enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Attila İlhan İle Çalıştığımız Şeyler

Attila İlhan ile uzun sohbetlerimiz oldu. 90’lı yılların ikinci yarısından ölümüne kadar, yedi sekiz yıl boyunca hiç aksatmadan salı ve perşembe günleri bazen Bilgi Yayınevi’nin Beyoğlu’ndaki ofisinde, bazen de Gezi Divan veya Taksim Etap Otelinin lobisinde bir araya gelerek dünya, Türkiye, sanat, edebiyat, fikir çevreleri ve sorunları üzerinde konuşurduk.

Neredeyse onunla A’dan Z’ye konuşmadığımız şey kalmadı.

Her buluşmamızda ona ve bana gelen mektuplar, kitaplar ve belgelerden ilginç bulduklarımızı masa yayar, üzerinde hararetle tartışırdık. Bazı buluşmalarımıza Orhan Karaveli, Aytunç Altındal, Banu Avar, Cengiz Özakıncı, Yıldız Sertel gibi ortak dostlarımız da katılmışlar, tartışmalarımıza katkı koymuşlardır.

Bir seferinde Attila İlhan bana;

“Aklı başında konulara biraz aşina bir genç yanımızda oturup, konuşma ve tartışmalarımızı not alıp kitaplaştırsa, aslında çok yararlı olur…” demişti.

Bende buna dayanarak bir seferinde;

-“Senden ve benden başka kimse yazamaz, işin özü kaybolur. Ya sen, ya da ben yazmalıyız…” demiştim. O da bana;

“Sen gençsin, hafızan benden daha iyidir. Sen kaleme almalısın…” önerisinde bulundu.

Bende bu ortak temenni doğrultusunda sohbetlerimizi içeren dört kitap yayınladım. Üç tanesi Attila İlhan’ın sağlığında yayınlandı. Bir tanesini de, 10 Ekim 2005’deki beklenmedik ani vefatından sonra yayınlamıştım. Şunlardı;

  1. Attila İlhan’la 1000 saat – Bilgi Yayınevi – 2001
  2. Attila İlhan’la Siyaset Güncesi – Derin Yayınları – 2004
  3. Attila İlhan’la Akıp Giden Düşünceler – 2005
  4. Attila İlhan’la Hayatın İçinden – Tarihçi Kitapevi – 2012

Attila İlhan’la bazı konularda önemli görüş ayrılıklarımız oldu. Köy Enstitüleri ve Dil Devrimi bunların başında gelen ikisidir…

Attila İlhan Köy Enstitülerine neden karşı çıkıyordu?

Bilindiği gibi fikri altyapısı Atatürk’ün sağlığında ortaya konan, bu amaçla İsmail Tonguç başta olmak üzere ön hazırlıkları başlatılan Köy Enstitülerimiz, sadece 1940 – 1950 yılları arasında bile olağanüstü bir başarı sağlamış, kırsal alanda halkın üretim ve toplumsal bilinçlenme alanlarında hızla değişimine yol açmıştı.

Avrupa’nın çağdaş değerlerinden, pratik uygulamalardaki başarıya kadar gelişmeye neden olmuştu.

Bu gerçeklere karşın Attila İlhan neden Köy Enstitülerine karşı çıkıyordu? Çünkü Attila İlhan’ın düşünce sisteminde “Toplumsal değişimin ve Sosyalizmin ancak kentleşmeler sonucu ortaya çıkabileceğine dair” bir önyargı söz konusuydu.

Çünkü Avrupa’daki “dönüşümde” bunu görmüştü.

Ancak Türkiye’nin koşulları ile Avrupa toplumlarının koşulları çok farklıydı. Atatürk de “ Avrupalı kafada bir insan” olmasına karşın bu gerçeği görmüştü.

Attila İlhan’a göre Köy Enstitüleri, halkı daha çok kırsal alanda tutacak, kentleşmeyi yavaşlatacaktı. Köy Enstitülerini iyi incelemiş, oradan yetişen birçok önemli insanla yoğun sohbetler yapmış, hatta daha ilkokulu Silivri’de okurken “Lüleburgaz-Kepirtepe Köy Enstitüsü” mezunu Oktay öğretmenin öğrencisi olmuş, onun diğer öğretmenlerinden ne kadar farklı olduğunu hayranlıkla gözlemiş biri olarak, çok farklı düşünüyordum. Dahası Vefa Lisesi’ndeki öğrenciliğimde lisenin kültür kolu başkanı iken, Hasan Ali Yücel’i anma toplantıları yapmış biri olarak da apayrı bir dünyada ve düşünce tarzındaydım.

1964 yılında doktora öğrencisiyken, İsrail’deki kibbutzları da (İbranice bir sözcüktür. “Topluluk” veya “Birlikte” anlamındadır. İsrail’de ortaklaşa kullanılan yerleşim bölgelerine verilen isimdir. İsrail devletinin kuruluşunda önemli etkileri olmuştur. Sosyalizm ve siyonizmi pratik bir şekilde bir araya getiren kibbutizm İsrail’e mahsus bir deney olup tarihte gelmiş geçmiş en büyük ortaklaşa toplum hareketlerinden biridir.) gidip yerinde inleme şansım olmuştu. Sovyetler Birliği’nin Kolhozlarını da (SSCB’nde tarım sektöründe örgütlenen “kolektif tarımla” uğraşan birlikler olarak tanımlanırlar.) kitaplardan, çalışanların çocuklarından öğrenmiştim.

Ve bizim Köy Enstitülerinin ne kadar başarılı olduğunu tüm dünya onaylamış, örnek olarak almışlardı. Bu gerçekleri Attila İlhan’la çok sıkı, hatta sert tartışmalar altında karşılıklı yorumluyorduk.

Hatta buluşmalarımıza, Köy Enstitüleri tartışmalarımız nedeniyle bir iki ay ara bile vermiştik. Biraz küskünlük olmuştu. Atilla İlhan bu konuda fikrini hiçbir zaman değiştirmedi. Ama açık açık eleştiren yazılarda yazmadı. Aslında Attila İlhan aramızdaki samimiyet dolayısıyla bana açılmıştı…

Attila İlhan dil devrimine neden karşıydı?

Attila İlhan’la aramızdaki ikinci fikir ayrılığı ise Cumhuriyet Türkiye’sinin dil ve Türkçe devrimi üzerinde oldu. Dil devriminin Türkiye’yi geçmişten kültürel olarak kopardığı düşüncesine sahipti. Fazla radikal buluyordu. Dil devrimine gerek olmadığı düşüncesine sahipti. Attila İlhan bu nedenle de muhafazakâr çevrelerin önemli bir bölümü tarafından sempati ile karşılanırdı.

Dil devrimi konusunda onun, bazı haklı taraflarının bulunduğunu bende kabul ediyorum. Ancak Osmanlının Arapçı dokusunu bertaraf edip, çağdaş uygarlık değerlerine geçebilmesi için bu radikal önlemler adeta vazgeçilmez hale gelmişti. Cumhuriyet kurulurken, bağımsızlık kazanılırken yalnız dış düşmanlarla değil, içerideki gerici ve işbirlikçi odaklarla da savaşılmıştı. İç dinamiklerimizdeki bu kısır döngü, muhafazakâr ve Arapçı odakların yarattıkları olumsuzluklar önlemlerin radikal olmasını zorunlu kılıyordu. Attila İlhan bence içindeki sol ve ilerici güdü ile kültürünün ve sanatçı kimliğinin, geçmişle olan bağları arasında biraz da sıkışıp kalmıştı. Ancak bu çelişki bu coğrafyada yaşayan tüm yazar ve düşünürlerin, bir bakıma ortak ve kalıtsal çelişkileridir. Aynı durum İran ve  Arap bölgelerinin aydın ve sanatçıları için de yakın tarihte yaşanmış, halen de yaşanmaktadır.

Attila İlhan da bu tutuklulardan birisidir.

Atatürk bu nedenle yerel değerler ile Avrupa’nın çağdaş değerleri arasında sentez kurmaya çalıştı. Dil devriminde ki radikalliği, bu senteze varmak için kaçınılmaz bir uygulamaydı. İç dinamiklerimizin çelişkileri kimi sorunları da yaratacaktı.

Nasıl kanseri defetmek için organı kesmek zorunda kalıyorsak, dil devriminde de radikal olunması gerekiyordu…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.