Bodrum Gündem

Erkan Baş’tan konut ve kira krizine karşı çözüm önerileri

Erkan Baş’tan konut ve kira krizine karşı çözüm önerileri
10.05.2022
0
A+
A-

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yurttaşların artan kira ve konut sorununa karşı partisinin önerilerini sıraladı. “Barınmayı bir rant alanı olarak zihniyet ile hesaplaşmadan bu sorun çözülemez” ifadelerini kullanan Baş, ayrıca göçmen sorunuyla ilgili de “Bu sorunu biz çözeriz” dedi.

Bodrum Gündem Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) bugün düzenlediği basın toplantısı ile gündemi değerlendirdi. Sözlerinin başında Gezi Davası’na değinen Baş, “Bu kumpas davasında tutuklanan, haksız hukuksuz biçimde cezaevinde tutulan arkadaşlarımıza da en içten sevgilerimizi, dayanışma duygularımızı paylaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklamaları şöyle:

Dün gece Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan “müjde” ile başlayacağım. Başlarken şunu söyleyelim, sanırım pek çok yurttaşımız için geçerli, Cumhurbaşkanı ve etrafı ne zaman bir “müjde” açıklasa, açıklayacağını söylese hemen “eyvah” diyoruz. “Eyvah yine başımıza bir bela saracaklar” diyoruz. Doğrudan Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan yazılı açıklamaya bakalım: “Konut finansmanı konusunda üç ayrı paketi milletimizin hizmetine sunuyoruz. Vatandaşlarımızı özellikle konut sektöründeki bu arızi dalgalanmadan korumak amacıyla bir dizi tedbiri hayata geçirme kararı aldık. Bu çerçevede, konut finansmanı konusunda 3 ayrı paketi milletimizin hizmetine sunuyoruz. Birinci paketle ilk defa ve tek konut sahibi olacak vatandaşımıza 2 milyon liraya kadar değere sahip birinci el satın almalar için 10 yıla kadar vadeli ve aylık yüzde 0,99 faizli konut kredisi sağlıyoruz.”

10 Yıl Su Bile İçmeden Ev Sahibi Olun…

Bu ne anlama geliyor hemen bakalım. Mesela bir yurttaşımız 1 milyonluk ev almak istese bir emekçi 10 yıl boyunca ayda 14 bin 700 lira ödemek zorunda. 1 milyon kredi çekerse her ay 14 bin 700, 2 milyon çekerse 28 bin 000 lira ödenecek. Saray Rejimi diyor ki “Siz 5 kişi çalışın, su bile içmeyin ve o parayla 10 yılda ev sahibi olun”… Bu halkın aklıyla alay etmektir. Bu ülkede asgari ücret 4253 lira. Buraya gelirken baktım, en ucuz 4 kişilik çadır 4 bin 700 lira. Asgari ücretli ancak çadır alabiliyor, o da bir ay boyunca su bile içmezse…

AKP Yine Yandaş Müteahhitleri Destekliyor…

Peki kim alacak bu evleri? Bir kere en fazla 4-5 maaş alan kendi yandaşlarına yeni bir rant kapısı açıyor. Adını koyalım burada halka, emekçilere, bize bir müjde filan yok. AKP yine beton ekonomisini destekliyor. AKP yine yandaşlarını, yandaş müteahhitleri destekliyor. Erdoğan zenginlere, mütehhaitlere aşk ile hizmet ediyor. Soru çok basit aslında. Neden sıfır evlere sadece kredi? Müteaahitleri kaç kere daha besleyeceksiniz? Vatandaşın alınterini müteahhitlere peşkeş çekmekten bıkmadınız mı? AKP müjdesi dar gelirliye değil, zengine, 4-5 maaş alan kendi elemanlarına veriyor. 10 tane evleri var, 15 tane evleri var; alsınlar başlarına çalsınlar. Bunlar bu evleri alırken yoksullar daha çok acı çekecek. Her ucuz kredi verdiğinizde ev fiyatları daha da ulaşılmaz oluyor. 2000 yılında açıkladınız fiyatlar 1 ay içinde yüzde 40 arttı. Şimdi daha gecesinden emlak sitelerinde fiyatlar yüzde yirmi arttı. Eskiden bir emekli yıllarca çalıştığı ettiği emeğinin karşılığı aldığı tazminatla ikramiye ile bir ev alabiliyordu. Şimdi bir oda bile alamaz halde! Yıllarca çalışmış insanlar için huzurlu bir evde oturmak bile hayal…

Kiracıların Oranı Her Gün Artıyor…

AKP bir taraftan bir beton ekonomisi ile durumu idare etmeye çalışıyor, yandaş mütehhaiti zengin ediyor ama diğer taraftan ülkemizdeki kiracıların oranı her geçen gün artıyor! AKP iktidarı, insanları ev sahibi yapmıyor, kamunun arazilerini talan ettirerek kendi yandaşlarının, zenginlerin servete sahip olmasını sağlıyor. Diğer tarafta bırakılım insanların ev sahibi olmasını babadan dededen kalan evleri satarak yaşamına kiracı olarak devam etmek zorunda kalıyor. Geride kalan 10 yıl içinde Türkiye’de konut sayısı artmış ama kiracı sayısında da büyük bir artış yaşanmış durumda. Yetmiyor, kiralar her gün artmaya devam ediyor.

Zihniyet İle Hesaplaşmadan Bu Sorun Çözülmez…

Değerli arkadaşlar, bu işin özeti şudur: İktidar bir hak olan barınmayı bir rant alanı haline getirmiş durumda. Normalde barınma bir haktır, yıllar içinde rant alanına dönüştü. Nasıl insanların eğitim kaygılarını piyasalaştırdınız, nasıl sağlığı ile kaygıları ranta dönüştürdünüz şimdi barınmasını ranta dönüştürdünüz. Barınmayı bir rant alanı olarak gören zihniyet ile hesaplaşmadan bu sorun çözülemez. Emekli ev kirası bile ödeyemiyor. Bu zihniyet devam ederse, yakında emekli yurttaşlarımızı ya sokağa atacaksınız, ya huzurevleri sayısında patlama olacak, ya da çalışırken ölecekler. Yurttaşın konut sorununu çözmek ne demek? Esas olan insanları kira ödeme derdinden kurtaracaksın, herkesin başını sokabileceği, ailesiyle, sevdikleriyle huzur içinde yaşayabileceği bir evi olacak. Hadi diyelim bunu yapamadın. Kiraları düşüreceksin. Kiralar nasıl aşağı çekilir? Tavan fiyat uygulamasıyla olabilir, yurttaşın konut sorununu çözmek için çalışması gereken TOKİ ev kiralayabilir, artan oranlı emlak vergisi ile fazla evi olanlardan vergi alınabilir. Birazdan somut önerilerimize geleceğim. Uzun vadeli kredi borcuna girmek zorunda kalan insanlar, patronların en mutlu olduğu çalışanlardır. İnsanlar borçlanarak bağımlı hale geldiğinde, haksızlıklara karşı daha az ses çıkarabiliyor, daha zor şartlarda daha fazla çalışmaya mahkûm edilebiliyor.

Beykoz Halkına Selam Olsun…

Beykoz halkına selam ediyorum. Doğayı hiçe sayarak Beykoz’u rant uğruna kendi yandaşlarına peşkeş çekmeye devam ediyorlar. Beykoz önemli çünkü iktidarın iştahını kabartıyor. Beykoz’un kuzey ormanları olarak adlandırılan bölge 3.boğaz köprüsü güzergahı Şile’ye kadar devasa bir alan. Planları Beykoz çayırının yapılaşması ve en önemlisi Beykoz’da ki yerleşik, emekçi halkın Beykoz’dan el çektirilmesi.

Konut Ve Kira Krizi Nasıl Çözülür?

Bugün hem bir kira krizi hem de konut krizi ile karşı karşıyayız. Ülkemizde ev sahibi olma oranı giderek düşmekte. AKP özgürlüklerimizi çaldığı gibi en temel haklardan olan barınma hakkımızı da çalarak lüks bir olanağa dönüştürmüş durumda. Aileden kalan bir evi yoksa başını sokacak bir ev sahibi olmak artık neredeyse imkânsız. Buna konut krizi diyoruz. Üstelik konut stoku fazlası olan bir ülkede bu kriz kelimenin tam anlamıyla bir siyasal sistem krizidir. Bu kapitalizmin, Saray Rejimi’nin ve AKP’nin krizidir. İkinci olarak da kira krizi yaşıyoruz. Barınma hakkının piyasada alınıp satılan bir meta haline gelmesi ve artan konut fiyatlarıyla birlikte kiralar da fahiş noktalara varmış ve kiracılar yıllardır yaşadıkları evlerden ayrılmaya zorlanmakta veya tam anlamıyla ev sahibinin insafına kalmış durumdalar. Bu iki krizin de çözümü gayet basit. Saraylarda keyif yapanlar anlamaz, insanların başını sokacakları bir evden, bir daireden bahsediyoruz. Konut hakkını yani barınma hakkını tıpkı ekmek, su gibi temel bir hak görerek başladığınızda sorunu esastan çözmeye başlarsınız. Türkiye İşçi Partisi olarak konut ve kira krizi konusunda önerilerimizi 3 başlıkta kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz: – Kira artış oranlarına ilişkin kanun dışı uygulamalar denetlensin ve keyfiyete son verilsin. – 3’ten fazla konutu olanlardan her ev için artan oranda vergi alınarak bir konut destek fonu oluşturulsun. Böylelikle fiyatları “emlak piyasası” değil yurttaşa konut hakkı prensibi belirlesin. Emlak ve inşaat baronlarının değil, kiracının, öğrencinin, dar gelirlinin yüzü gülsün. – Bu fon, devletin maliyetine konutlar üretmesi ve öğrencilere yurt sağlamak ve kira yardımı yapmak gibi amaçlar dışında kullanılmasın. Yerel yönetimlerin sosyal konut üretmesinin önündeki engeller kaldırılsın. Konut fazlaları sosyal konutlara dönüştürülecek şekilde devlet ve yerel yönetimler tarafından alınarak asgari ücretin üçte birinden fazla olmayan bir bedel karşılığında ihtiyaç sahiplerine verilsin.

Patronların İhtiyacı, AKP’nin Keyfiyeti…

Malumunuz göç üzerinden yaratılan tartışma gündemden hiç düşmüyor. Türkiye İşçi Partisi olarak, Saray Rejimi’nin yarattığı bu göç sorununu çözmek için ciddiyetle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’yi emperyalistlerin bir göçmen kampı haline getiren Saray Rejimi, ne yurttaşların, ne de bu ülkedeki göçmenlerin hakkını hukukunu düşünmüyor. Bu yüzden ortada adına göç yönetimi diyebileceğimiz bir şey de bulunmuyor. Patronların ihtiyacına, AKP’nin keyfine göre sınırlar da açılıyor, kayıtsız/belgesiz göçmen emekçiler korkunç sömürü koşullarında da çalıştırılıyor. Geçtiğimiz günlerde Süleyman Soylu çıkmış, utanmadan sıkılmadan diyor ki: “Fabrikanda Suriyeli çalıştır, sigorta da yapma. Sonra ‘Bu Suriyeliler ne olacak’ de. Önce iş insanları isyan edecek.” Bu nasıl bir utanmazlıktır? Dünün çalışma, bugünün içişleri bakanı, patronlar için yerli yurttaş fark etmez nasıl bir sömürü imparatorluğu kurduklarını itiraf ediyor.

İşte AKP’nin Özeti…

Önce Neo-osmanlıcı, milliyetçi-islamcı hayallerle Suriye’nin bir kan gölüne çevrilmesine destek verip milyonlarca insanın yerinden yurdundan olmasına sebep oldular. Sonra, kayıtsız-belgesiz göçmen emeği sömürüsü ile patronları beslediler, karlarına kar, servetlerine servet kattılar. İşte AKP’nin özeti budur değerli yurttaşlar. Bu gerçeği açık biçimde ortaya koymadan bununla hesaplaşmadan hiçbir sorun çözülmez! AKP’nin sistemsiz, tutarsız, patronları ve AB’yi memnun etmeye dayalı göç idare anlayışının halkımızda bir kaygı yaratması olağandır. Kaygıların esas düğümlendiği yer “Birlikte yasadığımız, birlikte ürettiğimiz bu ülkenin elimizden kayıp gitmesi” endişesidir. Yarın nasıl bir ülkede yasayacağımızı kestirememenin verdiği güvensizliktir. Bu ülke nasıl bu hale geldi; bizim çocuklarımızı ne bekliyor? Bunlar o kadar haklı sorular ki… Fakat bu sorular, kaygılar ne göçmenlerin gelmesiyle başlamıştır, ne de onların geri gönderilmesiyle ortadan kalkacaktır. Çünkü emekçilere bugün hayati cehenneme çeviren, ülke insanini piyasanın insafına terk eden, eğitim sistemini yamalı bohçaya çeviren, kadınları sokaklarda yürümeye korkar hale getiren, ülke insanini birbirine düşman edip, bölen göçmenler değil bu Saray Rejimi’dir; Tayyip Erdoğan’dır. Onun bu ülkeye giydirmeye çalıştığı piyasacı, yobaz toplum projesidir.

Çözüm, Saray Rejimi’yle Hesaplaşma…

Esas sorumluyu, halkımızı yoksulluğa, sefalete, geleceksizliğe sürükleyen Saray Rejimi’yle gerçek bir hesaplaşma yasamadan, sermaye düzenini ortadan kaldırmadan “bu ülke nereye gidiyor” sorusu ortadan kalkmayacaktır.

Ateşe Benzin Dölenler Değil, Biz Çözeriz…

Halkımıza şunu söylüyoruz: AKP ülkeyi göçmen idare merkezine cevirdi; bu ciddi bir sorundur ve bu sorunu biz çözeceğiz. Sorunu yaratanlar çözemez. Bu sorundan nemalanmak isteyen, oy kaygısıyla yaklaşanlar çözemez. Nefretle yaklaşanlar, ateşe benzin dökenler çözemez. Bu sorunu, AKP’nin suçlarını temize çekmek, Erdoğan’ın sorumluluklarını gizlemek için provokasyonlar gerçekleştirenler çözemez. Biz çözeriz. AKP de Erdoğan da çok sevdi bu göçmen tartışmasını. Geçen hafta “1 milyon kişi göndereceğiz” diyordu, şimdi tutacağız diyor. Herkes göçmenleri tartışsın, hedefe göçmenleri yerleştirsin ki bu halk bir olup zamlı elektrik faturasının, artan kiraların, marketteki fahiş fiyatların hesabını bizden sormasın, diyorlar. Yurttaşlarımız dikkatli ancak müsterih olsunlar: bu ülkeyi cehenneme çeviren AKP’nin kendi sorumluluklarını gizlemesine, suçlarını başkalarının sırtına yükleyip hesaplaşmayı ertelemesine izin vermeyeceğiz.

Somut Olarak Neler Yapılmalı?

Somut olarak yapılması gerekenler için önerilerimiz ise şöyle:

1-Göç dalgalarının başlıca sebebi savaşlardır. İnsanları yerinden yurdundan eden emperyalist müdahalelerin ürünü savaşların karşısında duracağız. Türkiye’yi Ortadoğu’daki savaş girdabına sürükleyen akıldışı dış politika anlayışını terk edeceğiz.

2-Savaşlardan, katliam ve politik kıyımlardan kaçan kişiler ile sadece ekonomik amaçlarla Türkiye’ye gelen kişiler farklı gruplardır ve farklı politikaları gerektirir. Sınır politikamızı, AKP iktidarının ideolojik tercihleri ve sermayenin ucuz işgücü talebine göre değil, evrensel hukuk ilkeleri ve halkımızın yararı uyarınca yeniden şekillendireceğiz.

3-2016 yılında imzalanan ve ülkemizi bir göçmen idare merkezi haline getiren Geri Kabul Anlaşmasını iptal edecek, AB ve Körfez ülkelerini eşit sorumluluk paylaşımına zorlayacağız.

4-Göçmenler dâhil bu ülkede yaşayan kimse kayıt dışı, sigortasız ve insanlık dışı koşullarda çalışmayacak. Eşit işe, eşit ücreti ve sosyal adaleti sağlayacağız.

5-Yurttaşların yaşam biçimleri ve özgürlüklerine yönelik kaygılarını ciddiyetle ele alacağız: Eşit yurttaşlık mücadelesine, emeğiyle geçinen ve bu toplumda yaşama iradesine sahip herkesi dahil edeceğiz.

6-Eşit ve özgür bir ülke mücadelemizin nefret dolu provokasyonlarla bulandırılmasına, AKP’nin bu yolla kendi sorumluluğunu ve suçlarını gizlemesine izin vermeyeceğiz.

Bu Memleketi Yobazlara Teslim Etmeyeceğiz…

Bu gerici, bu yobaz iktidar nelerle uğraşıyor… Eskişehir’de sanatçıların Anadolu Fest’i yasaklanıyor. Bu sanata düşmanlıktır. Bu kararı şiddetle protesto ediyoruz. Sanatçı arkadaşlarımızın yanındayız. Rakı içerken insanların fotoğraf paylaştığı için tutuklama talep edilmesi kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Bu memleketi yobazlara, yobaz zihniyete terk etmeyeceğiz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.