enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Türkiye ve Depremler

Bu makalemde herkes depremler, HAARP ve Ege’deki yanardağlar hakkında yayınladığım düşüncelere erişebilirler. Elimden geleni ve dilim döndüğü kadar yazmaya çalıştım. Linkler ekledim, HAARP ve Bodrum Depremi – Yanardağlar konularını özellikle merak eden arkadaşlar sırası geldiğinde aşağıdaki linklerden konulara ulaşabilirler.

Bilim fantezi değildir, dünyada her şey Fiziktir ve bilinmeyen bir yığın konu vardır. İnsanlık adına bilimsel araştırma yapmak bence kutsaldır. Lakin araştırma yaparken bir ayağımız yerde – yani dünya gerçeklerinde – diğer ayağımız ise bilimi ilerletebilmek ve insanlığa faydası olabilmesi için bulunmayanları araştırmaktır. Deprem bilimi her zaman dediğim gibi dünyanın en geri kalmış bilim dallarından birisidir ama kötü özelliği can ve mal kayıplarına sebep olmasıdır. Bir bilim dalı ki depremlerin ne zamanı, ne yeri ne de kuvveti birkaç gün önceden bilinemiyor.

Hepimizin bildiği gibi yurdumuz bir deprem ülkesidir ve bununla yaşamayı öğrenmeliyiz diye düşünüyorum. Depremleri durduramayız.  Ancak can kayıplarına mani olabiliriz veya azaltabiliriz mesela Japonya gibi, o da binalarımızı depreme dayanıklı yaparak. Olası bir tsunamiye mani olamayız. Ama Japonya’da (Fukushima) olduğu gibi 10 metre yüksekliğinde dalgalar hiçbir zaman yurdumuzu tehdit etmeyecektir. Benim görüşüme göre olası bir büyük tsunami Girit ile Rodos arasında olabilecek Mag 7.0 küsurluk bir deprem sonrası bizim batı Akdeniz sahillerimizi tehlikeye sokabilir, bu senaryoya güney Ege sahillerimizi de katabiliriz. Ama dalgaların boyu 3-5 metreyi geçmese dahi büyük bir hasar meydana getirebilir.

Ama bu on binde bir olanaktır. Fantezist haberlere inanmayın. Ülkemizde çok zeki bir genç nesil mevcuttur ama hayallerini gerçekleştirmeye gelince son derece kısıtlılar, bu yüzden bazen zekâları dikkat çekmek için olağanüstü – hayal ötesi konularda çalışır ve sonuç olarak hiçbir tutanağı, gerçek payı olmayan haberler yaparlar. Olanak verilirse bilime çok faydalı olabilecek gençler var ülkemizde, lakin imkânı olan gençlerimiz yurt dışına gidip eğitimlerini devam ediyorlar ve iş alanında da son derece başarılı oluyorlar. Silikon vadisinde google, yahoo ve NASA da başarıya ulaşmış Türklerle karşılaşınca gurur duymuştum. O ülkelerde hayallerini daha realist olarak gerçekleştiriyorlar çünkü kendilerine sonsuz imkânlar sağlanıyor.

Gelelim Türkiye’nin deprem konusuna.

Harita 1

Yukarda gördüğünüz gibi Afrika plakası kuzeye doğru, Arabistan plakası kuzey batıya doğru kaymakta ve Doğu Akdeniz ile Ege denizi tetiklemektedirler. Kırmızıçizgiler ise fayları göstermektedir. Kimine göre Saros körfezinden bir fay da İzmir açıklarından Rodos’a inmektedir. Faylar değişebilir, bu konu USGS de gündeme getirilmişti 2014-15 yıllarında. Yunanistan ve Türkiye, Doğu Akdeniz bölgesinde EURASIA ve AFRİKA plakalarının arasında sıkışmış durumda kalıyor maalesef. Siyah oklar levha hareketlerini göstermektedir, EAF ve KAF sırasıyla Doğu ve Kuzey Anadolu Fayı’dır ayrıca DSTF İsrail, Ürdün ve Batı Suriye’den geçen Ölü Deniz Dönüşüm Fayı anlamına gelir.

İstanbul’da Olası Büyük Deprem

İstanbul’da olası büyük bir deprem olayına gelince. 20 yıldır söyledim, yazdım ve yine yazacağım. İstanbul’un böyle büyük bir depremle karşılaşacağına dair hiçbir ispat yoktur. Olası 7 küsurluk büyük bir deprem ülkemizin hemen hemen her bölgesinde olabilir. Konya da deprem olmaz dendi, orası art arda Mag 5 küsur depremler gördü. Anlamıyorum nasıl oluyor da 22 senedir İstanbul’da 7 küsur deprem olacak diye bas bas bağıran, hatta “İstanbul uzatmaları oynuyor” diye yaygara yapan kişileri basın ciddiye alıp da yayınlıyor. Bütün mesele o makaleyi tıklayıp para kazanmak mı? Nasıl oluyor da yine 20 yıldan beri Fransızlar, Japonlar, Almanlar “İstanbul’da büyük deprem bekleniyor” sloganları atıyorlar? Makaleleri tıkladığınız zaman 30 sene içerisinde olacak diyorlar.

Bu ne biçim bilim anlayışı? Bu kişileri, kurumları kim kışkırtıyor? Bunlar neyin peşindeler? Gerçekten anlamış değilim. İzmir’de Mag 6.9 kuvvetinde deprem oldu… Haydaaa bu sefer İzmir’de büyük bir deprem daha bekleniyor dendi.

Bu gibi abuk sabuk makaleler halkın sinirlerini bozuyor, psikolojik bunalıma sürüklüyor.

Allah göstermesin bugün Marmara bölgesinde Mag 7.0 küsur deprem olsa, “hurraaa biz bildik” diye utanmadan ayağa kalkacaklardır. Hani deprem tahmini ancak yer, zaman ve mekân bilindiği zaman olacaktı?

Makalemize fazla uzatmadan devam edelim.

Harita 2

Yukardaki harita beni hep düşündürmüştür. İstanbul’un batısında Trakya’daki Karadeniz’e doğru uzanan faylar beni tedirgin etmektedir. Bunların üzerinde Kanal İstanbul yapılacak da ondan. Hatta Marmaray’ın bulunduğu noktada bile ufak fay gözüküyor.

Azıcık Türkiye dışına çıkalım

Sadece Türkiye de değil, birçok ülkede profesör unvanını almış akademisyenler artık bilim araştırmalarına son veriyorlar. Sadece onunla kalmayıp genç araştırmacılara köstek oluyorlar. Bilim bir nevi sanattır. Araştırma yapmak bir hevestir, doyumsuz bir aşktır. Memur zihniyetiyle bilimde araştırma yapılamaz. 2005 senesinde Fransa Havacılık Teşkilatında, Toulouse da bilimsel toplantıya davet edildim. (DEMETER uydusuyla deprem kestirmek) Lakin bazı akademisyenlerin hangi bilimsel yayınlarda adlarının geçtiklerini bilmediklerine şahit oldum. Galiba 2007 yılında İtalya’da Perugia’da katıldığım ve 9 saat sadece bir kez lavaboya gittiğim toplantıda bazı akademisyenlerin yüzlerini, sadece kendi makalelerini okuduklarında gördüm. Sadece vazifelerini yapıyorlardı. Makalelerini okuyup salona terk ediyorlardı. O kadar! Bilimsel araştırmada sadece yer kaplıyorlar sonra şehre hanımlarıyla alışverişe çıkıyorlar. Bu bir insanlık dramıdır. Bilime hakarettir. Arkadaş git o zaman sadece ders ver veya başka meslek seç ama yer kaplama lütfen.

Ayrıca doktora yapmak bazı gençlerin de konularını kabul etmiyorsunuz. Ben şahsen şahit oldum, bana deprem ön sinyalleri hakkında makale hazırlamama izin vermiyorlar diyen talebeler yakınmışlardı. Bu bir katliamdır. Hoca efendi senin kafan basmayabilir ama google da şöyle bir araştır, bu konuda dünyada yayınlanmış on binlerce ciddi bilimsel makale mevcut. Bu makaleler çok ciddi dergilerde yayınlanmıştır. EOS ve NATURE gibi.

Bugün, bütün dünya çabuk maddi menfaat getirecek araştırmalara yatırım yapmaktadırlar. İnsan hayatıymış filan boş laflar. Siz cep telefonu konusunda yepyeni bir icat bulun, anında meblağ bulabilirsiniz. Corona meselesinde hepimiz görüyoruz aşılar havada uçuşuyor, kim bilir ne dolaplar dönüyor arkasında?

Genç araştırmacılar, kendilerini bilime vermiş dünya insanları, sizler gibi milyonlarca genç aynı problemleri yaşıyor, yalnız değilsiniz.

Şimdi konumuza geri dönelim.

Yurdumuzun doğu ve güney doğu komşularımızda da her iki-üç haftada bir Mag 4.0 ile Mag 5.0 arası depremler meydana gelmektedir. Artık Suriye bile sallanıyor.  Son zamanlarda Orta Asya da depremler fazla oldu. Çin, Moğolistan, Kazakistan vb gibi.

***

İran da bir deprem ülkesidir. Bu satırları yazarken bile İran – Irak sınırında Mag 4.4 deprem oldu. İran’da meydana gelen her bir deprem belki yurdumuzun başta doğu bölgeleri olmak üzere etkileyebilir.

Harita 3

İran’da olduğu gibi bir deprem ülkesidir. Depremler daha fazla ülkenin güneyinde, daha sonra kuzey doğusu ve Suriye yakınlarında meydana gelmektedir. Arabistan plakası kuzeye doğru hareket ederek (senede 33 mm) bu depremlerin meydana gelmesinde rol oynayabiliyor. Şahsen yaptığım istatistiklerde genelde İran’da güneyde meydana gelen bir 5.0 küsur kuvvetindeki deprem daha sonra ülkenin kuzey doğusunda Mag 4.5 civarı veya ortasında Mag 4.0 civarında depreme sebep olmaktadır.

Türkiye’nin deprem konusunda durumu oldukça kritik. En hareketli bölgeler ise gerçekçi bir lojik ile hareket edecek olursam Ege Denizinin Türk sahil kesimleri, Doğu Anadolu bölgemiz başta olmak üzere Akdeniz’in sahile yakın bölgeler diye sıralayabilirim. Lakin ülke aslında olduğu gibi tehdit altındadır maalesef.

Şimdi deprem ile ilgili ve çok makaleler yazılan, açık oturumlar yapılan iki konuyu ele alalım. Bu konular üzerinde ben de naçizane araştırma yaptım ama yine de çok iddiam yok.

HAARP Konusu

Daha halen okuruz yok HAARP şu depremi tetikledi, bu depremi tetikledi, yok efendim 99 depremi öncesi Marmara denizinde yabancı bir gemi varmış diye komplo teorileri havada uçuştu ve hala uçuşuyor. (Marmara denizinde her zaman bir gemi vardır).

Nicolas Tesla tarafından düşünülen HAARP, 1993 senesinde Alaska’da iyonosferi araştırmak için kuruldu ve Ağustos 2015 senesinde Fairbanks Alaska Üniversitesine teslim edildi. Orası bir okul. Yüksek frekansta radyo programlarını inceledi, ABD hava ve deniz kuvvetleri bu programda yer aldılar.

Bu HAARP konusunu zaten yazmıştım, işte linki aşağıdadır. Muhakkak okuyunuz.

https://www.bodrumgundem.com/2020/08/22/haarp-ve-gercekler-ronald-karel-bodrum-gundem-yazilari/

Yani bu kadar komplo teorisine ne gerek var? ABD abur cubur her yere saldırır ve sonunda kaybeder ama böyle bir gizli silahı da dünyaya teşhir edecek değil, kim bilir çok gizli tuttukları bir organizasyonla başımıza ne çoraplar örüyorlar? Bizlere bir müddet HAARP’ı gösterip diğer taraftan ne gizli işler çevirdiklerini bilmek isterdim.

Ege Denizinde ve Bodrum’da Yanardağ Meselesi

Bu konu üzerinde de uzun bir makale yayınlamıştım ve çok okundu. İşte linki…

https://www.bodrumgundem.com/2017/08/25/bodrum-ve-yanardagronald-karel-bodrum-gundem-yazilari/

Okuduysanız hemen teyit edeyim Bodrum da yanardağ filan patlamaz merak etmeyin. İstanbul 7.2 yaptı, Saros 6.9 yaptı sonra Midilli 6.6 yaptı ve Bodrum 6.6 yaptı, İzmir 6.9 yaptı.

Bırakın faylar da dinlensinler. Stres yok.

Deprem Kestirimi

Sismologlar, yer bilimcilerinin deprem tahmin yapabilme şansları 10% bile yoktur. Çünkü deprem kestirimi yapabilmek için birçok başka bilimsel disiplinleri bilmek lazımdır. Bunların başında jeofizik, meteoroloji, atmosferik fizik, kimya ve elektromanyetik dalgalar ile hava kirliliğini yaratan hemen hemen bütün gaz çıkışlarını bilmek lazımdır. Ayrıca ‘air ionization’ TIR yani “total infrared”, TEC yani “total electron content”, astrofizik dalları gelir.

Kabul ediyorum ki bütün bu bilim dallarını bilen babayiğit kolay kolay bulunamaz. Ama Deprem ile ilişkili bölümler öğrenilebilir ve insanlığa faydalı olur.

Bunun için de çalışmak lazım… Sonra yine çalışmak lazım, sonra yine çalışmak ve araştırmak lazım… Gece uyumayacaksın, yerine göre izole olacaksın ama her halükarda yılmayacaksın. Çünkü arkadaşım sen kutsal bir araştırma yapıyorsun.

İmanı olan bir araştırmacı olarak inananlar için yazıyorum, cennette yerin hazır.

USGS dâhil, bir de yer bilimcileri tarihe dayanarak deprem tahmini yapmaya çalışıyorlar. Yok, 250 sene önce burada deprem oldu filan gibi. Her büyük depremde faylar kırılıyor, başka bölgelerde yeni stresler meydana geliyor ve orada büyük depremler oluyor. Bu faylar sabit mi zannediyorsun? Yeni yeni çıkan bilimsel makaleleri okuyun lütfen. Olimpiyatlardan önce, on binlerce çocuğun öldüğü büyük Çin depreminden sonra USGS’den bir uzman aynen şu cümleyi söylemişti. “Burada bu kadar büyük fay olduğunu bilmiyorduk”.

Deprem uyarı sistemine gelince bence son derece abartılan bir sistemdir, çünkü ‘P’ dalgaları çıkmış, yani deprem zaten olmuştur. Kırıcı ‘S’ dalgaları aşağı yukarı 5 ile 15 saniye içerisinde zaten vuracaktır. Eğer sistem çok iyi çalışırsa elektrikler kesilebilir, nükleer santral faaliyetleri durur, gaz vanaları kapatılır vb. Kati surette hayat kurtarılmaz. Maalesef Japonlar yüzünden bu sistem bazı ülkeler ve üniversiteler tarafında milyon dolarlarla satın alınmıştır ve Japonlar cep telefonlarınıza indirin, hayat kurtarır yalanını dünyaya yaymak istemişlerdir. Siz elinizdeki cep telefonuna her saniye bakmak zorundasınız. Mesaj gelecek P dalgaları oldu diye, 5 – 15 saniyede ne yaparsınız? Eğer şansına o anda telefonunuza baktıysanız… İnsanlar sinir hastası olur.

Bilim yalanlar üzerinde kurulmaz. Sadece ticaret yapacağım diye dünya halklarını bu şekilde aldatmak hiçbir gerçek bilim adamına yakışmaz.

Ronald Karel

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.