratların, geliştirmekte oldukları Millet İttifakının, Türkiye Demokrasi İttifakına somutlaşarak dönüşümü, HDP ile birlikte, terör ve bölücülük tehditlerinin çözümlerinin anahtarını da ortaya çıkarabilecektir.

Sağ Siyasal Yelpaze…

İyi Parti, Gelecek, Deva, Saadet gibi siyasi yelpazenin sağında yer alan hareketlerin, merkez sol ve demokrat sol yapılarla birlikte hareket edebilme eğiliminin somut adımlarının ortaya çıkışı, Cumhuriyetin kurtuluş/kuruluş iradesinin yeniden şekillendirilişinin işaretlerini de verir mahiyettedir.

Bu birlikteliğin somut programlarla hayata geçirilebilmesi, ortak şuura ve iradeye sahip Millet olabilme niteliklerini de geliştiren, adımları güçlendirecektir. Tarihsel birikimimiz ve ortak değerlerimiz, böylesi bir potansiyelin varlığını da göstermektedir.

Sonuç olarak: HDP fezlekelerine karşı duyarlılık, Türkiye’nin Bekası ve milli çıkarlarının korunabilmesi için, öncelikli meselemiz haline gelmiştir…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.