enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Depremde ‘Erken Uyarı’ Rezaleti – Ronald Karel Bodrum Gündem yazıları

11 Mayıs 2021 tarihli bir gazetede şöyle bir makale vardı manşetlerin birisinde.

Bilim dünyası başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede büyük bir doğal felaket olan depremi önceden bilme ve bu sayede önlem alarak güvenli alanlara kaçmaya imkân tanıyan bir teknoloji geliştirdi. ABD’de geliştirilen DeepShake isimli yapay zekâ, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na birebir benzeyen California’da ki San Andreas Fay Hattı’nda denendi.

Daha da açalım.

Depremi yapay zekâyla önceden bildiler.

Devam edelim.

ABD’nin önde gelen eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi’nde görevli bilim insanları yapay zekâ kullanarak depremleri önceden büyük bir hızla tespit eden bir sistem geliştirdi.

ABD’li bilim insanlarının “çığır açıcı” olarak nitelediği bu teknolojiye DeepShake adı verilirken, bu sayede yıkıcı depremlerin olmasından birkaç saniye önce haber verilebileceği ve bu sayede binlerce yaşam kurtarılabileceği kaydedildi.

Stop!

Burada duralım.

Bu saniyeler önce depremi haber verme hikâyesini açıklığa kavuşturalım. Yukardaki şemayı iyice inceleyiniz.

P dalgaları geliyor web bilgisayar alarma geçiyor. Tamam, pozitif tarafları var. Elektrikler söndürülür, nükleer santral kapatılır, gaz kesilir. Eğer her şey 100% doğru giderse ki bugüne kadar ters yönde haberler aldık.

Ne yaparsanız yapın, gerek Stanford üniversitesi veya Japon sismologlar, kâinatın sonuna kadar deprem ön sinyallerini göz önünde bulundurmazsanız, P dalgaları çıkmadan, yani daha açıkçası ‘deprem olmadan’ önce hiçbir zaman ERKEN UYARI sistemini yapamayacaksınız.

Sizin bütün sistemleriniz P dalgaları yola çıktıktan sonra, yani halkın anlayacağı bir dilde yazacak olursak, fay kırıldıktan sonra, bölüme dayanmaktadır. Bu da Erken Uyarı sistemi değildir ve olamaz. Bu sadece Erken Bildirme Sistemidir.

Allah’ın bilim adamları, sizler nasıl istersiniz ki halkın cep telefonuna S dalgaları gelmeden 5 veya en fazla 10 saniye zaman bölümünde insanlar evlerden çıksınlar, toplanma bölgelerine koşsunlar.

Sizler neyin peşindesiniz?

Rant mı?

Ben sizlerin bu Erken Uyarı Sisteminin tek bir hayat bile kurtarmayacağını bilmediğinize inanmıyorum.

Olamaz. Koskoca Stanford Üniversitesindeki (sözde) bilim insanları böyle bir kepazeliğe inanamaz.

Yoksa aciz misiniz?

Depremi çözemediniz!

Öyle değil mi?

Bir de başka konu daha var…

Tarihe dayanarak deprem tahmini yapmak gibi.

Bu da başka bir anormallik.

Arkadaş, her Allah’ın günü plakalar oynuyorlar, yani faylar oluşuyor, ama senin ruhun bile duymuyor. Çünkü profesör olmuşsun ve artık ilgilenmiyorsun. Çünkü araştırmak için çok para lazım. Teorilerin basında yer alıyor ama icraatın sıfır. Bunu ikimiz de biliyoruz.

Daha da kötüsü ilgilenenlere de mani oluyorsun.

Bende Kalifornia Üniversitesi yer bilimcileri başkanının sağa sola gönderdiği mektup var… Kısacası şöyle yazıyor.

‘’Deprem Ön sinyalleri diye bir şey yoktur, lütfen EOS, Nature gibi ciddi bilimsel magazinlerde bunların makalelerini yayınlamayın.’’

Allah seni ve senin gibilerini ne yapsın.

Deprem bugün öyle zavallı bir bilim dalı haline geldi ki. Ne zamanı biliyorlar, ne yerini ne de kuvvetini. Profesör diye ortalıklarda dolaşan bir soytarı grubu tarafından ele geçirilmiş bir bilim dalı.

Bunun mücadelesini, Brüksel’de EBAN toplantısında, Karabük Üniversitesinde, AFAD’da, Kaliforniya’da ki NASA’da verdim.

Herkes duymazlıktan geliyor.

‘’Kıtıpyos jeoloji kitaplarında okuduğunuz plakalar ve fay bilgilerine diyecek bir şeyim yok. Lakin sadece bunları yarım yamalak bilerek deprem mekanizması konusunu çözemezsiniz’ diye onlarca kere yüzlerine vurdum.

Hala, dünyanın bazı ülkelerinde akademisyenler basında ‘’Yok efendim 220 sene önce burada deprem oldu, yok efendim bakın fay bu hale geldi (fayı son zamanda nasıl araştırdıysa?), yok efendim bu bence böyle kayacak, şöyle olacak’’ filan falan deyip zırvalayıp duruyorlar. Sonra Çin olimpiyatlarından önce Çin’de meydana gelen 20000 çocuğun hayatına mal olan deprem sonrası oraya giden USGS uzmanı verdiği demeçte. ‘Nasıl oluyor burada bu kadar büyük fay yoktu’ diyebildi.

Başka bir zaman ise ‘’Alaska da fayın uzunluğu 700 km olmuş, bilmiyorduk’ dediler, bunlar sadece benim yakaladıklarım.

Karşısına başka bir grup çıkıyor… ‘Olur, mu canım? Yanlış… Böyle kayacak ve şu senede o fay kırılacaktır…’’

Verdikleri tarihte hep uzun bir süreli tarih.

Heyecan olsun diye.

Daha fazla televizyona çıkıp, basına demeç versinler diye.

İşte deprem mekanizması konusu bugünkü dünyada içler acısı durumdadır.

Gerçekten çok üzülüyorum.

Depremsiz günler diliyorum.

Sağlıcakla kalınız…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar