enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Dünya ve İnsanlar

İnsanın Yarattığı Jeomanyetik Fırtına!

ABD ordusu, 9 Temmuz 1962 tarihinde Pasifik Okyanusu’nun 402 km yukarısında yani Thermosferde bir termonükleer savaş başlığını patlattı. Nükleer bomba jeomanyetik fırtına yarattı ve Hawai adası ile Yeni Zellanda da auroralar meydana geldi.

Hawaii’den Yeni Zelanda’ya kadar olan bölgelerde tanıklar, tropik gökyüzü gözlemcilerinin daha önce hiç görmedikleri muhteşem gece yarısı “gökkuşağı çizgileri” olan auroraların tepede dans ettiğini bildirmişler. Radyolar susmuş, sonra aniden gürültülü olmuşlar. Honolulu’da yerel sokak lambaları karardığında hırsız alarmları duyulmaya başlanmış.

Bu konu hakkında ki bilimsel makaleyi twitter hesabımdan yayınladım.

Herkes HAARP şunu yaptı, bunu yaptı diye ters köşeye yatırılırken bakın meğerse yeryüzünden 400 km yüksekliğe kadar başlamışız dünyamızla oynamaya. Yıl daha 1962. Kim bilir yakında daha neler öğreneceğiz?

Amazon yandı, Brezilya Cumhurbaşkanı “öyle bir şey yok’’ dedi. Brezilya da koronadan ölenlerin sayısı bilinmiyor. Cumhurbaşkanı “öyle bir şey yok’’ diyor. Bu satırları yazarken daha covid’in nerede ve nasıl başladığı tam olarak bilinmiyor. Bilim insanları, TIP dünyası birbirine girmiş durumda. Her kafadan bir ses çıkıyor. Genelde her akşam Fransız BFM haber kanalını seyreden, Skynews u takip eden, neredeyse bütün Fransız gazetelerini inceleyen birisi olarak, inanın ki Covid hakkında elle tutulan, rasyonel hiçbir ispat yok.. ‘’Evet, şöyle’’ diyen TIP profesörleri var, “hayır böyle’’ diyen TIP prefesörleri mevcut. Siyasi duruş zaten bütün dünyada kaos. Halkların hiçbirinin siyasetçilere güveni yok. Artık iş Yaradana kaldı… Şimdi konulara girelim.

Uzayda Çöplük!

Konuyu uzaydan açmışken hemen başka bir konuya değinelim.

Şu anda uzayda yüzen 3.000’den fazla ölü uydu ve 1 ila 10 santimetre arasında değişen 900.000’e kadar uzay çöpü bulunmaktadır – hepsi bir çarpışma tehlikesi arz etmektedir ve dünyamızın hangi bölgelerine düşecekleri de hiç bilinmemektedir.

Litorferden taa Mezosfere ve daha yükseklere kadar insanoğlu elini vurarak dünyamızın geleceğiyle oynamaktadır.

Uzay çöplüğünün oluşma nedenleri

En eski uzay enkazı (uzay çöpü) tarihteki 4’üncü ve ABD’nin 2’nci uydusu olan ve 17 Mart 1958’de uzaya gönderilen Vanguard I uydusu. 16,5 santimetre çapındaki ve 1,5 kilogram ağırlığında ki uydu, o zamandan bu yana yörüngede dolanıyor.

1965’te gerçekleştirilen ilk Amerikan uzay yürüyüşü sırasında Gemini IV astronotu Edward White’ın eldiveni bir ay boyunca saatte 28 bin kilometrelik hızla yörüngede kaldı ve tarihin en tehlikeli giysisi olarak anılıyor.

Mir istasyonu, uzaya gönderildiğinin ilk 10 yılında 200’ün üzerinde uzay çöpü üretti.

Avrupa Uzay Ajansına (ESA) ait Ariane roketinin 1986’da infilakıyla yayılan 2 bin 775 parça ilk başta roketin eski yörüngesinde hareket ederken, 4 yıl sonra dünya çevresine dağıldı.

Pegasus roketinin üst kademesinin 1996’da patlamasıyla 4 milimetreden büyük 300 bin parçadan oluşan bir bulut ortaya çıktı. Bunların 700’ünün diğer uzay cisimleri için tehlike yaratabilecek büyüklükte olduğu biliniyor.

Aşağıdaki tablo TRT den alınmıştır ve dünyamızın bulunduğu tehlikeyi gözlerimizin önüne sermiştir.

Uzay çöplüğünün etkileri

Uzay çöplerinin küçük boyutluları bile yörüngedeki aktif uydular için tehlike oluşturuyor. 2 bin kilometre irtifanın altında bulunan cisimlerin hızları saatte 7-8 kilometreyi buluyor.

Aynı yörüngede, yakın hızlarda hareket eden uydu ve uzay çöpü çarpıştığında, uyduda saatte 10 kilometre hızda etki oluşturuyor. Bu çarpışmalarda, 10 santimetre çapındaki bir cisim uyduda çok büyük hasara neden olurken, 1 santimetre çapındaki bir cisim çarptığında uydu çalışamaz hale gelebiliyor. 1 milimetre çapındaki cisim ise uydunun alıcılarını bozabiliyor. 0,2 milimetre boyutlarında kuru bir boya parçacığının, 1983’te Challenger uzay mekiğinin kabin camını deldiği biliniyor.

Aktif uyduların, büyük bir hızda hareket eden, kontrol dışı olan uzay çöpü ve ömrünü tamamlamış uydularla çarpışma riski giderek artıyor. Bu risk göz önüne alınarak uydu operatörlerince uzay çöplüğüne ait parçalar dikkatle izleniyor ve mümkün olduğunca gerekli kaçınma manevraları yapılarak muhtemel çarpışma durumları önlenmeye çalışılıyor.

Dünyanın ilk uydusu olan Sputnik-1 ile başlayan, fırlatılan binlerce uyduyla süregelen uydu serüveni, milyonlarca parçadan oluşan uzay enkazına sebep oluyor. Bu enkaz, aktif uydularla dünya çevresinde dönmeye devam ediyor ve uydular için büyük risk teşkil ediyor.

Çözüm arayışlarında ilerleme yok

Uzay çöplüğü sorununa çare bulmak için geliştirilen bazı projeler olmasına rağmen henüz önemli bir ilerleme sağlanamadı. Bu açıdan uzay çöplüğü sorununun gelecekte daha da büyüme riski bulunuyor.

Bence, harcanacak meblağ boşa gideceği için, kısacası insan hayatının pek değeri olmadığı için ki ben 51 yıllık uluslararası deprem ön sinyalleri projelerine yakından takip eden bir araştırmacı olarak bu konuda hiçbir ciddi sonuçlar getirecek projeler ve en önemlisi yatırımlar yapılmayacaktır. Kaynak AA..

Dünyamız kâinatın çöp tenekesidir ve bütün eğitilmemiş ruhların eğitilmesi için gönderildiği bir yaşam bölgesidir.

Görünüşe bakılırsa daha yüzlerce yıl gidip geleceğiz, insan sıfatına laik olana kadar. Şimdi insanın yok etmeye çalıştığı okyanusları ele alalım.

Okyanuslarımız

Balıklardan fazla plastik mevcut.

Yılda 8 milyon ton plastik atıyoruz okyanuslara. Denizde o kadar çok ıvır zıvır var ki, toplam enkaz dev çöp yığınları oluşturmuş. Dünyada bunlardan beş tane mevcut olup ve en büyüğüne – Büyük Pasifik Çöp Yaması – ismi verilmiş ve tahmini 1.8 trilyon parça çöp içeriyor ve kısaca mukayese edecek olursak Teksas’ın iki katı büyüklüğünde bir alanı kaplıyor.

Okyanus çöpü, güneşe maruz kalma ve dalga hareketi ile mikroplastik olarak bilinen daha küçük parçalara ayrılabiliyor ve ardından besin zincirine girme yolunu bulabiliyor. Ayrıca denizi daha fazla kirleten kimyasalları serbest bırakabiliyor. Balıklar bu küçük o parçaları yutabiliyorlar ve iyi temizlenmemiş balıklar insan vücuduna zarar verebiliyorlar.

En büyük suçlu ülkeler Çin, Endonezya ve ABD.

Çin ve Endonezya okyanusları kirletmekte dünyanın 33% nü teşkil ediyorlar. Hemen arkalarından ABD geliyor.

Bu yazdığım konu pek basında yer almıyor ama ben yine de yazayım. Her çamaşır yıkanışında, 700.000’den fazla sentetik mikro elyaf su yollarımız da yıkanıyormuş. Pamuk veya yün gibi doğal malzemelerden farklı olarak, bu plastikleştirilmiş lifler bozulmuyorlar. Bir çalışma, sentetik mikrofiberlerin tüm plaj çöplerinin yüzde 85’ini oluşturduğunu göstermiş.

Daha da kötüsü okyanus kirliliklerinin 70% okyanusların dibinde bulunmaktadır ve hiçbir zaman temizlenemeyeceklerdir.

Denize büyük miktarlarda atıldığında, nitrojen gibi tarımsal besinler alglerin patlayıcı büyümesini teşvik edebilir. Algler ayrıştığında, çevredeki sulardaki oksijen tüketilir ve bu da balıkların ve diğer deniz yaşamının toplu ölümlerine neden olabilecek geniş bir ölü bölge oluşturur.

2004’te bilim adamları, dünya okyanuslarında 146 hipoksik bölge (hayvan yaşamının boğulduğu ve öldüğü kadar düşük oksijen konsantrasyonuna sahip alanlar) saydı. 2008’e gelindiğinde bu sayı 405’e yükseldi. 2017’de, Meksika Körfezi’nde oşinograflar, neredeyse New Jersey büyüklüğünde bir ölü bölge tespit ettiler – şimdiye kadar ölçülen en büyük ölü bölge.

Okyanuslar artık ünlü okyanus kâşifi Jacques Cousteau’nun “Sessiz Dünyası” değil. Bugün, açık deniz petrol ve gaz arama, deniz trafiği ve askeri sonar için kullanılan sismik patlamalardan kaynaklanan gürültüyle akustik olarak ağartılıyorlar.

Okyanusların kirlilik durumu. Florida Eyalet Üniversitesi

Florida Eyalet Üniversitesi’nde (FSU) çalışan araştırmacılar, okyanusta yüzen milyonlarca ton deniz çöpüyle mücadele amacıyla bu döküntüleri takip etmeyi sağlayan yeni bir sanal araç geliştirmişler.

Frontiers in Marine Science bülteninde yayımlanan çalışma, deniz çöpü problemini gözlemlemeye ve ele almaya yardımcı olan cevaplar sağlayacak.

FSU Okyanus-Atmosfer Tahmin Çalışmaları Merkezi başkanı ve makalenin başyazarı Eric Chassignet, “Deniz çöpü dünyanın her yerinde bulunuyor” diyor. “Okyanus ekosistemi ve insan sağlığı üzerindeki etkisini ise tam anlamıyla anlamış değiliz. Bu yüzden, bu problem hakkında daha fazla şey öğrenip onu azaltacak etkili yöntemler geliştirmek önem taşıyor.”

Deniz çöpü, Dünya okyanusları için büyük bir sorun. Hayvanlar bu birikintilere dolanabiliyor. Bilim insanları balıkların, kaplumbağaların ve kuşların içinde ufak plastik parçaları bulunuyor. Sindirim sistemini tıkayan ve beslenme davranışını değiştiren bu çerçöp, büyümeyi ve üremeyi de etkiliyor. Deniz çöpünün büyük bir kısmı, iyi idare edilmemiş plastik atıklardan kaynaklanıyor. Plastikler okyanuslarda uzun bir süre kaldığından, bu durum özel bir endişe kaynağı.

Deniz çöpünün okyanusa ulaştıktan sonra nereye gittiğini anlamak, sorunu anlamanın büyük bir parçasını oluşturuyor ve ülkeler ile uluslararası camianın, sorunla başa çıkma planları geliştirmesine yardımcı oluyor. Bu çalışmaya sermaye sağlayan Birleşmiş Milletler, iyi yönetilmemiş plastik atıkların etkisini azaltmaya çalışıyor. Yeni çalışma, BM politikaları ile yönetmeliklerine bilgi sunabilir.

Örneğin, Pasifik Okyanusu’nda bulunan ve Büyük Pasifik Çöp Parçası şeklinde adlandırılan deniz çöpü birikintisini düşünelim. Bu deniz çöpünü takip etmek, çöp parçasının büyüyüp büyümeyeceğine ve ne kadar plastiğin ayrıştığı ya da okyanusun dibine battığına ilişkin soruların cevaplanmasına yardımcı olacak. Araştırmacıların geliştirdiği yeni sanal araç, dünya çapındaki ülkelerin birbirine nasıl bağlı olduğunu da gösteriyor.

“Belirli bir ülke tarafından okyanusa bırakılan deniz çöpünün nereye gittiğini ve belirli bir ülkenin kıyı şeridinde bulunan çöpün kaynağını bilmek, politika üretenler için önemli bilgiler” diyor Chassignet. “Örneğin bunlar, bu sorunla uğraşan politika üreticilerinin nereye yoğunlaşması gerektiğini gösterebilir.”

Takip aracının modelinde, girdi olarak dünya çapında iyi yönetilmemiş plastik atık verileri kullanılıyor. Model, okyanus ve hava akımlarına yönelik verileri kullanarak deniz çöplerini 2010’dan itibaren takip ediyor. İnternet sitesine bakarsanız, renkli hatların Dünya okyanusları boyunca fırıl fırıl döndüğünü görebilirsiniz. Göze hoş görünüyor; ta ki bunların çöp olduğunu fark edene kadar…

Şimdilik bu kadar.

Sağlıcakla kalınız.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.