enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yakın Gelecek – Celal Gürsoy Bodrum Gündem yazıları

Bodrum Gündem Gazetesinin doğduğu günlerde Fatih kardeşimin bana ayırdığı köşemde Ekonomi ile ilgili naçizane fikirlerimi yazıyordum.

O günlerde Bozoğlu ailesinin iki çocuk yetiştirme çabalarına bir de BG adlı bebeğin katılmasıyla dünyaya karşı vermiş oldukları savaşa en yakından şahit olanlardanım.

Aradan kısa bir süre geçince Ekonomik gelişmeler hakkında yazı yazmakta zorlandığımı fark ettim. Bilirsiniz “Bilgisi olmayanın Fikri de yoktur.” Ben, ekonomi bilgimin ve 50 yıllık iş hayatı tecrübemin ülkemizdeki ekonomi hareketlerini anlamaya yetmediğini, açıkçası bu tür bir ticari hayat hakkında bilgi sahibi olmadığımı anlayınca yazılarımı sosyal hayat ve ağırlıklı olarak Amatör Spor temalı konulara yönelttim.

Bu gün gene o yetersiz bilgi sıkıntısına rağmen (bildiğim kadarı ile) dünyanın nereye gittiği hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

En büyük güç olmanın güveni içindeki Amerika sıkıntı içinde. Sebep Çin’in her alanda beklenenden daha hızlı büyümesi ve “Çin Malı = Kalitesiz Ucuz Mal” imajından kurtularak her sektörde yüksek standartlara sahip Avrupa Birliğine dahi teknolojik ürünlerini satabilecek kadar iyi olması.

Amerika, Çin’in ekonomik gücünün frenlenmesi için Avrupa’daki Müttefiklerine güveniyordu. Ancak burada çatlaklar oluşmaya başladı. Özellikle AB’nin ekonomik lideri Almanya’nın Çin ile teknolojik alanda anlaşmalar yapması Amerika’da alarm zillerinin çalmasına sebep oldu.

Günümüzde AB’nin en büyük dış ticaret hacmi artık Amerika ile değil, Çin ile gerçekleşmekte. Amerika açısından en korkulacak olan düşünce Almanya’nın Çine karşı Amerika ile birlik olmak yerine, tam tersi, Çin ile işbirliğine girmesi tüm Avrupa pazarının katma değeri en yüksek olan dijital sektörde Uzak Doğu’nun eline geçmesi şeklinde.

AB’nin kaybı Amerika’nın dünya ekonomik düzenindeki kontrolünü Çin’e kaptırmaya doğru gidişin en önemli göstergesiydi. Şimdi Amerika panikte. Yeni Başkan, özellikle teknolojik alanda kaçan ipin ucunu tekrar yakalamak için dünya çapında onlarla beraber oynayacak, ortak ekonomik adımlar atacak ülkeler aramak durumunda.

Türkiye de bu ülkelere arasında yer almakta. Yıllardır Avrupa Ülkeleri ile birlikte çalışarak bir tüketim toplumu şekline soktukları Türkiye onların (Çin’in gerisinde kalmaya başlayarak aslında çöp haline gelen) tekno ürünleri için ideal bir pazar konumunda.

Amerika’da seçim öncesi aleyhimizde gibi pozisyon alan yeni başkanın seçimden sonra görevi devir alırken tanıştığı son gerçek durumun baskısı ile bizi ne kadar sevdiğini (!) açıklayarak kucak açması yakındır. Ne de olsa cebindeki son kuruşunu, hatta daha kazanmadığı parayı bile teknolojiye harcamaya meraklı, hesapsız kitapsız bir toplum haline geldik.

Dijital çağda üretici durumunda olmamak, sadece tüketmek büyük hata. Bütün önemli sektörlerde dışa bağımlı hale gelmek bize çok pahalıya mal olmakta, gene de ileriye bakışımız net değil.

Ne yazık ki televizyon üretmeyi en üst düzeyde teknolojik başarı zanneden bir ülkeyiz…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.