enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yaşam, İnsan, Siyaset Sarmalında Yol Ayrımı

Yaşam, insan ve canlıların, kâinat-doğa bütünlüğü/uyumu içerisinde, sürekliliğe sahip değişimin yarattığı gerçeklik ortamıdır.

Düşünen, ifade edebilen, üreten insanların, toplumların, canlıların yaşam standartları/şartları, beklentileri, ihtiyaçları/talepleri karşılayabilme derecesine göre ölçülür/tepkiler ortaya çıkarır.

İnsanlık tarihi de, öncelikle insan ve toplumlar için yaşamı kolaylaştırıcı/zenginleştirici yol yöntemler arayışında, siyaset/politikalar üretimini ortaya çıkarmış, kurumsal yapılar oluşturmuş, bilimsel üretimler ortaya çıkarmıştır.

İnsanı, yaşamı, toplumu geliştirici siyaset pratikleri üretimi dışında, sorunlar yaratan, insana-topluma-doğaya zarar veren uygulamalara karşı, siyaset/politika bakımından, meşruiyet tanıyan yaklaşımların dayanağının bulunmadığını söyleyebiliriz.

Tarihsel gelişmelerde; Feodalizm, Kapitalizm, Sosyalizm (Komünizm), Emperyalizm süreçleri pratiklerinin değerlendirilmesi önem kazanır.

Aydınlanma, Endüstri Devrimi, uzay-bilişimde gelişmelerin etkileri, Yeni Emperyalizmin karakteri ve etkileri gibi konular ise siyasetlerin farklı yapılarına göre çok farklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Sömürgecilikle bütünleşen, Kapitalizmle şekillenen Yeni emperyalizm pratiği ise yeniden yapılanma arayışları bakımımdan, tehdit olma özelliğini artırarak korumaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonuçlarının yarattığı çok büyük, dehşet verici, acı ve yıkımlar üzerinde şekillenen, Kapitalist, emperyalist, faşist, reel sosyalist, otoriter modellerin oluşturulduğu bir Dünya’da, insanlığa Barış ve mutluluk getirilememiştir.

Toplumsal mücadelelerin yarattığı siyasi, ekonomik, hak talepleriyle şekillenen evrensel değerlerin ortaya çıkardığı Demokrasi kavramına kazandırılan/kazandırılacak nitelikler ise siyaset bilimi ve pratiğinde geçerliliğe sahiptir.

Soğuk Savaş sürecinin sonlanması, SSCB’nin dağılması, ABD’nin Başat güç olarak hâkimiyet kurma dönemi, Rusya Federasyonunun yeniden hegemonik güç olarak ortaya çıkışı (Putin pratiği), Çin’in yükselişi ve Biden ile ABD’nin yeniden bloklaşma, düşman yaratıcı saflaşma arayışları, küresel-bölgesel-ulusal düzeyde yeni stratejik değerlendirmeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de yaşanan son 20 yıllık AKP iktidarları sürecinin ortaya çıkardığı yıkım ve gerileme, barış, demokrasi, laiklik, üretim, huzur, güvenlik, insani yaklaşımlar, hukuk, adalet kavramlarının içlerinin doldurularak, birlik ve bütünlüğün yeniden kazanılması ihtiyacının, hayati önemine işaret etmektedir.

Rusya ve Çin’in yarattığı Devlet Kapitalizmi pratiğinin büyümesi, emperyalist-hegemonik güçler arası saflaşma ve silahlanma gelişmeleri, Yeni Emperyalizm tehdidi, siyasi-ekonomik mücadelelerin yanısıra, güvenlik riskleri bakımından da tehlikenin artmakta olduğunun göstergelerindendir.

Rusya’nın Ukrayna’yı fiilen işgali olayı, Putin’in açıkça ifade ettiği sebeplerle, güç kullanımına kazandırmak istediği meşruiyet ve ABD-NATO öncülüğünde, Batı’lı güçlerin, çatışma sürecini uzatıcı tutumları, Türkjye siyasetinin yeniden şekillendirilmesi ihtiyacının, hayati önemini ortaya çıkarmaktadır.

Bu konularda, değerli akademisyen-yazar Prof. Emre Kongar’ın, Cumhuriyet Gazetesinde, 07-08 Nisan 2022 tarihli makaleleri, önemli dersler çıkarılabilecek uyarılara sahiptir.

Sayın Kongar’a göre; emperyalist güçlere paralel, otoriter liderler ve yönetimler de, toplumu bilerek ve baskı rejimi kurmak için, kimlik politikalarına başvururlar. Örneğin; Dinci-laik, Türk-Kürt, Alevi Sünni karşıtlığı gibi etnik, din, mezhep, milliyetçilik, ırkçılık, LGBT+ gibi farklılıklar üzerinden, çatışma yaratıcı, saflaştırıcı uygulamaları şekillendirirler.

Türkiye siyasal tarihi, bu konuda sürekliliğe sahip sayısız örnekleri verirken, günümüzde de Cumhur İttifakı iktidarlarının, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, kimlik politikalarıyla, iktidarını koruma ve devamlılığını sağlama çalışmalarının sürdürülmekte oluşu, Ülke ve Millet BEKA’SI bakımından onarılması güç yaralar açmaktadır.

Cumhuriyet’in kurtuluş ve Kuruluş ilkeleri ile muasır medeniyet seviyesini hedef alan Vizyoner temelleri; emperyalizm boyunduruğundan kurtuluş için, totaliter zihniyet ve modeller karşısında, nitelikli Laik Demokratik sisteme işlerlik kazandırılabilmesiyle, mücadele edilebileceğini göstermektedir.

Açıklanan genel çerçeve içerisinde önem kazanan bazı konuları şöyle özetleyebiliriz:

Cumhuriyet’in Kurucu Değerlerine Bağlılık…

Antiemperyalist karakter, bağımsızlığın ve ülke bütünlüğünün korunması,, Laiklik, hukukun üstünlüğü, sosyal devlet, kurucu lidere saygı, nitelikli demokratikleşme süreci, barışçı politikalar, eşit vatandaşlık, üreten ekonomi gibi milli ve evrensel kavramların, zihniyetin şekillendirdiği bir sistemin inşası gibi tarihsel bir görevle karşı karşıya bulunulmaktadır.

Laiklik…

Tartışmasız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli temel ayaklarındandır. Kulluktan vatandaşlığa, özgür insan olmaya geçişi simgeler. Bilimi, aklı, nitelikli eğitimi, çağdaşlığı önceleyen, ulusallıkla evrenselliği bütünleştiren bir zihniyet ve yapının gerçekleştirilebilmesini hedef alır.

Liyakate dayanan Devlet yapısında, hukuki-yasal-meşru olmayan zihniyet ve uygulamalara cevaz verilemez.

Laiklik konusunda, zamana ve konjonktüre göre, göreceli olarak, iktidarları ve muhalefetiyle Türkiye siyasetleri yetersizlikler göstermişlerdir. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren süreklilik kazanan aksaklıkların, AKP iktidarları sürecinde gerçekleşen 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün, sebep ve sonuçlarıyla ulaştığı vahamet, yeterince değerlendirilebilmiş midir? Sorusunun önemini canlı tutmaktadır. Bu konuda Millet İttifakı ve tüm Demokratik Muhalefetin göstereceği hassasiyet hayati önemi haizdir.

Kurumsallaşma…

Laik-Demokratik zihniyetin, bilimin ve liyakatin, hukuk ve adaletin şekillendirdiği yapıda süreklilik, öncelikli temel meselelerdendir. Otoriterleşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin bu konuda yarattığı ağır çürümenin aşılabilmesi için şimdiden muhalefetin planlı çalışmalar yapmaları ihtiyacı da, ülke ve toplumsal taleplerin öncelikle karşılanabilmesi yönüyle, aciliyet kazanan hususlardandır.

Planlı Ekonomi…

Türkiye ekonomisi, küresel gelişmeler ve baskıların dışında, tek adam sisteminin yarattığı, bilim dışı, keyfi, rantiyeye hizmet eden politikalar ve uygulamalarıyla, insani ve kurumsal yıkımlara sebep olmaktadır. Asgari ücretin genel ücrete dönüştüğü, açlık sınırının altında kaldığı gelişmeler, toplumsal etkileri yönüyle de, yeni riskleri davet edici mahiyettedir.

Toplumsal tepkiler ve talepler, bu konularda da, Demokrasi Cephesinin, güven verici, sorunları çözümleyici, planlı politikalar üretmeleri ihtiyacına öncelik verildiğini göstermektedir.

Tarafsız Bağımsız Yargı Sistemi…

Cumhuriyet’in Demokrasi ile taçlandırılması mücadelesinde, önceliği ve önemi tartışmasız kabullenilen bir konu. Yaşanılan süreçler, kabul edilemez yıkım ve tahribatların oluşturulduğunu göstermektedir. İşgal ettirilen kurumsal yapılar, kumpaslarla örülmek istenilen duvarlar, ortaklaşılan-araçsallaştırılan kadrolar, Cumhuriyet kadrolarının tasfiyesi, sistemin kontrol altında tutuluşu gibi sonuçlar, yeniden inşanın aciliyetini ve önemini gösterir mahiyettedir.

Cumhuriyet, Demokrasi, insani, evrensel değerlere sahip hukukçuların, akademisyenlerin, aydınların, sorumluluk taşıyan tüm aktörlerin, ortaya çıkaracakları yapıcı irade ihtiyacı ehemmiyete haizdir.

Barışçı Dış Politika…

Kurtuluş ve Kuruluş Mücadelesinin kazandırdığı çok önemli bir gerçeklik. Emperyalizmle mücadelenin, Bağımsızlığın korunmasının, İç ve Dış politikalar bütünlüğünün/paralelliğinin korunabilmesinin, siyasi-ekonomik istikrarın korunabilmesinin anahtarı olarak ifade edebiliriz.

İçerisinde bulunduğumuz şartlar, ittifakların getirdiği sorunlara rağmen, Barışı hedef alan politikaların geliştirilebileceğini göstermektedir.

Küresel, Bölgesel gelişmelerin yaratmakta olduğu risklere rağmen, öncelikle İÇ CEPHEDE, Demokratik Sistemin niteliği, siyasi ekonomik istikrar, uzlaşı kültürü gibi kavramlara hayatiyet kazandırılması gerçekliğinin kabulü gerekmektedir.

İttifaklar Meselesi…

Yaşanmakta olan sürecin ortaya çıkardığı riskler ve ağır koşullar, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri sonuçlarına hayati önem kazandırmaktadır.

Demokratik Sistem içinde gerçekleştirilen bir seçim yarışı mevcut değildir. Hak, Hukuk, Adalet kriterlerinin işlerliklerinden söz edemiyoruz.

Demokratik muhalefetin müstakil kurumsal yapılarıyla yarışabilecekleri bir ortamdan sonuç alabilme ihtimali de, çok büyük riskler taşımaktadır.

Vatan ve Millet çıkarları, topyekûn dinamiklerin göstergeleri, Demokrasiyi, hukuku, insani değerleri içselleştirmiş tüm kurumsal aktörlerin birlikte hareket edebilmelerini zorunlu kılmaktadır. Münferit kazanım için değil, Cumhuriyetin, Demokrasinin, Milletin kazanımı için işbirliği ve dayanışma zamanıdır.

Cumhur İttifakı karşısında, en geniş Demokrasi Cephesi’nin ve ittifaklarının gerçekleştirilebilmesi zorunluluğu, objektif/sübjektif zorunluluğumuzdur. İdeolojik, politik çıkar farklılıklarının öncelik alacağı şartlar mevcut değildir.

Bu durum tüm siyasi aktörlere, tarihi sorumluluk yüklemektedir.

Millet İttifakının bütünlüğünün korunması, geliştirilmesi önemini artırarak korumaktadır. Somut projelerle, aktif/etkileyici politikalarla, kitlelerin güven ve desteğini artırıcı çalışmalara süreklilik kazandırılması, acil ve öncelik alan ihtiyaçlardandır.

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) nin, Demokrasi İttifakı, Üçüncü Yol çalışmalarının niteliği ve başarısı da, önemli gelişmelerdendir. Demokrat Sosyalist farklı hareketlerin arayışları da dikkatleri çekmektedir.

İttifaklar arasında kurulacak köprüler, geliştirilecek işbirliği çalışmaları, Cumhuriyet’i Demokrasi ile taçlandırma mücadelesinin başarısı için, vazgeçilebilecek, göz ardı edilebilecek bir konu değildir.

PKK sorununun da içerisinde bulunduğu temel sorunların çözümlerinin anahtarının, Nitelikli Demokratikleşme ve Millet İradesine dayandırılması olduğu hususu da, bir gerçekliğimizdir.

HDP’nin; PKK’nın silahlı mücadelesi, emperyalizmle bağlantıları, Türkiye Siyasi Hareketi olunmasının önemi, çözümlerin demokratikleşen Türkiye’nin potansiyeli içerisinde gerçekleşebileceği hususlarında, güven artırıcı adımları önemini artırarak korumaktadır.

Kürt meselesine, iç-dış politika çıkarları, sandık hesaplarıyla yaklaşılması, vatan-millet çıkarlarına yapılabilecek ağır ihanetlerdendir.

Sonuç

Alternatifsiz Yolumuz; Cumhuriyet’in geliştirilebilen Kurucu Değerleri, Nitelikli Demokratikleşme, Hukukun Üstünlüğü, Üreten Toplum ve demokratların en geniş ittifaklar ve işbirlikleri oluşturabilmeleri gerçeğinden geçmektedir…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.