enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

İnsanın Kalitesi – Dr.Metin Aycıl Bodrum Gündem Yazıları

Medeniyetin ölçüsü ne nüfus ne de şehirlerin büyüklüğüdür.

Ölçü: Bir ülkenin ortaya çıkardığı insan kalitesidir

1. R. EMERSON (1803 – 1882)

ABD’li filozof Emerson’un yaşadığı dönem, kendisine bu sözleri söyletecek bir görünümde değildi. Herhalde gidişatı öngörmüş olacak ki, ölümünün üzerinden yüz otuz yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen, sözlerinin doğruluğunu çok net yaşamaktayız.

Yaşadığı dönemde ABD’nin nasıl bir görünüm arz ettiğini, efsane otomobil sanayicisi Henry Ford’un (1863 – 1947) muhteşem söylemleri de doğrulamaktadır. İlk seri otomobil üretimine 1908 yılında başlayan Henry Ford, söz konusu tarihten yıllar önce bu konudaki hayalini şu sözlerle anlatıyor:

Geniş halk kitleleri için bir motorlu bir araba yapacağım. İnsanlar aileleriyle birlikte, Tanrı’nın sonsuz gökyüzü altında, kutsanmış saatlerin keyfini yaşayacak. Yollarımızdaki atlar kaybolacak ve yerlerini geniş otoyollar ve otomobiller alacak…

Bu vesileyle hayalin ve vizyonun insan için ne kadar büyük bir güç olduğunu bir kez daha hatırlamış olduk.

Bu bağlamda Nelson Mandela’yı da (1918 – 2013) da bu konuda söyledikleriyle anmadan geçmeyelim:

Vizyonu olmayan aksiyon sadece zaman kaybıdır.

Aksiyonu olmayan vizyon hayaldir.

Fakat aksiyonu olan vizyon dünyayı değiştirebilir.

Nelson Mandela’nın bu söyleminin çok değerli olduğunu düşünüyorum; zira kendisi hayatının hiç de azımsanmayacak bir bölümünü, ülkesindeki ırk ayrımcılığına karşı ve ülkesinin insanlarının özgürlüğü için hapishanelerde geçirmiştir.

Gerek Henry Ford gerekse de Nelson Mandela ve söylemlerinin, ilk bakışta konumuzla ilgisi olmadığı düşünülebilir. Ancak, konumuz “İnsanın Kalitesi” olduğuna göre, bu konuda çok seçkin iki örnek olarak değerlendirebiliriz düşüncesindeyim.

***

Güzel sözler duyduğumuzda ya da okuduğumuzda çok hoşumuza gidiyor şüphesiz. Karşılaştığım bazı olaylar karşısında, ister istemez kendime şu soruyu soruyorum:

Bu güzel sözleri, güneşin batışını izler gibi seyir mi ediyoruz, yoksa ‘ben bu söylemin neresindeyim?’ diye kendimize ayna tutuyor muyuz?

Bir başka ifadeyle: Tribünde miyiz saha da mıyız?

Her konuda olduğu gibi, İnsanın Kalitesi konusu için de geçerlidir bu. Kendi kalitemizi ya da niteliğimizi geliştirmek için ne yapıyoruz?

Hayat normal akarken bunu biz de fark edemeyebiliriz, etrafımızdakiler de farkına varamayabilir.

Bir başka ‘Kaliteli İnsan’ örneği olan Martin Luther King’in bu konuda söyledikleri çok değerli:

İnsanların iyi zamanlarda nerede durdukları o kadar önemli değildir; zor zamanlarda nasıl hareket ettikleri önem taşır

Burada üç seçkin örnek insandan söz ettim; hikâyelerine baktığımızda, bunların ortak özelliklerinden bazılarını şu şekilde özetleyebiliriz:

  • İnandıkları bir vizyonları
  • Güçlü Temel Değerleri
  • Asla vazgeçmemeleri

Bu konuda, örnek alabileceğimiz çok sayıda ‘Kaliteli İnsan’ örneği bulunuyor çok şükür.

Hiç arzu etmesek de bazen, inanmadıklarını ve doğru olmadığını bildiklerini söylemek zorunda kalan insanlarla karşılaşabiliyoruz; üstelik hiç de zor koşullar söz konusu olmadığı hâlde. Bazen bu insanlar çok yakınımızda da olabiliyor. O zaman, yargılamadan; ‘Neden acaba?’ diye sorgulamaya başlıyor insan.

Bu durumlarda Epiktetos’un (55 – 135) söyledikleri geliyor aklıma ve huzur buluyorum:

Her şeyin iki tutamacı vardır; tutulan yere bağlı olarak o şey taşınabilir ya da taşınamaz. Kardeşin sana haksızlık yaptıysa, onun seni yaraladığını söyleme. Bu onu taşıyabileceğin tutamaç değildir. Daha ziyade söylemin şu olsun: ‘O benim kardeşim, can yoldaşımdır.’ Bu onu taşıyabileceğin doğru anlayıştır.

Dilerim ki, kendimizce zor durumlarla karşılaştığımızda, yukarıda örneklerini paylaştığım ‘Kaliteli İnsanlar’ bizlere rehber olsunlar, ışıkları bizleri aydınlatsın.

Yine dilerim ki, bizler de ışığımızla aydınlatabilecek konuma gelebilelim.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.