enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Konuk Yazar Ahmet Aras yazdı; “Yerel yönetimin dönüşüm imkanı ya da Bodrum’un Leitmotifi”

Konuk Yazar Ahmet Aras yazdı; “Yerel yönetimin dönüşüm imkanı ya da Bodrum’un Leitmotifi”
11.07.2021
0
A+
A-

“Simgesel temsilleri, yapısal etkenlerle bütünleştiren habitusun”* yansıması olan kenti ifade eden, fiziki özellikler/değerler anlamı olmayan, boş mekânlar değildir.

Bu mekânsal yapılar, içerisinde birçok yönü barındırır. Kent bu ilişkiler üzerinden kurulur. Ekonomik, toplumsal, kültürel değerler ve ilişkiler bütünü olarak; bu değerlerin fiziki biçimde izdüşümüdür.

Bodrum da aynı gerçeklik üzerine kurulu olan, çok yönlü bir kenttir.

Biz, Bodrum’u ele alırken, Bodrum’u Bodrum yapan bütün yönlerini ciddiyetle, bilimsel verilerle, toplumsal ve demokratik değerlere bağlı olarak ele alıyoruz. Sadece bana ve birlikte seçildiğimiz meclis üyeleri arkadaşlarıma ya da belediyemize inananlar için değil; bir bütün olarak Bodrum’a karşı sorumluluklarımızı, görevlerimizi yerine getirmek için sevgiyle, emekle, canla başla çalışıyoruz.

Bodrum gibi birçok açıdan özel bir kentin belediyesi adına belirtmeliyim ki amacımız onurlu bir yaşamı öncelemektir.

Onurlu bir yaşam emekle, üretimle, eşit ve adil haklarla, o haklara ulaşabilirlikle mümkündür. Belediye olarak tüm bu temel değerleri rehber edinmiş bulunuyor, dönem doldurmayı beklemiyor, “mış” gibi yapmayı amaçlamıyoruz; rant kapılarını gözlemek yerine, o kapıları yıkmak için uğraşıyoruz.

Toplumun, kentin ve çevrenin ihtiyaçlarını hiçe saymıyor, tüm yönetimi o ihtiyaçlar etrafında örmek için çabalıyoruz; yerel yönetimin bileşenlerini görmezden gelmiyor, birlikte üretmek, birlikte yönetmek istiyoruz.

Bodrum tarihin, toplumların, doğanın, kültürlerin, Ege’nin bütün güzelliklerinin kesişim noktası. Tarihle diyaloğu hiç bitmeyen bir kent. Tarihinden bakarsak başka bir kenti; doğasından bakarsak başka bir kenti, tarımından, köylerinden bakarsak başka bir kenti; sanatından, mimarisinden, mutfağından bakarsak başka bir kenti; turizminden bakarsak başka bir kenti görürüz.

Ama Bodrum’a sadece maddi kaynak olarak bakanların gözünden görürsek de bambaşka, değerleri yıkılmaya yüz tutmuş bir kent görürüz.

Biz; yönümüzü, Bodrum’un güzelliklerine, ihtiyaçlarına çevirdik. Bu amaçla her şeyden önce doğası, eko-çeşitliliği, kültürel/tarihi mirası, mimarisi gibi birçok açıdan korunması gerektiğine inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yönetim anlayışı, uygulamalarımız, projelerimiz; önce Bodrum’un gerçekliğini korumaya, kentimizi gelecek nesillere ulaştırmaya yönelik. Toplumun ve kentin asıl ihtiyaçlarını, sorunlarını belirleyip, altyapı-üstyapı çalışmalarımızı buna göre ilerletmek temel hedefimiz.

Bodrum gibi nadide kentler; hem yerel hem ulusal hem uluslararası ekonomik ilişkilerin etkileşimine doğrudan açık yerlerdir ve böyle bir kentte ekonomik, çevresel, toplumsal dönüşümleri çok hızlı gözlemlemek mümkündür.

Bu dönüşümlerde maddi pratiklerin etkisi de su götürmez bir gerçek. Ancak maddi pratikler ne yazık ki asıl değerleri yıkan, bozan bir hale evrilmeye çok müsaittir. Biliyoruz ki Bodrum; sadece maddi pratiklerin üretildiği mekânlardan ibaret değildir; tarihin, doğanın, toplumsallaşmanın, bir “ortaklığın” da ifadesidir. Tıpkı CHP’nin geçmişten günümüze gelen belediyecilik anlayışı gibi.

Bugün Bodrum’da da toplumcu belediyeciliği yerleştirmek yolumuzu belirleyen ana noktadır.

Bugün CHP belediyelerinin halkla iç içe ve halk için, kolektif bir anlayışla, demokratik, üretici, kaynak yaratıcı, bütünleştirici bir çerçevede çalışmalarının altında, yine CHP’nin 1970’lere dayanan belediyecilik anlayışı yatıyor.

Türkiye’nin yerel yönetim tarihinde önemli yer edinen toplumcu belediyecilik anlayışının doğuşunda, sosyal belediyeciliğin uygulanışında temelleri sağlam kuran Vedat Dalokayların mirası vardır. Bu önemli tarihsel momentler ve CHP’nin cumhuriyetimizin 2. yüzyılına ait yol haritası; alternatif bir yaşam için mücadele edebilmenin, daha iyiyi birlikte kurabilmenin mümkün olduğunu göstermektedir.

Bizler, CHP’li belediyeler olarak insanların gündelik yaşamının bir parçasıyız. Gündelik yaşam öyle bir alan ki eylemlerin ve iktidar yapılarının kesiştiği politik bir mecra. Bu sebeple bizlerin bütün faaliyetleri insanların yaşamlarının merkezinde.

Gerek pandeminin getirdikleriyle gerek ülkenin diğer sorunlarıyla, yoksullukla mücadele eden insanlar; yaşadıkları zorlu ve bunaltıcı durumları mümkün oldukça, belediyelerimiz aracılığıyla aşsınlar diye buralardayız.

2019’dan bu yana CHP belediyelerinin kamusal hizmet, alt yapı ve üst yapıdaki proje başarısı; pandemi sürecindeki sosyal belediyecilik anlayışı, toplumu çaresiz- kimsesiz bırakmama uğraşı, tüm canlıların yaşamı için verdiği mücadele; CHP’ye iktidar tarafından yakıştırılan, her türlü olumsuzlama politikasını boşa çıkarmış; “üretebildiğini, yönetebildiğini, becerebildiğini” kanıtlayan birçok hizmetle, gerçeklerle yurttaşlarımızı buluşturmuştur.

Bugün tüm dünyayı sarsan pandemi, CHP belediyelerinin ülkedeki hayati önemini ortaya çıkarmıştır. Bu önemli dönüm noktası; çıkar ve rant temelli bir yönetim karşısında, halk ve hak temelli, sosyal demokrat bir yönetim turnusol kağıdı işlevi görmüştür; toplumcu, kamucu belediyeciliğin ne kadar gerekli olduğunu göstermiştir.

CHP’nin her konuda şeffaf olmak için çabalayan belediyeleri; asgari ücret düzeyinden sosyal yardımlara, dezavantajlı gruplarla dayanışmadan, İstanbul Sözleşmesine, toplu ulaşım politikalarından hayvan haklarına kadar kentin tüm sakinlerini daha iyi bir yaşam mücadelesine ortak etmektedir.

Çiftçiye, işçiye, emekliye, kadına, yaşlıya, gence, yoksula, öğrenciye… herkese; ülkenin dört bir yanını daha yaşanılır kılmak için uğraşmaktadır. CHP bugün var olan belediyeleri aracılığıyla toplumu yönetime dahil etmeye; topluma nefes olmaya çalışmaktadır. Tüm bu çabalar, ülkedeki toplumsal itirazın önemli bir boyutunu belediyecilik aracılığıyla kurulduğunun da kanıtıdır. Bu yüzden aşina olunan her şey eleştiriye açılmış ve alternatifin mümkün olduğu gösterilmiştir. Bu sebeple CHP’nin yerel yönetim anlayışı mücadelenin önemli taşıyıcısı ve iktidara giden yolun köşe taşı olmuştur.

Bodrum Belediyesi olarak bu yolu takip ediyoruz. İstiyorum ki bütün politikalarımız, uygulamalarımız yola yansıyan ışık olsun.

Ben, Bodrum gibi kadim bir kenti yönetirken üretim ve yönetim sürecinin birlikte işlemesi gerektiğine inanıyorum. Yaşamın sürdürülebilirliği için Bodrum’u korumayı, onu anlamayı, anlatmayı ve dahası onu geleceğe, bütüncül bir şekilde koruyarak taşımayı en önemli görevlerden biri olarak önüme koyuyorum.

Bodrum, üretim ve yönetim birlikteliğinde kent ve çevre olarak iki ana noktadan ele alınabilir. Geri kalan bütün gerçeklerimiz, varlıklarımız bu iki ayrım içine yerleştirilebilir. Bütün çalışmalarımız da bu iki ana koldan okunabilir.

Bilinçli eylemler toplumsal ve doğal varlıklarımızı korumak ve sonraki nesillere aktarmak için hayati önemdedir ve bizler için de önemli bir görevdir.

Bodrum’da çevre bilincini, ekolojik farkındalığı ve sorumluluğu hem toplumsal düzlemde hem yönetim aşamalarında yerleştirmek elzemdir; kent yönetimine katılım, kentsel sorunlara duyarlılık, göç ve turizm gibi ana noktaların kesişimi dikkate alınmalıdır.

Kentte ve çevresinde yoğun yapılaşma, tarım alanlarının, orman alanlarının olumsuz kullanımları, birçok doğal alanda biyo-çeşitliliğin tehlike altında oluşu, kara, deniz ve hava trafiğinde yoğunlaşma gibi gerçekler bir taraftan altyapı sorunları doğururken, diğer yandan da bölgemizde sürekli artan çevre sorunlarının temel nedenlerinden olmuştur. Bu durum Bodrum’un özgünlüğünden, özelliklerinden kayıplar anlamına gelmektedir. İmar gerçeğinin bu kadar yaygınlaşması da aynı sebepler etrafında örülüdür. Ve bu durum tarımsal üretimi de olumsuz yönde etkileyen, yaşamı sermayeye feda eden bir anlayışı doğurmuştur. Halbuki turizm denilince akla ilk gelen ekonomik kalkınma hiç de böyle bir arka planı hatırlatmamaktadır; fakat gerçek ne yazık ki budur. Rutin, bazı gerçekleri perdelemektedir; ama rutinin ardını görmek ana meselemizdir. Bu sebeple kalkınmanın da sağlıklı olması şarttır. Yoksa geleceğe bir Bodrum kalmayacaktır.

Bizim yerel yönetim olarak bütün çabamız bu sıkıntıları aşacak bir geleceği kurmaktır.

Bu sebeple bütün icraatlarımız, kentimizi dört koldan kalkındırmaya yöneliktir.

Geniş altyapı çalışmaları, belediye içinde-dışında eğitim faaliyetleri, yol/trafik sorunlarını çözecek uygulamalar, nüfus/göç sorunlarına yönelik politikalar, deniz ve çevre temizliği, öncelikle gençleri hedefleyen tarımsal projeler, çiftçilere destek programları, turizmi sürdürülebilir kılacak festivaller, sanatsal etkinlikler, halkla sık sık bir araya gelip birebir etkileşimde olmak gibi bir dizi çalışmayı içermektedir.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen yıl dile getirdiği “2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” aslında belediyecilik anlayışımızın ve icrattlarımızın da özünü yansıtan çok noktaya sahiptir. Bizler toplumun ve çevrenin temel alındığı bir kent; halka dayalı, halk için, çevre için, yaşam için, akılcı, barışçıl, demokratik bir temel üzerine her şeyi inşa etme uğraşındayız. Bütün hizmetlerimiz bu anlayışta sürdürülmektedir.

Bizim için bu noktada en önemli konulardan biri de kuşkusuz doğadır. Çünkü Bodrum’un ve belediyecilik anlayaşımızın ana bileşeni, yaşam kaynağı;  ekolojik zenginlik ve türlerin eşitliğidir. Aksi taktirde Bodrum yok olmaya yüz tutacaktır.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; “2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nde, bu konuya ilişkin çok önemli bir noktaya değinmiştir: Ekosistem Hakkı.

Sayın Genel Başkanımız demiştir ki:

“Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya teslim etmek için üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Canlı ve cansız varlıklar olarak bir ekosistemin parçasıyız. Sağlıklı işleyen bir ekosisteme sahip dünyaya doğma hakkı, henüz doğmamış olan nesillerin hakkıdır. “Sürdürülebilir Yaşam” anlayışı ışığında bu hak anayasal güvence altına alınacaktır.”

İşte bu vurgu Bodrum gibi eşsiz bir doğa içinde konumlanmış bereketli topraklara sahip kentler için belki de en önemli noktadır. Çünkü doğa ölürse, kentimiz de ölür. Bu sebeple önce onu korumak zorundayız.

Bodrum’un korumamız gereken bir başka tarafı tarihi, kültürel mirası varlıklarıdır. Yaklaşık 3 bin 500 yıllık bir kent olan Bodrum; geçmişin güzelliklerine ihanet edenlerle değil, onu geleceğe taşıyanlarla ilerleyecektir.

Ve Bodrum’un en önemli maddi kaynaklarından olan turizm de tam olarak söz konusu bu korumaya muhtaç olarak ortaya çıkmaktadır. Turizmi büyüten, geliştiren, sürdürülebilir olmasını sağlayan sadece lüks, görkemli oteller değildir. Bodrum’da turizm tarihle ve doğayla da vardır. Denizi, ormanı, tarımı, bereketi, bin bir rengi yok olmuş bir Bodrum’da turizm olmayacağı gibi, yaşam döngüsünü kuracak bir şey de kalmayacaktır. Bu yüzden Bodrum’u korumak-kollamak temel görevimizdir.

Biz Bodrum Belediyesi olarak kentimizi var eden bütün bileşenlerin ihtiyaçlarını gidermek, sorunlarını çözmek, altyapı-üstyapı eksiklerini tamamlamak, yenilemek için uğraşırken; diğer taraftan da yukarıda sözünü ettiğim daha büyük yıkımlar karşısında da direniyoruz. İmara açılan topraklarımızı korumak için mücadeledeyiz. Ormanlarımız yanmasın, koylarımız birilerinin mülkü olarak kapatılmasın, canlıların hayatı talan edilmesin diye teyakkuzdayız.

Bütün politikamız ve uygulamalarımız bu çerçevede kurulmaktadır.

Bodrum’a bakarken tarihten bugüne, kent, mekân ve zaman ilişkisinin doğayla iç içe ne kadar güzel geliştiğini görebiliriz. Bu gördüklerimizi yitirmeden hem değerleriyle hem sorunlarıyla yüzleşmek ve çözümler bulmak, belediyecilik anlayışımızın da leitmotifidir.

Güzel yarınlar tek başına kurulmaz, hem yerel düzeyde hem ulusal ölçekte, ancak kolektif bir çabayla, kolektif ve politik bir müdahaleyle, mücadeleyle mümkündür. Bu yüzden CHP belediyelerinin faaliyetleri hem yerel yönetimler için hem de merkezi iktidarı elde etmek için çok önemlidir. 20 yıllık rant hikayelerini sonuna doğru geliniyor. Bu anlayışı Bodrum olarak hem politik pratiğimizin hem de hizmetlerimizin temeline yerleştirmiş bulunuyoruz. Toplumla, doğayla iç içe, dayanışmayla yaşamanın, birlikte üretmenin ve yönetmenin gerekliliğine inanıyoruz ve bu yolda çalışıyoruz, birlikte ürettiğimiz ve birlikte yönettiğimiz tüm varlıklarla daha güzel yarınları savunuyoruz.

Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi “Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.”

Bu güzel ülkeye düzeni, intizamı, huzuru ve bereketi biz getireceğiz.

Biz kentimizi de ülkemizi de; tarihi ve insanı ile, her rengi ve kültürü ile, inancı ve edebiyle dünün izinde yeniden kurabiliriz.

Diyoruz ki,

başka bir hayat var…

Diyoruz ki,

Başka bir kent

Başka bir hayat mümkün…

Ve bizler insan ve doğa için, içtenlik ve aşkla mutluluğun kentini inşa edeceğiz…

 

Ahmet Aras

Bodrum Belediye Başkanı

 

* Swartz, D. (2011), Kültür ve İktidar Pierre Bourdieu’nün Sosyolojisi, İstanbul: İletişim Yayınları, ss.86.

Yorumlar

  1. Biri izliyor görüyor... dedi ki:

    Güzel bir yazı…parti değinmesi müteakip defalar olunca anlatılmak istenen zayıflıyor.