enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

HALUK ŞAHİN

Haluk Şahin, 1 Ocak 1941 yılında Bursa'da dünyaya gelmiştir. Bursa erkek lisesinden mezun olduktan sonra 1964 yılında İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. 1972 yılında ABD'de Indiana University'den gazetecilik yüksek lisansı, 1974 yılında ise aynı üniversiteden kitle iletişimi dalında doktora derecesi aldı. Amerikan üniversitelerinde dersler vermiş, kitle iletişimi konusunda yaptığı araştırmalar ve dünyanın önde gelen bilimsel iletişim dergilerinde ve kitaplarda yayımlanmıştır. Pek çok uluslararası konferansa katılarak bildiriler sunmuştur. Haluk Şahin, medya sektöründe çeşitli görevlerde bulundu, genel yayın yönetmenliği, araştırma bölümü başkanlığı, danışmanlık ve köşe yazarlığı yapmıştır. Birçok televizyon programının yapımına da imzasını atmıştır. Aynı zamanda TV8'de Biz Böyleyiz adlı programı sunmuş, 2009 yılında aynı kanalda Yüksek Siyaset programını sunmuştur. 1998'den bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi, iletişim Fakültesi Televizyon Gazeteciliği Program Koordinatörüdür. Evli ve ilk evliliğinden iki çocuğu bulunmaktadır.

Yoksa ben bir robot muyum?

İnsanlığın önündeki en önemli soru: “İnsani kararları robotlar mı verecek yoksa insanlar mı?”

English abstract at the end–

Bazen internette oraya buraya girmeye çalışırken karşımıza o soru çıkıyor:

“Are you a robot?” “Robot musunuz?”

İlk anda şaşırıp duruyorsunuz. Varoluşsal bir soru. Sonra toparlanıyorsunuz: Hayır, ben bir robot değilim. İnsanım!

“Hayır, robot değilim” diyen kutuyu işaretliyorsunuz.

“Peki, öyleyse, aşağıdaki resime bakıp cevap verin. Kaç tane trafik lambası görüyorsunuz?”

Görmemizi istediği şey merdiven, kedi ya da tekne de olabiliyor.

Dikkatle bakıyorsunuz, üç kareyi işaretliyorsunuz. İçinizde bir kaygı: Ya hepsini görememişsem? Reddedilirseniz onurunuz zedelenecek.

Bitmedi. İnsanlık sınavı devam ediyor. Bu kez karşınıza karman çorman harfler ve rakamlar çıkıyor. Onu okumanız isteniyor.

İyi kötü okuyup gösterilen yere yazıyorsunuz.

Kapı açılıyor. Oh, insanmışsınız!

KİM KİMİN FİŞİNİ ÇEKECEK?

İşin ironik ve derinden anlamlı yanı şu: Bu soruları size bir robot soruyor. Sizin insan olup olmadığınıza bir robot karar veriyor. Robot, “Hayır sen insan değilsin!” derse kapı suratınıza kapanıyor.

Çağımızın gittikçe büyüyecek fay hatlarından birinin ufak bir örneği bu. Robotlar ve insanlar! Gittikçe keskinleşecek ve insanlık tarihinin en büyük, belki de son çelişkisi haline dönüşecektir.

Stanley Kubrick’in 1968’de yaptığı “A Space Odyssey 2001” filmini görmüş ya da Arthur C. Clark’ın yazdığı kitabı okumuş olanlar bu çelişkinin ne demeye geldiğini bilirler:

Uzaydaki yolculuk sırasında bir nokta gelir, uzay gemisinin insan yöneticileri ile robot yöneticisi Hal 9000 arasında fikir ayrılığı çıkar. Robot Hal, sözünü dinlemeyen pilotu öldürür, öbür pilot da son çare olarak Hal’ın fişini çeker.

Yapay zekânın nelere yol açabileceği tartışılırken en çok gönderme yapılan örnek budur.

Büyük soru, “Kararı kim verecek?” sorusudur. İnsanlar mı, yoksa robotlar mı?

İNSANİ ERDEMLER

Bu soruyu sorarken insanlar her zaman en doğru kararları verirler türünden bir ön yargım yok. Dünyaya ve yaşadığım ülkeye şöyle bir bakınca durumun böyle olmadığını görebiliyorum. Öyle kararlar alınmış ki robotlar asla almazlardı.

Ama gene de, “insani”lik diyebileceğim, vicdanla donatılmış ve robotları aşan erdemler olması gerektiğine inanıyorum.

Bazı yerlerde, göç başvurusu, sosyal yardım, evlat edinme türünden kararların “kalpsiz” robotlar tarafından verilmesi beni ürkütüyor.

“İnsan”ın algoritmik portresinin ve istatistiklerinin toplamından daha büyük olduğuna inanıyorum.

Yapay zekâ uygulamaları yaygınlaştıkça onların “insan merkezli” olmasını talep edenleri daha iyi anlıyorum.

İnsanlar tarafından, insanlar için, insanlık adına! Tabii robotların yardımıyla.

Uzun dönem için kötümserim. Yapay zekâ katlanarak geliştikçe, Hal gibi robotlar, fişlerinin çekilmesini önleyecek karşı yazılımlar üreteceklerdir!

Ok yayından çıkmış bir kere!

Bana robot olup olmadığımı soran robota gelince… Belki de bir dahaki sefere “Henüz değil” yanıtını verip onu şaşırtmalıyım!

Espriden anlar mı dersiniz?

ABSTRACT

I am sure you have been irritated by computer screens asking you whether you are a robot. Ironically, this question regarding your humanity is posed by a robot. I see this as one of the early instances of a growing confrontation between humans and robots. In more and more “human” areas decisions about humans are made by robots equipped with Artificial Intelligence (AI). This I find alarming not because robots are more likely to make bad decisions, but because they lack those extra dimensions of humane virtues which, we believe, make us “special”. In my opinion, humancentric concerns regarding AI are justified, even though I am pessimistic about the final outcome.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.