enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Taner Uslu; “Çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığına soyunmayacaksın…”

Taner Uslu; “Çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığına soyunmayacaksın…”
09.10.2021
0
A+
A-

“09 Ekim 2018 – BG Dergi Söyleşileri”

Bodrum Karaova’nın yetiştirdiği bir isim. Özellikle son 10 yılda Bodrum Belediyesindeki aktif Meclis Üyeliği ile dikkatleri üzerinde topladı. Bodrum Belediye Meclisinin CHP Grubunun sözcülüğünü üstlenen Taner Uslu aynı zamanda Bodrum Belediye Başkan Yardımcılığı görevini de başarı ile yürütmekte. Şimdi de hayallerini süsleyen Bodrum Belediye Başkanlığı için kolları sıvayan Taner Uslu’nun yaşam öyküsü de çok dikkat çekici ve bana göre bir başarı öyküsü. Bu söyleşiyi yaptığımız gün Taner Uslu’nun doğum günüydü ve tam da doğduğu saatlerde söyleşimizi gerçekleştiriyorduk. Hoş bir tesadüf olsa gerek.

Sosyal medya hesaplarından neden “Söz verdiğimiz gibi…” ya da “Şairin dediği gibi…” şeklinde başladığını da sorduk, neden belediye başkanı olmak istediğini de ve en can alıcı soruyu da “CHP Neden sizi Bodrum’a belediye başkan adayı yapsın ve Bodrumlu seçmen neden Taner Uslu’ya oy versin? sorduk…

Önce aileniz ve sonrasında da çocukluk dönemi ile başlayalım söyleşimize.

“9 Ekim 1974’ günü doğmuşum. Ailem Karaova-Mumcular-Pınarlıbelen köyünden. Babamı kısa bir süre önce 11 Şubat 2018’de kaybettim. Taksici Gülüm nam-ı ile bilinen Seyfi Uslu. İnsanlara karşı sevecen biriydi, samimi ve içtendi babam. İnsanlara ‘Gülüm’ derdi çoklukla. O nedenle de “Gülüm” diye nam salmış, öyle bilinmiş. Ben doğmadan önce aldığı bir Murat 124 taksisi vardı. Taksilerin tavanında taksi tabelası vardır ya, işte orada ‘Gülüm’ yazardı. O Murat 124 hala köyümüzde, evimizin önündedir. Babam Bodrum’un ilk şoförlerindedir. Önceleri jip ve kamyon şoförlüğü yapmış. 1973 yılında da bir Murat 124 alarak köyümüzde taksicilik yapmaya başlamış…”

Anneniz?

“Annem ev hanımı. Tam bir toprak kadını. Köylük yerlerde ne iş var ise onlarla uğraşır. Bağ, bahçe, hayvanlar, çoluk, çocuk her işle uğraşan analarımız gibi. Anam halı dokur birde, elleri ile ilmik, ilmik…”

Babanız uzun bir süre yatağa bağlı olarak yaşadı. Özellikle toplumun önünde yer alan isimlerin örnek teşkil etmesi için bu konuyu özellikle soruyorum. Yıllarca babanıza baktınız ve sırtınızda taşıdınız değil mi?

“Aslında bu çok söylenecek bir şey değil. Babamı ya da aileden birini yıllarca sırtımda taşımam çok özel bir şey değildir. Bu zaten yapmam gereken bir şeydi. Bizi böyle yetiştirdiler. Anneye, babaya bakmak bizim gelenek ve göreneklerimizin temel taşıdır. Diğer yandan da insani ve vicdani sorumluluğumuzdur diye düşünüyorum…”

Çocukluk dönemi Pınarlıbelen de değil mi?

“Evet. Çocukluğum Pınarlıbelen köyünde geçti. İlköğrenimimi Pınarlıbelen İlkokulunda tamamladım. Hayata da, ilkokula da erken başladım. Evliliğim de erkendir. Bir tek askerliğimi geç yaptım. İlkokul arkadaşlarım ile hala görüşürüm. İlkokul arkadaşlarımın okul numaralarını bile hala aklımda tutarım. Benim ilkokul numaram elli yediydi. Ortaokul, Lise ve hatta üniversitede samimi olduğum arkadaşlarımın da numaraları hala aklımdadır…”

Çocukluğunuzda kendine özgü oyunlarınız var mıydı?

“Aslında herkesin bildiği oyunlar vardı benim çocukluğumda. İstop vardı, yakar top, çelik-çomak, çukur kazmaca vardı, uzuneşek de vardı. İşte herkesin bildiği oyunlar. Ama en çok futbol vardı. Birçoğumuz, ben de tabi Fenerbahçeliyizdir o zamanlardan bu yana. 85’de de Mumcular’da Karaova Ortaokuluna başladım. Ortaokul arkadaşlarımla da hala bir araya geliriz. Özellikle 2009’da Yerel Seçim çalışmalarım sırasında ortaokul arkadaşlarımın çok yardımını ve desteğini gördüm. Onlar sayesinde Bodrum Belediye Meclisine seçildim diyebilirim. Kırsalda da olsak, her şeye karşın iyi bir eğitim aldık diyebilirim. Ama İngilizce derslerimiz boş geçerdi. Liseyi de Milas Lisesinde okudum. Adına tiyatro kurulan Nebi Uslu benim amcamdı ve Milas Lisesinde Tarih öğretmeniydi…”

Milas’ta amcanızda mı kaldınız yoksa yatılı mı okudunuz?

“Bekâr hayatı yaşadık Milas’ta. Böylece hayata da erken başlamış oldum. Yaşamım hep mücadele ile geçti. İlkokul dahil tatillerde hep çalıştım…”

Anladığım kadarı ile çocukluk döneminizde Bodrum’a değil de çoğunlukla Milas’a gidip gelinirmiş. Bodrum ile ne zaman tanıştınız?

“İlkokul döneminde diyebiliriz. Köyümüzün öğretmenlerini babam getirir götürürdü Bodrum’dan. O zamanlar babamla ben de gider gelirdim Bodrum’a…”

Var mı o dönemlere ait bir anı aklınızda?

“Olmaz mı? Hele birisini hiç unutamam. O zamanlar araçların arkalarına yazılan yazılar çok ünlüydü. Şimdi de var ama o zamanlar daha da yaygındı. İşte o arabalardan birisinin arkasında da ‘Son durak, kara toprak’ diye bir yazı vardı. O yıllarda Turgutreis’in adı Karatoprak’tı. Çocuk aklı işte Karatoprak’tan öteye yol olmadığı için son durak orası diye düşünürdüm. Denize gelirdik. Bardakçı koyuna kadar yürürdük. Orada girerdik çoğunlukla. Bu söylediğim 80’li yılların başı…”

Önceleri Bodrum’dan Karaova’ya işçi olarak gidilirken, 80’li yıllarda turizmin gelişmeye başlaması ile tersi bir durum olmaya başladı. O yılları anlatabilir misiniz?

“Bodrum’da turizm gelişmeye başladı. Bu sefer Karaova’dan Bodrum’a doğru bir işçi akını başladı ki hala devam ediyor. Önceleri Mumcular’dan Bodrum’a sadece bir minibüs kalkardı. Oda dolması için beklerdi. Ama Milas’a sürekli araç bulunurdu. Sonraları tam tersi olmaya başladı…”

Milas aslında antik çağlardan bu yana bir merkezdir. Siz Milas’ı da iyi biliyor ve tanıyorsunuz.

“Milas antik çağlardan buyana, hala bir ticaret merkezidir. Milas ile şahsi ilişkilerim hala devam ediyor. Ticari sosyal ve siyasal ilişkilerim hala sürüyor…”

Milas Lisesinden sonra hemen Üniversite hayatı başlıyor değil mi?

“1991 yılında lise bitti ve üniversite sınavlarına girdim. İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümünü kazandım. Ancak ekonomik nedenlerden dolayı ilk yıl kaydımı dondurdum ve devam edemedim. Lise dönemlerinde yaz tatillerinde turizm sektöründe çalıştım. Bu üniversite döneminde de devam etti tabi. Okul kaydımı dondurduktan sonra bir yıl Bodrum’da turizm sektöründe çalıştım ve okul için para biriktirdim. Atatürk Caddesi başındaki Murat Pansiyonda çalıştım. Okuldan mezun olana kadar tatillerimde hep orada çalıştım. Benim eğitim yaşamımda çok katkı sağlamışlardır, özellikle bunu söylemeden geçemem. Mustafa Olcay ile Ömer Karabak yaşamımda çok önemli yerdedir ve onlara minnettarım. 1992 yılında da Üniversite eğitimine başladım. Avcılar Kampüsündeydim ve bana yurt çıkmadı. Kalacak yerim de yoktu. Tam da okulu bırakıp, geri dönmeyi düşünürken, bizim buradan Etrim’den rahmetli Mehmet Gün Komiser ile vedalaşmaya gitmiştim. Biletimi de almıştım. Ama benim dönmeme engel oldu ve iki ay beni misafir etti evinde. Sonra yurt çıktı ve bende normale dönmüş oldum. Bu arada eğitimim boyunca Bodrum’a geldiğimde Murat Pansiyonda çalışıyorum, İstanbul’da da derslerin dışında kalan zamanlarda da restoranlarda çalıştım…”

Zor zamanlar…

“Gerçekten zor zamanlardı. Ben o dönem Divan Kuruçeşme Restoranında çalıştığımda iş en erken gece yarısı 12’de bitiyordu. Servis Topkapı’ya kadar bırakıyordu. Ama o saatte Avcılar’a araç yok. Sabaha karşı saat 3-4 civarı meyhanelerden çıkan müzisyenler için bir araç kalkardı. Onları beklerdik ve öyle giderdik yurda…”

Burs almadınız mı?

“Aldım. Yaşamımın en önemli dönemi Çağdaş yaşamla tanıştığım zamandır. Dördüncü sınıfa geçerken tanıştım ÇYDD ile. Türkan Saylan ile tanıştım Beşiktaş’ta dernek binamızda tanışma onuruna eriştim. O beni çok etkilemiştir. Sanıyorum yaşam hikâyem onu da etkilemiş olacak ki Çağdaş Yaşam bursu aldım. Burs alınca dördüncü sınıfta geceleri çalışmak zorunda kalmadım. Türkan hocamın verdiği destek ve motivasyon ile o yıl okulu bitirdim. 5 Temmuz’da okulu bitirdim. Sekiz arkadaş direk mezun olmuştuk…”

Döndükten sonra yine pansiyona devam mı?

“Evet bir süre Murat Pansiyon’a devam ettim. Ama sonuçta mühendis olduğum için mesleğimi de yapmak istiyordum. Erol Kasal ağabeyimin yanında staj yapmıştım. Okul bitince de beraber çalışmayı teklif etti. Gökte ararken yerde buldum dedim ama zor bir karardı. Turizm sektöründen gelen birisi için mühendislik yapmak zordu. Turizmden sonra başka bir işte çalışmak zaten zordur, hele bir de böyle matematik, fizik, şantiyeli bir işe girmesi daha da zordu. Okul bittikten hemen sonra 10 Temmuz’da Mühendislik yaşamım başlamış oldu…”

Yavaş yavaş düzene giriyor hayatınız.

“Aslında pek öyle değil. Bir akşamüzeri babam köyden telefonla beni aradı. ‘Acele köye gel’ diyor. Telefonda ne olduğunu da anlatmıyor. Acele de araba yok. Neyse akşamı bekledik, eve vardım. Jandarma gelmiş askerlik celp kâğıdını bırakmış. Bizim oralarda eve asker geldi mi, akan sular durur, panik oluruz. Askere çağırılıyoruz. Askerlik şubesinde bir ablamız vardı. ‘Nasıl olur bu işler?’ diye sordum. ‘İki yıldan önce sana askerlik çıkmaz.’ dedi. Üniversiteye başladığım yıllardan bu yana eşim Münevver hanımla da çıkıyoruz. O zamanlar öyle denirdi. Önümüzde de en az iki yıl süre var, o zaman evlenelim dedik…”

Düzene girelim derken evlilik dememiştim aslında. Askere gitmeden evlendiniz mi?

“Zaten dört yıldır çıkıyorduk. İki sene sonra askerlik, askerlik süresini de sayarsak toplam altı sene. Bir sene de hazırlık yedi sene beklemiş olacaktık. O nedenle biran önce evlenme kararını aldık…”

CHP’de siyaset ne zaman başladı?

“Ben aslında hep Erdal İnönü’nün bir parti kurmasını bekledim. SHP’de Musa Gökbel, CHP’de ise dayım Dr.Kerim Cangır zamanında her ikisine de gidip geliyorum ama üye değildim. Rahmetli Erdal İnönü Bodrum’a gelmişti ve biz de dayım Dr.Kerim Cangır ile birlikte onun yanına gittik. Erdal bey parti kurmayacağını açıklayınca ben de CHP’ye üye oldum. Böylece aktif siyasi hayatımız da başlamış oldu…”

CHP’de gençlik kolları dahil bir çok görev aldınız değil mi?

“CHP’ye üye olduktan sonra, her daim parti çalışmalarında aktif görev aldım. Gençlik Kollarının yaptığı işleri bilirsiniz. Bayrak asmaktan tutun da, toplantılarda sandalye masa taşımaya kadar partideki her işi yaptım. 2002-2003 yıllarında İsmail Sever başkanımla beraber İlçe Yönetim kurulunda görev aldım. 2002’de seçime İsmail sever başkanlığında Zeki Köylü, Erhan Topanoğlu, Osman Uğur Sert, Mehmet Durmaz namı diğer Kirli Memet, Mükerrem Uyar, Deniz Koca, Meral Saraçbaşı, Nesrin Özalın, Sertaç Tözün, Murat Yüksel, Mümtaz Özçelik, Recai Seymen gibi, Bodrum siyasetinin deve dişi siyasetçileri ile birlikte girdim. Ben de en küçükleri olarak onların listesinde yer aldım. O güne kadar hep arka plandaydım, ama şimdi vitrine çıkacaktım. Bu benim siyasi yaşantımda önemli bir dönüm noktasıdır. ‘İçimizden, Gençlik Kollarından gelen bir isim Taner Uslu’ diye adım anons edildi. Salonda bir alkış tufanı ve ben bu durumu anlamadım önce. Çok heyecanlanmıştım. Hiç unutamıyorum o anı. Çarşaf liste ile girilmişti o seçime. Yanılmıyorsam Durmuş Ali Öztürk ile yarışmıştık. Çarşaf liste olmasına rağmen, listemiz eksiksiz seçildi. 2004 seçimleri geldi. O günlerde de şimdiki gibi bir sürü aday adayı çıktı. Siyaset ile ilgilenen her arkadaşımızın siyasi hedeflerinin olması ve bu hedefler doğrultusunda aday olması kadar doğal bir şey yoktur. Ancak, bu süreçte adayların birbirlerine karşı söylemler çok önemlidir. Ben bunun sıkıntısını o günlerde yaşadım. O dönem adaylar olmasa da onları destekleyen partililerim çok ağır söylemlerde bulundular. Çok değişikti o süreç. O nedenle ben son ana kadar beklerim. O nedenle parti içi çekişmelerde çok dikkatli olunmasında yarar görüyorum. Zeki Köylü, Erhan Topanoğlu, Mehmet Durmaz ve ben Konacık, Yalıkavak ve Bitez’den sorumluyduk. Ben her toplantının ardından ‘Burada seçim kesin bizim’ diyordum, onlar ise ‘Hele bir dur, siyasette kesin bir şey yoktur’ derlerdi. Sonra bu işin öyle benim dediğim gibi olmadığını öğrendim. O süreçte çok deneyim edindim…”

Oldukça dikkat çekici bir deneyime sahip olmuşsunuz genç yaşta. Sizin için bu bir şans olsa gerek?

“Çok doğru bu benim siyasi yaşamda deneyim edinebilmek adına bir şansımdı diye düşünüyorum. Daha sonra 2005 seçimleri vardı ve bir değişim olması gerektiğine inandık. ‘Değişim’ gazetesi işte o dönemde çıkartılmaya başlanmıştı.  Biz Deniz Koca, Mükerrem Uyar gibi genç isimler bir araya geldik ve değişim için yola çıktık. Ancak sadece gençlerden oluşan bir değişim sürecinin olamayacağını ve bu işin altından kalkamayacağımız da anladık. Sonra Erhan Topanoğlu liderliğinde devam ettik. Sonra seçime girdik ve o zamanda yine çarşaf liste ile seçim yapıldı. En yüksek oyu alan isim oldum. Yani her iki taraftan da oy almış oldum. Erhan Topanoğlu ve ekibimiz seçimi kazanmış oldu. İşte Taner Uslu ismi burada çok daha fazla öne çıkmış oldu…”

2009 seçimi ise yine sizin için bir dönüm noktasıydı değil mi?

“Kesinlikle evet. 2009 seçimlerinde bu sefer halkın karşısına çıktık. 2009 seçimlerinde de yine daha öncekiler gibi; ‘İçimizden, Gençlik Kollarından çıkmış bir isim Taner Uslu’ diye anons edildim. Yine adaylar arasında en genç bendim. Diğer taraftan ben siyasette asla kavga ederek ayrılmam. Bu benim en temel ilkemdir. Siyaset bir hizmet işidir. Sermayesi de insandır. Sonuçta ben seçime girerken kimse beni zorlamadı, kendi isteğim ile geldim. O nedenle kimseyi kırma lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. 2008’de ilçe başkanlığı için bir baskı vardı ama ben hedefimi Bodrum Belediye Başkanlığı olarak belirlemiştim. Bu arada şunu da belirtmeden geçmeyelim parti içinde aldığım görevleri hep iki dönemdir. Umurça Mahalle Delegeliği, CHP Bodrum İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği ve Bodrum Belediye Meclis Üyeliği de iki dönem. Bu güne kadar da hep partililerimizin desteği ve liyakatı ile görev almışımdır. Espri bu ya; CHP’de sadece Kadın Kollarında çalışamadım. Ama kadınlarla çok çalıştım…”

Araya siyaset girince yarım kaldı. Romantik ve şair ruhlu olduğunuzu biliyoruz. Hatta bütün Bodrum biliyor diyebiliriz. Tam düzene girdiniz dediğimde, siz evlenme kararı aldığınız söylediniz. Askerden önce evlendiniz öyle mi?

“Eşim ile üniversiteye başladığım dönemde çıkmaya başladık. Üniversite boyunca birlikteliğimiz sürdü. Benim son yıldaki başarımın en önemli nedeni eşim Münevver hanımdır. Beni çok motive etmişti. Sonra Bodrum’a geldikten sonra da arkadaşlığımız devam etti tabi. Geceleri motorla evlerinin önünden geçer gül atardım. Her sabah uyandığında penceresinde benim attığım gülü görürdü. Bir de radyodan istek gönderme vardı o dönemde. Kim kime ne istekte bulunacak, izlenirdi. Çok popülerdi. Bir de ben şiir yazıyordum. Şimdi de yazıyorum ama eskisi gibi değil. Neyse askerliğe kadar epey bir süre var denilince, bizde işi resmileştirelim dedik. İstemeye beni götürmemişlerdi. İkimizde hazırlıklıydık. Eğer vermezlerse kaçıracaktım. Nüfus cüzdanı bile bendeydi. Şaka değil bu ciddi bir meseleydi. 22 yaşındaydım. Gençlik işte. Neyse gerek kalmadı. 8 Aralık 1996 tarihinde de nişanlandık, 2 Ağustos 1997’de de evlendik. Evlendikten dört ay sonra beni askere çağırdılar. İşte düzen gene bozuldu. Neyse kısa dönem askerlik çıktı ve İstanbul. Sıkıntıydı benim için. Okul döneminde sevemediğim için İstanbul’u. Okul bitip Bodrum’a dönerken, İstanbul’a bir daha gelmemek üzere yemin etmiştim. Şimdi askerlik İstanbul’a çıkınca sıkıntı. İstanbul’daki arkadaşlarımın düğünlerine bile gitmedim düşünün. O düğünlerine bile gitmediğim arkadaşlarım otogarda teneke çalarak karşıladılar beni. İşte bundan sonra da büyük konuşmamayı öğrendim. Ama çok rahat bir askerlik yaptım. Askerlik sonrasında da döndüm ve Erol Kasal ile çalışmaya devam ettim. Henüz Marmara Depremi olmamıştı.  İyi kötü bir şekilde işlerimiz vardı, fena da değildi. Ama 1999 Marmara Depreminin ardından hükümet zemin etütlerini mecburi yapınca bizim işler çok daha iyi oldu. Ben meslek ve esnaflık anlamında her şeyimi Erol Kasal’dan öğrendim. Beni piyasaya süren odur. İşler büyüdü, alet yatırımı yapılması gerekiyordu. Fakat Erol Kasal ağabeyim yaşı itibarı ile böyle bir yatırıma girmek istemedi. Dayım Dr.Kerim Cangır ve İnşaat Mühendisi Nilgün Cangır bu süreçte bana yol açtılar. Hem ofis vererek destek oldular. Ben ilk bilgisayarımı 6 ay sonra aldım. Örneğin Ali Öztürk arkadaşım ile bilgisayarı beraber kullanırdık. Kerim Cangır ve Nilgün Cangır’ın kendi işimiz kurma aşamasındaki katkıları çok büyüktür ve unutulamaz. Onların piyasada bir duruşları ve imajları vardır. Dürüst insanlar diye bilinirler. Doğal olarak yanlarındaki kişinin de böyle yanar-döner biri olmayacağını düşündükleri için, sayelerinde bana karşı da hep olumlu yaklaşıldı. Bu da çok önemli bir katkıdır. Onların sayesinde sıkıntı çekmediğim gibi, siyasetin de tam ortasına düşmüş oldum…”

Ege Su Mühendislik adı nereden geliyor? Sadece Ege bölgesinde olduğunuz için değil herhalde?

“Büyük oğlum Egemen 99’da doğdu. Ege adı oradan geldi. Su araştırma işi yaptığımız için Ege-Su olsun dedik. İşte eğer bir kızımız da olur ise adını Su koyarız diye de düşünmüştük. Allah bize iki erkek evlat verdi. Egemen İstanbul’da Mimarlık eğitimi alıyor, Egehan’da bu sene liseye başladı. İkisi de boyumu geçti. Kocaman oldular. Hayata erken başlayınca yol aldık…”

Taner Uslu “EGE-SU MÜHENDİSLİK” şu anda 7 kişi istihdam ediyor. 2014 yılından bu yana, bu arkadaşlarım işlerini yürütüyor. Şu anda piyasada olan birçok Mühendis EGE-SU MÜHENDİSLİK’te staj yapmış ve sonrasında da piyasada iş yapmaya devam ediyor. Adeta bir okul özelliği de taşıyor…” diye anlatıyor ekmek teknesini. Ekmeğini buradan kazandığını belirten Taner Uslu özellikle ‘Belediyeciliği hizmet için yapıyoruz, Belediyecilik bizim mesleğimiz değil’ vurgusunu yapıyor…

 

2009 seçimlerinde Belediye Başkanı Demokrat Partiden ancak Belediye Meclisi çoğunluğu ise CHP’dendi ve grup sözcüsü de sizdiniz.  O dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

“2009 Belediye Meclisinin de yaş olarak en küçüğü bendim. Aslında meclisimiz tam bir harmandı. Başkanın başka bir partiden, meclis çoğunluğunun ise başka bir partiden olması pek sık rastlanılan bir şey değildi. Bodrumluların da dikkatini ve ilgisini de çekti bu durum. Hepimizin ortak paydası Bodrum’du. Bu beş yıl boyunca sürdü. Yüzde 97 oy birliği ile kararlar alındı. Elbette karşı çıkışlarımız oldu, eleştirilerimiz de oldu. Ancak bir saygı çerçevesinde ve çözüme yönelik bir tavır koyduk her zaman. Tartışma oldu ama kavgaya ve kırgınlığa dönüşmedi. Bana çok önemli katkısı oldu. Siyasetin farklı bir boyutunu da görmüş oldum. Böylece belediyeciliği de öğrenmeye başlamış oldum bu süreçte…”

Belediye Başkanlığı hayaliniz hep vardı ama değil mi?

“Elbette bu hayalim hep vardı. Ama her zaman haddimi de hakkımı da bilirim. Hiyerarşiye de uyarım ve inanırım. Bir de bu işler biraz nasip kısmet işidir. Bunu da kenara koymam. Gelişen süreçte başkanımız Mehmet Kocadon Cumhuriyet Halk Partisine geldi. O şekilde 2014 Yerel Seçimlerine girdik ve başkanlıkla beraber, meclis çoğunluğunu da almış olduk. Bu süreçte yine mecliste sözcülük görevi ile birlikte Bodrum Belediyesi Başkan Yardımcılığı görevini de üstlendik. 2014 seçimlerinde illa meclis üyesi olacağım diye bir iddiam yoktu. Partimizin ihtiyacı varsa ve beni uygun görürse görev alırım demiştim. Ama süreç böyle gelişti ve bize görev verildi. Biz de gereğini yaptık…”

2014 Yerel Seçimleri de eskisinden çok farklıydı değil mi?

“Evet çok farklıydı. Bodrum merkezde seçim çalışması yaparken, bir anda Yarımada’nın tamamında mahalle mahalle dolaşmak ve siyaset yapmak durumunda kaldık…”

Siz o süreçte bildiğim kadarı ile Karaova-Mumcularda çalıştınız?

“Doğru. Ben seçim süreci başlamadan önce çalışmaya başlamıştım zaten. Seçim startı verildiğinde ben Karaova’nın tamamını dolaşmıştım. Karaova bu güne kadar nedendir bilemiyorum, CHP’nin yerel seçimlerde 1972’den bu yana kazanamadığı bir beldeydi. Genel seçimlerde sol oylar önde olurken, yerel seçimlerde nedense hiçbir şekilde sol birinci olamamış. Arkadaşlarımız ile bir ekip kurduk ve bu durumun analizini yaptık. Seçim süreci başlamadan üç ay öncesinden çalışamaya başladık ve Karaova’da gidilmedik ev bırakmadık. Seçimlerin sonucunda gördük ki, ilk defa Karaova’da bizim takım çalışmamız sonucunda birinci çıktık. Seçim sonunda da söz verdiğimiz gibi ilk kazmayı Karaova-Mumcular ve Turgutreis’te vurduk…”

Belediye Başkan Yardımcılığı nasıl geldi?

“ben her zaman başkanın kendi ekibini kurması ve onlarla çalışmasının başarıyı getireceğine inanmışımdır. Bu nedenle ilk zamanlarda belediyenin içine çok girmedim. İlk altı ayın sonunda Belediye Başkanımız Kocadon’un da görev vermesi ile projeleri takibe başladım. CHP grubunda da arkadaşlarıma başkanın böyle bir görev verdiğini söyledim, ama araba istemedim, oda istemedim, maaş istemedim. Kendi imkânlarımla bu görevi yürüteceğimi söyledim. Doğrusu şimdikine göre daha rahattı. Bu süreç devam ederken 30 Aralık 2014 tarihinde de resmi olarak imar, etüt-proje, fen işleri, emlak istimlak, park ve bahçeler gibi teknik konularda başkan yardımcılığı görevine atandım. Biz siyaseti biliyoruz, belediyeciliği biliyoruz, Bodrum’u biliyoruz diye düşünüyordum. Lakin masanın bu tarafına geçince olayın çok farklı olduğunu gördüm. Bu göreve geldiğimde en büyük şansın işim nedeni ile Yarımada’nın her tarafını, dağını, taşını, sokağını, mahallesini, köyünü bilmemdi. Yine işimden kaynaklı belediye personeli ve iş akışlarını bilmem de benim için şanstı. Ama buna alışmak ve verimli bir iş düzeni kurabilmek için bir sene geçmesi gerekti. Elimden geldiğince acemiliğimi hissettirmemeye çalıştım ama düzene hakim olmam yaklaşık bir sene sürdü. Zorlu bir süreçti. O nedenle başkanlık için yola çıkarken, tecrübenin çok önemi olduğunu ifade ettim. Ama şunu öğrendim; “Çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığına soyunmayacaksın…” Elbette eksikliklerimiz veya yetemediğimiz noktalar olacaktır. Bu güne kadar elimden gelenin en iyisini, en verimli şekilde yapmaya çalıştım. Eksikler de bana aittir, başarılar ise takımımıza, ekibimize aittir. Şu bir gerçek; Bodrum sevdası olmayana, bu iş biraz zor. Birinci ilke bu işi meslek olarak görmeyecek ve bir görev bilinci ile yapacaksınız, ikincisi ise bu işin bir süresi olduğunu ve gerektiğinde görevi bir başka arkadaşınıza devredebilmelisiniz…”

İki dönem delegelik, iki dönem CHP İlçe Yöneticiliği, iki dönem meclis üyeliği ve üzerine de belediye başkan yardımcılığı yaptınız. Şimdi hedefinizde Belediye Başkanlığı var. Neden Taner Uslu belediye başkanı olmalı? Sade bir seçmen neden size oy versin?

“Yaptıklarım, yapacaklarımın teminatıdır. Belki klasik bir cümle gibi gelecektir ama olay tam anlamı ile budur. Yurttaş güvendiği, Bodrum’u yönet diyebileceği tecrübeli bir isim isteyecektir. Benim yaşadığım kent ile ilgili kararları sen al, şehrimi ve beni geleceğe sen taşı diyebileceği bir isim. Nasıl bir kent? Sağlıklı, yeşil, altyapısı düzgün olsun, ulaşım iyi denizlerimiz temiz, turizm açısından aranılan bir kent olsun. Bu kararı verebilmesi için bu görevi verebileceği kişiyi iyi tanıması gereklidir. Bizim insanımız tanımadığı, tecrübesine inanmadığı hiç kimseye oy vermiyor. Belki çok zekidir, eğitimi de çok iyidir. Çok iyi bir belediye başkanlığı yapabilecek kapasiteye sahiptir. Ama önce tanıması ve güvenmesi gerekir. Hem bizim oğlan, bizim kız olacak, hem de siyaseten güvenecek. Meclis üyeliğim ve Bodrum Belediye Başkan Yardımcılığım sırasında beni görmüş oldular. Ne yapıp, ne yapamayacağımızı biliyorlar…”

Neler yaptınız?

“Hiç çocuk parkı olmayan mahallelerimiz vardı. Yaptık. Hatta alanımız büyükse yetişkinlerimizin spor yapabileceği alanlar da yaptık. Bu dönemde yaklaşık 80 park ve spor alanı yaptık, 115 parkımızı da yeniledik. Yolların yapımı ile ilgili asfalt sıkıntımız vardı. İlk sene ihale usulü yapmaya çalıştık, fakat hem ekonomik, hem de kalite açısından memnun kalmadık. Hemen bir asfalt şantiyesi kurduk. Şimdi 900 ton kapasiteli Muğla’nın başka hiçbir ilçesinde olmayan bir asfalt şantiyemiz oldu. Neredeyse önümüzdeki 20 yıllık sürecin önü açıldı. Araç filomuzu yeniledik ve geliştirdik. Biz meclisten makam aracı almak için değil, iş makinası almak için yetki almıştık ve uyguladık. Huzurevi projesi sözümüz vardı. Şimdi bakanlıkta. Onaylanır onaylanmaz temeli atılacak. 20-25 yıllık bir hayaldi. Her zaman kademenin taşınması konuşulurdu. Şimdi kademe yeni alana taşınıyor ve orası bir yaşam alanı haline dönüşüyor. Spor alanları, kafeterya, kütüphane, amfi tiyatrolar, Bodrum tarihini anlatan tarih duvarı, arkeopark, eğitim serası, sergi alanları, bisiklet ve yürüyüş yolları gibi birçok sosyal faaliyetin yapılabileceği 20 bin metrekareden oluşan bir alan oluyor. Yapılaşmanın olmadığı bir sosyal alan oluyor. Geçmişten gelen bir projeydi…”

Sahil ve kıyılarda önemli çalışmalar yapıldı. Biraz bahseder misiniz?

“En başta Güvercinlik bizim için çok önemliydi. İnsanların Bodrum’a girdiğini hissetmesini istiyorduk. Ancak Karayolları’ndan kaynaklı bir mülkiyet veya sorumluluk sorunu olduğundan dolayı istediklerimizi yapamadık. Bodrum’da sahil düzenlemelerini yaptık. Güvercinlik, Torba, Türkbükü, Bitez, Turgutreis, Kadıkalesi, Gündoğan, Yalıkavak ve Ortakent sahil düzenlemeleri dokuya zarar vermeden yapıldı. Elbette yapılma aşamalarında halkımız rahatsız oldu. Ama bu çalışmalar yapılırken sabretmek gerekiyor. Gümbet ile ilgili projemiz vardı, iptal edildi ihale. Gümbet’te bu dönem halledilmiş olacaktır.

Kadın Sığınma Evi artık hizmete girdi değil mi?

“Evet Kadın Sığınma Evi tamamlandı. Bu bizim dönemimizde yapılan en özel sosyal sorumluluk projelerinden birisidir. Çok önemsiyoruz…”

“Söz verdiğimiz gibi…” diye başlayan paylaşımlarınız kimileri tarafından beğeni ile izlenirken, kimileri tarafından da eleştiri konusu oldu. “Söz verdiğimiz gibi…” ne anlama geliyor?

“Bu sadece benim sözüm değil. Farkındaysanız, “söz verdiğimiz” şeklinde paylaşıyorum. Yani biz yaptık. Söz verdiğimiz ve hayata geçirdiğimiz her şeyi, Başkanımız Mehmet Kocadon’un liderliğinde meclis üyelerimiz ve belediye çalışanlarımız ile gerçekleştirdik. Dikkat edin “biz” diyorum. Ama takım çalışmasına alışık olmayanlar ve ben diyenlerin anlayabileceği bir şey değildir bu. O nedenle bazıları rahatsız olabilir. Bodrumlular bunu çok iyi anlıyorlar ve algılıyorlar. Bundan eminim. Bir tek konuda ben derim, o da oyumu kullanırken. O sadece benim tercihimdir ve bana aittir…”

Bir de şu şairin dediği gibi diye başlayan mısralar?

“Doğru merak eden arkadaşlarım var… Her gün soruyorlar; Neden şairin dediği gibi başlayan paylaşımlar yapıyorsun? diye. Bu kenti en güzel şekilde anlamak, anlatabilmek için bir şairin söylediklerine, gördüklerine ve mühendis bilgisine ihtiyaç yok mu?  Allah aşkına…”

Sona geldik ve neden başkan adayı olduğunuzu öğrenmek isterim. CHP neden sizi aday göstersin ve Bodrumlular neden size oy versin?

“Şair diyor ya: umudu çiz,  geceyi de çiz, doğacak günü de, Yoksulluğu çiz, çaresini de. İşte Çare; Atatürk İlke ve Devrimlerinde. Çare; Lozan Kahramanı İsmet İnönü’de. Çare; Altıok’ta ve Cumhuriyet Halk Partisinde. Çare; Bodrum Belediye Başkan Adayı Taner Uslu’da. Ben halkıma, Bodrumlulara yapacaklarımın sözünü veriyorum içtenliğimi, çalışkanlığımı emeğimi, günün her saatini size Bodrum’a adamaya hazırım. Ama yalnız değil. Hep beraber yönetmek için kimseyi ayırmadan, kadını erkeği, yaşlısı genci, solcusu sağcısı ile birlikte eşit adil tarafsız bir yönetim ve başkanlık sözü veriyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, Bodrum Belediye Başkan Adaylığımı açıklarken de tüm halkımıza seslendim. Son olarak, bir kez daha ifade etmek isterim ki; bitmedi sürüyor Bodrum mücadelemiz. İşte bu yüzden, söyleyecek sözümüz, yönetecek gücümüz var diyoruz. Bir de asla bitmeyecek olan Bodrum sevdamız. Bodrum asla ve asla tesadüflere bırakılamaz, maceraya sürüklenemez tecrübesiz ellere, çıraklığını yapmadan, ustalığına soyunanlara, bu şehre sevdası olmayanların ellerine bırakılamaz…” 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.